| | | |  | Pamuk 2009-10 eğitim yılında Harvard Üniversitesinde verdiği yedi konferansta Schiller'in aynı adlı şiirinden yola çıkarak roman sanatını, hem yazar hem de okur açısından irdelemiş, daha sonra bu çalışmasını aynı ad altında kitaplaştırmıştır. Saf romancıyı naif, çocuksu, içinden geldiği gibi yazan, konuyu aklımıza resimlerle aktaran romancı olarak tanımlarken; düşünceli romancıyı da doğadan uzak düşmüş kendi içine kapanmış, romanın teknik yapısını kendisine dert edinen, ahlâkî meseleleri olan bir yazar olarak çizmiştir. Pamuk'a göre her iki tanımlamayı da içinde barındıran yazar başarılı olacaktır. | | |  | Bilge Karasu, "Gece" de katman katman bir düşsel dünya kurar. Bir katmanda toplumsal, kültürel, tarihsel karabasanlar içindeki bireyin korkuları, umutları, açmazları anlatılır. Bir diğer katmanda ise yazarın, bölümler arasındaki ilginç dipnotlarla okuru yazma edimine dahil etmesi ile kitap ayrı bir boyuta ulaşır. Dört bölümde ele alınan eserde olaylar farklı açılardan ele alınarak aktarılırken bölümlerarası ipuçları kitaba ayrı bir polisiye heyecan ekler. Dildeki amacının "...benim dilim çiçek derlemek üzere eğilip kalkan bir gövdenin yumuşaklığına, dalgalanışına ulaşmalı." diyen Bilge Karasu hiç kuşkusuz bu kitabı ile bir "dil ustası" olarak amacına ulaşmıştır. | | |  | "Kendimi, dilimi ve birlikte doğup büyüdüğüm insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim.Sevgili Arsız Ölüm bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır. Keşke onu daha soluk soluğa, daha parçalanmış bir teknikle, daha erken yazabilseydim." – Latife Tekin | | |  | Feminist, anarişist, aydınlanma akılcılığının yerine Taocu bir mistisizmi benimseyen la Guin Freud’un erkekçi söylemi yerine Jung’un kollektif bilinçdışı söylemine yatkındır. Ama Jung’un mistisizmini de kendi gerçekçiliğiyle örter. Rüyalarımızla bize ulaşır. Hayalgücüne yaslanır. Başta "Mülksüzler" olmak üzere. "Yerdeniz" serisi ile Bilim-kurgu edebiyatının en üstün örneklerini vermiştir. | | |  | Türk edebiyatının en çetin metinlerinden biri olan "Buzul Çağının Virüsü" 1950'lerin çalkantılı politik ortamını, "İkinci Yeni" akımının şiirselliği içinde okuyucuya aktarıyor. Yazar dönemim panaromasını, politik baskı altındaki taşra insanının umutlarını, düş kırıklıklarını, korkularını, varoluşsal yalnızlığını çok girift ve örtük bir kurgulama ile ele alıyor. Ayrıca eserinde, bilinç akışı tekniğiyle ileri geri giden zaman parantezleri içinde, yürek burkan bir aşk hikayesinini de dile getiriyor. | | |  | Gece imgesinden yola çıkarak toplumun ve insan ruhunun en karanlık yanlarını irdeleyen Bilge Karasu kitabını hem bireysel hem de toplumsal olaylarla temellendirmiştir. Girift bir yapıya sahip olan, belirli bir olay örgüsü bulunmayan, imgelerle yüklü çetrefil bir dile sahip olan kitap, edebiyatımızın en zor, okuyucudan en fazla emek talep eden eserlerinden biridir. Eser 1970 yılında Sait Faik armağanını kazanmıştır. | | |  | Bilge Karasu "Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı" adlı eseriyle 1970 yılında Sait Faik armağanını kazanmıştır. Arkaik bir zaman diliminde geçen kitapta, yeni bir inancın topluma baskı ile dayatılması ile, bireyin inanç, kahramanlık gibi kavramlar karşısında kendi karanlık yanları ile uzlaşarak hesaplaşması ve bu süreç sonunda bir aydınlanma noktasına erişmesi ele alınmaktadır. Sitemizde ayrıca Metis Yayınevi'nin yayımladığı "Bilge Karasu Aramızda" adlı kitabında yer alan Nurdan Gürbilek'in Yazı ile Arınma başlıklı kapsamlı bir yazısı bulunmaktadır. | | |  | Berna Moran eseri şöyle özetler: “…Zebercet’in yalnızlığı ve iletişimsizliği kendi psikolojik nedenlerinden ötürü daha uç noktalarda yaşar, ama sorunu genel insanlık sorunudur. Ayrıca romanın topluma dönük bir yanı olduğunu da unutmamalıyız. Atılgan, haksız düzenden, sömürüden, ezilenlerden söz etmezse de Anayurt Oteli bir tür başkaldırı romanıdır, çünkü dolaylı bir biçimde sergilediği toplum, anlayışsızlığın, acımasızlığın, şiddetin ve ahlaksızlığın yaygın olduğu yozlaşmış bir toplumdur. Bu metne bu açıdan bakarsak ilginç şeyler saptarız.” | | |  | Meriç'in Türk öykücülüğünün geleneksel çizgisi ile yenilikçi yönelişleri arasında sağlam bir köprü kurduğu kabul edildi. Yalnızlığından kurtulamayan kadınları anlatmadaki başarısı ve şiirli havasıyla 1950 kuşağının öykücüleri arasında belli bir çizgi oluşturdu. Öykülerinde iç ve dış gerçekler iç içe verilirken duygu ve düşünceler çağrışımlarla sürekli beslenerek gelişir. Özellikle ilk yapıtlarında alttan alta sevgiye, iyimserliğe ve umuda yöneliş sezilir. | | |  | Dosteyesvki'nin "Suç ve Ceza" adlı eseri ile sıklıkla kıyaslanan "Batılı Gözler Altında" ile "Gizli Ajan" adlı kitaplarında terörist eylemleri irdeleyen Conrad,, 11 Eylül saldırılarından sonra "Edebiyatın Nostradamus'u" olarak anılmaya başlamıştır. Ünlü bir Rus devrimcisi olan babasının Sibirya'ya sürülmesi Conrad'ı derinden etkilemiş, onun ölümünden sonra ülkesini terketmesine neden olmuştur. Batılı Gözler Altında romanı ile Conrad, devrimci akımların ve ideallerin, sıradan insanlar üzerinde sebep olduğu derin acıları irdeler. Conrad kitabını bitirdiktan sonra, kendi roman kahramanlarıyla tartıştığı haftalarca süren bir bunalıma girer. | | |  | Henüz endüstrileşmemiş küçük bir üke, zengin petrol rezervleri nedeniyle, emperyalist mekanizmaların baskısı altında "siyaset çarkının" döngüsüne kapılır. Bu döngüde toplum önce ihtilâl yapar, özgürlüklerine kavuşur ama sonra petrol nedeniyle egemen güçlerin baskısına uğrar ve ardından kaçınılmaz olarak teslimiyet gelir. Kitabın baş kahramanı Jean Aguerra, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, petrolün millileştirilmesi, serbest seçimlerin yapılması vaadiyle, ülkede yapılan devrim sonrasında başa geçer. Ancak onun da, vaadlerini yerine getirmesine izin verilmez. Daha önceki başkanlar gibi "siyaset çark" ının dişlileri arasında öğütülür. Yeni bir başkan başa geçer ve kaçınılmaz bir şekilde çark yeniden döner. | | |  | Çernişevkiy'nin 1862 yılında hapishanede dört ayda yazdığı "Nasıl Yapmalı" kitabı Lenin'de dahil olmak üzere pek çok radikal düşünürü etkilemiştir. Hatta kitabın Rus Devriminin dinamik altyapısını Marx'ın "Kapital" înden daha fazla etkilediği söylenir. Çernişevskiy kitabında, emekçiden, yoksuldan yana ütopik bir dünya çizmiş, baskıdan, yoksulluktan cehaletten kurtulmanın yollarının elbirliğiyle dürüst olmak, çalışmak ve sevmek olduğunu anlatmıştır. Çernişevki işçi şarkısında. "Öğreneceğiz, çalışacağız, şarkı söyleyeceğiz, seveceğiz, dünya cennet olacak. Yaşamaktan sevinç duyacağız bu iş böyle olacak, o günler gelecek, hepimiz göreceğiz o günleri..." der. | | |  | Roland Barthes'in "anıtsal" olarak tanımladığı Proust'un 3000 sayfayı aşkın, "Kayıp Zamanın İzinde" eseri otobiyografik ögeler taşımaktadır. Bilinçakışı tekniği ile yazılmış olan romanında Proust, çocukluğundan kesitler aktarmış, zamanının kapalı devre aristokrasisini, dedikodularını, etik dışı davranışlarını didiklerken, insan karakterinin en ücra köşelerini ustalıkla sergilemiştir. Eserinin ana izleğinin "zaman" kavramı olan Proust, bir sanatçı olarak görevinin, "içimizde yaşayan geçmişi" ortaya çıkarmak olduğunu söylemiştir. | | | 
| Kulübümüz faaliyetleri arasında felsefe konularına eğilmek üzere düzenlediğimiz çalışmalarımızın birinci bölümünde Tarih İçinde Felsefe, Felsefik Akımlar, Belli Başlı Filozoflar gibi konuları inceliyoruz. Bu konuları içeren felsefe sayfalarımız şöyle
"Biraz da Felsefe" "Derrida ve Yapısökümcülük" "Merkezi Felsefik Akımlar ve Metafizik" "19 Yüzyıl Önemli Düşünce Akımları" | | |  | James Joyce'un Dublinliler adlı kitabının son öyküsü Ölüler John Huston tarafından filme alınmıştı. Filmin sonundaki çok etkileyici İrlanda folk şarkısını ve filmin final bölümünü video sayfamızda bulabilirsiniz
"Yaygınlaştırmaya değer fikirleri" bulup, yaymak amacı ile 1984 yılında kurulan TED -"Technology, Entertainment, Design" Teknoloji, Eğlence, ve Tasarım konusunda yılda iki konferans düzenlemektedir. Konferanslarla ilgili videolardan ikisini aşağıda sunuyoruz. www.ted.com/ adresinde bu alanlarda pek çok yenilik dolu fikirler bulacaksınız. | | | | | | | | Dipnot Kitap Kulübünu anasayfanız yapmak ister misini? | | | | |
| | 15.02.2012 | O/Hakkari'de Bir Mevsim - Ferit Edgü Türkiye | | 29.02.2012 | Bağdat'ın Sirenleri - Jasmina Khadra - Cezayir | | 14.03.2012 | Murtaza - Orhan Kemal - Türkiye Sunum - Prof Semiramis Yağcıoğlu | | 28.03.2012 | Kuzeye Göç Mevsimi Tayeb Salih Sudan Beckett ve Genet - Tanca'da Bir Çay Fas | | | | 11.04.2012 | Tehlikeli Aşk - Ben Okri Nijerya | | 25.04.2012 | Soweto Öyküleri Mariam Tlali Botswana Uzun Bir Mektup Afrika'da Dul Bir Kadının Hayat Hikayesi - Mariama Ba Senegal | | 09.05.2011 | Geç Dönem Üslubu -Edward Said - Filistin | | 23.05.2012 | Solgun Ateş - Vladimir Nabokov Rus |
Bu sayfalarımızda, eleşirilerimizi, çalışma sorularını, kitap, yazarı, dönemi, felsefesi, edebiyat akımları gibi bilgileri bulacaksınız. Lütfen TIKLAYINIZ Norveç Kitap Kulüpleri, dünyayı ele geçiren televizyon ve bilgisayara karşı klasik edebiyatı yüceltmek için tüm zamanların en iyi yüz kitabını belirledi. Liste, aralarında Salman Rüşdi, Milan Kundera, John Le Carre, John Irving, Nadine Gordimer, Carlos Fuentes gibi isimlerin de bulunduğu 54 ülkeden çok sayıda yazarın katılımıyla belirlendi. Ülkemizden Yasar Kemal, Orhan Pamuk, Ahmet Altan Mehmed Uzun listeye katkıda bulundular. En çok oyu Don Kişot'un aldığı listeyi, açıklandığı gibi, sıra gözetmeden yayımlıyoruz
Kulübümüzde okuduğumuz kitaplar mavi linkler ile işaretlenmiştir. Tıkladığınızda kitap ile ilgili sayfamıza ulaşabilirsiniz. |
Kulübümüz çalışmaları hakkında fikir edinmek ve bizleri yakından tanımak için tıklayınız.
|
Her yorum yazımız kendi kitap sayfasında yayımlanmaktadır. Ayrıca yorumlarımızın dökümünü Bizim Yorumlarımız sayfamızda bulabilirsiniz. |
Son Giren Çalışmalar - Bilgili Seyirci ve Anlamlandırma Süreci (Anayurt Oteli filmi üzerine) - Semiramis Yağcıoğlu Işığa Adanmış Bir Yaşam - Hülya Soyşekerci
Erasmus * Deliliğe Övgu - Yücel Nural Deliliğin Tarihi Kötü Ruhlar Karışınca - Yücel Nural
AKLISELİM DÜNYADA DELİLİK TEK ÖZGÜRLÜK MÜ? Stefan Zweig penceresinden Erasmus ve Deliliğe Övgü - Şule Bölükoğlu
Yeraltında İç Savaşlar - Deniz Şarman
19.yy Rus politik ve kültür ilişkisi - Derleyen - Nevcihan Oktar İslamiyet Öncesi Orta Asya Türkleri - Silvia Franko
İnançlar ve Mitoloji - Silvia Franko Kitapların Sonu mu Geldi? Eren Arcan
Engin Geçtan “Zamane” Üstüne Düşünceler Yücel Nural
Düşlerindeki İnsanları Kendine Daha Yakın Hisseden bir Roman Kahramanı : Emma Bovary- Raşel Rakella Asal
At Çalmaya Gidiyoruz - Şule Bölükoğlu
Ayşe Sarısayın ve "Karakalem Resimler- Hülya Soyşekerci"
"Karbon Kopya'da" Gerçeğin Halleri - Hülya Soyşekerci
Sema Kaygusuz ve "Yüzümde bir yer" için düzeltilmiş Notlar - Deniz Şarman
Yazar ve Okurun Cervantes'in Kaleminde Buluşması - Şule Bölükoğlu
Havaalanında Bir Hafta - Bahar Vardarlı
İçimize Bir Yolculuk - Şule Bölükoğlu
Piyanonun Şairi Chopin - Eren Arcan
Tarih İçinde Müzik - Eren Arcan
Silvia Franko'nun Riane Eiser'in "The Chalice and the Blade adlı kitabı üzerine yaptığı "Kadeh ve Kılıç" adlı çalışması
Yücel Nural Orlanda Figis'in Nataşa'nın Dansı eseri üzerine
Gogol ve Ölü Canlar - Yücel Nural
Yorumlarımızın tüm dökümünü Bizim Yorumlarımız sayfamızda bulabilirsiniz. |
|