Nazım Hikmet

Nazım Hikmet

Kendi sesinden şiirleriyle

Hayatı ve Eserleri için Romantik Komünist sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

 

Anasayfaya
Eleştiri sayfasına


 
                   
Ben, bir insan,
ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben,
tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret ben.
   

 

Dinlemek için lütfen linkleri tıklayın

Angina Pektoris
Büyük Taarruz 1
Büyük Taarruz 1
Büyük Taarruz 2
Büyük Taarruz 3
Doğum
Dörtlük
Dünya, Dostlarım, Düşmanlarım, Sen ve Toprak
Gecenin Saat Biri
Giderayak
Güz
Hasret
Japon Balıkçısı
Kar Kesti Yolu
Karıma İstanbul'dan Mektup
Kerem Gibi
Kıyıdaki İhtiyar
Kız Çocuğu
Masalların Masalı
Memet
Memleketim
Merihe Giden Kozmos Gemisi
Münevver'in Doğum Günü
Nikbinlik
Ruhun
Salkım Söğüt
Sen
Sofra
Stransium 90
Türk Köylüsü
Türkü
Umut
Uyanış
Vaput
Yaşamaya Dair 1
Yaşamaya Dair 2
Yine Yağmur Üzerine

CEVİZ AĞACI

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında
 
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
 
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında

UYANIŞ

Uyandın, nerdesin, evinde
Alışamadım daha
Uyanır uyanmaz
Evinde olmaya
Onüç yıl hapiste kalmanın
Sersemliklerinden biri de bu
Yanında yatan kim?
Yalnızlık değil, karın
Uyuyor melekler gibi
Mışıl mışıl
Yaraştı hatuna gebelik.
Saat sekiz
Demek akşama kadar emniyettesiniz
Çünkü teamülden değil
Polis ev basmaz 
Güpegündüz.

STRONSİUM 90

Acayipleşti havalar,
bir güneş, bir yağmur, bir kar.
Atom bombası denemelerinden diyorlar.

Stronsium 90 yağıyormuş
                         ota, süte, ete,
                         umuda, hürriyete,
                         kapısını çaldığımız büyük hasrete.

Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm.
Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,
ya dünyamıza inecek ölüm.


                          (16 Mart 1958,
                           Varşova - Şvider)

MEMLEKETİM

Memleketim, memleketim,
Ne kasketim kaldı
senin ora işi,

Ne yollarını taşımış ayakkabım,
Son mintanım da sırtımda paralandı çoktaaan,
Şile bezinden.

Sen şimdi yalnız
Saçımın akında,
Enfarkında yüreğimin,
Alnımın çizgilerindesin memleketim

Memleketim, memleketim.

GİDERAYAK

Giderayak işlerim
var bitirilecek,
giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
 

VASİYET

Yoldaşlar nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
         ırgat Osman yatsın yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
           çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
                    daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşularıma gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...
 
>

Valid HTML 4.01 Transitional