Ahmed Arif   Anasayfaya



  Şiir Sayfasına

Pen derneği 2012 Dünya Şiir Günü Bildirisi ŞİİR ÇAĞININ YANKISIDIR

Sennur SEZER

Şiir, çağının seslerinin yankısını taşır: Kahkahalar, çığlıklar,
ıslıklar... Aşk şarkılarına marşlar karışır, ağıtlara çocuk sesleri.
Çok sesli bir korodur şiir, bir orkestra.

  Şairler hükümdarlara övgüler yazsalar da bu sesleri şiirin
orkestrasına ekleyemezler. Bir yıl geçmeden yıpranır gider o övgülerin
kumaşı.

  Eskimeyen, yaşamaya övgüdür, adalete, aşka.

  Bir de diktatörlere yazılmış alaylar eskimez, bin yıllarca.

  Şairler söz ustasıdır. Anadildir ustalığın nedeni. Vay şairlere ana
dilini yasaklayana. Vay insanlara şiiri yasaklayanlara! Her dilde
aşağılanmalı insanın düş gördüğü dilde yazmasını, şarkı söylemesini
engelleyenler. Onlar için sövgüler bile armağan sayılmalı. Adları
silinmeli tarihten.

   Şiir, çağının seslerinin yankısıdır. Şair bu sesleri işler olan
gücüyle. Aşk şarkıları, yaşama övgüleri duyulsun ister şiirinde.
Hıçkırıklar aşktan kopsun, bir ağlayış olacaksa çocuğun ilk ağlayışı
olsun.

   Ve kadınlar, sesleri yüzyıllardır savaşları lanetlemekten yorgun,
ağıtlardan kısık, şiirler söylerler güzel günler için, rüzgâra
karışır. Onlara şiir yazılmaz, yazılanlar aşka övgüdür belki.

   Şiir, çağının seslerinin yankısıdır. Sokaklardan kopup gelen
seslerin uğultusudur. Zafer şiirlerinde ölen askerlerin analarının
ağıdı duyulur. Aç çocuk ağlayışları ve dul kadınların çığlıkları. Bu
yüzden ürperir bu şiirleri okuyanlar.

   Çağının seslerinin yankısı duyulur şiirde.  Şiirinde güzel
seslerin yer almasını isteyen şairin işi zordur. Çünkü açlığı,
savaşları durdurmak için uğraşmak zorundadır. O şairlerin seslerini
duyarız, çocuk seslerine kulak verdiğimizde.

EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ
2012 DÜNYA ŞİİR GÜNÜ BİLDİRİSİ

ÖZKAN MERT  

Şiire bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü şiirin terörist sayıldığı, ana rahmindeki kitapların toplatıldığı çok zor bir dönemden geçiyoruz. 

Şiir tarihin en büyük tanığıdır.
 
Şiir tarihin en büyük tanığıdır derken, gerçek şiirden, edebiyat olan, çağının ayak seslerini yakalayan şiirden söz ediyorum. Rimbaud’un, Neruda’ların, Nazımların, Ritsos'ların, Thomas Tranströmer’lerin nefesinden geçen şiirlerden söz ediyorum.
 
Şiir yazmak ve okumak özgürleşmektir. Ben özgürleşmek için şiir yazıyorum.
 
Şiirin işi insanı bulunduğu en alçak yerden, en yükşek yere çıkarmaktır. İnsanı içinde çırpındığı karanlıklardan, aydınlık bir dünyaya çıkarma çabasıdır
 
Tarihin en büyük tanığı şairlerdir.
 
Ama iktidarların kucağında ‘endişelenen’ ürkek şairler değil, yaşamı boyunca onurlu, haysiyetli, uzlaşmasız ve özgür bir tavır sergileyen şairlerdir. Tarihin gerçek tanıkları onlardır.
 
Bugün şiirimizde yok olmaya giden tavır, gerçek şair duruşudur.
 
-Şair, dünyayı sözcüklerle gören insandır.
 
-Şairin gözlükleri sözcüklerdir.
 
-Şair egosunu yenmiş insandır.
 
Kendini övmeye ihtiyacı yoktur. Bir kanaryanın sesinin güzel olduğunu ispatlamaya ihtiyacı var mıdır?
 
Tarihin keskin bir tanığı olmak ve çağının ayak seslerini sözcüklerin içinden geçirtebilmek için yaşam ateşinin içinde pişmek gerekir. Ağaçların, yıldızlarla konuşmalarını dinlemek ve evren’in ıslığını duymak gerek.
 
Freud: “Ben nereye gittiysem, oraya benden önce gelen bir şair buldum.” der.
 
Sartre: “Ben yazarak, insanların düzeyine yükseliyorum.” der.
 
Şair, tanrı ve insanlar arasındaki boşluğu doldurur.
 
Şiir, işte böyle yüce bir iştir.
 
Böyle yüce bir işi yapabilmek için, şairin de yüce bir tavır sergilemesi gerekir. İşte bugün, Türk Şiiri’nde eksikliği duyulan en önemli şeylerin başında bu geliyor: Gerçek şair duruşu.
 
Şiir, şiir tacirlerinin elinden kurtarılmalıdır. Kötü şiir kurutulmalıdır. Çünkü kötü şiir, sömürü düzeninin bir parçasıdır. Hiç bir okur kötü şiir okumaya mahkum edilemez.
 
Tüm şairleri ve şiirseverleri, sözünü ettiğim onurlu, haysiyetli, özgür ve uzlaşmasız ‘Şiir Çatı’sının altında toplanmaya çağırıyorum.
 
Şiir evrenin ıslığıdır.
 
21 Mart. 2012 / Bodrum  

   

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!