Robert M. Pirsig
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı

Robert M. Pirsig

 

Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

 

23.19.2013


  Editörün Notu : Bu kitap, maddi başarıya karşı başka, daha ciddi bir alternatif önerir. Daha doğrusu bir alternatiften çok “başarı” nın anlamını salt iyi bir iş bulmak ve sorunlardan uzak durmaktan daha geniş boyutlara vardırmaktır önerdiği. Ve salt özgürlükten de daha geniş bir şeydir. Çalışmaya, sınırlandırıcı olmayan pozitif bir amaç sağlar. Sanırım kitabın başarısının asıl nedeni buydu. Tüm kültür, tam da bu kitabın önerdiği şeyleri aramaktaymış. İşte bu anlamda kitap bir taşıyıcı oldu. Robert M.Pirsig

  O Issız Vadiyi Bir Başına Aşacaksın
Adnan Şerifoğlu

http://indigodergisi.com

Zor kitapları okumalıymış insan meğer. Kitap  insanı allak bullak etmeliymiş; insanda bir şeyleri değiştirmeliymiş.  Robert M. Pirsig

Bu yazımda böyle zor bir kitaptan, bir “kült” kitaptan söz etmeliyim sizlere sevgili okuyucularım. kitap, benden önce kendi kendini size tanıtmalı:

“Olacakları elbette kimse kestiremezdi. O zamanlar, kitabı geri çeviren 121 yayıncıdan sonra yalnızca tek bir yayıncı 3.000 dolarlık standart bir avans önermişti. Kitabın, kendisini niçin yayıncılık yaptığını düşünmeye zorladığını söylemiş ve bunun büyük olasılıkla bundan alacağım son para olmasına karşın bu yüzden düş kırıklığına uğramamam gerektiğini eklemişti. Böyle bir kitapta amaç para değildi."

Bu doğruydu. Ama sonra yayın günü, sonra hayranlık belirten eleştiriler, fiil önerileri, yabancı ülkelerde basımlar, benimle konuşmak için bitmek bilmez öneriler ve hayran mektupları geldi birbirini izleyen haftalar ve aylar boyunca. Mektuplar sorularla doluydu: Niçin? Nasıl oldu bunlar? Burada eksik olan nedir? Sizi harekete geçiren şey neydi? Bir tür düş kırıklığı tonu vardı mektuplarda. Bu kitapta, görünenden daha fazla şeyler olduğunu biliyorlardı. Her şeyi öğrenmek istiyorlardı.”

İsveççe bir sözcük vardır: Kulturbärer ‘Kültür Taşıyıcı’ diye, ama ne demek olduğu hâlâ pek açık sayılmaz. Amerikalıların çok kullandığı bir kavram değilse de aslında kullanılması gerekir.

“Bu kitap, maddi başarıya karşı kültürel bir ayaklanmanın baş gösterdiği bir zamana da rastlamıştır. Hippiler maddi başarıyı tamamen reddediyorlardı. Muhafazakârlar şaşkındı. Maddi başarı, Amerikan rüyasıydı. Milyonlarca Avrupalı köylü tüm yaşamları boyunca onun özlemini çekmişler ve sonunda kendilerinin ve gelecek soylarının bundan nasibini alacağı – Amerika denen – bir dünyaya gelmişlerdi. Şimdi şımarık torunları tüm bu rüyayı, kötü bir şey olduğunu söyleyerek suratlarına atıyordu. Ne istiyorlardı?”

Bu kitap, maddi başarıya karşı başka, daha ciddi bir alternatif önerir. Daha doğrusu bir alternatiften çok “başarı” nın anlamını salt iyi bir iş bulmak ve sorunlardan uzak durmaktan daha geniş boyutlara vardırmaktır önerdiği. Ve salt özgürlükten de daha geniş bir şeydir. Çalışmaya, sınırlandırıcı olmayan pozitif bir amaç sağlar. Sanırım kitabın başarısının asıl nedeni buydu. Tüm kültür, tam da bu kitabın önerdiği şeyleri aramaktaymış. İşte bu anlamda kitap bir taşıyıcı oldu.

Yukarıdaki alıntılar Robert M. Pirsig’ın Türkçeye Süha Sertabiboğlu tarafında “Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı: Değerlerin Sorgulanması” başlığıyla çevrilen, orijinal adı Zen and the Art of Motorcycle Maintenance: An Inquiry into Values, kitabına ait.


Robert M. Pirsig
Robert M. Pirsig, 1928 Minneapolis, ABD doğumlu. Yazar, ülkesinde felsefe, kimya ve gazetecilik öğrenimi gördükten sonra, Benares Hindu Üniversitesinde de Doğu felsefesi okumuştur.1959 – 1962 arasında Montana ve Illinois’deki çeşitli üniversitelerde retorik ve kompozisyon dersleri veren yazar, ağır bir sinir krizi geçirmiş ve elektrik şoku terapisi görmüş. Daha sonra 1963- 1967 arasında Minneapolis’te teknik yazar olarak çalışmış. Yazarın, bu eserinden başka, yine Süha Sertabiboğlu tarafından, dilimize çevrilmiş bir eseri daha var: Lila- Ahlâkın Sorgulanması.

Eserin detaylıca tanıtımına geçmeden önce, çevirmeninden de söz etmemiz gerekiyor. Çünkü alkışlanması gereken bir çalışma bu çeviri bence. Sertabiboğlu çevirmenliği yanında bir diş hekimi aynı zamanda. Çevirdiği kitaplara göz attığımızda bunların sayı olarak, benim bilmediklerim de olabilir, otuza yakın olduğunu görüyoruz. Bu çevirilerin birinden, William S. Burroughs- Yumuşak Makine, dolayı da yayınevi sorumlusuyla beraber yargılanmış da. Sören Kierkegaard, V. S. Naipaul, Joseph Conrad, Truman Capote, Karl Marx çevirdiği yazarlardan bazıları…

Pirsig, kitabını ailesine ithaf etmiş. Yazdığı notta , kitapta gerçekten olmuş şeylerden bahsedildiğini özellikle vurgularken, “Retorik gerekçelerle epey değişiklik yapılmış olsa da anlatılanlar esasen gerçek olaylar olarak görülmeli. Fakat ortodoks anlamda Zen Budist pratiğiyle ilgili olarak tamamen doğru bilgiler verdiği düşünülmemeli. Motosikletler hakkında da aynı şey geçerli.” diyerek okurunu uyarıyor..

Kitabın belli bir sınıflandırmaya tabi tutulması çok zor. Çünkü otobiyografi niteliği olan bir roman diyebileceğiniz gibi felsefi bir deneme de sayabilirsiniz. Başlangıçta felsefi bir deneme olarak düşünülen kitap, sonradan anlatıcının on bir yaşındaki oğlu Chris ve iki arkadaşıyla Minnesota’dan California’ya yaptıkları on yedi günlük motosiklet yolculuğunun üzerine kurulan bir roman oluvermiş.

Pirsig, eserinde yolculuğun seyri esnasında ortaya çıkan Phaedrus alt beni ile felsefe yapmakta, Nitelik olgusunu sorgulamakta. Doğudan batıya, Yunandan Hinde gidip gelen düşüncelerle Nitelik olgusu çeşitli biçimlerde, farklı anlamlarda sorgulanmakta en sonunda Eski Yunanda “mükemmellik” kavramı olarak karşımıza çıkmakta…

Anlatıcı yolculuğun başlangıcında motosikletle gezerken her şeyi, öteki araçlardayken gördüğümüzden tümüyle farklı gördüğümüzden bahseder: “Motosiklette bir kafes yoktur. Her şeyle doğrudan temastasınızdır. Artık, izlemekten öte, sahnedesinizdir, bunu kuvvetle hissedersiniz. Ayağınızın on santim altında vızıldayan asfalt gerçektir, her zaman üzerinde yürüdüğünüz şeydir, oradadır; öyle flulaşır ki gözünüzü üzerinde odaklayamazsınız, ama istediğiniz an ayağınızı aşağı indirip dokunabilirsiniz ve dolaysız bilinciniz hiçbir şeyi, hiçbir yaşantıyı kaçırmaz.”

Yolculuğa çıkarlarken kasti olarak plan yapmazlar. Amaç bir yere varmak değil, gezmektir. Chris bu uzun yolculuk boyunca zaman zaman anlatıcıya problemler çıkarır. Sağlık problemlerin den hiç yüksünmez anlatıcı, ancak psikolojik sorunlarla baş etmekte kimi zaman zorlanır. Yol boyunca alt ben Phaedrus, anlatıcıyı hiç yalnız bırakmaz. Sürekli temas halindedirler onunla anlatıcı. Anlatıcının rüyalarına girer. Bu rüyalardan bazıları oğlunu korkutur. Alt beni sayesinde sürekli geçmişe gidip gelen anlatıcı romanın sonunda karabasanlardan kurtulur.


Yeşil çizgiler Pirsig’in yolu

370 sayfalık öğütülmesi zor bu demir leblebi kendi felsefesini yaparken, teknolojinin getirdikleri- götürdükleri ,teknolojiyi kabul edememe, klasik yaklaşım, romantik yaklaşım, bilimsel yaklaşım, kitle hipnozu, sistem, ilerleme, hakikat, zen, güven, sanat ve teknoloji, olgular ve Poincaré, Amerikan doktrinleri, Ömer Hayyam rübaileri, Amerikan çölleri, girişkenlik… gibi bir çok şey de sorgulanıyor.

Her şeyden çok, alışkanlığın verdiği bir güçle sürdürüyorum yaşamayı.

Okudukça, gezi sırasında kahramanımızın oğluyla yaptığı kimi konuşmaların insanın çokça canını acıttığını söylemeden geçemeyeceğim. Yazar oğluyla yakınlaşmak umutları, onunla bir şeyleri paylaşma sevdalarıyla yanıp tutuşurken, ülkeyi de bir uçtan bir uca geçiyorken Jack Kerouac gibi, ilişkilerindeki hüznü de yolculuklarının her zorlu etabında birlikte götürüyor olmanın dayanılmaz ağırlığıyla eziliyor. Bu arada bizi de eziyor, kayıtsız kalamıyoruz.

Anlatıcı romanın sonunda bize oğlu Chris’in bıçaklanarak öldürüldüğünü haber verirken, “Her şeyden çok, alışkanlığın verdiği bir güçle sürdürüyorum yaşamayı.” diyerek hayatın evlat acısına rağmen nasıl yaşandığını vurguluyor. Daha sonra ikinci eşinden bir kızı olan anlatıcı hayata bu kızla tutunmayı başarıyor. Sonunda kendi ıssız vadisini aşmayı başarıyor…

Tarih: 08 Şubat 2013 | Yazar: Adnan Şerifoğlu | Kategori: Kitap • Kültür Sanat • Sayı: 89


 
  Critical Analysis of Zen and the Art of Motorcycle Maintenance by Robert M. Pirsig

Evaluating and Understanding Robert M. Pirsig's Philosophy on Quality

http://voices.yahoo.com/critical-analysis-zen-art-motorcycl

Zen And The Art Of Motorcycle Maintenance by Robert M. Pirsig proved to be a very difficult read. Pirsig's volley of adventuring and motorcycle maintenance with his philosophy of quality creates an atmosphere that is difficult to get straight to the point of quality. With this week's goal of gaining a better understanding of "quality" in mind, I was able to explore the various ways that Pirsig perceives quality: objectivity versus subjectivity, the value of quality, style and romantic phoniness, perfection, and how to reach quality. With the obvious surface understanding of fixing a stripped screw on a motorcycle during his roadtrip across America, I thought that I was already reading beneath the surface upon first understanding of Pirsig's "quality". The objective versus subjective understanding of quality is simply understood as whether quality is associated as a universal object or if it is subjective in the eyes of the perceiver. However I soon realized that this would be a much deeper and complicated reading.

Pirsig seemingly perceives quality as a value that is difficult to attain, especially with all of his different criteria for developing quality. I enjoy having my traditional definition of quality expanded. At my simplest understanding of quality, I only think of quality under an association with an object; an object of outstanding craftsmanship, long lasting or in the event of a service, a satisfying experience. Pirsig's numerous criteria of quality pushes the question of whether I have been granting quality too laxly or if I have been underrating the amount of effort and care that goes into everything that I deem quality.

Like many other readings in this class, Pirsig puts a strong emphasis on adaptation. Unlike the other readings however, Pirsig's insistence on the "stuckness" of adaptation leading to a new understanding of a dilemma, "Consider for a change, that this is a moment to be not feared but cultivated. If your mind is truly, profoundly stuck. Then you may be much better off than when it was loaded with ideas" (Pirsig 285). This is a step that many people could possibly benefit from especially when they are stuck. When the mind is loaded with ideas, it is filled with either ideas that work or do not work. When the ideas do not work, then the mind must be emptied of these ideas so that it may start fresh on new ideas that work. If the ideas do work, then it will not prompt further thought on the topic because the problem will already be solved. Pirsig goes into this topic towards the end of the reading again with his example of the Japanese character mu, which is "a third possible logical term equal to yes and no which is capable of expanding our understanding in an unrecognized direction" (Pirsig 320).

The concept of mu first confused me, but I came to an understanding with Pirsig example of computer circuitry and their 1 and 0 values, with mu as the state where "They aren't at one, they aren't at zero, they're in an indeterminate state that has no meaning in terms of ones or zeros" (Pirsig 320). Soon after this understanding however, I came to the conflict of mathematical problems: how can there be astate of mu for a math problem? The answer is either correct or incorrect (yes or no, 1 or 0), so would that imply that no matter how you answer a math question, you will never be able to reach a level of transcending quality that Pirsig pushes for.

Effectively stuck with this conflict of quality in mathematics, I used Pirsig's aforementioned method of un-sticking myself by "just putting off the job for five minutes of silence" (Pirsig 295). Within five minutes of clearing my mind, I was able to create a hypothesis of the value of a mu in even something as concrete as mathematical models. Great physicists such as Albert Einstein and Sir Isaac Newton must have had a mu factor when they revolutionized physics with their theories of relativity and gravity, respectively. Both of these theories can be explained mathematically. Coming to this realization also helped me understand the concept of mu because if either of these physicists were without a mu, then they would have never came up with either of their theories because as Pirsig puts it, "Yes or no confirms or denies a hypothesis. Mu says the answer is beyond the hypothesis" (Pirsig 321), and I am certain that during their respective times, the theory of relativity and theory of gravity were beyond any hypothesis.

In order to reach this state of mu I believe that a person must first reach a state of stuckness otherwise they will only reach the simple conclusion of yes or no. The way that Pirsig presents stuckness implies that a sizeable amount of "care" and time must go into a project before you can be stuck with an idea overflow in your mind. We are surrounded by quality people in our every day lives, but this quality would match the Pirsig definition of quality. With the stresses of needing achievement in modern society, many people overload themselves with work; a play with a value which is debatable. However, under Pirsig's definition of quality, the modern day over loader does not embody quality. Over loaders may know what they are setting themselves up for and some may only be able to accomplish the bare minimum to finish their work while others may also achieve a high level of craftsmanship before moving onto another task. Unfortunately, even if they get the original task completed, they will not be able to, for lack of a better word, reflect on what they did in a way that will help them grow and move forward. If Pirsig were to explain it, they would simply find the yes or no answer and never reach the mu factor. This can be problematic because in order to become stuck and find the mu you must realize that "After a while you may find that the nibbles you get are more interesting than your original purpose of fixing the machine" (Pirsig 312). In the fast-paced, overloaded modern society, we may only have time to accomplish our original purposes.

Pirsig's concept of "gumption" is an interesting concept and also plays a big factor in being able to successfully make it to the stuck point, getting through it, and realizing a mu. Gumption seems to be a word that encompasses a variety of words to explain the concept such as the level of care, peace of mind, drive, passion, etc etc. Pirsig explains this concept really well by using an example of a situation where the person has a very high level of gumption,

"We've all had moments of that sort when we're doing something we really want to do. It's just that somehow we've gotten into an unfortunate separation of those moments from work... When one isn't dominated by feelings of separatedness from what he's working on, then one can be said to 'care' about what he's doing" (Pirsig 296-297).

Anyone can associate him or herself with a time when they were filled with gumption and could work on something until it was complete and then reach even further with undivided attention until they find a mu. Unfortunately, like Pirsig stated, there is now a domination of separation between a subject and his object (work). Oftentimes, this separation is because the subject is so overloaded with work that they do not have the time to delve deeper into their work, and this creates a lack of gumption that would urge on the post-completion reflection and detailing that can lead a yes or no to a mu.

Finally, we have a counterpoint in a few pages of Good To Great by Jim Collins. Some may argue that Collin's examples such as Wal-Mart would be contradictions to Pirsig's evaluation of quality because there is no value, no technical quality, debatably no mu factor and of course this is without mentioning Wal-Mart's huge array of substandard goods. However, I argue that this would be laying quality on the wrong aspect of a company. Wal-Mart for example, may have substandard products, but its core values is by no means substandard, I would even argue that it has a mu factor that Sam Walton came up with after being stuck on how to beat competitors in the retail industry.

With these concepts of quality and mu in mind, I will benefit by taking in the moments of stuckness. More time can be spent in finding a mu and practicing the value of creating better than "enough". And in order to accomplish all this, I think many of modern society can benefit from saying "no" to the innumerable things that they wish to accomplish everyday.
 
../valid-html401-blue.png

vcss.gif

Valid CSS!