Yüzyıllık Yalnızlık
Gabriel Garcia Marquez


Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

 


TOPLANTI TARİHİ
 :

22.09.2004
İRDELENEN KİTAP:  Yüzyıllık Yalnızlık
 
Bahar Vardarlı Eren Arcan   Deniz Şarman

 
Çalışma Soruları Linkler


Bahar Vardarlı

Hepimiz tarafından tam puan alan bir kitap. Mistik hikayelerle yazılmış, içinde derin bir felsefeyle birlikte müthiş bir kara mizah birlikte örülmüş. Bana Salman Rüşti'nin yazım tarzını anımsattı.   Marquez'e Nobel verilmesi yazım tarzındaki evrensellikten gelmekte. İnsanın temel sorusu olan "Ben kimim? Nereden geliyorum? Nereye gidiyorum?" sorularının yanıtlarını bulmaya çalışmış.   Anlattığı birkaç nesile dayanan bu romanında. genetik kodlamaya verdiği önem birçok açıdan insanı şaşırtıyor. Marques büyük bir deha! Günümüzün sorunların ve getirilen çözümleri o 30 yıl önce bu kitapta göz önüne getirmiş. Döne döne okunması gereken edebiyatın temel kitaplarından biri. Bir Dostoyevski, bir Salman Rüşti, Borges tadında.

Başa Dön

Eren Arcan

 Yüzyıllık Yalnızlık’ta “Zaman”  Kavramı

Macando kasabası düşsel bir oyun bahçesidir sanki.  Kitap kızılderililer, kehanetler,  elyazmaları,  simyacılar, hayaletler  arasında bir peri masalı gibi, bir Chagall tablosu gibi sürer gider.  Yeni keşfedilmiş, hayret veren alet edevatları ile çingeneler çıkar gelir, başlarında bir sarı kelebek haleleriyle aşıklar dolaşır.  Allahın resmini çekemeyen Albay Buendia delirir, herşey o kadar yenidir ki eşyaların adları bile yoktur.  İnsanlar önceleri hiç ölmez sonraları ise ölseler bile keyfince “canları sıkıldığı için” çıkar gelirler.  Tekrar kaybolurlar.  Çamaşır asarken Güzel Remedios süzülerek uçar gider, beraberinde kasabalıların  öbür dünyadaki sevdiklerine yazdıkları bir sandık mektubu götürmek üzere Amaranta ölmeye yatar,  Ama ölmeyince mektupları götürmüyor  diye kasabalar kendisine kızar.  Albay ölünce ortalığı kesif bir kelebek tabakası kaplar... Kitap bir  olaydan  diğerine eğlendirerek, müthiş bir haz vererek sürer.

Yüzyıllık Yalnızlık’a zaman lineer bir nitelik taşımaz.  Marquez daha ilk cümlesinde :“Albay Aureliano Buendia, yıllar, yıllar  sonra idam mangasıyle yüz yüze geldiğinde.. “ diye giriş yapar.  Daha başlangıçta yazarın zamanı bir sıralı erişim mantığıyla ele almıyacağını anlarız.  Kitap geçmiş, gelecek ve şimdi içinde gelgitlerle sürer.  

Altı kuşak Buendia’lar hep aynı isimleri taşır.  Meraklı, girişimci, düş gücü sahibi, yaratıcı olanlar Aureliano ve kaba kuvvet sahibi, dövüşken, güçlü Arkadio’durlar.  Kadınlar ise Remedios ya da Amarante.  Kitabı karmaşık hele getirmesine rağmen tekrar tekrar aynı karakterlerin kullanılması zamanın bir bütün, bir “yekparelik” içinde döngüsel bir ritm takip ettiğini anlatıyor.  Kitabın harikulade son üç sayfasında Marquez kızılderili Melquiades’in yıllar önce Macando’nun geçmişini, bugününü ve geleceğini anlattığı elyazmalarını anlatırken “... olayları alışılmış zaman düzeninde sıralamamış yüzyıl boyunca olan günlük olayları öylesine bir araya toplamıştı ki olayların tümü aynı anda oluşmuş görünüyordu...”   der. 

 Auriliano Malquidesin elyazmalarındakı kehaneti okumayı sürdürdükçe okuduklarını “söyleyerek yaşadığını” farkeder.  Kitap  Macando ve Buendiaların hayatlarında somutlaşmıştır.  “Auriliano olayları söyleyerek yaşıyordu...”  Buendialar öngörülmüş hayatlarını yaşıyorlardı  Çünkü Melaquides’ın yazmaları aslında Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabıydı.

 Başa Dön

Saramago ve Marquez’in YALNIZLIK KAVRAMI üzerine:

“El yazmalarında Aureliano Babilonia’nın şifreleri çözdüğü anda aynalar, ya da seraplar kentinin rüzgarla savrulup yok olacağı, insanların anılarından silineceği ve yazılanların evrenin başlangıcından sonuna dek bir daha yinelenmeyeceği yazıyordu. Çünkü yüzyıllık yalnızlığa mahkum edilen soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları olamazdı”.

 (Yüzyıllık Yalnızlık, Marquez . Syf., 334. )

Aynaların parçalanması, rüzgarla yok olması ……….  Artık aynalara seraplara gerek yok. Aureliano artık aynalara gereksinim duymuyor, çünkü aynalarda göreceğini her yerde görebiliyor. Aynalar işlevini tamamladı ve yok oldular. Yüzyıllık serüven, YALNIZLIK sona eriyor. Aynaya bir zerrenin , cüz’ün  yansıması bir zerre olarak gördüğümüz yansımamızda bütüne varabiliyorsak  devinim  tamamlanmıştır.  Bunun için bir cisim olarak bizim yansımamızın ötesinde gerçek özümüzün yansıması gerekir. Biz ortadan kalkarsak, ancak o zaman özümüz yansıyabilir. “Sen çık aradan, kalsın gerçek varolan….” .    (Bu egonun kontrol altına alınması anlamında kullanılmıştır.). 

Özümüz  ve yalnızlık kavramı ile ilgili olarak :  Saramago’nun    “Ricardo Reis’in  Öldüğü Yıl”   kitabından alıntı , sayfa 219 son paragraf: : 

“ Ah, yalnızlık, ne olduğunu öğrenmek için daha kırk fırın ekmek yememiz gerek. Ben hep yalnız yaşadım. Ben de öyle, ama yalnızlık yalnız yaşamak değildir, içimizdeki birine ya da bir şeye yoldaşlık edememektir,   yalnızlık  bir başına   duran ağaç  değil, derindeki öz suyla kabuk, yaprakla kök arasındaki mesafedir.   …………. …………….    Kendinizi gerçekten lüzumsuz hissetiniz mi.  (aynadaki lüzumsuz cisim görüntüsü). Söylemesi zor, en azından kendimi gerçekten lüzumlu hissettiğimi hiç hatırlamıyorum, hatta öyle sanıyorum ki ilk yalnızlık işte bu, kendini lüzumlu hissetmemek….”.

Yani cismen tükeneceğiz, aynadaki görüntüler yok olacak. Yüzyıllık yalnızlığa mahkum edilen  soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları yoktur. Çünkü beden olarak her şeyi halletmişler bedenin onlara verdiği doneleri kullanabilmişler bedenin görevini tamamlamasına olanak vermişlerdir. Artık bu  bedene  ve yüzyıllık yalnızlığa ihtiyaçları yoktur. Buldukları bütünlük içinde bir sürü yandaşla bir olarak yalnızlık sürecini tamamlamışlardır. Bir sürü Fernando Pessoa vardır. İstediği ile bütünleşip konuşur, istediği yere gider  gezer tozar. Hem her yerdedir, hem de hiçbir yerde. Zamanı ve mekanı aşmıştır. Tüm zamanlarda ve tüm mekanlarda yaşar.  Bu yazarlar birbirlerine atıf yapıyorlar. Borges, Fernando’yu  etkiliyor ve Marquez ‘e , Eco’ya gönderme yapıyorlar. Tanpınr ve Alatlı bu göndermeleri alıyor coşuyorlar. Hepsi birden elele tutuşup göklere asırlar ötesine  baktıklarında Mevlana, Platon, Konfüçyüs,  Geylani,  Sibertta onlara içten bir selam gönderiyorlar. Biz son yansımayı, okuduğumuz son kitap hangisi ise eğer severek okursak, o kitaptan alıyoruz. Son yansıma  son pırıltı sevgi ile yaptığımız her işte, her nefeste hissedilebilir. 

SEVGİ,   AN’IMIZDA varsa  bize,  YANSIMA’yı getiriyor…..

Deniz ŞARMAN

Başa Dön

Çalışma Soruları

1.  Kitapta işlenen yalnızlık türlerinden – gurur, keder, güç, aşk, ölüm – hangileri kiminle ilişkilendirilebilir.  Bu yalnızlıkları meydana getiren şartlar nelerdir ? Değişik türdeki yalnızlıklar arasındaki  farklılıkları ve benzerlikleri  belirtebilir misiniz?

2.  Kitaptaki fantastik ve büyülü malzemenin amacı ve etkileri nelerdir?  Bu insanların günlük hayatlarında bu fantastik ögelerin ne kadar yeri vardır? Büyülü gerçeklik hangi düzeyde ilişkisini tarihten, efsaneden ve politikadan almaktadır ?

3.  Marquez günden bahsederken neden  “çok seneler sonra” ya geçiyor ? Bu yaklaşım geçmiş, bugün ve gelecek ile ilgili bekletileri nasıl uyarıyor ?  Çizgisel zaman ve döngüsel zaman romanda nasıl işlerlik kazanıyor ?

4.  Kitapta kaç çeşit aşk var ? Bu aşklardan herhangi biri gündelik hayatı, tarihi, politikayı ve zamanın kendisini etkiliyor mu ?

5.  Çingenelerle başlayarak Macondo’ya gelen yabancıların, kente, Buendialara ve hikayeye etkisi nedir?

6.  Macondo’da yıllar içinde kullanıma giren değişik icatlar, aletler, teknolojik harikaların önemi nelerdir?  Bu icatların kitaptaki sıralaması önem taşıyor mu ?

7.  Melquiades’in icatlarının, parşömenlerinin, bulgularının önemi nedir ? Melquiades’in “öldükten sonra yalnızlığa dayanamayıp geri dönmesinin” önemi nedir ?  Başka kim geri dönüyor ? Neden ?

8.  Politika hangi aşamada Macondo’danin hayatına giriyor ?  Kısa vadeli ve uzun vadeli sonuçları neler ? Gerçek Mocondo tarihi ile ve eğilimleri ile ne kadar çakışıyor ?

9. Kitapta hangi kadın (from Ursula and Pilar to Meme and Amaranta Ursula) hangi erkek (from Jose Arcadio to Aureliano Babilonia) türleri tanımlanabilir?   Bu erkeklerin ve kadınların hangi ortak karakteristikleri var ?

10.  Kitapta hangi düşler, önseziler, kehanetler yer alıyor ? Hangi somut olaylarla ve karakterlerle ilişkili and anaçları ne ?

11.  Ölüm Macando’ya ne zaman, nasıl, hangi kisve altında ve ne şartlarda geliyor ?

12.  İlk sayfada “Dünya öyle çiçeği burnundaydı ki bir çok şeyin adı yoktu daha: “Nah, şu,” diye parmağınla göstermek zorundaydın meram ettiğin şeyi.”  Denmektedir.  Kitapta isimlerin, isim vermenin (insanlar, eşyalar, olaylar) önemi nedir?

13.  Coğrafya ve topoğrafya – dağlar, bataklıklar, ırmaklar, deniz, vs. – Mocondo’nun tarihini, yurttaşlarının hayatlarını roman ilerledikçe nasıl etkiliyor ?

14.  Marquez, Jose Arkadio ve Ursula’nın evlilikleri  ve Prudencio Aguilar’ın vurulması  ile başlayan  ensest ilişkiyi ve bunun şiddet ile olan bağlantısını  nasıl kurguluyor ?  Altıncı kuşakta  Aureliano Babilonia and Amaranta Ursula arasındaki ensest kaçınılmaz mı ?

Sorular hazırlanırken internetten yararlanılmıştır.

Başa Dön

Linkler

http://www.sparknotes.com/lit/solitude/