![]() | YENGEÇ YÜRÜYÜŞÜ Günter Grass |
| ||
KİTAP ÜZERİNE NOTLAR : |
Nobel Edebiyat Ödülü Günter Grass, son romanında Alman tarihinin pek el değmemiş bir sayfasına el atıyor ve ülkesinin geçmişiyle hesaplaşıyor. İkinci Dünya savaşına hep yahudilerin tarafından bakılmasına rağmen diğer taraftan bir bakışla sivil Alman toplumunun savaşta ve daha sonra çektikleri acıyı işlemesi açısından kitap çok ilginç. Yazar kitabına 'Yengeç Yürüyüşü' adının verilmesinin nedenini şöyle açıklanıyor: Anlatıcı, Alman tarihinin bu unutulmuş sayfalarını ve kendi kişisel tarihini ortaya çıkarmaya, anlatmaya çalışırken yengeç gibi yürüyecektir. Yengeç yürüyüşünü bir metafor olarak kullanan Grass, Nasyonal Sosyalist Parti'yle birlikte Alman tarihinden bir kesiti de böyle bir anlatımla sayfalara döküyor. İleriye ve geriye giderek 1936 Almanyası ve 1995 Almanyasını dantel gibi işliyor. İkinci Dünya Savaşında yaşananlara başka bir açılım getiriyor. 12.5 milyon sivilin, Doğu Prusya'dan sürülmelerini; 1937 yılında Nasyonal Sosyalist Parti'nin tatil örgütü olan 'Sevinç Yoluyla Güç' Derneği için inşa edilen ve savaş patladıktan sonra hastane gemisine dönüştürülen Wilhelm Gustloff, Rusların Kızıl Ordu'sunun önünden kaçan on bine yakın mültecinin oluşturduğu yolcusuyla 30 Ocak 1945 gecesi yola çıkmıştı. Geminin kapasitesinin kat kat üstünde olan yolcular arasında bine yakın askeri görevli de vardı. Bir Rus denizaltısı tarafından torpillenerek batırılan gemiden ancak bine yakın kişi sağ çıkabildi. En büyük deniz faciası olarak nitelenen, ancak görmezlikten gelinip belleklerden silinen Gustloff'un batışı, romanda olanca çıplaklığıyla dile getirilmiş.. Gemiden sağ çıkanlardan biri olan sekiz aylık gebe Tulla, facia gecesi başka bir gemiye geçerek çocuğunu dünyaya getiriyor: Romanın anlatıcısı olan Paul Pokriefke'yi. Babasının kim olduğu pek belli olmayan Paul, gazetecilik hayatında çok başarılı olamasa da evlenip bir oğlan çocuğunun babası olmuştur.. Baba olur, ancak babalık yapmayı başaramaz ve oğlu-babaannesinin de desteğiyle-batan gemiye internet sitesinde bir web sayfasında yer verir ve Nazi iktidarının liderlerine yakınlaşır, aşırı radikal Neonazilere ilgi duyar. 1936'da işlenmiş bir cinayetle paralel götürülen bir başka ilişki -Paul'ün oğlunun internette kendine David diyen bir gençle diyalogu ve trajik sonu ki kitabın en heyecan verici ve didaktik bölümü. Geminin batışı bana Titanic’I anımsattı. “Bir anma ve anımsatma kitabı: Savaşı ve insan olmanın bedelini
| ||