Yanılsamalar Kitabı
Paul Auster


Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

 

 

TOPLANTI TARİHİ  : 27 Ağustos 2003 Çarşamba..

Yanılsmalar Kitabı

http://kedilervekitaplar.blogspot.com/2010/03/paul-austern-yanlsamalar-kitab.html

Kimsenin olmadığı bir ormanda devrilen bir ağaç, ses çıkarır mı? Bu felsefe dersi klişesine Yanılsamalar Kitabı'nın bir noktasında rastlamak mümkün. Ama romanın sunduğu asıl soru şu: eğer bir adam, kimsenin fark etmediği bir yaşam sürerse, gerçekten yaşamış sayılır mı?

Karısı ve çocuklarını bir uçak kazasında yitiren edebiyat profesörü David Zimmer, hayata küsmüş, günlerini bir alkol ve keder bulutunun içinde geçirmeye başlamıştır. Bir gece televizyonda sessiz film döneminin kayıp komedi oyuncusu Hector Mann'la ilgili bir belgesele rastlar, Mann'ın eski filmlerinden bir bölüm, Zimmer'ı aylardan beri ilk kez güldürür. O kısa gülüş anı, içinde hâlâ yaşamak isteyen bir parça olduğuna inandırır Zimmer'ı, ama beynini meşgul edecek, sabahları yataktan kalkmasını sağlayacak bir amaca ihtiyacı vardır. Zimmer, uzun süre sonra kendisine gülümsetmeyi başaran adamı seçer o amaç olarak: Hector Mann.

Mann'la ve filmleriyle ilgili bir kitap yazmaya başlayan Zimmer, 1929 yılından beri kayıp olan bu gizemli oyuncunun filmlerinin peşinde, farklı kıtalara uzanır, Mann'ın yaptığı 12 sessiz filmin asıl ve tek kopyaları dünyanın dört bir yanındaki müzelere dağıtılmıştır çünkü. Tüm müzeleri tek tek dolaşan Zimmer, filmleri ezberleyene kadar tekrar tekrar izler. Yazar bu noktada, filmleri Zimmer'ın gözlerinden izletir bize. Zimmer filmlerin sadece konusunu, ana fikirlerini değil, gizli anlamlarını da anlatır. Kitap yayınlandıktan hemen sonra, Mann'ın eşi olduğunu iddia eden bir kadından bir mektup gelir: Mann'ın kitabı okuduğunu, kendisiyle tanışmak istediği yazmaktadır mektupta. Ama Mann elbette hastadır, ölmek üzeredir, Zimmer'ın elini çabuk tutması gerekmektedir. Oysa Zimmer mektupta yazanlara inanmaz ve Mann'ın hayatta olduğuna dair kanıt ister, elbette etkilenir, fakat kendini kaptırmak istemez, ne de olsa altmış senedir dünyanın gözünde ölü olan bir adamdır söz konusu. Çok geçmeden, Alma isimli bir kadın gelir evine; onu gerekirse silah zoruyla New Mexico'ya, Mann'ı görmeye götürmeye gelmiştir. Bu da bol yaşamlı, ama aynı zamanda bol ölümlü, çok katmanlı bir hikayenin başlangıcı olur.

 

Mann'ın vasiyetine göre son altmış yılda çektiği filmler, o öldükten sonraki 24 saat içinde yakılacak, yok olacaktır, Zimmer gerçekten de acele etmek zorundadır. Deli gibi film çekmiştir kayıp olduğu bu süre boyunca Mann, ama filmlerini oyuncular dahil (zaten çok küçük bir ekiple çalışmaktadır) hiç kimseye izletmemiştir. Bir eserin yaratılması onu var etmeye yeter mi, yoksa ancak üçüncü şahıslar tarafından tarafından izlendiği, okunduğu, görüldüğü zaman mı var olmuş sayılır? Görülmemiş bir film ya da okunmamış bir biyografi bir hikaye anlatır mı?

Yanılsamalar Kitabı'nı anlatmak çok zor. Evet kısaca konuyu anlattım, ama yeterli gelmiyor bu. Çünkü romanda basit görünen her öykünün altında bambaşka hislerden, tasvirlerden ve sembolizmden oluşan bir başka tabaka var. Eşleştirmeler ve yankılardan geçilmiyor bir kere. Zimmer ve Mann'ın yaşamları birbirini yansıtıyor. İkisi de ölüyor, sonra bir şekilde hayata dönüyor; ikisi de vicdan azabı dolu ve kefaret ödeme arzusuna karşı koyamıyor; ikisi de sanatı bir kurtuluş olarak görüyor; yaşayan ölü adamlar ikisi de. Sanat hem bir kaçış, hem de bir başa çıkış yolu ikisi için de. Hem ölüm, hem yeniden diriliş. Hem gerçeklik, hem de yanılsama. Yanılsamalar Kitabı, Auster'ın en iyi kitaplarından. Olağanüstü zekice bir kurgusu olan, nefis bir roman.