ball.gifANASAYFA ball.gifTÜMÜ ball.gifROMAN ball.gifÖYKÜ ball.gifDENEME ball.gifŞİİR ball.gifFELSEFE ball.gifTIYATRO 29.05.2019



Editörün Notu:
1927 yılında Rusya'dan kaçarak Meksika'ya sığınan pek çok aydının izini süren "Viva" tarihsel bir kurgu üzerine konumlandırılmış bir eser. Kitap devrin pek çok sanatçısını da anlatırken devrin bir tablosunu çıziyor. Yetmişten fazla sanatçının kısa öykülerle işlendiği eser Troçki ve "Yanardağın Altında" eseri ile ünlü Michael Lowry merkezinde ilerliyor. O döneme ait bilgileri kapsayan kitap edebiyat meraklıları için ilginç bilgiler barındırıyor.

1937'de, sürgündeki kaçaklar Troçki ve karısı, Meksika'nın küçük liman kenti Tampico'ya ayak bastıklarında, Cuernavaca da Yanardağın Altında romanıyla edebiyat dünyasını sarsacak Malcolm Lowry'yi ağırlamaktadır. Emiliano Zapata, Pancho Villa gibi isimlerin önderliğinde devrimini Rusya'dan on yıl önce gerçekleştiren Meksika'da, gizemli B. Traven'den Arthur Cravan'a, André Breton'dan Antonin Artaud'ya, Tina Modotti'den Octavio Paz'a birçok sanatçı ve aydının yolları kesişir. Meksika'daki ilk günlerinde Frida Kahlo ve Diego Rivera'da evlerinde kalan Troçki, IV. Enternasyonal için çalışmalara da burada başlayacaktır.


Meksika tarihini tersyüz edip güncelleyen roman

Patrick Deville

Edebiyat, kültür ve siyasi tarihin edebi metnin içinde eridiği, iyi bir roman: ‘Viva’. Yazarı Patrick Deville akışkan bir kurgu paralelliği içinde bize hem “şiirsel düzyazı sanatında devrim yapmak isteyen”, ‘Yanardağın Altında’nın yazarı Malcolm Lowry’yi hem de ‘sürekli devrimci’ Troçki’yi anlatıyor.

Bu roman onu; “şiirsel düzyazı sanatında devrim yapmak isteyen” ‘Yanardağın Altında’ yazarı Malcolm Lowry ile ‘sürekli devrim’ uğruna, Meksika’da katil Ramon Mercader tarafından suikastla öldürülen Troçki’yi anlatır. Her ikisinin de son varış noktaları Meksika’dır. Adeta bir son geri dönüş mitiyle örülen ‘Viva’, sık sık başvurduğu geri dönüşler siyasi ve edebi yoklayışlarla da merak cazibesini artırır.

Kimdir Troçki, hangi devrimin peşindedir? Rusya, Türkiye, Fransa, Norveç ve Meksika dolayımında hangi idealin öznesi olarak ayakta kalmıştır? Ya hâlâ dünya edebiyatının temel başyapıtlarından sayılan ‘Yanardağın Altında’ romanının yazarı Lowry? Patrick Deville bazen sezgi gücü yüksek bir romancı, bazen meraklı bir gazeteci ama mutlaka iyi bir anlatıcı olarak, 1920’lerden başlayarak Troçki ve Lowry üzerinden insanlığın macerasını deşer. Orçun Türkay’ın temiz Türkçesiyle metnin akışına bırakır okur da rahatlıkla kendisini.

Kimler yoktur ki romanda? İşte hâlâ bir kült kişilik olarak yaşayan Frida Kahlo. Onun ‘evi’ yaşamaya çok elverişli bir sığınaktır Troçki’ye. Ya şu, kendi devriminin peşinde koşarken mezcal’e dayanamayan Lowry. Babasının romancı olsun diye Condrad Aiken’ı ücret karşılığında hoca tuttuğu Lowry. ‘Yanardağın Altında’yı yazmanın bedelini akıl sağlığıyla ödeyen yine o. “İnsanlık tarihinin en büyük aşk öyküsünü yazmak, aynı zamanda Tanrısız insanın yaşadığı terk edilmişlik duygusunu ve yoksunluğunu dile getirirken, olanaksız aşklara ezgi düzmeyi amaçlayan” da başkası değil.

P. Deville dengeli bir şekilde ve akışkan bir kurgu paralelliği içinde bize hem Lowry hem Troçki’yi yaklaştırıyor. Etraflarında örülen kişiler ise onların kişilik evrenlerinin zenginliğiyle ilgili. Frida Kahlo en başat ve çarpıcı isimlerden birisi. Dönüp dolaştıkları kültürel ve siyasal çevreler elbette bugün dünya kültür ve siyaset tarihinin bilindik isimleri. Stalin, Hitler, Mandelstam, G. Simenon, Malraux, Mayakovski, Chagall, Andre Breton ve nicesi. Bir yönüyle de Meksika tarihinin başka bir gözle tersyüz edilip güncellenmesi ‘Viva’. Juan Rulfo’nun, Octavio Paz’ın aradan baş uzatması, adeta mistik içki mezcal’in öyküsü. Bir romanı çatmak için tarihin pek çok elementinin birden devreye girdiği bir ülke. Birer kahraman yaratmanın peşinde değil yazar elbette. Her ne kadar Lowry, Ortega Y Gasset’in “Her birimizin yaşamı trajikomik bir romandır” düşüncesini miras edinse de ‘bir insanın yaşamının ilerlediği ölçüde bir düzene soktuğu kurmaca bir yapıttır’ felsefesine daha uygun bir kitap ‘Viva’.

Stalin’in ilkin arkadaşı, sonra başdüşmanı Troçki bir sanatçı, bir devrimci, ölümün çevresinde dolandığı bir kurban. Bütün insani çehreleriyle yaşıyor burada. Bazen siyasiler unutsa da “suikastçıların aklından hiç çıkmayacak”tır o. Edebiyat, kültür ve siyasi tarihin edebi metnin içinde eridiği, iyi bir roman ‘Viva’. Bir romancı ile siyasetçiyi saptırmadan yaşatıyor ayrıca.

  
Yanardağın Altında -
Michael Lowry

Aynı yanardağın altında; Troçki bir devrimci, Michael Lowry bir edebiyat dehası

Aynı yanardağın altında; Troçki bir devrimci bir yazar.1937’de, sürgündeki kaçaklar Troçki ve karısı, Meksika’nın küçük liman kenti Tampico’ya ayak bastıklarında, Cuernavaca da Yanardağın Altında romanıyla edebiyat dünyasını sarsacak Malcolm Lowry’yi ağırlamaktadır. Emiliano Zapata, Pancho Villa gibi isimlerin önderliğinde devrimini Rusya’dan on yıl önce gerçekleştiren Meksika’da, gizemli B. Traven’den Arthur Cravan’a, André Breton’dan Antonin Artaud’ya, Tina Modotti’den Octavio Paz’a birçok sanatçı ve aydının yolları kesişir. Meksika’daki ilk günlerinde Frida Kahlo ve Diego Rivera evinde kalan Troçki, IV. Enternasyonal için çalışmalara da burada başlayacaktır.

Aynı yanardağın altında bir devrimciyi ve bir edebiyat dehasını buluşturan yazar Deville, yolu Meksika’dan geçmiş birçok ünlü karakterin karşılaşmaları, hayalleri, mücadeleleriyle Meksika’nın şehirlerini, devrimcilerini, sanatçılarını, katillerini bir araya getirerek müthiş bir tarihsel tablo çiziyor. Merkezinde, birbirine çok yakın ve çok uzak iki dehanın yer aldığı roman, siyasi idealizmin ve edebiyat kültünün kol kola gezindiği bir devrin kalbine baş döndürücü bir yolculuk niteliğinde.

PATRICK DEVILLE, 1957’de Fransa’da dünyaya geldi. Nantes Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat ve Felsefe öğrenimi gördü. 23 yaşında Fransa’nın Basra Körfezi kültür ataşesi oldu. İki yıl yürüttüğü bu görevin ardından yabancı ülkelerde öğretmenlik yapmaya başladı. 1980’li yıllarda Cezayir, Nijerya, Fas, Küba, Uruguay ve Orta Amerika’da yaşadı. 1987’de ilk romanı Cordon Bleu’yü yayımlatmak üzere Fransa’ya döndü. Art arda yazdığı romanları on iki dile çevrildi, aralarında Prix Femina’nın da bulunduğu pek çok edebiyat ödülüne layık görüldü. Seyahat tutkunu gezgin bir yazar olan Deville, aynı zamanda Meet isimli bir edebiyat dergisinin yöneticiliğini yapmaktadır.

edebiyathaber.net (26 Temmuz 2018)


Frida Kahlo

Frida Kahlo
Meksika doğumlu ressamdır. Sanatçı kişiliğinin yanı sıra bir feminist ve devrimci olarak da anılmaktadır. Zorluklarla dolu kısacık ömründe, çok sayıda önemli eser vermiştir. Ölmeden önce üne kavuşan nadir ressamlardan biri olan Frida Kahlo, 20. yüzyılın popüler kültür ikonu haline gelmiştir. Sanatı bazıları tarafından sürrealist olarak tanımlanmışsa da kendisi bu tanımı hiçbir zaman kabul etmemiştir. Kederlerini unutabilmek için resme sarılan Kahlo’nun 143 tane tablosu bulunmaktadır. Ve bunlardan birçoğu Frida Kahlo’ya duyduğu hayranlığı herkes tarafından bilinen Madonna tarafından satın alınmıştır. Kısacası; Frida Kahlo çektiği bedensel ve ruhsal acılara rağmen yaşamaktan hiçbir zaman vazgeçmemiş güçlü mü güçlü bir kadındır! Ve hayat hikayesi öğrenilip özümsenilesi nadir kişilikler arasındadır!