Triffidlerin Günü
John Wyndham


Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

25.01.2017


  Editörün Notu: - John Wyndham'ın İkinci Dünya Savaşı sonucunda kaleme aldığı "Triffidlerin Günü" adlı kurgu bilim romanının öngördüğü gelecek, Darwin türü bir mesel olarak görülebilir. Genetiğe müdahaleleri sonucunda insanoğlu, kâbus gibi, yeni bir canlı türü yaratır. Başka dünyalardan gelen, yürüyebilen, dallarının uçlarındaki iğneleri fırlatarak insanları öldüren Triffid denen bu etobur bitkiler dünyayı ele geçirmek üzeredir. Aslında bu kıyamet senaryosundaki yokedici yaratıklar, müdahaleleri ile tanrısallığa soyunan insanlığın kibrinin doruk noktasıdır. Evrim geriye saracak ama insanoğlu azmiyle, direnciyle yine kazanacaktır.

  Triffidlerin Günü <John Wyndham http://kitapeki.com/

Triffidlerin Günü, soğuk savaşın etkisiyle ülkelerin teknolojik gelişimlerinde ki yükselişinin bir sonucu olarak dünyanın yörüngesine yerleştirilen uyduların dünya üzerinde yaratabileceği tahribatı, ülkeler arası rekabetin tüm dengeleri değiştirebilecek sonuçlarını sağlam bir kurguyla ele alıyor. Krizalitler’de de evrimi masaya yatıran yazar aynı şekilde Triffidlerin Günü’nde de evrimi farklı bir yaklaşımla yine ele alıyor.

Bir meteor yağmuruyla birlikte insanların çok büyük bir bölümünün kör kalması sonucu, insan türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Büyük şirketlerin, yağından faydalanmak üzere kapsamlı tesislerde ürettiği Triffid isimli bitkilerin bu felaketle birlikte serbest kalmasıyla kör olan insanlar bu et obur bitkilerin avı haline geliyor.

Tüm dünyanın kör olduğu koşullarda gören insanlar olarak yaşamanın beraberinde getirdiği zorlukları ve yaşam mücadelesinin insanları çelişkiler içerisinde bırakması kitapta iyi bir dille işleniyor.

Büyük felaketten hemen önce Triffidler üzerinde araştırma yapan Bill Masen bitkilerden birinin saldırısına uğrar ve hastaneye kaldırılarak ameliyata alınır. Bu saldırı sonucu gözleri sargılı bir şekilde hastanede yatan Masen uyandığında gözlerinin kurtulduğuna sevinir ancak tüm dünyanın kör olması ona zorlu bir hayatın kapılarını açar.

Triffdler’in tohumları rüzgarın da etkisiyle tüm dünyaya yayılır ve bu bitkiler artık dünyadaki hakim olan tür haline gelmiştir. Kör olan insan çoğunluğu ve az sayıda gören insan, artık türlerinin yok olmaması için mücadele etmeye başlar.

Londra’da artık gittikçe dinginleşen bir kaos hakimdir ve tüm insanların ortak derdi yiyecek stokları biriktirmek ve bir şekilde hayatta kalmaktır. Dışarıdaki zorlu koşullarda Josella Playton isimli kadınla yolları kesişen Masen artık çetin bir yaşam mücadelesinin içindedir.

Bilim-Kurgu severlerin ilgisini çekeceğini düşündüğüm Triffidlerin Günü, içinde barındırdığı tartışmalarla daha fazla beğeni toplayacağa benziyor.

Kör kalan insanlar hayatta kalabilmek için gören insanları köle gibi kullanmak zorundadır. Gören insanları kaybettiklerinde ise yaşam şansları neredeyse yok gibidir. Az sayıda gören insanın ise kendi başının çaresine bakmak istemesi sonucu kör olan insanlar kendi yaşamlarından endişelidir.

Görenler olarak bir araya gelmeye çalışan insanların dışında körlerin de yaşamlarına aynı düzeyde değer veren insanlar vardır. Ancak temel çelişki kaynakların hızla tükenecek olmasıdır. Az sayıda gören insan ise yaşam süreleri zaten az olduğu düşündükleri körleri kendilerine ayak bağı etmek istememektedir.

Bill Masen ve Josella Playton ise birçok gören insanın aksine vicdanlı insanlardır. Kitabın iki kahramanının arasında geçen diyaloglar ise kitabın ortaya koymaya çalıştığı fikri destekler nitelikte. İkilinin sürekli çelişkilere düşmesinin yanı sıra dünyanın bu felaketle karşı karşıya gelmesini sorgulamaları ise sistem eleştirisi içeriyor.

Her ne koşulda olursa olsun insanlarla dayanışmanın gerekliliğinin galip gelmesinin yanı sıra, feodal beylik özentisi klanların da bu hayata tutunma mücadelesinde var oldukları da bir gerçek.

Egemenlerin dünyayı bir inşaat sahasına ve tüm yaşam alanlarını beton yığınlarına dönüştürmesinin karşısında artık kentlerde bu beton yığınlarının fiziki olarak yenildiği görülebiliyor. Hatta öyle ki yazar John Wyndham alttan alta doğanın er ya da geç insanlardan intikamını alacağı gerçeğini bu kurgunun her aşamasında hissettiriyor.

İkili diyaloglarda ilgi çeken bir diğer nokta ise bundan sonra dünyaya gelecek olan nesillerin şimdiye kadar yapılan hataları tekrarlamaması temennisi.

Triffidlerin Günü’nde Triffid isimli bitkilerin genleriyle oynanarak geliştirilmiş olması, sermayenin yeryüzündeki kaynakların tükenmesi sonucuna yaklaşıldığında izleyeceği bir yöntem olarak algılanabilir. Triffidlerin dünyayı istila etmesiyle birlikte bir salgın hastalık ta yayılmaktadır. Bu da meteor yağmuruna neden olan her neyse aynı şekilde insanlarda salgın hastalığa neden olan bir biyolojik silah olduğu varsayımını öne çıkarıyor. Kitapta işlenen fikre bakılacak olursa Sovyetler eliyle geliştirilen teknolojinin bu yıkıma neden olduğu görülüyor.

Kitap sistem eleştirisini içinde barındırmakla beraber, felaketin tek bir elden kaynaklandığı görüşünü daha fazla vurgulamış diye düşünüyorum. Bu bağlamda kitabın konu edindiği dönem tam olarak bilinmemekle birlikte eksik kalan bazı yanlar olduğu kanaatindeyim.

Kitapta geçen hikayenin ait olduğu zaman aralığını Sovyetlerin henüz ayakta olduğu bir dönem olarak düşünecek olursak; kapitalist dünyaya karşı ayakta kalma mücadelesi veren sosyalizmin teknolojik rekabete girişiyor olması ayrı bir tartışma konusu olacaktır. Ancak kitapta daha çok vurgulanması gereken bu felakete yol açan şeyin, kapitalizme direnen bir fikrin değil yüzlerce yıllık bir tarihe sahip olan kapitalizmin dünyayı tahrip etmekte payının daha fazla olduğu gerçeğini vurgulamanın daha objektif olacağını düşünüyorum. Ama yine de John Wyndham’ın eserinde olayların başlangıç noktasına yerleştirdiği Arktik ve Avrupa Balık Yağı Şirketi’nin bu konudaki konumlanışı ve dünyayı felakete götüren ticari davranışların eleştirisini etkili bir biçimde içeriyor.

Triffidlerin Günü, evrimin insan eliyle farklı bir noktaya gelişini sürükleyici bir kurguyla anlatıyor. Her ne olursa olsun doğanın insanlar tarafından asla yenilgiye uğratılamayacağı gerçeği satır aralarında eleştirel bir biçimde işlenmiş.

DeliDolu Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan Triffidlerin Günü aynı zamanda sinemaya da uyarlanmış bir eser. İlk uyarlamayı değil ama 2009’da yayınlanan filmi de izleyen biri olarak kitabı okuduktan sonra filmi izlediğinizde, kitabın verdiği etkiyi bulamayacağınızı söylemeden geçemeyeceğim. Bilim-Kurgu severlerin başucunda bulundurması gereken bir kitap. Triffidlerin Günü’nün derinleşerek okunduğunda oldukça önemli tartışmalara sahip olduğunu düşünüyorum.

 

John Wyndham’ın Bilimkurgu Türündeki Triffidlerin Günü Kitabı Raflarda

Kayra Keri Küpçü 22 Haziran 2016 - 14:52
FRPNET Edebiyat


Bilimkurgu türünün önde gelen yazarı John Wyndham’dan bir başyapıt daha.

Ülkemizde ilk kez yayınlanan Triffidlerin Günü kitabı Delidolu Kitap etiketiyle raflarda yerini aldı. Triffidlerin Günü (The Day of the Triffids), 1962 yılında filme uyarlandı ve BBC tarafından 1981 ve 2009 yılında mini dizi olarak televizyona da uyarlanmıştı.

John Wyndham’ın en önemli kitaplarından biri olan Triffidlerin Günü, uygarlık, insanoğlunun doğa karşısındaki kibirli tutumu, cinsiyet ve sınıf ayrımı, soğuk savaş gibi toplumsal sorunların etrafında gelişen bir roman.

triffidlerin-gunu-kapakİnsanoğlunun hırsının ve açgözlülüğün bir sonucu olarak doğanın başkaldırışını ve triffidler adı verilen bir bitki türünün dünyayı ele geçirişini ele alıyor. BBC tarafından iki kez mini dizi olarak çekilen ve sinemaya da uyarlanan Triffidlerin Günü, sinematografik öğeler içeren zengin bir anlatı yapısına sahip.

Delidolu tarafından ilk defa Türkçeye kazandırılan kitap, kıyamet sonrası bilimkurgu severler için kaçırılmayacak bir eser.

“Triffidlerin Günü, insanlığın kibrinin bir trajedisi.”
– Barry Langford

“Özellikle de korku unsurunun eklemlendiği bilimkurgu romanları seviyorsanız, okumaya değer.” – Wendy Van Camp, Darkfuturesfiction

“Triffidlerin Günü tüm zamanların en iyi bilimkurgu kitaplarından.” – Writerightnow.co.uk

“Hayatınız boyunca aklınızda çıkaramayacağınız kitaplardan biri.” – Sunday Times

344 sayfalık bilimkurgu türündeki Triffidlerin Günü kitabının çevirisini Niran Elçi yaptı. Herkese iyi okumalar.



Triffidlerin Günü - John Wyndham
AĞUSTOS 28, 2016

https://kristalkitap.blogspot.com.tr/

Triffidlerin Günü bir solukta biten bir başka John Wyndham kitabı. Akıcı, sürükleyici, merak uyandırıcı ve zaman zaman heyecanı hissettirebilen bir kitap. Akıcılığı dışında diğer özellikleri sayesinde Krizalitlerden bir tık daha çok sevdiğim bir kitap oldu. Kitabın ayrıca 2 bölümlük bir televizyon uyarlaması da mevcutmuş. En kısa sürede izlemeyi düşünüyorum.

Yine 2. Dünya savaşı sonrasının etkilerini hissedebilirsiniz Triffidlerin Günü'nde. Yazara esin kaynağı olmuş Amerika-Rusya çatışmasının esintilerini de görebilirsiniz rahatlıkla. Rusya'nın daha üstün olabilmek adına yürüttüğü bilimsel çalışmalar, Amerika ve Rusya'nın uzaya fırlattığı uydular ve bu çatışmanın gözle görülür etkileri. Tüm bu Soğuk Savaş bir fon müziği gibi inceden işlenmiş tabii. Kurgu ve karakterlerin yaşantıları daha ön planda.

Bill Masen'ın bir anda tüm insanların kör olduğu bir dünyaya uyanmasıyla başlıyor kitap. Ve tek tehlike körlük de değildir. Birkaç yıl öncesinden tüm dünyaya hızla yayılmayı başarmış bir bitki, Triffidler, oldukça tehlikelidir. Nereden geldiği bilinmediği gibi öldürücü bir etkisi de vardır. İnsanlara zehirli dikenleri ile saldırdıktan sonra başlarında çürümesini bekleyen, yürüyebilen bir bitki. Tüm insanlar kör olmuşken Triffidlerin saldırılarına karşı da savunmasızlardır.

Güzel bir yaşam mücadelesi veriyor Triffidlerin Günü bizlere. Körlüğe, Triffidlere, haydutlara ve salgın hastalıklara karşı verilen bir yaşam mücadelesi. Vicdanı yoklayan, düşündürten, ve yeniden kurulması gereken toplum düzeninde vazgeçilen değerlerden bahseden bir kitap. Boş bir eser değil yine. Alt metinlere odaklanmak isteyenlere harika bir ziyafet verebilecek yanında da tatlı bir atıştırmalık niyetinde keyfinizi kurguyla besleyebilecek bir kitap.

Çeviride yine Niran Elçi'yi kapak tasarımda ise Cemil Denizer'i görüyoruz. Editörlüğünü de Ayşegül Utku Günaydın üstlenmiş. Tertemiz bir sunum var karşımızda. Baştan sona başarılı bir çalışma olmuş. Okumaktan büyük bir keyif aldım ben her sayfasında. Sizlerinde keyifle okuyabileceğinize inanıyorum. Bence bir şans vermeden geçmeyin derim. :)

Hatta kitabı satın almadan önce ön okumasına şöyle bir göz atabilir, DeliDolu tarafından hazırlanmış web sitesini ziyaret edebilirsiniz. :)

Bitkiler insanlara karşı!

Bilim kurgu türünün önde gelen yazarı John Wyndham’dan bir başyapıt.

Bill Masen adlı bir bilim adamı agresif halleri ve akıllı davranışları olduğu söylenen Triffidler adındaki bir bitki türü üzerinde araştırmalar yapmaktadır. Araştırmalar sırasında bu bitkilerin kendileri arasında farklı iletişim yöntemleri kullandıkları fark edilir. Araştırma ortamına gizlice giren bir kişi Masen’i gözlerinden yaralar. Çok geçmeden güneş patlaması nedeniyle tüm insanlar kör olur. Masen ise gözlerindeki bandajdan dolayı kıl payı kör olmaktan kurtulur. Sorunların nedenini bulmak ve var olan kaos ortamını düzeltmek ise Masen’e kalacaktır.

John Wyndham’ın bu önemli bilim kurgu kitabı, hem sinemaya hem de BBC tarafından televizyona uyarlanmıştır.

 

   
İnsanlık senin de çağını getirecek: Diren Triffid! | Ümit Mutlu

http://www.edebiyathaber.net/

triffidlerin-gunuSaramago’nun Körlük’ünü alın, üstüne Kirkman’ın The Walking Dead evrenini yayın; Spielberg’ün görselliğinden biraz ekleyin, ama onun gibi muhafazakâr olmayıp aksine Darwinist ve evrimci bir bakış açısı yakalayın ve tüm bunları 1951 senesinde yapın!   Tam adıyla “John Wyndham Parkes Lucas Beynon Harris”in Triffidlerin Günü adındaki harika bilimkurgu romanından bahsediyorum. Konu kısaca şu: Radyoaktif tohumlara sahip, Triffid isminde otobur bitkiler -insanların yüzünden- türüyor; bir yandan da, yine insan kaynaklı bir felaket sebebiyle dünyanın yüzde 95’i körleşiyor! Ortaya da, gündelik hayatta ilerleyen bir post-apokaliptik çağ çıkıyor. Yavaş yavaş her şey yok olurken, geriye kalanlar uygarlığı tekrar inşa etmeye çabalıyor.

John Wyndham, muhteşem bir kitap yazmış. Muhteşem. Her şeyden önce, tüm altmetin-üstmetin göndermelerinden, mesajlarından önce; yarattığı atmosfer ve kullandığı dil harika. O kadar renkli, canlı ve detaylı anlatılmış ki her şey, günümüzün en popüler kıyamet izlentisi olan The Walking Dead evrenine rahatça kucak açabiliyoruz zihnimizde. Zombiler yerine bitkileri -ya da kör insanları- koyduktan sonra, geriye kalanların birbirleriyle olan mücadelesi sosyolojik ve psikolojik tabanda kendilerine gayet oturaklı yerler ediniyor. Wyndham’ın H.G. Wells’ten ödünç aldığı dehşetli dil ve hava, roman boyunca diken üstünde oturmamıza katkıda bulunuyor.

Gerçekten de, Wyndham’ın anlatısı özellikle Dünyaların Savaşı’nı tekrar düşündürtüyor, zira ortada yine dehşet altında kalmış ve ne yapacağını bilemez bir Londra var. Fakat Wells’in romanıyla benzeşmesi en çok bu kadar sürüyor, çünkü Triffidlerin Günü çok daha eleştirel; okura yalnızca kaçış edebiyatı tadında bir metin sunmuyor, çoğu yerde çağının da ötesini görerek uyarılarda bulunuyor.

Teknoloji çılgınlığı korkusuna, İkinci Dünya Savaşı sonrası paranoyalar eşlik ediyor. Wyndham’ın haklı olarak durduğu yer, sağlam bir ikaz mahiyetinde, “Bunlar oldu, ama tekrar olmasın” diyor ısrarla. İnsan eliyle ortaya çıkan garip, radyoaktif bir bitkiyi, insanlar önce önemsemiyor; fakat ilk önemsedikleri an onların fazlasıyla yararlı özyağlarını keşfettikleri an oluyor! Yani yarattıkları felaketi önce sömürüyorlar. (Kim bilir, belki de Triffidler, sonradan intikamlarını alıyor!) Körlük olayı da, yine -romanın sonlarında ancak tahmini olarak açıklandığı gibi- insanların senelerce yaptığı radyoaktif denemeler, soğuk savaş vesaire yüzünden gerçekleşiyor. Yani insanlar, bilim ve teknoloji uğruna, savaş ve güvenlik uğruna geleceklerini kaybediyor. Günü kurtarırken soylarından oluyorlar.

“Orada, yukarıda,” diye devam ettim, “orada, yukarıda Dünya’nın çevresinde dönen sayısız uydu silahı vardı, belki hâlâ vardır. Dünya’nın çevresinde dönerek uyuyan ve onları ateşleyecek birini ya da bir şeyi bekleyen bir sürü tehdit. İçlerinde ne vardı? Bilmiyorsun; ben de bilmiyorum. Çok gizli şeyler bunlar. Tek işittiğimiz tahminler: patlayıcılar, radyoaktif tozlar, bakteriler, virüsler… Bunlardan birinin gözlerimizin dayanamayacağı radyasyonlar yayacak şekilde yapıldığını düşün, optik sinirleri kavuracak ya da en azından zarar verecek bir şey.” (313)

Tabii Wyndham’ın bu uyarılarını yeterli bulmadığı da ortada; zira Triffidlerin Günü’nden birkaç sene sonra yazdığı Krizalitler‘de de, belli ki yarattığı bu evrenin kalıntılarını okuyoruz. Birbirlerini tamamlayan kitaplar gibiler.

Söz konusu evrimsel uyarı sırasında, sosyal sınıfların ve toplum psikolojisinin ne kadar değişken -ve yüzyıllardır süregelmesine karşın- ne kadar kırılgan olduğunu da vurguluyor Wyndham; zaten romanın öne çıkan kısımlarından bir tanesi de bu. Mevcut felaket anında insanların nasıl ve neden davrandıklarını incelikle işliyor, yorumluyor. Her şeyin her an değişebilir ve -mesela- on sene içerisinde dahi, tüm insan hayatının soluk bir nostalji duygusuyla kaplanabileceğini vurguluyor.

En basitinden, hayatta kalmak denilen şeyin hiç de kolay olmadığını defalarca anlatıyor. Hele de gelinen teknolojik ortamda ve de tam olarak bunun ironisiyle birlikte. Evet, dünyanın öteki ucuyla aynı anda görüşebiliyoruz ama doğaya çıksak, kendi elimizle ateş yakamayız. Evet, Mars’a bile insan göndermeyi hedefliyoruz ama doğal yollarla yiyecek besin bulmak büyük ihtimalle hiçbirimizin harcı değil. Tuvalet kâğıdı bile olmasa, çekeceğimiz dertleri düşünün!

Yine benzer şekilde, toplumsal rollerin değişimine -hatta belki de olması gerektiği şekle- dair güzel kısımlar var. Yeri geldiğinde dilden düşmeyen kadın-erkek eşitliğini, olağanüstü hal durumunda daha iyi kanıksamamız gerektiğini söylüyor Wyndham, çünkü insanın öz haline dönmesinin yolu kadın-erkek eşitliğinden de geçiyor:

“Şimdiye dek bu tür bir zihinsel tembellik ve asalaklıkla kendimizi eğlendirme lüksüne sahiptik. Nesillerdir cinslerin eşitliği hakkında konuşmamıza rağmen, kadınlar bu tür bir bağımlılıktan o kadar faydalanıyorlardı ki, vazgeçemiyorlardı. Koşullar değiştikçe pek az değişiklik yapmak zorunda kaldılar ama değişim her zaman pek az ve gönülsüzdü.” Duraksadı. “Bundan kuşku mu duyuyorsun? Eh, hem şuh bir kızın hem de entelektüel bir kadının yüksek duyarlılık numarasını farklı şekillerde uyguladığı gerçeğini düşün. Ama bir savaş patlayıp yanında sosyal görevler ve yaptırımlar getirdiğinde, her ikisi de becerikli mühendisler olarak eğitilebildi.” (227)

Romanın sonlarına doğru, artık bir şekilde gündelik düzenlerini oturtan kahramanlarımız, din konusuna uğramadan edemiyor, yine Krizalitler’e nazire yaparcasına. Dinin gerekliliği ve insan eliyle ortaya çıkışına dair birkaç ufak fikir.

“Sence biz… Sence onlara yardımcı olmak için bir mit yaratmamız doğru olur mu? Harika ölçüde akıllı bir dünya, ama o kadar kötü bir dünya ki yok edilmesi gerekmiş ya da kazayla kendi kendini yok etmiş? Tufan efsanesi gibi bir şey. Böylece aşağılık kompleksiyle ezilmezler, bu onları yeni bir dünya kurmak, hatta bu sefer daha iyisini kurmak için teşvik edebilir.” (311)

Tabii ki edebilir, ama yalanların üstüne mi!
 
John Wyndham’ın Türkçede yayımlanan bu ikinci romanı, birçok kez sinema ve televizyona da uyarlanmış. Hakiki bir bilimkurgu klasiği. Beni en çok yarattığı atmosfer ve ayrıntılara karşı özeni cezbetti. Vefakat bir bilimkurgu okurunu her yönden tatmin edecek kadar dolu. Ayrıca Delidolu Yayınları’nın özenli baskısını da es geçmemek şart, özel tasarımlı ve sert kapaklı şekilde basılmış, tıpkı yine Krizalitler gibi. Belli ki Türkiye’de pek az bilinen bu bilimkurgu üstadının diğer romanları da gelecek.

Ümit Mutlu – edebiyathaber.net (23 Haziran 2016)


Yeni Bir Türün Doğuşu; Triffidlerin Günü
GÜN ÇAĞ AYDIN ON 13 TEMMUZ 2016
http://kitapeki.com/

John Wyndham’ın eseri Triffidlerin Günü, Niran Elçi’nin çevirisiyle DeliDolu Yayınları tarafından okuyucusuyla buluşturuldu.

John Wyndham’ın yine DeliDolu Yayınları tarafından yayınlanan Krizalitler kitabında nükleer felaketler, doğanın kimyasal yollarla tahrip edilmesi gibi başlıklar inceleniyordu. Krizalitler’de nükleer savaşlara gönderme yapan Wyndham, egemen halkın diğer türler üzerindeki tahakkümünü irdeliyor ve romanı eleştirel bir kurguyla ele alıyordu. Temel kurgusu itibariyle bir solukta okunabilen Krizalitler başucu kitabı olabilecek nitelikteydi.

Teknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmek

DeliDolu Yayınları yine Niran Elçi’nin çevirisiyle bu kez Triffidlerin Günü’nü yayınladı. İlk baskısı 1951 yılında İngiltere’de yapılan kitap okurlarıyla Haziran ayında buluştu. Krizalitler’in de çevirisini yapan Niran Elçi’nin Triffidlerin Günü’nde de çok başarılı bir çeviri yaptığını da belirtmeden geçmeyelim.

Triffidlerin Günü, soğuk savaşın etkisiyle ülkelerin teknolojik gelişimlerinde ki yükselişinin bir sonucu olarak dünyanın yörüngesine yerleştirilen uyduların dünya üzerinde yaratabileceği tahribatı, ülkeler arası rekabetin tüm dengeleri değiştirebilecek sonuçlarını sağlam bir kurguyla ele alıyor. Krizalitler’de de evrimi masaya yatıran yazar aynı şekilde Triffidlerin Günü’nde de evrimi farklı bir yaklaşımla yine ele alıyor.

Bir meteor yağmuruyla birlikte insanların çok büyük bir bölümünün kör kalması sonucu, insan türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Büyük şirketlerin, yağından faydalanmak üzere kapsamlı tesislerde ürettiği Triffid isimli bitkilerin bu felaketle birlikte serbest kalmasıyla kör olan insanlar bu et obur bitkilerin avı haline geliyor.

Tüm dünyanın kör olduğu koşullarda gören insanlar olarak yaşamanın beraberinde getirdiği zorlukları ve yaşam mücadelesinin insanları çelişkiler içerisinde bırakması kitapta iyi bir dille işleniyor.

Büyük felaketten hemen önce Triffidler üzerinde araştırma yapan Bill Masen bitkilerden birinin saldırısına uğrar ve hastaneye kaldırılarak ameliyata alınır. Bu saldırı sonucu gözleri sargılı bir şekilde hastanede yatan Masen uyandığında gözlerinin kurtulduğuna sevinir ancak tüm dünyanın kör olması ona zorlu bir hayatın kapılarını açar.

Triffdler’in tohumları rüzgarın da etkisiyle tüm dünyaya yayılır ve bu bitkiler artık dünyadaki hakim olan tür haline gelmiştir. Kör olan insan çoğunluğu ve az sayıda gören insan, artık türlerinin yok olmaması için mücadele etmeye başlar.

Londra’da artık gittikçe dinginleşen bir kaos hakimdir ve tüm insanların ortak derdi yiyecek stokları biriktirmek ve bir şekilde hayatta kalmaktır. Dışarıdaki zorlu koşullarda Josella Playton isimli kadınla yolları kesişen Masen artık çetin bir yaşam mücadelesinin içindedir.

Bilim-Kurgu severlerin ilgisini çekeceğini düşündüğüm Triffidlerin Günü, içinde barındırdığı tartışmalarla daha fazla beğeni toplayacağa benziyor.

Kör kalan insanlar hayatta kalabilmek için gören insanları köle gibi kullanmak zorundadır. Gören insanları kaybettiklerinde ise yaşam şansları neredeyse yok gibidir. Az sayıda gören insanın ise kendi başının çaresine bakmak istemesi sonucu kör olan insanlar kendi yaşamlarından endişelidir.

Görenler olarak bir araya gelmeye çalışan insanların dışında körlerin de yaşamlarına aynı düzeyde değer veren insanlar vardır. Ancak temel çelişki kaynakların hızla tükenecek olmasıdır. Az sayıda gören insan ise yaşam süreleri zaten az olduğu düşündükleri körleri kendilerine ayak bağı etmek istememektedir.

Bill Masen ve Josella Playton ise birçok gören insanın aksine vicdanlı insanlardır. Kitabın iki kahramanının arasında geçen diyaloglar ise kitabın ortaya koymaya çalıştığı fikri destekler nitelikte. İkilinin sürekli çelişkilere düşmesinin yanı sıra dünyanın bu felaketle karşı karşıya gelmesini sorgulamaları ise sistem eleştirisi içeriyor.

Her ne koşulda olursa olsun insanlarla dayanışmanın gerekliliğinin galip gelmesinin yanı sıra, feodal beylik özentisi klanların da bu hayata tutunma mücadelesinde var oldukları da bir gerçek.

Egemenlerin dünyayı bir inşaat sahasına ve tüm yaşam alanlarını beton yığınlarına dönüştürmesinin karşısında artık kentlerde bu beton yığınlarının fiziki olarak yenildiği görülebiliyor. Hatta öyle ki yazar John Wyndham alttan alta doğanın er ya da geç insanlardan intikamını alacağı gerçeğini bu kurgunun her aşamasında hissettiriyor.

İkili diyaloglarda ilgi çeken bir diğer nokta ise bundan sonra dünyaya gelecek olan nesillerin şimdiye kadar yapılan hataları tekrarlamaması temennisi.

Triffidlerin Günü’nde Triffid isimli bitkilerin genleriyle oynanarak geliştirilmiş olması, sermayenin yeryüzündeki kaynakların tükenmesi sonucuna yaklaşıldığında izleyeceği bir yöntem olarak algılanabilir. Triffidlerin dünyayı istila etmesiyle birlikte bir salgın hastalık ta yayılmaktadır. Bu da meteor yağmuruna neden olan her neyse aynı şekilde insanlarda salgın hastalığa neden olan bir biyolojik silah olduğu varsayımını öne çıkarıyor. Kitapta işlenen fikre bakılacak olursa Sovyetler eliyle geliştirilen teknolojinin bu yıkıma neden olduğu görülüyor.

Kitap sistem eleştirisini içinde barındırmakla beraber, felaketin tek bir elden kaynaklandığı görüşünü daha fazla vurgulamış diye düşünüyorum. Bu bağlamda kitabın konu edindiği dönem tam olarak bilinmemekle birlikte eksik kalan bazı yanlar olduğu kanaatindeyim.

Kitapta geçen hikayenin ait olduğu zaman aralığını Sovyetlerin henüz ayakta olduğu bir dönem olarak düşünecek olursak; kapitalist dünyaya karşı ayakta kalma mücadelesi veren sosyalizmin teknolojik rekabete girişiyor olması ayrı bir tartışma konusu olacaktır. Ancak kitapta daha çok vurgulanması gereken bu felakete yol açan şeyin, kapitalizme direnen bir fikrin değil yüzlerce yıllık bir tarihe sahip olan kapitalizmin dünyayı tahrip etmekte payının daha fazla olduğu gerçeğini vurgulamanın daha objektif olacağını düşünüyorum. Ama yine de John Wyndham’ın eserinde olayların başlangıç noktasına yerleştirdiği Arktik ve Avrupa Balık Yağı Şirketi’nin bu konudaki konumlanışı ve dünyayı felakete götüren ticari davranışların eleştirisini etkili bir biçimde içeriyor.

Triffidlerin Günü, evrimin insan eliyle farklı bir noktaya gelişini sürükleyici bir kurguyla anlatıyor. Her ne olursa olsun doğanın insanlar tarafından asla yenilgiye uğratılamayacağı gerçeği satır aralarında eleştirel bir biçimde işlenmiş.

DeliDolu Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan Triffidlerin Günü aynı zamanda sinemaya da uyarlanmış bir eser. İlk uyarlamayı değil ama 2009’da yayınlanan filmi de izleyen biri olarak kitabı okuduktan sonra filmi izlediğinizde, kitabın verdiği etkiyi bulamayacağınızı söylemeden geçemeyeceğim. Bilim-Kurgu severlerin başucunda bulundurması gereken bir kitap. Triffidlerin Günü’nün derinleşerek okunduğunda oldukça önemli tartışmalara sahip olduğunu düşünüyorum.

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!