Tehlikeli Aşk

Ben Okri


 

Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

11.04.2012

 


 

Editörün Notu:Aç Yol kitabı ile Booker ödülünü kazanan Nijeryalı yazar Ben Okri, "Büyük hikayeler geçmişimizin tınılarını gizemli kökenimizi ve kutsal yazgımızı harmanlayarak bize geleceğimizi sezdirirler," der. Okri Tehlikeli Aşk adlı kitabında imkansız bir aşkın izini sürerken, fonda kaotik ülkesinin çileli panaromasını yansıtır. Yoruba kabilesinin mitler, rüyalar, inançlarla bezenmiş geleneksel sözel anlatıma dayalı kültürü ile beslenen yazar, beyaz adam tarafından talan edilen ülkesinin çözümünü "Rüyalarımız Sorumluluğumuzdur" söyleminde bulur.  İngilizce açıklamalarımız toplantı sonrası Türkçesi ile değiştirilecektir.


 

Ben Okri ile Röportaj

Çeviren : Gamze Kutlukaya

New York’da bir otel odasının rahatlığında oturuyordu,33 sene önce doğduğu orta Nijerja kentinden çok uzakta, ve romancı Ben Okri 14 yaşında nasıl yazmaya başladığını hatırlıyor. ‘’o özel günde, yamur yağıyordu ‘’diyor ‘’ve o gün hayatımı değiştirdi’’

‘’herkes dışarıdaydı ve ben evde yalnızdım.Salonda oturmuş bir kağıt almış, şöminenin üzerindekileri çiziyordum.Bu yaklaşık bir saatimi aldı.Sonra başka bir kağıt aldım ve bir şiir yazdım. Bu sadece 10 dakikamı almıştı. Bir resime bir de şiire baktım. Resim rezaletti ve şiir …kabul edilebilir,tehammül edilebilirdi.Ve benim için netleşti ki bu benim tabiatıma daha uygundu.’’

Hikayeler Okri’nin edebiyatının kalbi oldu hep, cismani dünyadan ruhlar dünyasına kolayca geçiş yapabilen erkek kahramanı Azaro hakkındaki Aç Yol roman olarak yayınlandığında neredeyse masalların ansiklopedik bir toplamı gibiydi. Bu Okri’nin doğal anlatım tarzıydı.

‘’ Görüyorsunuz’’ diyor Okri, ‘’ hikayeler anlatıyorum, Nijeryada çocuklara hep hikayeler anlatılır. Hikayeler anlatmak zorundayız bir başkasının ilgisini çekebilmek için, ve diğer herkesin bildiği hikayeleri anlatmanıza izin verilmez.Yenilerini hayallerinizde yaratmak zorunudasınızdır.’’

‘’ve asla bu hikayeler mutlak bir dünya kavrayışından oluşmaz. Bu sizin arka bahçenizden geçen bir nehir gibidir. Her zaman oradadır . Asla fotoğrafını çekemez veya mitolojide bulamazsınız. Sadece oradadır, damarlarınızda dolaşır ,ruhunuzda dolaşır.’’

‘’ Bu hikayeleri yazmak benim için, modernizmin derinliklerine bir seyahat yaptıktan sonra mümkün oldu, tutkumun ustalığımdan daha iyi olduğunu hissettikten sonra, Nijerya dan uzakta yalnızlık ve ev özlemiyle geçen bir süreçten sonra. Tüm o eski hikayeler aklıma gelmeye başladı yavaş yavaş, yeni yüzler ve yeni seslerle. Ve gördüm ki , tüm insanların kendilerine rüyalarında anlattıkları hikayelerinin üzerinde damgaları, kendi imzaları vardı.Bu hikayeler çocukluklarından süzülüp geliyordu.

Okri’ nin çocukluğunda da iç savaşın anıları gömülüdür,gençliğinin değişmeyen lüks hayat müziğinde, Lagos’taki ailesinden uzaktaki eğitiminde ve Essex üniversitesinde okumak için İngiltereye son yerleştiğinde.

İngilterede, kısa zamanda yaptığı iş kabul görmüş fakat pek para kazanamamıştır. Üniversiteden sonra diyor ‘’zor yaşadım, evsizdim, sokaklarda yattım,arkadaşlarımın evinde yerde uyudum, mutluydum, sefildim.’’ Ayrıca BBC de de çalıştı, batı Afrika dergisinde de.’’yüksek standartlarım vardı ve sonunda kovuldum, çünkü yeterli şiir yayınlamamıştım’’ Okri’ nin yazım tarzı kesinlikle çok Afrikalıdır, etiketleredirenir. Erken dönem okumaları Yunan efsaneri, Shakespeare, İbsen, Sophocles, Shaw, Tolstoy, Turgenyev, Dostoyevsky, Mark Twain, İsaac Newton gibi isimlerdir. ‘’neredeyse bilim adamı olacaktım’’ diyor.

Çantasında ilk romanıyla, 19 yaşında onu Londraya getiren kitap aşkıydı ‘’Londraya gittim, çünkü benim için edebiyatın merkeziydı. Buraya Dickens ve Shakespeareiçin gitim, onları doğru anlamak için.’’

Okri kendini İngiltere de yaşayan ve İngilizce yazan bir Nijeryalı yazar olarak tanımlıyor.

Ama Afrika yazın konularına can veriyor.Belki de İngiltereye geç geldiği için

Ben büyük bir Okigbo evangelistiyim diyor Okri.’’ Christopher Okigbo dizelerini herkesin ezbere bildiği büyük bir şair. Müthiş güzel dizeler bunlar’’

Örneğin Marquez hakkında konuşmak istediğimizde geriliyor, Chinua Achebe den de konuşmalıyız diyor. Lorca nın yaygın bir tartışma konusu gerektiğini düşünüyorsak Wole Soyinka da olmalı. Llosa hakkında konuşan insanların Achebe yi okumamış oldugunu görmek beni kızdırıyor.

Kendi nasıl tanımlıyor Okri?

‘’ Bence Ben Okri kendisini etkileyen her şeyi söylemek için çok sıkı çalışan bir yazar. Afrikalı bir yazar mı bilmiyorum, ya da İngiliz mi. Hiçbir zaman kendimi bir sınıfa sokmadım.’’ ‘’Edebiyatın vatanı yoktur. Shakespeare bir Afrikalı yazarır. Falstoff örneğin, hayat iştahı açısından son derece Afrikalıdır,ruhunun genişliği açısından da.Turgenyev karakterleri getto sakinleridir. Dickens karakterleri Nijeryalıdır. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Edebiyat belli bir yerden çıkabilir ama her zaman kendi biricik krallığında yaşar.’’

 

Ben Okri: novelist as dream weaver

Anita Sethi

http://www.thenational.ae

Dreams weave their way through all of Ben Okri's richly evocative work. His career, too, has been something of a dream, as winner of the Booker Prize for Fiction for The Famished Road, a Commonwealth Writer's Prize and a Premio Palmi award, among others.

It is the 20th anniversary this year of that groundbreaking novel, which traces the haunting journey of the spirit child Azaro to the land of the living. And in stylistic contrast to that epic, his latest release, A Time for New Dreams, is written as a poetic essay, yet manages to fit in many weighty themes..

"The form of the essay has the brevity of poetry and it is necessary for our times that we incline towards brevity...The feeling behind the book is a profound sense that we are entering into changing times and that old dreams have proved exhausted and have betrayed us and are no longer adequate," he says. "There is a desire for a new way of being, political freedom, social independence and intellectual freedom. Everything has been shaken up.".

Born in 1959, Okri grew up in London but returned to Nigeria with his family in 1968. Witnessing the effects of civil war in Nigeria had a lifelong effect on him. "The extraordinary impact of seeing dead bodies made me never stop asking why so much evil is possible. How can we become people we don't recognise overnight? How can we become monsters to ourselves?".

He left Nigeria on a government grant to study literature at Essex University, and, many award-winning books later, was awarded an OBE in 2001..

His literary influences were first formed by the books in his father's library, including Aesop's Fables, Arabian Nights and Shakespeare's A Midsummer Night's Dream..

Yet it was his mother's own storytelling that had the most influence..
"If my mother wanted to make a point, she wouldn't correct me, she'd tell me a story," he says. "What my mother was doing was playing on my natural curiosity to figure things out. I learnt the art of telling a story that's difficult to figure out.".

When it came to telling his own stories, Okri found realism inadequate..

"I grew up in a tradition where there are simply more dimensions to reality: legends and myths and ancestors and spirits and death," he says. "You can't use Jane Austen to speak about African reality..

"Which brings the question: what is reality? Everyone's reality is different. For different perceptions of reality we need a different language.".  Hence the "dream-logic" narrative, which he believes works better..

"We like to think that the world is rational and precise and exactly how we see it, but something erupts in our reality which makes us sense that there's more to the fabric of life," he says. "I'm fascinated by the mysterious element that runs through our lives. Everyone is looking out of the world through their emotion and history. Nobody has an absolute reality." Okri is working on a new novel that continues his explorations of liberty, the overt theme of his previous book, Tales of Freedom..

"The fundamental freedom is the freedom to be exactly what we're capable of being, and as a writer that's a very huge problem because every writer comes into the world with a geographical label on them," he says. "My ambition is to be a true, living, clear-seeing writer, and it's the most difficult freedom, as first you've got all your own internalised negativities, your mind, to get over. On top of that you've got the rest of the world saying you should write in the way your tradition has laid down. The challenge is constantly trying to escape straitjackets and see clearly without any labels.".

Okri has certainly triumphed in escaping labels, stylistically speaking..

"Sometimes poetry and prose merge, and do one another's work," he says. "Pushkin wanted his poetry to have the clarity of prose. I'm fascinated by this interchange"..

For all the profound themes in A Time for New Dreams, there is throughout a playfulness and lightness; after all, he celebrates the purity of childhood in several powerful pieces plaited throughout the collection, and the child's ability to "look with eyes of wonder"..

"Childhood," he says, "is a time when we dream. Let's bring back this pure way of seeing"..

A Time for New Dreams is published by Rider and is in stores now.




 

Ben Okri - Aç Yol

http://literature.britishcouncil.org

Dr Jules Smith, 2002
Çeviri : Nazan Önder

Azaro, Ben Okri’nin 1991 yılında Booker Prize ödülü alan romanı “AÇ YOL”’un ruh-çocuk anlatıcısıdır. Azaro kendini ; kaos ve güneş ışığı içinde, yaşayan ve ölülerin hayallerinde serüven yaşayan isteksiz maceracı olarak tanımlar.

Anne ve babasına olan sevgisi yüzünden ruhlar dünyasına dönme sözünden döner. Bu yüzden de ruhlar alemi ile gerçek hayat arasında, huzursuzca gidip gelmek zorunda kalır. Azaro kendi insanlarının yaşam mücadelesinin şahididir ve gerek insanların yaratacağı felaketleri gerekse doğal felaketleri önceden görebilme yeteneğine sahiptir. Dolayısıyla Azaro yazarın hayal gücünün sembolü olur, görevi Afrikalı bir kavimin kaotik hikayesini tasvir etmektir (bu hikaye Okri’nin yerli Nijerya’sının genişletilmiş kıssasına göndermedir) Okri’nin anlatımı, “dünya sadece ölülerin cevaplayabileceği bilmecelerle doludur” mesajını verir. Bu, insanlar ve ruhlar, acayip melezler ve dönüşümler arasında sürekli bir değiştokuş anlamına gelir; ölüler sıklıkla şarkı söyleyerek ve kavga ederek yürür ve çoğunlukla hayvan formlarına bürünür. Okri’nin romanı birkaç onyıl geriye giderek, hemen özgürlük öncesi dönemi hatırlatır. Herbalistleri, yerel ilaçları, hayvan kurban etmelerı, ve büyüleri barındıran bu geleneksel toplum, yoğun bir şekilde elektriğin, arabaların ortaya çıkışı ve hepsinin ötesinde yabancı çokuluslu şirketler tarafından ormanın sömürüyle yoğun bir şekilde işgal edilir. “Yol” kavimin özgürlüğünü anlatan metafordur. Ancak işin can alıcı bölümü bu bir “açlıktan öldüren yol”’dur. Açlığın sarmaladığı ve çoğunlukla kendi insanlarını acımasızca yalayıp yutan bir yol.

Okri’nin romanındaki zengin metafor ve fantastik öğeler Batılı okuyuculara “büyülü gerçeklik” türü gibi görünebilir. Ancak bu roman belkide en iyi Postkolonyalist İngiliz romanı bağlamında değerlendirilebilir. Okri, Afrika tarzı hikaye anlatıcılığı geleneğini, bir avuç yerel kelime kullanarak ve modern edebi teknik çeşitliliği sergileyerek standart İngilizce’de tekrar işliyor. Okri’nin büyük başarısı, Aç Yol, en çok övgü alan 1945 sonrası Afrika hikayelerinden biri. “Aç Yol” aynı zamanda Okri’nin “Songs of Enchantment(büyü şarkıları) (1993) ve Infinite Riches(sonsuz servet) (1998) adlı kitaplarının açılış cildi. Birlikte değerlendirildiklerinde, herbiri inanılmaz zengin bir okuma deneyimi sunuyor ; tüm ciltler rüya mantığıyla devam ediyor. Azaro’nun şahitlik ettiği sürekli yaşanan dönüşümlerde ve kaderi tersine çevirmelerde şaşkınlık yaratan trans-gibi bir anlatım sesi mevcut.

Azaro ve ailesininde içinde bulunduğu, tehlike altında yaşayan halk hayaletler ve doğal afetler tarafından ziyaret edilir. Aynı zamanda toprak ağası ve onun çetesi tarafından sömürülür. Romanlar sürekli satın alınan yiyecekleri, onların hazırlanışını ve zevkle yenişini tasvir ederken; aynı zamanda özlem duyulanlardan, saklananlardan ve fareler tarafından kemirilenlerden de bahseder. Azaro’nun babasının “Siyah Kaplan” olarak başka bir varoluş biçimi de vardır: Ruhlarla savaşan boksör. Ama babasının gerçek hayattaki -tümü fazlasıyla insan olan- rakipleri, “Zenginlerin Parti”sidir. Azaro’nun annesi ise sürekli uzlaştırıcı rol oynar; sadece aile içinde değil aynı zamanda “Siyah Kaplan” ile sürekli çatışma içinde oldukları yerleşik halk arasında da. Bunun için de yerel bar sahibesi efsanevi Madame Koto’nun aracılığına ihtiyaç duyar. Kendini beğenmiş, yozlaşmış ve cömert Madame Koto edebi anlamda bütün romanlara hakim olacak kadar şişirilir. Azaro gibi Madame Koto da, her iki alemde de varolmaktadır. Eşkiya çeteleri, fahişeler ve ayin şarkıcıları ile birlikte kudret simsarı olarak; yeni ve berbat bir gidişatın rahibesi olarak. Roman serisinin, açık ara farkla en iyi ve en renkli karakteri olan Koto; yeni arabası ve hayalet şöförü, elektriği takdiyesi ve Zengilerin Partisi adına yaptığı toplantıları ile kötü kader yüklü şenliğe büyük katkı yapar. Koto’nun, çakal-başlı bir yaratıktan olma üç ruh çocuğunun doğumunun yaklaşması, 3.romana yıkıcı bir hava katar. Azaro, özgürlük öncesi bir toplantının karmaşasında gelecekle ilgili bir hayal görür: darbeler, idamlar, skandallar, çatışmalar, ayaklanmalar ve meylettiği tahmin edilen savaşın gerçekleştiği. Yönetimdeki general, hatıratına tarihi yeniden yazma teşebbüsündedir. Bu sırada Madame Koto’nun son başkalaşımı yeni bir ulusun doğum sancılarına eşlik eder. Okri’nin romanları ekonomik ve politik yozlaşmanın sorunlarını, savaş ve ekolojik yıkımı detaylı metaforlarla anlatırken, Okri’nin kısa hikayeleri yoluyla verilen, Afrikalıların ruhlarla etkileşimi daha “gerçekçi” ve yapıda daha kentlidir. Bu hikayeler güncel ekonomik çaresizlik ve sosyal kaosu yakalar. Örneğin “The City of Red Dust” (Kırmızı Toz Şehri)’ta Emokai, Askeri yöneticinin doğum günündeki resmi kutlamalara içecek alacak para bulmak için kan satacak kadar alçalırken, kız arkadaşı Dede, askerler tarafından tecavüze uğradıktan sonra buhrana sürüklenir ve kendi boğazını keser. “Worlds that Flourish” (Dalgalanan Dünyalar)’da bir adam polis tarafından önce soyguna uğrayıp sonra dövülür; arabasına saldırıldığında, kendini ruhlar şehrinde bulur ki burada ölmüş karısı ile karşılaşır. Stars of the New Curfew (1988) (Yeni Sokağa Çıkma Yasağının Yıldızları)’nın çarpıcı başlık hikayesi, sahte doctor satıcının “herşeyi tedavi eden” ilaçlarını, fakirlerin ilacın yan etkisi olarak gece kabusları görmesini betimler. Açlıkla yeterince deneyim kazanmış satıcının manyak satışları, “herşeyi tedavi eden” güç ilacının taşındığı kalabalık otobüsün kazasıyla sonuçlanır. Bu tuhaf satirik politik alegori (kinaye); satıcının patronunun, satıcıya eski ilacın ortaya çıkardığı etkileri düzeltsin diye yeni ve geliştirilmiş bir ilacı denemesi konusundaki israrı ile neticelenir.

“Dangerous Love” (1996) – (Tehlikeli Aşk) belkide Okri’nin güncel romanlarının içinde en doyurucusu. Politika ve sanatsal özgürlük iması bulunan, Lagos’ta 1970’lerde geçen bir aşk romanı. Roman, sanatçı-kahraman Omovo’nun, iç savaşı çağrıştıran kısa bir hikayede ilk kez ortaya çıkışıyla canlanmaya başlar; çocuk nehirde yüzen cesetleri görür ayrıca askerlerin bir kadını öldürmesine şahitlik eder. Bayılır ve daha sonra askerler tarafından kurtarılıp eve götürülür, babasının askerlerle birlikte içtiğini görür. Tehlikeli Aşk aynı zamanda Okri’nin önceki romanı olan “The Landscapes Within” (1981) (İçindeki Manzaralar)’in konusunun olgunlaştırılmış yeniden çalışması; tuvaldaki sosyal protestoları feci halde kendine geri tepen bir sanatçı. Omova’nın resimlerine otoriteler tarafından el konulur, kimya fabrikası müdürünün yeğenine işini kaptırır. Romanın başlığı olan “tehlikeli aşk” kıskanç komşusunun 17 yaşındaki karısına atıfta bulunur. Omova’nın arkadaşlarından biri Amerika’ya kaçmayı düşlerken, diğeri açıkça “bizim toplumumuz bir savaş alanıdır” der. Yoksulluk, yozlaşma ve açlık mermiler. Kötü hükümetler bombalar. Omova, daha üzgün ve bilgece (Okri gibi daha geniş bir hissiyatla), hayatını “sanatın zorluk ve fırsatlar”ına adar. Sosyal eleştirileri ile birlikte, “içinde bulunulan doğada biryerlerde akan daha iyi bir hayatın iması”nda ısrar eder.

Ben Okri aynı zamanda acı bir tonu olan iyi bir lirik şairdir. An African Elegy (1992) (Bir Afrika Ağıdı) derlemesinde ele aldığı konular yine rüyalar, ruhlar ve sömürgeciliğin mirasıdır. Ulusunu “Yeniden bağlanmayı sonlandırmış/ ruhlar memleketi” olarak tanımlar; “askerler ve politikacılar ortaya çıkmış / evrak çantaları ve silahlarla/ Ve şehir gecelerinde kutlamalar” (“On Edge of Time Forever” Sonsuza dek Zamanın Kıyısında)

Ancak Okri, aynı zamanda, felaketin gölgesinde aşkı da kutsar: “Yüzünü görüyorum/ güzelliğin tehdit edildiği yer / zorbalıkla / akşam pembeleştiğini / asılsız cinayetler” Ve şair ilan ediyor: “Bırakın müzik ruhumu aydınlatsın / Ve ben izin verilenden daha uzağa seyahat etmeliyim / Yeninin armağanlarını bulmak için / Işık”.


Ben Okri

http://literature.britishcouncil.org/ben-okri

Poet and novelist Ben Okri was born in 1959 in Minna, northern Nigeria, to an Igbo mother and Urhobo father. He grew up in London before returning to Nigeria with his family in 1968. Much of his early fiction explores the political violence that he witnessed at first hand during the civil war in Nigeria. He left the country when a grant from the Nigerian government enabled him to read Comparative Literature at Essex University in England.

He was poetry editor for West Africa magazine between 1983 and 1986 and broadcast regularly for the BBC World Service between 1983 and 1985. He was appointed Fellow Commoner in Creative Arts at Trinity College Cambridge in 1991, a post he held until 1993. He became a Fellow of the Royal Society of Literature in 1987, and was awarded honorary doctorates from the universities of Westminster (1997) and Essex (2002).

His first two novels, Flowers and Shadows (1980) and The Landscapes Within (1981), are both set in Nigeria and feature as central characters two young men struggling to make sense of the disintegration and chaos happening in both their family and country. The two collections of stories that followed, Incidents at the Shrine (1986) and Stars of the New Curfew (1988), are set in Lagos and London.

In 1991 Okri was awarded the Booker Prize for Fiction for his novel The Famished Road (1991). Set in a Nigerian village, this is the first in a trilogy of novels which tell the story of Azaro, a spirit child. Azaro's narrative is continued in Songs of Enchantment (1993) and Infinite Riches (1998). Other recent fiction includes Astonishing the Gods (1995) and Dangerous Love (1996), which was awarded the Premio Palmi (Italy) in 2000. His latest novels are In Arcadia (2002) and Starbook (2007).

A collection of poems, An African Elegy, was published in 1992, and an epic poem, Mental Flight, in 1999. A collection of essays, A Way of Being Free, was published in 1997. Ben Okri is also the author of a play, In Exilus. In his latest book, Tales of Freedom (2009), Okri brings together poetry and story. Ben Okri is a Vice-President of the English Centre of International PEN, a member of the board of the Royal National Theatre, and was awarded an OBE in 2001. He lives in London

Poet and novelist Ben Okri was born in 1959 in Minna, northern Nigeria, to an Igbo mother and Urhobo father. He grew up in London before returning to Nigeria with his family in 1968. Much of his early fiction explores the political violence that he witnessed at first hand during the civil war in Nigeria. He left the country when a grant from the Nigerian government enabled him to read Comparative Literature at Essex University in England.

He was poetry editor for West Africa magazine between 1983 and 1986 and broadcast regularly for the BBC World Service between 1983 and 1985. He was appointed Fellow Commoner in Creative Arts at Trinity College Cambridge in 1991, a post he held until 1993. He became a Fellow of the Royal Society of Literature in 1987, and was awarded honorary doctorates from the universities of Westminster (1997) and Essex (2002).

His first two novels, Flowers and Shadows (1980) and The Landscapes Within (1981), are both set in Nigeria and feature as central characters two young men struggling to make sense of the disintegration and chaos happening in both their family and country. The two collections of stories that followed, Incidents at the Shrine (1986) and Stars of the New Curfew (1988), are set in Lagos and London.

In 1991 Okri was awarded the Booker Prize for Fiction for his novel The Famished Road (1991). Set in a Nigerian village, this is the first in a trilogy of novels which tell the story of Azaro, a spirit child. Azaro's narrative is continued in Songs of Enchantment (1993) and Infinite Riches (1998). Other recent fiction includes Astonishing the Gods (1995) and Dangerous Love (1996), which was awarded the Premio Palmi (Italy) in 2000. His latest novels are In Arcadia (2002) and Starbook (2007).

A collection of poems, An African Elegy, was published in 1992, and an epic poem, Mental Flight, in 1999. A collection of essays, A Way of Being Free, was published in 1997. Ben Okri is also the author of a play, In Exilus. In his latest book, Tales of Freedom (2009), Okri brings together poetry and story. Ben Okri is a Vice-President of the English Centre of International PEN, a member of the board of the Royal National Theatre, and was awarded an OBE in 2001. He lives in London

>

Valid HTML 4.01 Transitional