KAPAK Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi
Umberto Eco


Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

 

 

TOPLANTI TARİHİ  : 28.12.2005
İRDELENEN KİTAP:
  KraliÇe Loana'nın Gizemli Alevi


             
 
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=4404

Eco'nun 'Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi', 'Gülün Adı' gibi 'bulmaca'lardan hoşlanan okuyucu için bir cennet. Bu roman, 'Foucault Sarkacı'nın aksine gerilim havasından, gizli örgütlerden ve komplo teorilerinden uzak

07/10/2005 (357 defa okundu)

Z. HEYZEN ATEŞ (Arşivi)

Eco'nun popüler kültürü
Umberto Eco, son kitabı Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi'nde Giambattista Bodoni'nin hayatını yeniden keşfedişinin hikâyesini anlatıyor. Elli dokuz yaşındaki antik kitap satıcısı, geçirdiği inme nedeniyle girdiği komanın ardından hafızasının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Gündelik hayatın bilgisi (neyin nasıl yapıldığı: bir kapının nasıl açıldığı, nasıl kitap okunduğu vb.) dışında ona kalan sadece okudukları; şiirlerden dizeler, roman pasajları, filmlerden sahneler ve tiyatro oyunlarından replikler olur...

Bodoni ya da arkadaşlarının ve ailesinin onu çağırdığı adıyla Yambo, hayatına dair otobiyografik bilgiyi tamamen yitirmiş olduğundan eski günlerini hatırlamak için bütün hayatını yeni baştan kurgulamak zorundadır. Ben kurgulamak diyorum çünkü parçaları birleştirirken Yambo hem kendisi, hem de dışardan bakan biridir hayatına. (Burada okuyucuya bir ipucu verelim Bodoni aslında bir 18. yüzyıl tipografının ve Yambo adı da bir İtalyan çizgi roman karakterinin adı.)

Karısı Paola'nın da yardımıyla işe Solara'daki aile evine dönerek başlar yaşlı adam. Bütün çocukluğunun geçtiği bu evde aileden kalan belgeler, yıllardır göz atılmamış mektuplar ve fotoğraflarla kaybettiklerini geri kazanmaya çalışır. Ne var ki kısa sürede fark eder ki bir kapana kısılmış durumdadır: Moby Dick'ten alıntı yapabilir, entelektüel tartışmalara girebilir ve hatta 'Star Trek'ten dahi bahsedebilir ama bahsettiklerine karşı hiçbir şey hissedemez.

Yambo'nun kendini ararken döndüğü yılların ve anılarının Eco tarafından semboller ve muhteşem kült imgelerle süslendiğini söylemek yanlış olmaz. Gülün Adı'nın yazarının bu kitaba serpiştirdikleri Mussolini dönemi propaganda broşürlerinden Flash Gordon çizgi romanlarına kadar uzanan geniş bir yelpaze oluşturuyor. (Eco, Flash Gordon çizgi romanlarıyla Amerikan idealinin Mussoli İtalya'sındaki çocukların zihnine nasıl yerleştirildiğini ele alıyor örneğin.) Kitabın birinci bölümü tam bir tür popüler kültür cennetinde Poe, Conan-Doyle veya Robert Lewis Stevenson cümleleri ve çeşitli kült şarkı sözlerinin karışmış hâli sanki. Bir tür beyin akışı 1940'lı yıllarla süslenmiş olan... (Bu bölümde benim favori cümlem "Benim adım Arthur Gordon Pym") Eco, çeşitli yazarların cümlelerini Yambo'nun beynine yerleştirip onun ağzından, hayatını arama sürecinin çeşitli etaplarında dökülmelerini sağlayarak her zamanki çok katmanlı okuma süreçlerinden birine sokmuş oluyor okuyucuyu.

Eco'nun büyüklüğü...


Yazının bu noktasında bir parantez açmak gerek. Eco'nun imgelerinin tamamını tek bir okumayla yakalamak -hatta yarısını- elbette mümkün değil. Zaten gerekli de değil. Onu büyük bir yazar yapan da bu değil mi zaten. Herhangi bir okuyucu, örneğin Poe'nun Arthur Gordon Pym'inden habersiz de olsa ve Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi'nde bu kitaba yönelik göndermelerin hiçbirini görmese bile öyküden alacağı haz azalmayacaktır. Bazı kısımları biraz akademik bulsa bile büyük bir hevesle okumasını sürdürecek, Yambo'nun öyküsünün nereye gittiğini öğrenmek isteyecektir.

Öte yandan, Eco'nun diğer kitaplarından bu kitaba hazırlıklı olanlar yüzlerce cümlenin birbirine bağladığı çağrışım ve altmetin denizinde sürüklenecek, büyük ihtimalle bu kitabı en az üç kez okuyacak ve her seferinde başka bir anlam keşfedecekler. Bir parça araştırmacı olanlarsa, tahminen birkaç ay harcayacaklar, kimsenin D'Annunzio'nun Notturno'sunu ya da Georges Rodenbach'ın şiirlerini ezbere bilmediği varsayımına dayanarak söylüyorum bunu. Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi, örneğin Gülün Adı gibi- bulmacalardan hoşlanan okuyucu için bir cennet. Ama bu roman, Foucault Sarkacı'nın aksine gerilim havasından, gizli örgütlerden veya komplo teorilerinden uzak. Daha tehlikeli bir evrende geçtiğini söyleyebiliriz aslında: İnsan kendi beyninin derinlerine indiğinde orada karşısına çıkacaklar dışarıdan birinin yaratacağı acıdan çok daha ağırlarını yaratabilir ne de olsa.

Yukarıda yazdıklarım gözünü korkutmamalı okuyucunun. Eco, öyle bir biçim kullanıyor ki kitabında bütün bu içerik rahatça okunabilir ve hatta ulaşılabilir hâle geliyor okuyan için. Kitabın kahramanının geçirdiği değişimler, akıcılığı da beraberinde getiriyor. Yambo, kapana kısılmışlık duygusuyla ufak tefek birkaç gelişme arasında bir yerde yönünü değiştiriyor örneğin. Amacının nasıl bir değişikliğe uğradığını buraya yazmayacağım ama bu değişiklik yukarıda bahsettiğim türdeki okuyucuyu o noktaya kadar okuduğu satırlarda aslında ne olduğunu yeniden sorgulamaya götürürken daha düz bir okuma yapmayı tercihen eden okuyucuları da kitaba yeniden bağlamış oluyor. Eco'nun 'büyük'lüğünün de buradan kaynaklandığına inanıyorum. Sartre'dan cümleler, felsefi tartışmalar, hayatın anlamı, Baudelaire, Star Trek, Jack London, Shakespeare, Fellini, Huysman ve Sherlock Holmes başka kimin kitabında bir araya gelebilirlerdi ki?

Kitabın ikinci yarısında okuyucu kadar Yambo da kendi hakkında yeni şeyler öğrenecek daha doğrusu onun hayatındaki olaylar kendisi için farklı anlamlar kazanacak. Hatırlama süreci değerlendirme süreciyle birlikte işlediğinden Yambo, 'olduğu' kişiden farklı bir karakter bulacak kendinde.

Yaş, hafıza ve nostalji... Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi'ni anlatan üç kelime. Yetmiş üç yaşındaki Eco, bu romanıyla yeniden parlıyor, kurguyla anılarını karıştırarak. Kendi tabiriyle: "Kitapta kendiminkinden çok farklı bir karakter yarattım, bu sayede de benim olan anıları yazsam bile özel hayatıma dokunulmamış hissettim. Hemen herkes on altı yaşındayken birilerine âşık olmuştur örneğin, ama asla bahsetmezler. Eh, bu sefer, kız gerçekten benim âşık olduğum kız..."

 

  • KRALİÇE LOANA'NIN GİZEMLİ ALEVİ
    Umberto Eco, Çeviren: Şemsa Gezgin, Doğan Kitap, 2005, 448 sayfa, 20 YTL.
  •  
    http://www.harcourtbooks.com/authorinterviews/bookinterview_Eco.asp  
    Synopsis
    Yambo, a sixtyish rare-book dealer who lives in Milan, has suffered a loss of memory—he can remember the plot of every book he has ever read, every line of poetry, but he no longer knows his own name, doesn't recognize his wife or his daughters, and remembers nothing about his parents or his childhood. In an effort to retrieve his past, he withdraws to the family home somewhere in the hills between Milan and Turin.There, in the sprawling attic, he searches through boxes of old newspapers, comics, records, photo albums, and adolescent diaries. And so Yambo relives the story of his generation: Mussolini, Catholic education and guilt, Josephine Baker, Flash Gordon, Fred Astaire. His memories run wild, and the life racing before his eyes takes the form of a graphic novel. Yambo struggles through the frames to capture one simple, innocent image: that of his first love.

    A fascinating, abundant new novel—wide-ranging, nostalgic, funny, full of heart—from the incomparable Eco.

    Interview
    Q: The main character, Giambattista "Yambo" Bodoni, loses his memory; and, in an attempt to rediscover his past, he retreats to his childhood home. He sifts through decades-old newspapers and magazines, and rereads beloved stories and comic books from his youth. Yambo also listens to old records and replays the lyrics in his mind. What aspects of this novel are reflective of your life?
    A: Since I tell about the thirties and the forties of the last century, I am remembering the period of my childhood and adolescence. It is obvious that the majority of the memories of those times are my personal memories, and that all the images of magazines, disks, and comic books are the images of my personal memorabilia. But I did not want to write my own autobiography, but rather the biography of a generation. In this sense I gave Yambo memories that were not mine. I tried to design the adult Yambo as a person different from me, and the child Yambo had experiences (like the one at the Gorge) that I did not happily have.

    Q: Throughout the novel, you use various elements to illustrate Yambo's struggle with his memory loss. For instance, you use quotes and references about fog. How does this image tell Yambo's story?
    A: Apart from the fact that I was born in the fog, my memory is full of foggy visions, and I adore fog (to such an extent that I collected an anthology of literary pages about fog, from Homer to our time); fog is an inevitable metaphor for the loss of memory. The irony is that Yambo has lost his own personal memories but not his cultural memory: Thus he is obsessed by words about fog, words of the authors he remembers, about something (the fog) of which he has no more visual memory, because it belonged to his private, personal life.

    Q: Yambo also experiences a "crescendo of mysterious flames." And in fact, The Mysterious Flame of Queen Loana was a story that Yambo stumbled upon in the chapel. How does this "most insipid tale" typify Yambo's plight?
    A: As for the mysterious flame, I must say that when thinking of this novel, before starting writing it, I decided that its title should be The Mysterious Flame of the Queen Loana. Why? Because I remembered the title of that old comic book, only the title, not the story, but that title evidently fascinated me when I was a kid. Once I stated that that had to be the title of my book, it came as a natural consequence that Yambo, when feeling the strange sensation of recognizing something of his past, thinks of that sensation as a sort of flame. The Mysterious Flame was in fact inspired by a famous novel, She, by Rider Haggard. Or worse, it was a plagiarism from Atlantide by Pierre Benoit, a French author who was accused of having copied the story of Rider Haggard. Being the copy of a copy it was not a great masterpiece. But I repeat, what fascinated me was the title and the same happens to Yambo. Having preserved only his cultural and public memory, he is obsessed by words; he has lost things (including the story of Loana) and has remained only with words.

    Q: This novel is filled with meticulous detail—from the summaries of many books and the recollection of lyrics, to accounts of comic-book heroes and the description of assorted stamps. What did your research entail?
    A: During my adult life I have retrieved many memorabilia of my childhood. I no longer had my early schoolbooks but I managed to find them again, exploring flea markets and old bookstores. Thus, most of my images come from my personal collection. As for the rest, I spent at least two years rummaging and browsing through bookstalls. I did not have to discover anything, only to recover. I kept in my mind vivid images of all the items of my childhood, and I had only to retrieve them again.

    Q: You wrote The Mysterious Flame of Queen Loana around handwritten letters, dusty publications, and books with beautiful covers. How do you feel about the emergence of an electronic—almost paperless—age?
    A: Many of my old papers were recovered through the Internet. For instance, it is through the Internet that I succeeded in reconstructing the stamp collection I had put together at the age of twelve. It would have been impossible to retrieve all these stamps except by surfing the Internet. And on the Internet all these memorabilia were advertised as real objects that one could buy. Thus you see that the Internet is not always substituting paper, sometimes it can be a way to salvage it.

    Q: Brother William from The Name of the Rose (Harcourt, 1983), Baudolino from Baudolino (Harcourt, 2002), and Yambo from your most recent novel. Of all of your characters, which one would you like to meet, and why?
    A: To meet? But they are all around me and we chat every day…

    Q: When writing epic novels such as The Name of the Rose and The Mysterious Flame of Queen Loana, where do your biggest challenges lie?
    A: The real challenge is to make the writing process last as long as possible, always delaying the moment of the end. It is so beautiful to live for many years with your story, while nobody else is knowing what are you doing, and in every moment you can pick up an idea or an image from your everyday experiences… I cannot understand these authors who concoct a new novel every year. Where is the fun, then?

    Q: You've published thirteen books with Harcourt, with genres ranging from historical fiction, juvenile fiction, and mystery and detective stories, to literary criticism, semiotics, and linguistics. How would you classify yourself as an author?
    A: I am a scholar who during the weekends writes novels instead of playing golf.

    Q: Living in Milan, Italy, you're a professor at the University of Bologna, where you head the communication sciences program, and you write an opinion column for the Italian publication L'Espresso. With On Literature—a collection of essays and addresses—being released last year and now The Mysterious Flame of Queen Loana, are you currently writing any more novels?
    A: The answer is no for a very simple reason. Every book, when published, takes at least two years of your life. Like children, you must take care of them until the moment they can walk by themselves. After being published in a given language, a new book requests a lot of work for interacting with the translators, for reading and answering a lot of letters, to give interviews, like now. And the two years have not yet expired.