|
|
Çalışma Soruları :
-
Edith kendisini “karanlık ve güvenilir” bir kişi
olarak görmektedir. Olaylar by saptamasını haklı mı çıkarıyor, yoksa
kendi kabul ettiğinden daha karanlık ve yıkıcı mı ? Kendisinin Bayan
Pussey, Monica ve Penolope tarafından yönlendirilmesini kabul edişi
bir pasif duruşu mu sergiliyor yoksa bir gereksinmeden mi
kaynaklanıyor ?
-
Edith Hotel du Lac için “zarif bir sığınak”
terimini kullanır ama daha sonra aynı yerden bir “kurum” olarak
sözeder. Hangi betimleme daha doğru. Oteldeki İngiliz kadınlar
terkedilmiş insanlar mı yoksa Edith’in söylediği gibi kendilerine br
sığınak mı arıyorlar ?
-
Edith sizce güvenilmez bir anlatıcı mı ?
Anlattıklarını yüzeysel olarak ihtiyatla m kabul etmeliyiz ? Okuyucu
ile samimi bir ilişki içinde olsa da okuyucuya hayatı hakkında
anlatmadığı şeyler de var mı ? Eğer varsa bunlar yalnızca David’e
yazdığı mektuplarda mı açık şekilde görülüyor. Bu mektuplar sizce
okuyucuya verilen dürüst bilgiler mi ? Yoksa bu yazılar aslında
kaçamak ve güvenilmez mi?
-
Brookner’ın anlatısında David hakkında neler
öğreniyoruz ? David gibi bir adam Edith için neden bu kadar cazip ?
Cazibesinin nedeni ulaşılmazlığı mı ? David ve karısı nasıl bir
evliliği sürdürüyorlar?
-
Edith’in arkadaşları onu romantik olmakla
suçluyorlar. Bu sizce doğru mu ? Edith neden romantik kitapların
yazarı olmayı seçmiş ? Bu seçim onun hareketlerini etkiliyor mu ?
“Romantik” tema kitabın sonu ile nasıl bağdaşıyor? David’e geri
dönmesi sizce romantik bir davranış mı yoksa değil mi ? Londra’ya
döndükten sonra sizce Edith yine eski tür yazılarına mı dönecek?
-
Edith Bay Neville’e “ Her an mutluluğu
düşündüğünü” söylemektedir. Mutluluk düşüncesini ana hatlarıyla ona
çizer. Bay Neville onu kendi “mutluluk” düşüncesi çizgisine
çekemediği halde yine de Edith’in mutluluk kavramını kendi anlayışına
göre düzenlemesine etki etti mi ? İdeal mutluluk kavramı onu tanımadan
önceki kavramı ile aynı mı ? Yoksa tanımı Mr. Neville ile tanıştıktan
sonra değişti mi ?
-
Edith çevresine baktığında bütün etrafındaki
kişiliklerde grotesk bir tipleme görür. Bu kişilerin Edith’in
anlattığı kadar grotesk olduğunu düşünüyor musunuz ? Edith’in yapısı
bozuk merceği altında daha da mı acaipleşiyorlar. Eğer böyle
düşünüyrsanız Edith neden kendisi ile başkaları arasına mesafe koyuyor
ve onları daha az insancıl hale getiriyor. Beğenmediği halde
Penelope’ye neye bağlanıyor ? Kendisini daha üstün görmesini
sağladığı için mi ? Edith Penelope’yi anlamış mı yoksa romancı
kişiliği ile gerçek insanları da romanlaştırmış mı ? Geoffrey Long
hakkında ne düşünüyorsunuz. Edith neden onunla dalga geçiyor?
Okuyucu Geoffrey’i bir aşık ya da acı çeken gerçek bir insan gibi
görme şansına sahip mi ?
-
Edith’in mutsuz geçen çocukluğu onun erişkin
dönemdeki kişiliğine sizce etki etmiş midir ? Annesinin seks, dişilik,
annelik kavramlarını ne kadar kabul etmiştir? Diğer kadına karşı
duyduğu sevgisizlik kendisine annesinden geçen bir düşünce biçimi
midir yoksa çevresindeki kadınlarda var olan ikiyüzlülük ve rekabet
duyguları nedeni ile midir ?
-
Penelope’ye göre erkekler “fethedilecek”
varlıklar ama aynı zamanda düşman yaratıklardır. Penelope ve Edith’in
Londradaki diğer arkadaşları kuralları kesin olmayan bir seks oyunu
oynarlar Edith bunların hangi sınırını geçti? Bu kurallara uymadıkça
Edith duygusal olarak dışlanacak mı ?
-
Brookner’ın en büyük özelliklerinden biri havanın
ve doğanın insanın ruh haletini yansıtmasındaki becerisi. Otelin
kendisi de dahil olmak üzere manzara Edith’in kendi duygularını
yansıttığı boş bir yaz boz tahtası mı ? Yoksa manzara kendisini
Edith’e zorla mı kabul ettiriyor ?
-
Edith David’e yazdığı mektuplarda uzun uzadıya
giysilerden söz ediyor. Bu onun David ile ilişkisi hakkında bize ne
gibi ipucu veriyor ? Kendisinin David için rahatlatıcı eğlendirici bir
kişilik olduğunu mu düşünüyor. Mektuplarını neden David’e
postalamıyor ? Buna rağmen mektupları neden yazıyor ? Neville ile olan
nişanı hakkındaki mektupta diğer mektuplara nazaran ne gibi bir
farklılık var. Neden en sonunda “eve dönüyorum” sözcüklerinin çizip
“geriye dönüyorum” tabirini kullanıyor.
-
Arkadaşları tarafından Virginia Woolf olarak
görülen Edith kendini nasıl görüyor? Bu benzetme onu nasıl
onurlandırıyor ? “Venessa Wilde” takma adı neyi ima ediyor ?
-
Edith cinsellikten hiç söz etmemesine rağmen seks
ögesi romanın merkezinde yer alıyor. Seks onun hayatını nasıl
etkiliyor ? Geoffrey ve Neville ile olan ilişkilerinde seks nasıl bir
rol oynuyor. Kadınlarla olan ilişkilerinde nasıl rol oynuyor ?
-
Edith’in David’e dönme kararı neyi gösteriyor ?
Zafer mi, yenilgi mi vazgeçme mi ? Neville’in teklifini geri
çevirişinde neleri reddediyordu. O güne kadar çok istediği şeylerden
nelerden vazgeçiyordu ?
|
|
|

Hotel du Lac
Anita Brookner
http://www.cercles.com/review/r15/brookner.htm
Critics of Anita Brookner’s novels often refer to the anti-La Fontaine
tortoise vs. hare analogy promoted by Edith Hope, the romantic novelist
in Brookner’s Booker Prize-winning novel, Hotel du Lac (1984):
“The tortoise wins every time. This is a lie […] In real life, it is the
hare who wins […] Hares have no time to read. They are too busy winning
the game.” Yet tortoises rather than hares are center stage in
Brookner-world, where loneliness, exile, failed love affairs, collapsed
relationships, excessive timidity, and opportunities not taken are
business as usual. Brookner’s people, like T.S. Eliot’s J. Alfred
Prufrock, frequently ask, “Do I dare/disturb the universe,” and quite
often the answer is “no.”
Brookner’s writing has always been lucid, subtle, and witty, and her
insights revelatory. She is a respected art historian and critic, and
her novels, or at least specific scenes in her novels, are often
beautifully rendered miniatures, artfully crafted. And while some of
Brookner’s characters may at times seem unaccountably diffident,
somewhat anachronistic, even occasionally boring, she is generally
sympathetic toward all of her people.
From Our Editors
Edith Hope is a writer of romance novels, but somehow the men of the real
world never seem to measure up to her ideals. Banished by her friends to
Switzerland for a mysterious offence, she must decide if she will compromise
her principles for the sake of love. Hotel du Lac won
Britain's distinguished Booker Prize, and is a story of second-chance
romance, perfect for curling up with on a cool autumn night. Don't pass it
up!
About the Author
Anita Brookner is a novelist whose forte is the meticulous examination of
the lives of unremarkable women. She portrays the women with dignity and
tolerance. Brookner generates novels of intellectual and emotional
compulsion. Brookner's novels evoke a near contemporary, Barbara Pym, and
the tradition of Jane Austin and Charlotte Bronte. But they reflect the
realities of a generation later than that of Pym. For Brookner, a simple,
pacific femininity no longer provides a respite from a danger that lurks
throughout her world. Unhappiness, which Pym's characters bear with
resignation, torments Brookner's sensibility. Hotel du Lac (1984) won the
Booker Prize and remains Brookner's most acclaimed work. Cunning and formal
in tenor, it probes the repressed secrets and fragile psychological
condition of a writer, Edith Hope, who is recovering from the external
world's threats and bruises and trying to reconcile the life of human
passions with the life of the artist. Critics have rated the novel as one of
the most important works in the genre of Kunstlerroman for the late modern
period. A professor of art history, Brookner has taught at Cambridge
University and the Cortauld Institute where she specialized in eighteenth-
and nineteenth-century painting. In addition to her fiction, Brookner has
written scholarly works about Jacques Louis David, Jean Baptiste Greuze, and
Jean-Antoine Watteau.
ABOUT THIS BOOK
http://www.randomhouse.com/vintage/catalog/display.pperl?isbn=0679759328
In the novel that won her the Booker Prize and established her international
reputation, Anita Brookner finds a new vocabulary for framing the eternal
question "Why love?" It tells the story of Edith Hope, who writes romance
novels under a psudonym. When her life begins to resemble the plots of her
own novels, however, Edith flees to Switzerland, where the quiet luxury of
the Hotel du Lac promises to resore her to her senses.
But instead of peace and rest, Edith finds herself sequestered at the hotel
with an assortment of love's casualties and exiles. She also attracts the
attention of a worldly man determined to release her unused capacity for
mischief and pleasure. Beautifully observed, witheringly funny, Hotel du
Lac is Brookner at her most stylish and potently subversive.
PRAISE
"Brookner's most absorbing novel...wryly realistic...graceful and
attractive." ?Anne Tyler, The New York Times Book Review
"Impeccably written and suffused with pleasing wit." ?Newsweek
"Distinctive, spellbinding...elegant but passionate, funny but oddly
earnest.... Novels like hers are why we read novels." ?Christian Science
Monitor
"A remarkable novel...Anita Brookner's best." ?Victoria Glendinning, The
Sunday Times (London)
AUTHOR BIOGRAPHY
Anita Brookner was born in London in 1928. She received a B.A. from King's
College, University of London, and a Ph.D. in the history of art from the
Courtauld Institute. Brookner taught at the University of Reading from 1959
to 1964, and since 1967 has been a Lecturer in Art History at the Courtauld.
From 1967 to 1968 she was Slade Professor at Cambridge, the first woman to
hold that position.
Since her first novel was published in 1981, Brookner has had a dual career
as an art historian and a novelist. She has been remarkably successful in
both fields and has published fourteen novels in as many years. |