Tsuji Hitonari


Beyaz Buda

Tsuji Hitonari

Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

07.05.2003


 

Editörün Notu:
Silah ustası Minoru katıldığı bir savaş sırasında bir insan öldürdüğünde "öldürenin kendisini de öldürdüğü" ayrımına varır.  Hayata aşk, sadakat ve dostluk kanalıyla tutunur.  Hayatının son döneminde, ölmüşlerinin kemiklerinden bütün yaşamı  boyunca kendisine gülümseyen, onu açmazlardan kurtaran  Beyaz Buddha'nın bir heykelini yapacaktır.

 

 

1999 Fémina Ödülü


http://japon.nforum.biz/

"Beyaz Buddha," ölüm gerçeğinden hiç uzaklaşmadan, her şeyin farkında ve sürekli sorgulama halinde de yaşanabileceğini anlatma çabasında olan bir roman.
Henüz beş yaşındayken büyük kardeşinin nehirde boğulmasına tanık olan Eguçi Minoru, ömrü boyunca bu sahnenin etkisinden kurtulamaz. Yedisine geldiğinde, hepsini iç içe hissettiği ölüm, cinsellik ve aşkı, yani hayatın üzerinde temellendiği üç unsuru anlamaya çabalar: insan neden ölür, neden ölünceye kadar sever, ölünce nereye gider, niçin sadece intihar edilir ve bir insanı öldürmek neden suçtur? Soruları, ölene kadar hiç bitmez

Minoru’nun; yirmi yaşında katıldığı bir savaşta gerçekten bir insan öldürdüğünde "anlamak için öldürmek gerektiği" düşüncesini de elekten geçirir. Öldüren kendisini öldürmektedir çünkü. Bu yüzden de silah ustası Minoru, icat ettiği makineli tüfeği, İkinci Dünya Savaşı sırasında "daha az Japon askerinin ölmesine yarayacağını" bile bile, ordunun hizmetine vermez.
Minoru’nun ölüme ya da algıladığı biçimiyle hiçliğe karşı koyma aracı, aşk, sadakat ve dostluktur. Zaman, herkesi silip götürecektir yeryüzünden. Boşlukta varoluşu sürdürmenin bir yolunu, bütün ölülerin kemiklerinden beyaz bir Buddha heykeli yapmakta bulur Minoru. O beyaz Buddha, hayatının her dönüm noktasında kendisine yüzünü göstermiş, gülümsemiş, düştüğü çıkmazlardan kurtulmasına aracılık etmiştir.

"Beyaz Buddha," ölümü, yeniden yaşama dönüşün bir ara durağı görüp hayatı, aşkı ve cinselliği kutsuyor.

TSUCİ Hitonari

Tokyo’da, 4 ekim 1959 yılında doğan TSUCİ Hitonari, daha sonra Kyişu’da Fukuoka kenti ve Hokkaido’da Hakodate kentlerinde yaşadı. Bir rock orkestrasındaki işi uğruna koleji terkedip kendisini müziğe adadı. Aynı yıllarda ilk kurgusu "Pianishimo"yu yazmaya başladı. Kısa sürede Japon kültürünün sembol isimlerinden biri haline gelen TSUCİ Hitonari, eserleriyle hem Japonya’da hem de çevrildiği dillerde ödüller aldı.





 

 


 

http://www.ilknokta.com

"Minoru'nun kalbi aniden göğsünde sıçradı. Bakışları yavaşça Otova'nın boynundan ensesine, kulaklarına, ağzına kaydı. İlk defa bir kadını arzuluyordu, ama tabii ki yedi yaşında bir çocuk olarak, içinde yeşeren cinsel arzunun bilincinde değildi. Genç kız onu kolları arasına aldı. Bu, şefkatli bir abla davranışıydı, ama çivit renginde desenleri olan, Kurume işi kimononun altındaki kadınsı yuvarlaklıkları hissedince, Minoru'ya anlatılmaz bir sıkıntı sardı." Acı bir olay, küçük oğlan ile çekici genç kızı çok çabuk ayırır. Ne var ki ünlü bir silah yapımcısı olan Eguçi Minoru, evlenmesi ve altı çocuk sahibi olmasına rağmen, ilk aşkını hiçbir zaman unutmaz. Yaşlanınca anılarına ve artık hayatta olmayanların büyük yer işgal ettiği bir geçmişe döner. Böylece köyündeki tüm ölülerin küllerinden -Otova'nınki de dahil- bir Buddha heykeli yapma fikri doğacaktır.

 
>

Valid HTML 4.01 Transitional

 

YAKINAN İNSAN HİÇBİR İŞE YARAMAZ”