|
Onuru
Yeniden Kazanmak
Eren Arcan
“Kendi
postu içinde yalnızlıktan boğulup kalmak istemeyen
herkes kendini bir başkası için gerekli hissetmek ister.
İnsan bazen korumak, bazen de sığınmak ister."
Atlılar, eski ticaret yollarının kesiştiği, sert rüzgarların estiği, sarp
dağlarla çevrili, Afganistan’ın,
koçların, horozların kıyasıya dövüştürüldüğü
pazar yerlerinde, esrar dolu, ilkel hanlarında, bey
malikanelerinde, paha piçilmez atların yetiştirildiği haralarında, onurun
pey olarak ortaya sürüldüğü buzkaşi yarışlarında, kahramanlığın
sınandığı sarp dağlarda bir renk cümbüşü içinde geçer.
Kıtabin
kişileri atlara tutkundur. Öfkeleri, kıskançlıkları, nefretleri yoğundur.
Güçlü olduklarını sürekli kanıtlamak isterler. Bütün bu
frenleyemedikleri şeref, cesaret, gurur gibi tutkuları içinde huzursuzdurlar,
yalnızdırlar.
“Atların Efendisi” olarak anılan Osman Beyin haralarının idarecisi Büyük Tursen'in
oğlu Uraz, Afganistan'ın geleneksel oyunu buzkaşiyi kazanamaz. Utancını
örtmek ve kendini
kanıtlamak için
evine, güvenli yoldan değil için sarp dağlardan dönecektir. Sert Afgan
doğasında Uraz büyük güçlüklerle karşı karşıya kalacak, aman vermez dağlarda kendini sınayacak,
ve galip geldikçe özsaygısını ve onurunu yeniden kazanacaktır.
Onuru
yüzünden kimseye yanaşamayan, gerçek bir ilişki kuramayan
"Atların Efendisi" Büyük
Tursen, kitabın sonunda bir başkasının yardımını, utanç duymadan kabullendiğinde
ve gönlüne sınır koymadan verebildiğinde bu yalnızlıktan kurtularak huzura
kavuşacaktır.
Çünkü :
“Kendi
postu içinde yalnızlıktan boğulup kalmak istemeyen
herkes kendini bir başkası için gerekli hissetmek ister.
İnsan bazen korumak, bazen de sığınmak ister."
Atlılar
Nevcihan Oktar
Kral'ın doğumgünü nedeniyle, Atlılar için
yırtıcı bir oyun olan buzkaşi düzenlenmiştir. Osman Beyin
Malikanesinde "Atların Efendisi" olarak bilinen Büyük Tursen bu
oyunlara katılamayacak kadar yaşlanmıştır. Buzkaşide onun yerini oğlu
Uraz alacaktır. Tursen, bütün deneyimini ortaya dökerek yetiştirdiği
"Çılgın At Cahil" i Uraz'a söz vermesine rağmen, onun bu büyük
buzkaşide kendi yerini almasına içerlemekte ve içinden onun yenik düşmesini
istemektedir. Cahil oyundan galip çıkar ama binicisi Uraz ile değil.
Yenilgisi yüzünden utanç duyan ve babasının kendisini küçük göreceğinden
korkan Uraz Başkent'i ve anlayamadığı o modern dünyayı ardında bırakır
ve hastahaneden kaçar. Uraz yenilgisinin utancını silmek istercesine dönüşünü
en zor yoldan yapmak ister. Amacı buzkaşi oyunundan kazanılan zaferden
daha büyük bir zaferle geri dönmektir.
|
|
JOSEPH KESSEL
1898 - 1979
Seksen yılda seksen roman yazan, birkaç savaşa katılan,
gazeteci, pilot, gezgin, direnişçi, yazar Joseph Kessel XX. yüyılın acılarına
tanık olmuştur.
Rus
Asıllı Joseph Kessel 1898 yılında Arjantin’de doğmuş. Doktor olan babası üç
yıllığına Arjantin’e gittiğinde Kessel bu topraklarda dünyaya gelmiş. Aile daha
sonra Rusya’ya dönmüş ama 1908 yılında Fransa'ya göçerek önce Nice'e sonra da
Paris'e yerleşmis. Joseph Kessel 17 yaşında gazeteciliğe
başlamış.
Birinci
Dünya Savaşında orduda önce süvari olarak görev yapmış daha sonra pilot olmuş.
Bir görevle Vladivostok’a gitmiş sonra bütün dünyayı dolaşmış. Sandi ile
tanışarak evlenmiş. Esrar ile de tanışmış ve ömrü boyunca kullanmış.
Uluslararası gazeteci olan ve henüz yirmisine gelmeden
ünlü bir yazar olan . Kessel 1922 ve Kızıl Stepler,'i 1923 yılında
Tayfa’yı yazmış . Maceraseven bir delikanlı olan ve kadınları. Içkiyi,
kavgayı seven Kessel, değişik ülkeleri, değişik kişilikleri tanımak için dünyayı
dolaşmaya başladı. Paris’e bayılıyordu. Montmartre gansterleri ile Rus
göçmenleri en iyi romanlarından biri olan “Gündüz Safası” na konu oldu. Otuz
yaşına varmadan Fransız Akademisine üye oldu. Bütün bu başarılar ve maceralarla
süslü bir hayat, karısının ölümü ile, Kessel’ın gözünde anlamsızlaştı.
1932 yılında bir gazetecilik görevi ile Kızıl Denize gitti.
Hitler başa geçtiğinde yahudilere yapılan zülum karşısında sessiz kalamıyarak
yahudi alehtarlığı yapmaya başlayan Gringoire gazetesinden istifa etti.
Amerikaya film yapımı için çağrıldı. Güney Amerikaya gitti. Savaş muhabiri
olarak İspanyol iç savaşına katıldı. İkinci Dünya Savaşı başladığında Fransa’ya
yerleşti ve Rezistansa katıldı . Kessel yahudi olduğu için tehlikeli yıllar
yaşadı. Savaş sonrasında Petain hakkında ve Nürenberg’de savaş suçluları için
açılan mahkemelerde gazetecilik görevini üstelendi.
Savaş sonrasında üç kitabı yayımlandı. Yeniden evlendi.
Afrika’ya gitti. “Aslan” isimli kitabı büyük başarı kazadı. Bir milyondan
fazla sattı. Nazi - Eichman davasını gazetecii sıfatıyle izledi. Afganistana
gitti “Atlılar”ı yazdı .
Yetmişini aştığında dostlarını birer birer kaybetmek onu çok
etkiledi. “Dosta Veda” ve “Vahşi Zaman” adlı kitaplarını yazdı. Kalp krizi
geçirmesine rağmen alkolü ve sigarayı bırakmadı.1979 da seksen yaşında öldü.
Kessel, Albert London ve Ernest Hemingway gibi gazeteci-yazar
geleneğindendir. Onda, hayran olduğu Joseph Conrad’ın da izleri görülür.
Kessel’ın romanları pek çok filme konu olmuştur. Başlıcaları
Bunuel’in Gündüz Safası, Melville’in Gizli Ordusu ve Frankenheimer’ın
Atlılar’ıdır. |
|