Joseph Kessel


Atlılar

Joseph Kessel

Anasayfaya
Eleştiri sayfasına


  Editörün Notu:
Kral'ın doğumgünü nedeniyle, Atlılar için yırtıcı bir oyun olan buzkaşi düzenlenmiştir.  Osman Beyin Malikanesinde "Atların Efendisi" olarak bilinen Büyük Tursen bu oyunlara katılamayacak kadar yaşlanmıştır.  Buzkaşide onun yerini oğlu Uraz alacaktır.  Tursen, bütün deneyimini ortaya dökerek yetiştirdiği "Çılgın At Cahil" i Uraz'a söz vermesine rağmen, onun bu büyük buzkaşide kendi yerini almasına içerlemekte ve içinden onun yenik düşmesini istemektedir.  Cahil oyundan galip çıkar ama binicisi Uraz ile değil.  Yenilgisi yüzünden utanç duyan ve babasının kendisini küçük göreceğinden korkan Uraz Başkent'i ve anlayamadığı o modern dünyayı ardında bırakır ve hastahaneden kaçar.  Uraz yenilgisinin utancını silmek istercesine dönüşünü en zor yoldan yapmak ister.  Amacı buzkaşi oyunundan kazanılan zaferden daha büyük bir zaferle geri dönmektir. 
 

 

Onuru Yeniden Kazanmak

Eren Arcan


“Kendi postu içinde yalnızlıktan boğulup kalmak istemeyen herkes kendini bir başkası için gerekli hissetmek ister.  İnsan bazen korumak, bazen de sığınmak ister."

Atlılar, eski ticaret yollarının kesiştiği, sert rüzgarların estiği, sarp dağlarla çevrili, Afganistan’ın,  koçların, horozların kıyasıya dövüştürüldüğü pazar yerlerinde,  esrar dolu, ilkel hanlarında,  bey malikanelerinde, paha biçilmez atların yetiştirildiği haralarında, onurun pey olarak ortaya sürüldüğü buzkaşi yarışlarında,  kahramanlığın sınandığı sarp dağlarda bir renk cümbüşü içinde geçer.

Kıtabın kişileri atlara tutkundur.  Öfkeleri, kıskançlıkları, nefretleri yoğundur.  Güçlü olduklarını sürekli kanıtlamak isterler.  Bütün bu frenleyemedikleri şeref, cesaret, gurur gibi tutkuları içinde huzursuzdurlar, yalnızdırlar. 

Destan anlatıcısı Gardi Geç bir gün Osman Beyin topraklarına gelir.  Dağlardan başka bir şey bilmeyen köy halkına şehirde oynanacak olan “buzkaşi” oyunundan söz eder.  Buzkaşiyi kazanmak Afganlar için onurların en büyüğüdür. 

“Atların Efendisi” olarak anılan Osman Beyin haralarının idarecisi Büyük Tursen'in oğlu Uraz yarışmalara katılır ama bu geleneksel oyunu kazanamaz. Utancını örtmek ve kendini kanıtlamak için  evine dönmek üzere kendini sarp dağlara vurur.   Sert Afgan doğasında Uraz büyük güçlüklerle karşı karşıya kalacak, aman vermez dağlarda kendini sınayacak, ve galip geldikçe özsaygısını ve onurunu yeniden kazanacaktır. 

Onuru yüzünden kimseye yanaşamayan, gerçek bir ilişki kuramayan  babası   "Atların Efendisi" Büyük Tursen, kitabın sonunda bir başkasının yardımını, utanç duymadan kabullendiğinde ve gönlüne sınır koymadan verebildiğinde bu yalnızlıktan kurtularak  huzura kavuşacaktır.

Çünkü :  “Kendi postu içinde yalnızlıktan boğulup kalmak istemeyen herkes kendini bir başkası için gerekli hissetmek ister.  İnsan bazen korumak, bazen de sığınmak ister."

 

 

AtlılarJOSEPH KESSEL
1898 - 1979


Seksen yılda seksen roman yazan, birkaç savaşa katılan, gazeteci, pilot, gezgin, direnişçi, yazar Joseph Kessel XX. yüyılın acılarına tanık olmuştur.

 Rus Asıllı Joseph Kessel 1898 yılında Arjantin’de doğmuş.  Doktor olan babası üç yıllığına Arjantin’e gittiğinde Kessel bu topraklarda dünyaya gelmiş.  Aile daha sonra Rusya’ya dönmüş ama 1908 yılında Fransa'ya göçerek önce Nice'e sonra da Paris'e yerleşmis.   Joseph Kessel 17 yaşında  gazeteciliğe başlamış.

 Birinci Dünya Savaşında orduda önce süvari olarak görev yapmış daha sonra pilot olmuş.  Bir görevle Vladivostok’a gitmiş sonra bütün dünyayı dolaşmış.  Sandi ile tanışarak evlenmiş.  Esrar ile de tanışmış ve ömrü boyunca kullanmış. 

 Uluslararası gazeteci olan ve henüz yirmisine gelmeden   ünlü bir yazar olan . Kessel 1922 ve Kızıl Stepler,'i  1923 yılında Tayfa’yı yazmış .   Maceraseven bir delikanlı olan ve kadınları. Içkiyi,  kavgayı seven Kessel, değişik ülkeleri, değişik kişilikleri tanımak için dünyayı dolaşmaya başladı.  Paris’e bayılıyordu.  Montmartre gansterleri ile Rus göçmenleri  en iyi romanlarından biri olan “Gündüz Safası” na konu oldu.  Otuz yaşına varmadan Fransız Akademisine üye oldu.  Bütün bu başarılar ve maceralarla süslü bir hayat, karısının ölümü ile, Kessel’ın gözünde anlamsızlaştı. 

1932 yılında bir gazetecilik görevi ile Kızıl Denize gitti. Hitler başa geçtiğinde yahudilere yapılan zülum karşısında sessiz kalamıyarak  yahudi alehtarlığı yapmaya başlayan Gringoire gazetesinden istifa etti.  Amerikaya film yapımı için çağrıldı.  Güney Amerikaya gitti.  Savaş muhabiri olarak İspanyol iç savaşına katıldı.  İkinci Dünya Savaşı başladığında Fransa’ya yerleşti ve Rezistansa katıldı .  Kessel yahudi olduğu için tehlikeli yıllar yaşadı.  Savaş sonrasında Petain hakkında ve Nürenberg’de savaş suçluları için açılan mahkemelerde gazetecilik görevini üstelendi

Savaş sonrasında üç kitabı yayımlandı.  Yeniden evlendi.  Afrika’ya gitti.  “Aslan” isimli  kitabı büyük başarı kazadı. Bir milyondan fazla sattı. Nazi -  Eichman davasını gazetecii sıfatıyle izledi.   Afganistana gitti  “Atlılar”ı yazdı .

Yetmişini aştığında dostlarını birer birer kaybetmek onu çok etkiledi.  “Dosta Veda” ve “Vahşi Zaman” adlı kitaplarını yazdı.  Kalp krizi geçirmesine rağmen alkolü ve sigarayı bırakmadı.1979 da seksen yaşında öldü.

Kessel, Albert London ve Ernest Hemingway gibi gazeteci-yazar geleneğindendir.  Onda, hayran olduğu Joseph Conrad’ın da izleri görülür.

Kessel’ın romanları pek çok filme konu olmuştur.  Başlıcaları Bunuel’in Gündüz Safası, Melville’in Gizli Ordusu ve Frankenheimer’ın Atlılar’ıdır

 

 
>

Valid HTML 4.01 Transitional