V.S. Naipul

Miguel Sokağı

V.S. Naipul



Anasayfaya
Eleştiri sayfasına


 

Editörün Notu :
Miguel Sokaginda 2001 yilinda Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Trinidadli yazar V. S. Naipaul,  çocuklugunun geçtigi yoksul ama umutlu, hüzünlü ama neseli, hayat dolu bir kenar mahalleyi anlatıyor.


 

Miguel Sokagı

2001 yilinda Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Trinidad'li yazar V. S. Naipaul, Miguel Sokagi 'nda çocuklugunun geçtigi yoksul ama umutlu, hüzünlü ama neseli, hayat dolu bir kenar mahalleyi anlatiyor. Kendi çarmiha gerilisini düzenleyen mahallenin delisi erkek adam, elinde ustura varken kendine güvenemedigi için yalnizca sevdigi insanlari tiras eden berber Bolo, agzinda dis firçasiyla dolasan titiz çöpçü Eddoes, çocuklarinin her biri baska babadan olma sekiz çocuk annesi Laura gibi "sakin"leriyle tuhaf bir yer Miguel Sokagi, ama bir o kadar da tanidik. V.S. Naipaul 'un ince bir mizah anlayisi ve olaganüstü bir bilgelikle kaleme aldigi Miguel Sokagi, çocuklugun naifligine ve her seye ragmen yasamin güzelligini kesfetmeye dogru çikilan renkli bir yolculuk...


Yazar Hakkında Bilgi
V. S. Naipaul

Vidiadhar Surajprasad Naipaul (d. 17 Ağustos 1932 Chaguanas, Trinidad ve Tobago) yazar. Batının gözüyle doğuyu ve meselelerini ele alan yaklaşımı, bir başka ifadeyle oryantalizmi birçok kesim tarafından eleştirildi. 2001'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1932’de Trinidad’da doğdu. 1950’de bursla geldiği İngiltere’de Oxford Üniversitesini bitirdi. 1954’te ilk kitabını yazdı ve başka hiçbir işte çalışmadı. 1960’ta İngiltere dışına yolculuklar yapmaya başlayarak gezi türünde başarılı yapıtlar verdi. The Middle Passage’da (1962) Batı Hint Adaları ve Güney Amerika’daki sömürgecileri ve işbirlikçileri anlattı. Yarı-otobiyografik romanı An Area of Darkness’da (1964) Hindistan’da geçirdiği bir yılda edindiği izlenimleri aktardı. The Overcrowded Barracoon (1972) seçilmiş makalelerinden oluşur; A Wounded Civilization (1977) Hindistan hakkında analitik bir çalışmadır. The Return of Eva Peron ve Killings in Trinidad (1980) gerilla faaliyetleri sırasında Arjantin’deki olayları, Mobutu’nun Kongo’sunu ve Michael X Black Power hareketini konu eder. Among the Believers: An Islamic Journey (1981), yazarın 1979 ve 1980’de İran, Pakistan, Malezya ve Endonezya’ya yaptığı yedi aylık bir yolculuktaki izlenimlerini anlatan geniş kapsamlı bir araştırmadır. Finding the Centre (1984); iki farklı anlatım biçimiyle yazma sürecini ve okuyucuyu bu sürece ortak etme çabasını anlatır. A Turn in the South (1989) Güney Afrika’nın derinliklerine yaptığı yolculuk hakkındadır; India: A Million Mutinies Now ise modern Hindistan’daki toplumsal huzursuzlukları konu alır. V.S. Naipul 1993’te “yaşayan İngiliz yazarlarının yaşam boyu çalışmalarına” verilen David Cohen ödülünü kazandı. Yazarın diğer yapıtları şunlardır: The Mystical Masseur (1957; John Lewellyn ödülü), The Suffrage of Elvira (1958), A House for Mr. Biswas (1961), Mr Stone and the Knights Companion (1963; Hawthornden ödülü), The Mimic Men (1967; W.H. Smith ödülü), A Flag on the Island (1967), The Loss of El Dorado (1969), In a Free State (1971; Booker ödülü), A Bend in the River (1979) ve The Enigma of Arrival (1987).


http://www.bizimhikayelerimiz.com 

Yazar: Vidiadhar Surajprasad NAIPAUL
Kitap Adı: Büyülü Tohumlar
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kitap Türü: Roman

Açıklama:

V. S. Naipaul, 2001 yılında Nobel Edebiyat Ödülü`nü akademi yetkilisinin şu açıklamasıyla almıştı: "Ortak amaçlı, zekice kurgulanmış anlatıları ve sağlam gözlemciliğiyle bizleri bastırılmış tarihlerin varlığını görmeye mecbur ettiği için."

Diğer yandan, 1932 doğumlu Naipaul, romanları ve özellikle gezi yazılarında üçüncü dünya ülkelerini sevimsiz, hatta yıkıcı bir biçimde betimlediği için sertçe eleştiriliyor. Örneğin Edward Said, onun "bilerek ve isteyerek Batılı savcılar için Doğu aleyhinde şahitlik" ettiğini söylemişti. Karayip Denizi`nin en büyük adası Trinidad`da doğan Hint asıllı İngiliz yazar Naipaul, üçüncü dünya ülkeleri hakkındaki görüşleri yüzünden kastçılık ve ırkçılıkla da suçlanıyor. Destekçileriyse onun üçüncü dünyanın kalkınmasını amaçlayan daha gerçekçi görüşleri savunduğunu, tek güdüsünün kitaplarında anlattığı ülkelerin gelişmesi için duyduğu tutkulu arzu olduğunu söylüyorlar. Bir yandan da, kendisini hiçbir kültüre ait hissetmeyen ve hissetmek istemeyen köksüz bir göçmen gezgin kimliğiyle, gittiği gördüğü her yer hakkındaki idealleştirilmiş görüşleri daha sert ve muhalif düşüncelere yer açmak için çekinmeden, acımasız ve kırıcı olmak pahasına yıkmaya çalışıyor. Fakat Naipaul`u sevenler de sevmeyenler de yazarın İngiliz dilini büyük bir yetkinlik ve ekonomiyle kullanan büyük bir romancı, özgün bir ses olduğu konusunda hemfikir. Naipul`un ne kadar usta bir yazar olduğunu anlamak için kitaplarından birini açıp herhangi bir satırı okumaya başlamak yeterli.

Büyülü Tohumlar bir devam kitabı değil, YKY tarafından geçtiğimiz ay yayınlanan Yarım Hayat kitabındaki Willie`nin hikâyesinin diğer yarısı. Yarım Hayat ve Büyülü Tohumlar, Trinidad`da doğan, Oxford`da eğitim gören, Afrika`da uzun yıllar yaşayan Naipaul`un da şüphesiz yakından tanıdığı uzun bir varoluşsal yolculuğu şaşırtıcı bir dürüstlük ve açıklıkla anlatıyor. Willie Chandran, belki de Naipaul`un silik bir gölgesi; onun gibi karmaşık bir göçmen kimliğiyla doğuyor ama ataları rahipler kastına ait olan Naipaul`un aksine Willie`nin annesi dokunulmazlardan biri. Naipaul gibi Willie de bursla İngiltere`ye gidiyor ama yazar gibi Oxford`da değil, kimsenin adını bilmediği küçük bir kolejde eğitim görüyor. Willie de bir hikâye kitabı yazıyor ama kitabının edebi bir zafer olduğunu söylemek zor. Yine de Willie ile Naipaul arasındaki belki de en derin ve dokunaklı benzerlik birinin ufak, diğerinin muazzam edebi başarısı: hikâye kitapçığı olmasa Willie erkenden yok olup gidecekti; "Ben kitaplarımın toplamıyım," diye Naipaul için de aynısını söylemek mümkün.


 
 

Nobel yerlerde mi sürünüyor?

Doğan HIZLAN

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/

ALMANYA'NIN en ünlü ve sivri dilli eleştirmeni Marcel Reich-Ranicki, Trinidad doğumlu İngiliz yazarı V.S.Naipul'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü alması üzerine zehir zemberek bir yorum yapmış:

‘‘Bu sürpriz değil ama bende hayal kırıklığı yarattı. Üstelik Nobel Ödülleri'nin bu yıl 100. yıldönümü, bu seçimle ödülü onurlandırma şansını kaçırdılar.

İsveç Akademisi, Ödül'ü Naipul'e vererek değerini düşürmedi, zaten bunu oyun yazarı Dario Fo'ya vermekle yerlerde süründürdü.

Bence bu yıl ödülü John Updike ya da Philip Roth almalıydı.’’

Almanya'da ve dünyada başka yazarlar da bu yıl ödülün John Updike'e verilmesi gerektiği üzerinde nerdeyse oybirliğine varmışlar.

Nobel Edebiyat Ödülü'nün pek de önemli olmadığını ileri sürenler Günter Grass'ın ödülü aldığında söylediğini hatırlatıyorlar:

‘‘İyi oldu, bari bu vesileyle İsveç'teki oğlumu görürüm.’’

Nobel konusunda ayrıntılı bilgiyi öğrenmek isteyenler için de yeni bir kitap yayınlandı:

Gazeteci Hubert Filser'in Nobelpreis. Der Mythos. Die Fakten. Die Hintergründe. Herder Yayınevi. (Nobel Ödülü. Efsaneler. Gerçekler. Perde Arkası).

* * *

V.S.NAIPUL'un (Vidiadhar Surajprasad Naipul) kısa hayatını okudunuz. Eserleri hakkında özet bilgiyi de gazetelerden edindiniz.

Ne olursa olsun, Nobel alan bir yazarı okumalı. Üstelik kahramanlarıyla, anlatımıyla, seçtiği konularıyla, gerçekten çağdaş edebiyatın bir ustası.

Türkçe'ye çevrilen dört kitabının adını vereyim, hepsi de İletişim Yayınevi tarafından yayınlandı:

Taklitçiler, Gerillalar, Miguel Sokağı, Nehrin Dönemeci.

Nobel Edebiyat Ödülü'nü gündelik siyasal rüzgárların etkilediğini yazacağım. Çok bilinen bir gerçeği tekrarlamış olsam da.

Ödül bazı yıllarda sürgün ve muhalif olanlara ikram edilir.

Yanlış anlaşılmasın, edebi değeri olmayıp da siyasal muhalefet değeri vardır demek istemiyorum, köktenci bir karalama yaptığımı sanmayın.

Nelly Sachs ile S.J.Agnon'a (İkisi de İsrailli) ödülün verildiği yıl, zamanın Arap-İsrail çekişmelerini arşivden bir çıkarın.

Soljenitsin'in Kanser Koğuşu'nu yayınladıktan, rejime muhalefeti sabit olduktan sonra Nobel'i kazandığını iyi bir okur bilir.

Çoğunlukla ulusal mutabakatı sağlamış yazarlar, Nobel komitesine pek ilgi çekici gelmiyor.

Gürhan Uçkan'ın ‘‘Naipul, yazın dünyasını karıştırdı’’ (Cumhuriyet, 14 Ekim 2001) yazısından bazı yazarların görüşlerini aktarıyorum ki, ödülün edebi olmayan yanı biraz aydınlansın.

Dario Fo'nun görüşü, gerekçelerden birini ortaya koyuyor:

‘‘...fundamentalizmin ve çılgınlığın gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor.’’

Jan Guillou; ‘‘Ödülün 4 yıl önce verilmesi gerekirdi, dünyanın genel durumu böyle kötüyken ve Müslümanlara karşı tavır böylesine trajikken’’ diye yazmış. Yok, Nobel geleneğine (!) en uygun zaman. Dört yıl önce ortalık sütlimandı.

Hiç kuşkusuz Naipaul, iyi bir yazar; gözlemlerini boyutlandırmayı bilen, sömürgeyi ve sömürgecileri iyi tanıyıp iyi anlatan, Afrika'yı gerçekten siyasal, insani ve gayri insani yanlarıyla yazabilen, benim sevdiğim bir yazar.

* * *

YAŞAR KEMAL, Batılıların arzuladığı, gösterdiği yerde, konumda bulunmaya tenezzül etmedi; ulusunu, ülkesini eleştirerek bu ödülü almayı kendine yediremedi.

Dilerim Orhan Pamuk da ülkesine muhalifler ödülü alır, kuralını benimseyip de sakil yollara düşmez.

 
>

Valid HTML 4.01 Transitional