V.S.Naipul
1932’de Trinidad’da doğdu. 1950’de bursla geldiği İngiltere’de Oxford
Üniversitesini bitirdi. 1954’te ilk kitabını yazdı ve başka hiçbir işte
çalışmadı.
1960’ta İngiltere dışına yolculuklar yapmaya başlayarak gezi türünde
başarılı yapıtlar verdi. The Middle Passage’da (1962) Batı Hint Adaları ve
Güney Amerika’daki sömürgecileri ve işbirlikçileri anlattı.
Yarı-otobiyografik romanı An Area of Darkness’da (1964) Hindistan’da
geçirdiği bir yılda edindiği izlenimleri aktardı.
The Overcrowded Barracoon (1972) seçilmiş makalelerinden oluşur; A Wounded
Civilization (1977) Hindistan hakkında analitik bir çalışmadır. The Return
of Eva Peron ve Killings in Trinidad (1980) gerilla faaliyetleri sırasında
Arjantin’deki olayları, Mobutu’nun Kongo’sunu ve Michael X Black Power
hareketini konu eder.
Among the Believers: An Islamic Journey (1981), yazarın 1979 ve 1980’de
İran, Pakistan, Malezya ve Endonezya’ya yaptığı yedi aylık bir yolculuktaki
izlenimlerini anlatan geniş kapsamlı bir araştırmadır.
Finding the Centre (1984); iki farklı anlatım biçimiyle yazma sürecini ve
okuyucuyu bu sürece ortak etme çabasını anlatır.
A Turn in the South (1989) Güney Afrika’nın derinliklerine yaptığı yolculuk
hakkındadır; India: A Million Mutinies Now ise modern Hindistan’daki
toplumsal huzursuzlukları konu alır.
V.S. Naipul 1993’te “yaşayan İngiliz yazarlarının yaşam boyu çalışmalarına”
verilen David Cohen ödülünü kazandı.
Yazarın diğer yapıtları şunlardır: The Mystical Masseur (1957; John Lewellyn
ödülü), The Suffrage of Elvira (1958), A House for Mr. Biswas (1961), Mr
Stone and the Knights Companion (1963; Hawthornden ödülü), The Mimic Men
(1967; W.H. Smith ödülü), A Flag on the Island (1967), The Loss of El Dorado
(1969), In a Free State (1971; Booker ödülü), A Bend in the River (1979) ve
The Enigma of Arrival (1987).
Naipul 2001 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı.
Miguel Sokağı
Nevcihan Oktar
Miguel Sokağı 2001 yılında
Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan V.S. Naipul'un öykülerini içeriyor.
Sokak sakinleri ustalıkla o kadar net çizilmiş ki her birini
kendi mahallenizde yaşıyor sanırsınız.
Sokakta kimler yok ki... Sokak kadınları, şairler, ayaktakımı düşünürleri,
serseriler.. Hepsi birbirlerine ve mahallelerine sevgi ile bağlıdır.
Her mahallede olduğu gibi burada da kavgalar, dramlar, aşklar, umutlar yaşanır.
Naipul'un anayurdu Trinidad'da geçen öykülerde hepimiz çocukluğumuzdan
birşeyler buluruz.
|
|
|
Yazarlar |
Doğan HIZLAN dhizlan@hurriyet.com.tr
Nobel yerlerde mi sürünüyor?
ALMANYA'NIN en ünlü ve sivri dilli eleştirmeni Marcel Reich-Ranicki,
Trinidad doğumlu İngiliz yazarı V.S.Naipul'un Nobel Edebiyat Ödülü'nü alması
üzerine zehir zemberek bir yorum yapmış:
‘‘Bu sürpriz değil ama bende hayal kırıklığı yarattı. Üstelik Nobel
Ödülleri'nin bu yıl 100. yıldönümü, bu seçimle ödülü onurlandırma şansını
kaçırdılar.
İsveç Akademisi, Ödül'ü Naipul'e vererek değerini düşürmedi, zaten bunu oyun
yazarı Dario Fo'ya vermekle yerlerde süründürdü.
Bence bu yıl ödülü John Updike ya da Philip Roth almalıydı.''
Almanya'da ve dünyada başka yazarlar da bu yıl ödülün John Updike'e
verilmesi gerektiği üzerinde nerdeyse oybirliğine varmışlar.
Nobel Edebiyat Ödülü'nün pek de önemli olmadığını ileri sürenler Günter
Grass'ın ödülü aldığında söylediğini hatırlatıyorlar:
‘‘İyi oldu, bari bu vesileyle İsveç'teki oğlumu görürüm.''
Nobel konusunda ayrıntılı bilgiyi öğrenmek isteyenler için de yeni bir kitap
yayınlandı:
Gazeteci Hubert Filser'in Nobelpreis. Der Mythos. Die Fakten. Die
Hintergründe. Herder Yayınevi. (Nobel Ödülü. Efsaneler. Gerçekler. Perde
Arkası).
* * *
V.S.NAIPUL'un (Vidiadhar Surajprasad Naipul) kısa hayatını okudunuz.
Eserleri hakkında özet bilgiyi de gazetelerden edindiniz.
Ne olursa olsun, Nobel alan bir yazarı okumalı. Üstelik kahramanlarıyla,
anlatımıyla, seçtiği konularıyla, gerçekten çağdaş edebiyatın bir ustası.
Türkçe'ye çevrilen dört kitabının adını vereyim, hepsi de İletişim Yayınevi
tarafından yayınlandı:
Taklitçiler, Gerillalar, Miguel Sokağı, Nehrin Dönemeci.
Nobel Edebiyat Ödülü'nü gündelik siyasal rüzgárların etkilediğini yazacağım.
Çok bilinen bir gerçeği tekrarlamış olsam da.
Ödül bazı yıllarda sürgün ve muhalif olanlara ikram edilir.
Yanlış anlaşılmasın, edebi değeri olmayıp da siyasal muhalefet değeri vardır
demek istemiyorum, köktenci bir karalama yaptığımı sanmayın.
Nelly Sachs ile S.J.Agnon'a (İkisi de İsrailli) ödülün verildiği yıl,
zamanın Arap-İsrail çekişmelerini arşivden bir çıkarın.
Soljenitsin'in Kanser Koğuşu'nu yayınladıktan, rejime muhalefeti sabit
olduktan sonra Nobel'i kazandığını iyi bir okur bilir.
Çoğunlukla ulusal mutabakatı sağlamış yazarlar, Nobel komitesine pek ilgi
çekici gelmiyor.
Gürhan Uçkan'ın ‘‘Naipul, yazın dünyasını karıştırdı'' (Cumhuriyet, 14 Ekim
2001) yazısından bazı yazarların görüşlerini aktarıyorum ki, ödülün edebi
olmayan yanı biraz aydınlansın.
Dario Fo'nun görüşü, gerekçelerden birini ortaya koyuyor:
‘‘...fundamentalizmin ve çılgınlığın gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor.''
Jan Guillou; ‘‘Ödülün 4 yıl önce verilmesi gerekirdi, dünyanın genel durumu
böyle kötüyken ve Müslümanlara karşı tavır böylesine trajikken'' diye
yazmış. Yok, Nobel geleneğine (!) en uygun zaman. Dört yıl önce ortalık
sütlimandı.
Hiç kuşkusuz Naipaul, iyi bir yazar; gözlemlerini boyutlandırmayı bilen,
sömürgeyi ve sömürgecileri iyi tanıyıp iyi anlatan, Afrika'yı gerçekten
siyasal, insani ve gayri insani yanlarıyla yazabilen, benim sevdiğim bir
yazar.
* * *
YAŞAR KEMAL, Batılıların arzuladığı, gösterdiği yerde, konumda bulunmaya
tenezzül etmedi; ulusunu, ülkesini eleştirerek bu ödülü almayı kendine
yediremedi.
Dilerim Orhan Pamuk da ülkesine muhalifler ödülü alır, kuralını benimseyip
de sakil yollara düşmez.
|
| 17 Ekim 2001 |
|
|