Borges Portre Çalışması


 


Yahuda'nın Üç Değişkesi

(Borges Öyküleri üzerine denemeler)


 

Anasayfaya

Eleştiri sayfasına


 

 
 
   
YAHUDA’NIN ÜÇ DEĞİŞKESİ
Yücel Nural


Borges’in bütün eserleri gibi son derece gizemli, şaşırtıcı, mistik, ve insanın algılama yeteneğine tepeden bakan, hatta biraz sadist bir meydan okuyuş… Hele Hristiyan olmayan bir kültürde yetişmiş, ve o kültürün kurallarına yabancı olanların, o inancın sapkınlıklarını kavrayabilmesi olanaksız gibi bir şey.Yine de “mistisizmin evrensel şefkatinin kanatlarına sığınarak, ve çok, araştırarak (ve doğal olarak keçilere dikkat ederek) biraz bir sezgiye varmak olası” dedim ve ufak araştırmalar yaptım.

Hikaye Nils Runeberg adında kurgusal bir gnostik hakkında.Amma kahramanımız Runeberg anlaşılan , şiddetli sapkınlardan… Borges bu karakteri, gerçek tarihi, mistik kişilerin adları ile , ve Hristiyan din adamlarının kafasını karıştıran Yahuda gizemine ilişkin çeşitli savlar arasına öyle bir ustalıkla yerleştirmiş ki, okuyanın Runeberg’in sanal olduğuna inanması zor.

Tabii metni anlamak için bazı kavramları açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Örneğin gnostik ne demek:

Gnostizm: Antik Mısır, Antik Yunan esoterizmini, İbrani geleneklerini, Zerüştçülüğü, bazı doğu geleneklerini, Hristiyanlığı eklektik bir tutumla sentezleyen, ve bir çok tarikatın benimsediği mistik felsefeye verilen genel bir addır. Eski Yunancada, ”sezgi ve tefekkür yoluyla edinilen bilgi” anlamına gelen “gnosis” sözcüğünden türemiştir.

Gnostizmin ilkeleri şunlardır:

1.Hakikatlere ulaşmada dinler yetersizdir.
2.Hakikatlere ulaşmak ancak ruhsal ve psişik gelişmeyle olur.
3.Ruh ölümsüzdür.
4.Gerçek olan ruhsal yaşamdır.
5.Dünya düalite ilkesinin geçerli olduğu bir gelişim ortamıdır.
6.Ruhsal gelişim yolunda, ruhsal alemden alınabilecek yüksek bilgiler içeren tebliğler en önemli bilgi kaynaklarıdır.
(Agnostizm -Tanrının varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini öngören felsefe akımı.)

Borges kendi yarattığı kişilik olan Nils Runeberg’in hikayesine başlarken, m.s.2.yy’da, edebiyatın ve esoterik felsefenin başkenti olan İskenderiye okulunun gnostik üstadı Basilides’e, göndermede bulunarak metninin hangi entelektüel derinliklerde yol alacağının işaretini de vermiş oluyor. Nitekim, Basilides’in, ”Evrenin, kifayetsiz meleklerin fütursuz, ya da, kötü niyetli bir doğaçlaması olduğu” fikri ile ün yapan, gnostik felsefesi yüz yıllar boyunca dünyanın mistik edebiyat, ruhbilimi, sanat ve müzik akımlarını etkilemiş .Avrupa edebiyatına uyuşturucu konusunu da sokan, ”Confessions of an English Opium Eater” in yazarı De Quicey , (Edgar Allan Poe, Charles Baudelair, Nikolai Gogol, Berlioz (Symphonie Fantastique), C.G.Jung ve daha nicelerini bu türle tanıştırmış. )

Gelelim hikayemize:

Kahramanımız Nils Runeberg, dünyaca ünlü Lund Ünivesitesinde hoca, Ulusal İncil Birliği üyesi ve son derece dindar bir kişidir. Hristiyan teolojisinin belli başlı sırlarından biri olarak çeşitli yorumlara konu olan Yahuda hakkında üç kitap yazar.Kanıttan ya da diyalektikten mahrum bu eserler, Yahuda’nın kişiliğini Hristiyan inancının kabul ettiği görüş açısının tam tersi bir projeksiyonda nakleder.Aykırı ve sapkın De Quinseyi de referans göstererek birinci kitabında, mucizeler gösteren bir öğretmenin, tanrısallığını ispat etmek için bir havarinin ihanetine ihtiyaç olmadığını öne sürer.Bu sebepten Yahuda’nın yaptığı gereksizdir. Ama bu olmuştur. Kutsal Kitaba hata atfetmek kabul edilemez, bu bir tesadüf de olamaz, mutlaka bir derin anlamı ve amacı vardır.”Alt düzen yüce düzenin yansımasıdır, dünyadaki biçimler cennetteki biçimlere denk düşerler. Yahuda bir biçimde İsa’yı yansıtır. İhaneti lanetlenmişliği daha da çok hak edebilmek içindir.”

Tüm mezheplerden tanrı bilimciler bu sava karşı çıkarlar. Bunun üzerine Runeberg, kitabını değiştirerek kısmen yeniden yazdı.İsa’nın seçtiği havarilerden biri olarak Yahuda’ yı açgözlülükle suçlamak haksızlıktır” dedi. O’nunki aşırılaştırılmış, sınırsız çıleciliktir “dedi” sadece bedene değil ruha da uygulanan çileciliktir” dedi. Onurdan, ahlaktan, huzurdan ve Tanrı’nın cennetinden vaz geçti. O mutluluğun ahlak gibi tanrısal bir nitelik olduğuna inanıyor ve ona insanlarca haksız yere el konmaması gerektiğine inanıyordu.Tanrı insanların günahlarının kefaretini ödemek için ete kemiğe bürünüp dünyaya indiyse, onun kefaretini bir öğleden sonra çarmıhta yaşadığı ıstırapla sınırlı tutmak küfür sayılır. Eğer o insan olarak geldiyse ona kusursuzlukö(impeccabilitas), ve insanlık (humanitas) sıfatları atfedilemez. O’nun günah işleyip yoldan çıkabileceğini de öne sürebiliriz. Tanrı tamamen kendini insanlaştırmıştır, en son alçalma noktasına kadar!Lanetlenme ve uçurum noktasına kadar insanlaşmıştır. O , kaderlerin en alçakçasını seçti :Yahuda oldu!

Stockholm’un ve Lund’un kitapçıları onun bu açıklamasını halka duyurmak için ellerinden geleni yaptılar.  Ama savı kabul görmedi. Runeberg din çevrelerinin bu kayıtsızlığının neredeyse mucizevi bir onay olduğunu düşündü.Bu kayıtsızlığı Tanrı istemişti;Tanrı korkunç sırrının yeryüzünde açığa çıkmasını istemiyordu.Tanrının korkunç adını bulduğu ve söylediği için kendisini nasıl bir korkunç ceza bekliyordu acaba?

Uykusuzluktan ve baş döndüren diyalektikten sarhoş düşen Nils Runeberg, Cehenneme, Kurtarıcının yanına kabul edilme inayetinin lütfedilmesini istediğini haykırarak Malmö sokaklarında dolaştı durdu.1 Mart 1912’de atar damarı çatlayarak öldü. O, tüketilmiş gibi görünen oğul kavramına, kötü’ nün ve bahtsızlığın çapraşıklıklarını ekledi…

Hikayenin sonu böyle, amma okuyanın ( özellikle benim) akıl sınırlarımın civarında dolaşan bir metin .Doğal olarak bu denli olağan dışı bir zeka ürününü özümsemek bir hayli çaba gerektiriyor. Şeytanın avukatlığını, ancak Borges gibi bir deha bu kadar yetkin bir savunmayla ortaya koyabilirdi!


 Yahuda


  

Sitemizdeki Borges İncelemeleri

  Öykü İncelemeleri
 

Valid CSS!