Borges Portre

 


Kum Kitabı
(Borges Öyküleri üzerine denemeler)


 

Anasayfaya

Eleştiri sayfasına


 

 
  Kitapların Kitabı

Eren Arcan
Werter ve Lotte


      

Sitemizdeki Borges İncelemeleri

  Öykü İncelemeleri
  Borges’in “Kum Kitabı” adını taşıyan son eseri bazı eleştirmenler tarafından eski eserlerine nazaran yetersiz bulunmuş, daha önce Borges’e özgü semboller olan nehirler, güller, kaplanlar, labirentler, metafizik muziplikler taşımamasından ötürü eleştirilmiştir. Ancak Borges 80’ine gelinceye kadar metaforlarla yüklü o kadar eser vermiştir ki artık kendi okuru, tek sözcükle, onun ne demek istediğini anlar hale gelmiştir. Bu nedenle Borges anlatımının yalınlaştığını, artık bilinmedik kelimeler ile okurunu lügat karıştırmaya mecbur etmemek, yüklü metaforlardan kaçınmak istediğini söyler.

Kum Kitabındaki öyküler Tanrı, dil, ölüm, uyanıkken görülen düşler, zaman, asıl ile kopya, sonsuzluk, her şey ve hiçbir şey gibi konuları içeren birer mesel gibidir.

Borges Kum Kitabı adlı öyküsünde, bir Anglikan papazı olan George Herbert ‘in (1593-1633) “The Collar” (papazların yakalığı, hizmetkârlık simgesi) adlı şiirinin bir mısrasını epigraf olarak kullanıyor. “thy rope of sands”.

Şairin iç sesi ile başlayan şiir, tanrısal otoriteye başkaldırı olarak sürer. Şair isyanla rüzgâr kadar özgür olduğunu, ,” ahlar, vahlarla” vakit kaybetmeyeceğini, kendi yolunu kendisinin çizeceğini ateşli bir şekilde dile getirir. Bugüne kadar öğretilenler aslında onun özgürlüğünü elinden alan “kafeslerdir” Ona hakikat olarak sunulanlar, yetersiz ve gerçek dışıdır. . Kumdan ipler kadar dayanıksız, çekince koparılabilen gerçekler… Şair “Kurtul kafeslerinden” diye bağırır. Ve “korkularını bitir, bütün bu ipleri, telleri al. Vicdanının sesini yatıştırmak; ya da eylemlerinin sonuçlarından duyacağın korkularından sıyrılmak için kullan,” diye öğütler verir.

Ama “Benim çizgim ve hayatım özgürdür diye çılgınca isyan ederken şair Tanrının “Oğlum,” diyen sesini duyduğunu düşünür. Aslında şairin duyduğu kendi iç sesinden başka bir şey değildir. Tanrı bir “Baba” otoritesiyle, yolunu şaşıran evlâdını doğru yola getirmektedir. Şairin ise korku ile tanrısal otoriteye “Yüce Efendimiz diyerek” biat etmekten başka çaresi yoktur.”. “Bağırıp çağıran, zincirlerini koparmaya çalışan” birey, efendinin kim olduğunu anlayarak hizaya gelmiştir. “Baba” yı aşamamış. “Oğul” olarak kalmıştır. (Lacan ) Baba-Oğul, Kral-hizmetkâr hiyerarşisi yeniden yerli yerine oturur. Şairin iç sesinin yerini artık Baba’nın sesi alır.

Anlatıcı kendisine dayatılan, aslında birer “kumdan ip” kadar gevşek ve dayanıksız olan öğretilere zamanında karşı çıkmamış, onları irdelemeden içselleştirmiştir.. Kendi özgürlüğünü gönüllü olarak kısıtlamış, kendi kendinin hapishanesi olmuştur. Bu nedenle şiire adını veren “The Collar” başlığını yani metaforik anlamda “boyunduruğa” razı olmuştur.

Borges Öyküye bir geometri kitabıymış gibi başlar “Çizgi sonsuz sayıda noktalardan oluşur; düzlem ise sonsuz sayıda çizgilerden, hacim ise sonsuz sayıda düzlemlerden,; hiper-hacim sonsuz sayıda hacimlerden… Ama kesin olarak bu bir more geometritico değil, öyküme başlamanın en iyi yolu. Her düşsel öykünün gerçek olduğunu belirtmek moda oldu günümüzde, ama benimki gerçek.”

Borges “…aslında öyküm kesin olarak more geometretico değil”, diye başlıyor. Ama hemen sonra bu geometrik kavramı bir daha değinmemek üzere bırakarak “sonsuz sayfalı” Kum Kitabını anlatmaya başlıyor

Biz yine de ilk paragrafa dönerek Borges’in bu ilk paragrafta noktadan hiper-hacime varan geometrik kavramlardan ne kasdettiğini anlamlandırmaya çalışalım.

0 Boyut: Eni, boyu, yüksekliği olmayan nokta

1. Boyut: Noktayı sonsuza dek uzatırsak çizgi

2. Boyut: Çizgiyi dikey ve eşit olarak sonsuza kadar uzatırsak düzlem

 3. Boyut: Düzlemi dört yanından eşit ve dikey olarak uzatırsak küp

4. Boyut: Küpü üç boyutunun üzerinde dikey olarak hareket ettirirsek hiper-küpe ulaşırız.

Transfinite - Sonsuzluğun Ötesi Hiper-küpü dikey olarak hareket ettirirsek 5. Boyut. Bu boyuttakini dikey olarak hareket ettirirsek 6. Boyut…vs. ve sonsuzluk (infinite) ; ve  ardından sonsuzlukların çoğaltılmasıyla transfinite (sonsuzluğun ötesi) evrenlerlerden söz edebiliriz.

Hiper-küpten, hiper-kitaba

Kum Kitabı - Dıigital Kitap Borges’in sonsuzluk, paradoks, topoloji, olasılık, kaos, kuantum, kozmoloji, çatallanan sonsuz evrenler içeren temaları, Kum Kitabı, Babil Kütüphanesi, Disk, Yolları Çatallanan Bahçe, Pascal’ın Küresi, Alef ve daha pek çok öyküsü, Kum Kitabı örneğinde olduğu gibi, bilim ile edebiyatın bağdaştırılması olarak görülebilir. Alef tek noktada tüm evreni içerir. Babil Kütüphanesinin merkezi her yerde çevresi hiçbir yerdedir; Yolları Çatallanan Bahçede Çinli Ts’ui Pen’in hayatı lineer zaman içinde değil, kuantum mekaniğinin yorumladığı gibi çoklu zaman sekmeleri içinde çatallanarak sürer gider. . İncecik tek bir “hyper-volume” olan Kum kitabı dünyanın bütün kitaplarını içinde barındırır.

İngilizce’de “volume” hem hacim hem de cilt, kitap olarak tanımlanır. Bir “hyper-volume” hem sonsuz boyutlardaki hacimler, hem de sonsuz sayıda kitaptan yapılmış bir “hyperbook / hiper-kitap”, bu kitapların yazısı da “hyper-text” olarak kabul edilebilir. Günümüzün yorumlaması ile bu tüm Kitapların Kitabı olan “Kum Kitabı” digital boyuttaki HTML dili ile yazılan internet kodları ile oluşturulan sayısız veridir. İşin şaşırtıcı yanı Borges daha 1941 yılında interneti düşlemiştir. “Kitapların Kitabı” artık bizler için aklımızın, belleğimizin ayrılmaz bir parçası olan internettir.

İlginç bir başka tanımda da,internet “okur bir yolcu, linkler birer yol, yolcunun seçimleri de hikâye” olarak tanımlamış

Tüm evrenlerin Kitabı

Dört boyutlu hiper-küpün her yandan olası diğer hiper-küplerle çevrili olduğunu hatırlayalım. Bunun gibi hiper-kitap ta, tüm olası boyutlarla çevrili bir kitaptır. Borges Kum Kitabını açtığında bütün paralel evrendeki kitapları da açmış olacaktır.)))

Borges - Sonsuz Kitap Birinci sayfası olmayan kitap

Şimdi Kum Kitabı’na gelelim. Borges’in Buenos Aires’teki apartman dairesine hırpani kılıklı bir İncil satıcısı gelir. Satıcı Bikaner’de rastladığı tuhaf bir kitabı Borges’e satmak istediğini söyler. Başı sonu olmayan, her açılışında bambaşka sayfalar içeren, sonsuz sayfada ama incecik bir kitap olan “Kum Kitabı” satıcıya göre hem kutsal hem de şeytanîdir.

Borges kitabı açar. Sayfa diyelim ki 40514. Karşısındaki sayfa 40515 olacağına 999 dur. Sayfayı çevirir. 999’dan sonra 1,000 gelmelidir ama sayfa numarası sekiz hanelidir. Sayfaların doğru numaralanmadığı ortadadır. Tuhaf adam kitabın isminin “Kum Kitabı” olduğunu söyler. Çünkü ne kumun, ne de bu kitabın başı ve de sonu vardır.

Bu tuhaf kitap öylesine gizemlidir ki birinci sayfası yoktur. Kitap kapağı ile ilk sayfa arasında şaşırtıcı bir şekilde durmadan yeni sayfalar ortaya çıkar. Son sayfayı da bulmak aynı derecede sinir bozucu olur. Tıpkı kumsaldaki birinci ve sonuncu kum tanesini bulmak gibi …

Sıradan görünen ama başı ve sonu olmayan, sayfaları bir beliren, bir kaybolan bir kitap bitimsiz bir kitap (infinite) demektir... Borges şaşkındır. Hırpanî satıcı aynı mel’un şeylerin kendisine de olduğunu kitaptan bunun için kurtulmak istediğini söyler. Daha sonra yüksek sesle düşünür gibi konuşur. “Eğer uzay sonsuzsa biz de uzayın herhangi bir noktasındayız demektir. Eğer zaman sonsuzsa biz de zamanın herhangi bir noktasındayız.”

Borges’in sonsuzluk kavramı bizim algılamalarımızın çok ötesindedir. Ona göre sonsuzluk, başı sonu olmayan (kitabın birinci sayfası yok) kural tanımayan, düzeni yok sayan, öngörülemeyen bir kaostur. Sonsuz yalnızca erişilemez değil, herhangi bir bölümü de algılanamaz olan bir yapıdadır.

Borges Kum Kitabını bir miktar para ve çok değerli olan Wycliffe İnciliyle değişir. Adam gittikten sonra müthiş bir saplantıyla bu sonsuz kitabın gizini bulmak için çırpınır. Bilgiyi anlaşılabilir, yorumlanabilir bir düzene sokmaya çalışır. Çalınır korkusuyla kitaba gece gündüz bekçilik eder. Sokağa çıkmaktan vaz geçer. Dostlarını kaybeder. Azap içindedir. Kitabın esiri olmuştur. Kitabın bir canavar, bir karabasan, ahlâksız bir şey olduğunu, gerçeğe sızarak onu lekelediğini, kendisinin de kitap kadar ürkünç hale geldiğini düşünür.

Herbert’in şiirindeki gibi, Borges kendini, aslında hemen kopabilen, kolaylıkla kurtulunabilecek kumdan iplerle bağlamıştır. Korkularının, saplantılarının boyunduruğundan kurtulmak üzere “kumdan iplerini” ürkerek koparır ve kitabı alarak Ulusal kitaplığın en üst raflarından birine bırakır. Çünkü “bir yaprağın saklanacağı en iyi yerin orman olduğunu” bir yerlerde okumuştur.


E. Rodriguez Monegal - Borges
http://www.amazon.com/Book-Shakespeares-Memory
http://www.borges.pitt.edu
http://4dlab.blogspot.com/2008/09
http://www.theparisreview.org/interviews
http://teamikaria.com/hddb/classic/
http://bookofsand.net/hypertext/
http://www.complete-review.com/
http://en.wikipedia.org/wiki/The_Book_of_Sand
http://kunst.erzwiss.uni-hamburg.de/
http://4dlab.blogspot.com/2008/11/
http://borgesianbibliophilia.blogspot.com
http://4dlab.info/index-4.htm

 
 
 

 

Valid CSS!