Borges Portre


Kongre

(Borges Öyküleri üzerine denemeler)


 

Anasayfaya

Eleştiri sayfasına


 

 
   
İskenderiye Kütüphanesi Yakılmalıdır!

Eren Arcan

Borges “Eğer öykülerimden yalnızca birini kurtarmam gerekseydi en fazla otobiyografik ögeler taşıyan, anılarla en yüklü ve en yaratıcı olan “Kongre” yi kurtarırdım.” diyor. Öykü Borges’in alıştığımız temaları olan zaman, tarih, bellek, mikro ile makro, inanç ile kuşku, kahramanlık ile korkaklık, sadakat ile ihanet, insan ile insanlık gibi karşıtlıklarla yüklüdür. Borges karşıtlıkların birbirlerinin zıddı değil tamamlayıcısı olduğunu düşünür.

Kongre, Borges’te aşina olduğumuz ironi, simgeler, sahte alçakgönüllülük, kabalist harfler, rakamlarla oyunlar, ansiklopedilerden bilinçli çalıntılar, eski öykülerine göndermelerle yüklü sözsel oyunları kapsayan bir Borges manzumesi gibidir.

Yazar öykünün epigrafında Didorot’nun “Kaderci Jaques ve Efendisi” adlı eserinden bir alıntı ile başlar: Alıntı aynı zamanda “Kongre” öyküsünün bir özeti gibidir.

“Devasa bir şatoya doğru yola koyuldular. Şatonun dış cephesinde şunlar yazılıydı: ‘Kimseye ait değilim ve herkese aitim. Siz içine girmeden de oradaydınız, çıktıktan sonra da oradasınız.’ ”

Kongre’ye paralel olan “Bilimin Kesinliği” adlı öyküsünde Borges, yörenin her santimetrekaresini saplantıyla haritalamaya çalışan kartograflardan (haritacılar) söz eder. Kartograflar kentin her yanını birebir kapsayan haritalar üretmektedirler. Fakat işi o kadar ileri götürürler ki ürettikleri haritalar imparatorluğun tamamını kaplamaya başlar. Ancak daha sonra gelen kuşaklar bu sonsuz haritanın nafile olduğuna karar vererek onu tabiatın acımasızlığına terk ederler.

Borges, “Kafkayesk” bir öykü olarak tanımladığı “Kongre” de ise, gelmiş geçmiş ve gelecek tüm insanların, tüm kültürlerin temsil edildiği bir ütopik, evrensel ve devâsa kuruluştan söz eder.

“İnsanlığın Kongresi” olarak tasarlanan bu kuruluşta dünya üzerindeki her grup, bir üye tarafından temsil edilmektedir. (Borges ince ince Birleşmiş Milletler ile dalga geçmiş.)

Ancak daha kuruluş aşamasında hangi üyenin hangi grubu temsil edeceği konusunda sorunlar vardır. Çünkü her üyenin birden fazla öne çıkan niteliği vardır. Örneğin Başkan Glencoe hem Uruguaylı, hem kırmızı sakallı, hem de sürü sahibidir. Uruguaylıların mı, sürü sahiplerinin mi, yoksa kırmızı sakallıların mı temsilcisi olacaktır? .

Sonra dil meselesi de vardır. Tüm insanlar hangi dil şemsiyesi altında birleştirecektir? Esperanto mu, Volaptik mi, yoksa Latince mi?

Üçüncü sorun da bir Kongre’nin kendine özgü bir kütüphaneye sahip olması konusunda çıkar. Kongreye göre İnsanlığa tanıklık ettiği için tüm basılı medyanın saklanması zaruridir. Depolar kitap, gazete, dergi, belgeler ile doldurulur. Ancak getirilen dokümanlar belirli grupları temsil edeceği için birleştiriciliğe değil ayrımcılığa neden olacaktır. Ayrıca dünyada var olan şiddet, gaddarlık, ve kargaşa nedeniyle kuruluş ütopya olmaktan çok uzaktır. Dünyayı tüm ayrıntılarıyla ve ilişki ağlarıyla yeniden kurgulama çabasının abes olduğu anlaşılır. Bu nedenle dünyayı olduğu gibi kabul ederek var olanla mutlu olmak en iyi yoldur.

Ölümlü olan bireyin ya da topluluğun tüm dünyayı temsil etmesi mümkün değildir. Gerçek Kongre “Dünya”nın ta kendisidir. Onun sınırlı ögelerle bir temsilini, yine sınırlı kişiler ve topluluklarla yapmaya çalışmak hem imkânsız, hem faydasız, hem de saçmadır. Dünyanın kendisi zaten tüm bütünselliğe sahiptir. Oysa öyküdeki “Kongre” tanımlanmış, kurallarla sınırlandırılmış ve bilinir bir yapıya sahiptir.

Başkan Glencoe tüm kitapların yakılmasını emreder ve şu sözlerle Kongre’yi lağveder.. “Dünya Kongresi Dünya ile başladı ve bizler toprak olup gidinceye kadar sürecek. Bulunmadığı bir yer yok. Kongre yaktığımız kitaplardır. Kongre Sezar’ın ordularının yolunu değiştiren Kaledonyalılardır. Kongre çöplükte oturan Eyüp ve çarmıha gerilmiş İsa’dır. Kongre paramı kötü kadınlarla yiyen o hayırsız delikanlılardır.”

Alevler çatır, çatır kitapları sararken Kongre üyeleri duvar kenarlarına yapışıp kalırlar. Yazına gönül veren Irala ise ‘Bir kaç yüzyılda bir İskenderiye Kütüphanesi yakılmalıdır” diye fısıldar.

Anlatıcı da öyküyü “Kongre gizli gizli var olduğunu duyumsadığımız evrendi. Bizdik,” diye bitirir.

Bu öyküde Borges, görkemli, sonsuz olan evrenden sıradan bir dille söz ederken amacı büyülü, gizemli olanı, fantastik ile açıklamak değil; muhteşem olanın zaten sıradanın içinde barındığını anlatmaktır.

18.08.2013
Çeşme

Borges – E. Rodriguez Monegal Gendaş Kültür
http://www.autodidactproject.org/bib/borges_biblio.html
http://www.poetryfoundation.org/bio/jorge-luis-borges
http://www.ucema.edu.ar/conferencias/download/2011/06.01CPii.pdf
http://www.borges.pitt.edu/sites/default/files/Standish%20El%20congreso.pdf
http://www.escapeintolife.com/literature-essay/jorge-luis-borges-and-the-congress-of-the-world/ 

 

 

Sitemizdeki Borges İncelemeleri

  Öykü İncelemeleri
 

Valid CSS!