Aşk Romanları Okuyan İhtiyar Aşk Romanları Okuyan İhtiyar
Luis Sepulveda


Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

 


 

Aşk Romanları Okuyan İhtiyar adlı romanıyla tanıdığımız Luis Sepulveda, 1949 yılında Şili'de doğdu. Öğrenci ve sendika eylemlerine katıldıktan sonra siyasi sığınmacı olarak Ekvador'da yaşadı. Peru, Ekvador ve Kolombiya'da tiyatro toplulukları kurdu, gazetecilik yaptı.1980 yılından bu yana Almanya'da yaşıyor. "Gabriela Mistral Şiir Ödülü" ve "Romulo Gallgegos Roman Ödülü" de aralarında olmak üzere şiirleri, öyküleri, denemeleri, radyo ve tiyatro oyunlarıyla bir çok ödül kazandı. Dünya çevre hareketinin önemli adlarından Chico Mendes'e adanan ve 1988 "Premio Tigre Juan Kısa Roman Ödülü"nü alan "Aşk Romanları Okuyan İhtiyar" kısa sürede ondan fazla ülkede yayınlandı. Türkçeye çevrilen ikinci romanı olan "Dünyanın Sonundaki Dünya" adlı bu romanında Luis Sepulveda, günümüzdeki balina katliamını işliyor. İnsanoğlunun her türlü teknolojik ve parasal desteğini arkasına almış acımasız ve açgözlü bir balina avcısı Japon kaptana karşı hayatını denize ve oradaki yaşama adamış yaşlı bir kaptanın ve tayfası Küçük Pedro'nun savaşımını konu edinen roman, hiç beklenmedik bir olayla sona eriyor. Bu kitap, çevre sorunları konusunda umutsuzluğa düşenler için Antartika yakınlarından, "Dünyanın Sonundaki Dünya"dan gelen bir umut mesajı... (Arka Kapak)
http://kitap.antoloji.com/

 
 

Elini hindistan cevizine kaptırmak

http://www.hurriyetim.com.tr/


Luis Sepulveda, “Aşk romanları okuyan ihtiyar” adlı kitabında bir av tekniği anlatılıyor. Amazon’un kollarından Nangaritza boyunda yaşayan Shuar yerlilerinin “ouistiti” maymunlarını yakalamak için kullanığı bir av tekniği. Bu benzetme birçok şey için kullanılabilir, ama nedense benim aklıma 8,5 milyar dolarlık Amerikan yardımı geldi.

Luis Sepulveda’nın anlattığı, Shuar yerlilerinin kullandığı av tekniği şöyle:

Hindistancevizinin kabuğunda azamî 3 santimlik bir delik açılır ve bu delikten içi boşaltılır. Kabuğun diğer ucuna küçük bir delik daha açılır, bu delikten bir ip geçirilir ve ipin ucuna, hindistancevizinin içinde, sağlam ve büyük bir düğüm atılır, çıkmayacak şekilde. İpin serbest ucu da bir dala, bir ağaca bağlanır. Sonra, boş hindistancevizi kabuğunun içine iki üç tane büyük çakıl taşı koyulur. Tuzak hazırdır.

Çok meraklı hayvanlar olan ve hindistancevizine bayılan ouistiti maymunları gelip boş hindistancevizi kabuklarını kurcalamaya başlar. Hayvan kabuğu sallayınca, taşlar ses yapar. Kabuğun içinde yiyecek olduğunu zanneden meraklı maymun, elini küçük delikten içeri sokar ve taşlardan birini yakalar. Ancak, avcunda taş varken, elini delikten çekip çıkaramaz. Maymun (insanın % 97 küsur akrabası da olsa, maymun maymundur, bu son % 3 çok önemlidir), “Avcumdaki taşı bırakırsam elimi kurtarabilirim” diye düşünemez ve debelenir durur. Avcı da, bir müddet sonra geri gelerek, elini hindistancevizine kaptırmış, yorgunluktan bitap düşmüş maymunları tek tek yakalar.

Dedim ya, bu teknik (alegori metoduyla) pek çok konuya uygulanabilir.

Mesela, Amerika’nın AKP Hükümeti’ne söz verdiği, asker şartına bağlı 8,5 milyar dolara.

Bizimkiler bir kere 8.5 milyar doların ucunu tuttular ya, artık ellerini kurtaramıyorlar.


Kafese girdik, Irak’a gidiyoruz!    * * *
Luis Sepulveda, “Aşk kitapları okuyan ihtiyar” (Can Yayınları, 1993)