Anasayfaya

Eleştiri sayfasına




Bu sayfamızda 2017 yılında okuduğumuz kitaplar hakkında kitabı tanıtmaya yönelik kısa
açıklamalar bulacaksınız.  Kitap seçimlerinizi yaparken yararlanabilmeniz için hazırlanan
bu sayfamızın sizlere yardımcı olmasını diliyoruz.

 

Dümeni Yaratıcılığa Kırmak
M. İhsan Tatari

Fantastik ve bilimkurgu kadar, genel anlamda yazın dünyasının da yaşayan en büyük ustalarından Ursula K. Le Guin‘e duyduğumuz saygı ve hayranlığın haddi hesabı yok sanırım. Hepimiz onun yazdığı hemen hemen her şeyi büyük bir beğeniyle okuyor, daha fazla eserine kavuşmayı dört gözle bekliyoruz. İtiraf etmesek de gizliden gizliye istediğimiz bir başka şey de günün birinde onun kadar iyi yazabilmek…

İşte tam da bu noktada devreye giriyor Dümeni Yaratıcılığa Kırmak ve muazzam bir kaynak olmayı vadediyor bizlere. Le Guin’in 1996 yılında verdiği 5 günlük yaratıcı yazarlık atölyesi sayesinde ortaya çıkan kitap, yazarlık tavsiyelerinden tutun da püf noktalarına dek pek çok kıymetli bilgi içeriyor kraliçemizin ağzından. Bakın Le Guin kitabın önsözünde bu çalışmasını nasıl tanımlıyor:

Yağmur Kral- Saul Bellow
Afrika'ya seyahate çıkan, mutsuz milyoner Eugene Henderson'ın çarpıcı hikâyesini anlatıyor. Orta yaş krizini atlatmaya çalışan Henderson, para, konum ve büyük bir aileye sahip, 55 yaşında efsanevi bir adamdır.  Kaderinde doktor olmanın yazılı olduğuna inanan Henderson, hayatının eksiklerle dolu olduğunu düşünerek gittiği Afrika'da bambaşka bir maceraya atılır. Henderson'ın gücü, harika başarıları ve dizginlenemeyen hayat tutkusu, ona kabilenin hayranlığını kazandırır ve kabilenin Yağmur Kralı olur.Bu komik ve eğlenceli romanda Bellow, hiç gitmediği Afrika'nın bütün zengin renklerini ve egzotik geleneklerini uyandırıyor. Yağmur Kral bir adamı hayata bağlayan güçlere derin bir bakış.Bellow'un eğlence dolu anlatısı ve dilinin olağandışı yaratıcılığıyla vahşice ve çılgın bir rüya gerçekleştirilmiş."CHICAGO TRIBUNE

Hava Savaşı ve Edebiyat - WG Sebald 20. yüzyılın ikinci yarısında tarihçileri, tarih eğitimcileri ve tarih felsefecilerini her zaman düşündüren sorulardan bir kaçını şöyle özetleyebiliriz. Tarih nedir' Tarih ne işe yarar' Neden tarih öğretiyor ve öğreniyoruz'. Özellikle tarih bir bilim olarak yerini sağlamlaştırdıkça geçmişin hikâyesine dair yaklaşımlar da farklılaştı. Günümüzün algısı klasik tarih anlayışından uzun zamandır uzaklaşmış görünüyor. Bugünün tarih anlatısında “sessiz”in “görünmez”in, “öteki”nin yaşantı deneyimleri önem kazandı. Bugüne dek ihmal edilen, yok sayılan tarih yeniden okunmaya, yeni bir geçmiş algısı yapılandırılmaya çalışılıyor. Bugünün tarihçileri toplumların geçmişleriyle kurdukları bağı doğru anlamak ve değerlendirmek için bellek çalışmalarına yöneldiler.  Raşel Rakella Asal

Savaş ve Savaş
Laszlo Krasznahorkai Savaş ve Savaşın başkahramanı tasnif işinde çalıştığı kütüphane arşivinin tozlu bir köşesinde daha önce kimsenin görmediği, el sürülmemiş Wlassich Mirası olan bir kutuya rastlar.  Kutuda dört din adamının yaptıklar'ı seyahatlerde tuttukları günlükler yer almaktadır.  Bu el yazmalarından anlaşıldığına göre, bu' din adamlarının' tüm ' yolculuklar kaçtıkça 'onları hep bir savaşın eşiğine getir'mektedir.  Saplantılı bir yapıya sahip olan Körin' bu el yazmalarının tarihe geçirilmesi gerektiğine inanır.  Onları ebediyete kadar kalacağına inandığı internete yüklemek için Macaristan ''dan New York’a gider; New York 'tan da Macaristan 'daki ;Schaffhause müzesine...Elyazmaları ancak orada huzur bulacaktır.. Eren Arcan 

 
 

 




Tokyo Uçuşu İptal
Rana Dasgupta

Rana Dasgupta’ nın "Tokyo Uçuşu İptal"  adlı kitabı, hava muhalefeti nedeniyle uçuşu iptal edilen Tokyo yolcularının vakit geçirmek için birbirlerine anlattıkları öyküleri kapsıyor. Masalsı bir kisve altında sert bir eleştiri olan kitap Hindistan’nın 1990 lardan sonra uyguladığı neoliberal  kapitalizme bir tepki olarak görülebilir.  Delhi değişmektedir ama kimin çıkarına…  Yazar kitabında, yeniden yapılanma sürecinde ortaya çıkan hızlı zenginleşmenin yarattığı yarılmaları, toplumsal hayatın yeniden şekillendirilmesinin yarattığı bunalımı, kapitalizm girdabındaki Delhi’yi kitabın merkezine alarak irdeler.  Dasgupta bu yeni süreçte, Boccacio'nun Decameron Hikayelerinin, Chaucer'ın Canterbury Öykülerinin, Binbir Gece Masallarının izini sürerek kaybolan hikayelerin, masalların, söylencelerin peşine düşer.  Geçmişin kültür hazinelerini büyülü gerçeklik ögelerle ustaca yoğurarak, globalleşen fantastik bir dünyaya dönüştürür.   


Görünmeyen.jpg

Görünmeyen
Paul Auster

Yıkıma uğrayan insanlar, biz onları görsek bile, görünürlüklerini kaybederler. Maurice Blanchot

Paul Auster' ın 15. kitabı "Görünmeyen" yirmi yaşındaki Colombia Üniversitesi öğrencisi Adam Walker'ın 1967 yılında başlayarak kırk yıl süresince hayatının izini sürer. Kitap dört bölümde dört ayrı anlatım tekniği ile gelişir. Walker' ın ağzından birinci şahısta yazılan bölümü, -sen - diye devam eden ikinci bölüm izler. Üçüncü bölüm ise "o" bakış açısıyla anlatılır.  
Kırk yıl sonrasına uzanan ve girift bir bulmacayı andıran kitap dördüncü bölümde beklenmedik bir son ile çözümlenir.



 

 

Katedral
Raymond Carver



Amerikan Çehov'u olarak adlandırılan Raymond Carver 1980 lerde başlayan “Kirli Realizm” akımının öncülerinden sayılmaktadır.  Bu akımın yazarları eserlerinde daha çok  kaybedenleri, seks düşkünlerini, yalancıları, dolandırıcıları işlerler.  Onların  gerçeklerini, umutlarını, düş kırıklıklarını uyuşturucu, içki, kumar, seks ortamı içinde ele alırlar.  Raymond Carver’ın Katedral adlı eseri de, bu türün önemli örneklerindendir.  Carver okura "Bakmak ile Görmek" arasındaki ayrımı sezdirir.  "Her bakan GÖRÜR mü?; GÖREN bir kör" olabilir mi? sorularını sorar  Öykünün bitiminde sabahlara kadar içilen bir gecenin sonunda gelen aydınlanma sarsıcıdır.   Hikâyede yüzeysel sınırlar içinde kalan bir evlilik ilişkisi, “gören bir körün" soyut dokunuşuyla derinlik kazanır.

 

Aşık Bir Adam - Karl Ove Knausgaard Aşık Bir Adam - Karl Ove Knausgaard "Kitap günlük hayatın dayattığı dipsiz gizem yığınını araştırıyor… Knausgaard'ın yaklaşımı sade ve titiz, kimi zaman sıradan, ama bunu asla kağıda dökmüyor. Onun teması hayatın bütününün kendi kendisiyle bir arada var olduğu gerçeğinin güzelliği ve dehşeti. Tüm edebi aldatmacaları terk ederek mükemmeliyete konan gerçek bir kahraman, çıplaklığı kraliyet şıklığını alt eden bir imparator." -Jonathan Lethem, The Guardian- "

Insanın Esareti - Somerset Maugham
Özge Yılmaz'ın İncelemesiyle


“İnsanın Esareti” bir insanın yaşamının çocukluktan, ilk gençliğe ve sonra ergenlik ve en sonunda olgunluk dönemine kadar kahramanın ayak izlerine basarak yürümenizi sağlayan bir roman. Aslında yer yer yaşamın anlamını aramaya döner temasıyla, okuyucusunu da yaşamda yürüterek anlam aratıyor.
Özge Yılmaz

"İnsanın Esareti" edebiyat tarihinin en önemli 100 kitabından biri olarak kabul edilir. Kitap Spinoza' nın "İnsanın duygularını yönetme; ya da dizginlemekteki aczine ben esaret derim" söylemi üzerine kurgulanır. Maugham'un kitabının ana kahramanı doğruyu görmesine rağmen tutkuları nedeniyle sonuca varma iradesini gösteremez.  Bu iradeyi gösteremeyen kimse ise kendinin efendisi olamaz.Yaşam süresince yaşanan zorluklar, edinilen tecrübeler hayatla başetme becerisini getirecektir.  Eren Arcan 


Kuşlar - Tarjei Vesaas

Norveç'in ücra bir köyünde abla Hege ile yarım akıllı kardeşi Mattis tekdüze dünyalarınde yaşayıp gitmektedirler. Mattis etrafındaki herkesin kendisinden daha güçlü daha akıllı olmasının çaresizliği içindedir. Bir gün dağdan gelen bir oduncu iki kardeşin durağan dünyalarına girer. Doğa gereği oduncu ile Hege yakınlaşırlar. Mattis'in güvenli dünyası allak bullak olur. Ablası tabii ki önüne çıkan bu mutluluğa layıktır ama ya Mattis'e ne olacak şimdi... Öteden beri kıt aklının ürettiği, ona acılar veren, benmerkezci çözümler yine mi sonuçsuz kalacak.... Mattis küçük dünyasında ürettiği çözümü gerçekleştirmek üzere yola koyulur...


Yolda - Jack Kerauac
San Francisco’da, Güney Kaliforniya’da ve New York’un Greenwich Village mahallelerinde 1950’lerde birbirlerinden neredeyse bağımsız bir grup bohem sanatçı, ortak bir dil bularak sosyal
ve edebi bir hareket başlattılar. ‘Yorgun’, ‘yıpranmış’ anlamına gelen ‘beat’ asi bir neslin kendini nasıl hissettiğini iyi ifade ediyordu. Daha sonraları ‘beat’, kalp atışını yansıtan ritmik caz temposunu anlamına ekledi. Bunların yanı sıra, ‘neşe veren’, ruhsal olarak aydınlatan anlamını gelen ‘beatific’ sözcüğünü de anlam zenginleştirmek için kullanmaya başladılar, bu sayede şiirler daha derin bir felsefeye oturtulmuş oluyordu. Asuman Kafaoğlu Büke


Tristram Shandy -
James Boswell, 1760 baharında "Okumamış olan var mı Tristram Shandy'yi? Böyle kötü yetişmiş ölümlü olabilir mi?" diye yazıyordu. Anglikan vaiz Laurence Sterne'in komik romanı Tristram Shandy'nin 1759'un Aralık ayında York'ta birlikte yayımlanan ilk iki cildi çıkar çıkmaz muazzam bir övgüyle ve biraz da şaşkınlıkla karşılanmış, ateşli bir edebiyat tartışmasına yol açmıştı. S terne de bir yıl sonra şunları yazacaktı: "Şehrin bir yarısı kitabıma ağır hakaretler ediyor, öteki yarısı göklere çıkarıyor; işin hoş yanı, hem hakaret ediyor hem satın alıyorlar" . Tristram Shandy'nin Hayatı ve Görüşleri'ni içerdiğini ilan eden kitap, kahramanın doğumu gerçekleştiğinde yarılanmış durumdadır. Herhangi bir şey, yazarın bitmez tükenmez bir parantez açması için mazeret olabilir. Yazar ayrıca, yıldızlar ve boş sayfalar gibi, yüzlerce üslup örneği göstererek okuru afallatmaktan da zevk alır. Ama bütün bu kaprisler aracılığıyla karakterlerini az bulunur bir nüfuzla canlandırır: gerçeklerin her zaman yalanladığı bilgiç fikirleriyle büyük Shandy, Tristram'ın babası; askercilik oynayan ve bir sineği bile incitemeyen yufka yürekli eski asker Toby amca; onun sadık takipçisi, efendisi kadar iyi kalpli ve eli açık Onbaşı Trim; Sterne'in kendisinin bir çeşit idealizasyonu olan vaiz Yorick. Bu karakterler, art arda küçük dokunuşlarla, az bulunur bir hayat ve canlılık kazanırlar. Ya merhamet ya da kahkahayla gözlerimizi sulandırırlar. (YK)


Finneganın Vahı - James Joyce
"Böyle bir kitap yazılmadı, yazılamayacak ta"

"...Okunamayacak, ya da sadece okunmayacak.  Metne aynı zamanda bakılacak ve metnin kendisi dinlenecek .  Joyce' un yazını her hangi bir şey hakkında değil.  O şeyin ta kendisı.  Anlam uykuyu çağrıştırdığında sözcükler uykuya dalarken, dans etmek söz konusu olduğunda onlar da dan etmeye başlıyorlar.  " Samuel Beckett
Finneganın Vahı rüya anlatılarının, iç monologların ve felsefî göndermelerin uydurulmuş kelimelerle ve Joyce-vari cümlelerle birleştirildiği. ayrıcalıklı ve harikulade bir birey-dilin oluşumuna yol açmış dilsel bir şölendir." Kaya Tokmakçoğlu

 
İkinci El Zaman - Svetlana Aleksiyeviç Nobel komitesi 2015 Nobel Edebiyat ödülünü Belaruslu yazar  Svetlana Aleksievich'e "zamanımızın ıstırabı ve cesaretinin anıtı olan  çok sesli eserleri için" verildi. Aleksiyevich 'in Nobel konuşmasından bir bölüm : Ben olayların değil, insan duygularının tarihçesini yazıyorum. Savaşın, devlet baskısının, isyanların, değil, insanların yaşanan olaylar hakkında düşündüklerini, anladıklarını, hissettiklerini kaleme alıyorum. Yirmi otuz yıl öncesini kolayca unutuyoruz. Bazen gerçeklerin üstünü örtüyoruz. Utancımızdan, korkumuzdan... Ben hayatın çetelesini tutuyorum. Kitaplarımı binlerce ses, binlerce kader, binlerce hayat parçacıkları üzerine kurguluyorum. Her kitabım için bir kaç kuşaktan 500-700 arasında kişi ile görüşüyorum. 1917 Rus ihtilalinden, Stalin döneminden, Gulag takım adalarına, "glastnostun" kuşaklar arasındaki algı farklılıklarına, ve bugün gelinen serbest ekonomi "biznes" noktasına kadar... Bu dokümanter, Sovyet Rusya'nın ruhunun hikâyesidir."
 

Olağanüstü Bir Gece
Stefan Zweig
1914 yılında hafif süvari alayı çatışmalarında şehit düşen, varlıklı, uygar, seçkin, başarılı bir birey olan Baron Freidrich Michael von R'nin geride bıraktığı notlar "Olağanüstü bir Gece" de yaşadığı yüzeysellikten basamak basamak insana dair olanın derinliklerine inişini aktarır. Yaşamaya cesaret edemeyen Baron sadece ait olduğu dar çevrenin başarıya ve takdirine önem vererek yaşadığı onca yılın kibrinin kefaretini ödeyecektir. Bu olağanüstü Gecede Kendi kendini tutsak eden hayatının bunaltıcı boşluğunu, yavanlığını farkeder. Yıllardan beri ilk kez kitleyi hisseder. İnsan yakınlığına ihtiyaç duyar. Kalbindeki kabuğu kırar. Ölmüş bu insanın yüreğinde çiçeklenme başlar. Artık yüreğinde aşk vardır.
 

 
 

Biri, Hiçbiri, Binlercesi

 










Biri, Hiçbiri, Binlercesi - Luigi Pirandello Bir gün karım bana "burnun eğri" deyince, başkalarının gözünden bakınca, kendimi zannettiğim kişi olmadığımı anlamaya başladım. Eğer başkalarının gözünde bugüne kadar olduğumu sandığım kişi değilsem, kimdim ben? Kendimi onların beni gördüğü gibi görmek istiyordum. Ama herkes bir başkasını, kendi dünya görüşü içinde yaratıyordu. Ama benim kendime ait bir gerçekliğim yoktu. Sahip olduğum bankaya para yatıranlar için "tefeci" idim, Paramı dağıttığım zaman "deli, deli" diye bağırıştılar. Karım için "Genge" idim. Budala ama tatlı biri. Hayatım bir oyuncak bebeğin oyununa dönmüştü. Demek içimde başkalarının gördüğü binlerce Moscado yaşıyordu. Ben "birisiydim" ama ben kimdim, kim?

Puşkin Tepeleri - Sergei Dovlatov
Kitapları için Rus otoritelerinden yayın izni alamayan, alkolizmin eşiğindeki Boris Alikhanov Leningrad'daki Puşkin malikanesinde "edebî" tur rehberli olarak çalışmaya başlar. Boris bizlere Parkı gezdirirken Rus toplumunda "lûzumsuz adam" olarak nitelendirilen, işsiz güçsüz, başarısız, kendini heba eden egzantrik tipleri tanırız. Eski karısı, kızını da alıp Birleşik Devletlere yerleşeceğine karar verdiğinde Boris allak bullak olur. Kimsenin sizin ne yaptığınızla aldırmadığı bir ülkede yaşamak müthiş bir özgürlüktür ama öte yandan kimse ne yaptığınızla ilgili olmayınca bir şeyler yapmaya çalışmanın ne önemi olacaktır. Kararsız kalır. Karısının ve kızının gitmesine izin verir. "Ama öz dilim, memleketimin insanları, dostlarım, şakalar, hikâyeler, hatta ulusal bayram günleri kısacası tüm kültürel hazine.." ne olacaktır. Bie açmaz içindedir. "Karar almak sorumluluk taşır" diye düşünür. Bıraksın sorumluluğu başkaları taşısın. Ona göre "eylemsizlik tek ahlâkî koşul değil midir?"
Kitle ve İktidar - Elias Canetti
"Kitle yıkıcı, iktidar öldürücüdür.  İnsan iktidar isteği ile Tanrının kıyamet ve dehşet tehdidini çalmıştır.  Ölüme karşı direnmenin yolu ise emre karşı koymak ve yaratmaktır.  Canetti bu kitabında "kitle" ve"iktidarın" birbirlerini nasıl etkileyip çoğalttığını, insanlar arasında "emir" ve "itaat" ilişkisinin nasıl biçimlenerek saldırganlık mekanizmalarına dönüştüğünü anlatıyor.  En az sorgulanan, dolayısıyla en tehlikeli şey olan "emir vermenin" emredilende özgür bir kişilik edinmesini önleyen bir sızı bıraktığını, bu sızının enredilenlerde katmerleşerek itaati içselleştirdiğini gösteriyor" (Kitaptan)
 
John_Wyndham Triffidlerin Günü - John Wyndham'ın İkinci Dünya Savaşı sonucunda kaleme aldığı "Triffidlerin Günü" adlı kurgu bilim romanının öngördüğü gelecek, Darwin türü bir mesel olarak görülebilir. Genetiğe müdahaleleri sonucunda insanoğlu, kâbus gibi, yeni bir canlı türü yaratır. Başka dünyalardan gelen, yürüyebilen, dallarının uçlarındaki iğneleri fırlatarak insanları öldüren Triffid denen bu etobur bitkiler dünyayı ele geçirmek üzeredir. Aslında bu kıyamet senaryosundaki yokedici yaratıklar, müdahaleleri ile tanrısallığa soyunan insanlığın kibrinin doruk noktasıdır. Evrim geriye saracak ama insanoğlu azmiyle, direnciyle yine kazanacaktır.

 

 

Kabuk Adam - Aslı Erdoğan "Size Kabuk Adam’ın öyküsünü anlatacağım, tropik bir adayı, cinayet ve işkencenin, şiddetin bataklığında filizlenen bir aşkı, içinde yetiştiği toprak kadar acı dolu bir aşkı anlatacağım. Çıldırtıcı gücünü sonuna dek yaşanmayan arzulardan, en gizli hayallerden alan bir tutkuyu, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğu ve bütün yıkımların nedeni olan korkuyu, insanın en temel özelliği olan korkusunu, alçaklığını, umutsuz yalnızlığını... Tropiklerde, o gözlerden ırak adada öğrendim ki, cennetle cehennem iç içedir, ancak bir katil bir peygamber olabilir, ve insan bir başkasına, aynı karabüyü ayinlerindeki gibi, dönüşebilir, çünkü insanın tam zıddı gene kendisidir."
 

Kırmızı Pelerinli KentKirmizi Pelerinli Kent
Aslı Erdoğan

"Kırmızı Pelerinli Kent’te Özgür’ü anlatıyor Aslı Erdoğan. Rio’da, tuzu kuru hayatına dair her şeyi geride bırakıp, üzerine sinen her şeyden vazgeçip, belki de kimsenin okumayacağı, kimsenin hayatını değiştirmeyecek bir kitap yazmaya, ‘Kırmızı Pelerinli Kent’i yazmaya koyulan, gönüllü göçmen, gazete kâğıdı tenli Özgür’ü anlatıyor bize.- Fuat Sevimay"


Ölüm Bir Varmış, Bir Yokmuş
Jose Saramago

İnsanların ölmediği hatta ölemediği bir toplum düşünün.  Saramago'nun "Bir Varmış Bir Yokmuş adlı kitabında bu yeni düzene ilk başkaldıranlar sigorta şirketleri olur.Cenaze lavazımatçıları isyan eder.  Kilise açmaza düşer.  Ölümün yolunu gözleyen hastalar umutsuzluğa kapılır .  Çözüm nerdedir?

 


 



Puşkin - Sibirya’da geçirdiği tecrübelerden sonra Dostoyevski Rusya’yı kalkındırma ve medenileştirme yolunda Batı’yı örnek alan çabaların doğruluğuna inanmaz olmuştu; Batılılaşmadan yana olan Rus aydınlarının öncülük iddialarını da kabul etmez olmuştu. Çünkü aydın takımının halktan ayrı düşmesinin Rus toplumu içinde nasıl bir diyalektik çatışmaya yol açtığını görmüştü. Dediği gibi, ortada birbirinden habersiz, hatta birbirine düşman «İki Rusya» vardı. Puşkin Söylevini yayınlarken yazdığı önsözde Dostoyevski, Rus aydınlarını konuştururken, onlara «Rus halkını yeniden yaratacağız; ..» diye söz veriyordu.  Tektaş Ağaoğlu


Kuşlar Yasına_GiderKuşlar Yasına Gider - Hasan Ali Toptaş "Hasan Ali Toptaş’ın romanında, Abdallığın özünde olan ezilmişlerin yanında ve ona yardım eli uzatan ermiş ahlak, sadece müzikle değil, yaşamdaki haliyle yer alıyor; ve romanda böyle bir kahraman anlatılıyor: Aziz. Aziz, anlatıcının babası. Karlı bir Ankara’ya, oğlunun yanına, bacağındaki protezi düzelttirmek ya da yenisiyle değiştirmek üzere geliyor Aziz. Uzun yol tır şoförlüğü yapan Aziz bir trafik kazasında bacağını kaybetmeden önce de, sonra da, yollara tutkun bir adam. Hareketli bedenine uyan bir protez bulamadığından ama en çok da dertlerini söylemekten, yakınmaktan hoşlanmadığı için, bu “ufak” (üzerinde çok durmak istemez gibidir) sağlık sorununu gidermek için gelir Ankara’ya. " Asuman Kafaoğlu Büke

 

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!