Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

Bu sayfamızda 2012 yılında okuduğumuz kitaplar hakkında kitabı tanıtmaya yönelik kısa açıklamalar bulacaksınız. 
Kitap seçimlerinizi yaparken yararlanabilmeniz için hazırlanan bu sayfamızın sizlere yardımcı olmasını diliyoruz.


Leyla Erbil Kalan - Leyla Erbil
“..ah sevgili okurlarım var mısınız yok musunuz bilemediğim/ varsanız sevgili okurlarım görüyorsunuz ya dizginleyemediğim bir beyne sahip olduğumu/ biraz da bilerek isteyerek ama durdurmak için bu beyni/ doktorum ilaçla boğmak istiyor onun her hücresini/ ama ben gene de/ sınır tanımayan sorunlu bir beyne bırakmaya çalışacağım/ kızgın kum üstünde sıçrayan bir çift çıplak ayak gibi/ bu metni ondan gizli."diyen, 80. yaşını kutlayan Leyla Erbil, Kalan adlı son kitabında zaman ve mekan içinde anılarının yordamıyla sekerek, atlayarak bizleri belleğinin yolculuğuna çıkarıyor.
Tahar ben Jelloun Beckett ve Genet, Tanca'da bir Çay -
Tahar ben Jelloun
"Kutsal Gece" adlı eseri ile Goncourt Ödülünü alan Faslı yazar Tahar ben Jelloun, "Tanca'da bir Çay"  adlı tiyatro oyununda Beckett ve Genet'i Tanca'nın Hafa kahvesinde bir araya getirir.  Bu iki ölümsüz yazarın düşsel atışmalarında hem kişilikleri hem de dönemin ruhu yavaş yavaş ortaya çıkar.  Irkçılığa acıtıcı göndermeler yaparken.  birbirlerinin yazınına zekice dokundururlar.  "Godot'yu Beklerken"'in boş sahnesindeki tek söğüt ağacının yapımcısı ünlü heykeltraş Giacometti'yi beklerler.  
Jean Echenoz Bir Yıl - Jean Echenoz
"Yeni Yeni Roman" akımının önde gelen yazarlarından olan Jean Echenoz 1999 yılında "Ben Gidiyorum" adlı yapıtıyla Fransa'nın Goncort ödülünü kazanmıştır.  "Ben Gidiyorum 'a "  paralel olarak yazdığı "Bir Yıl" adlı kitabında kişiliği yıkıma uğramış Victoire'ın  ruhsal "kayboluşunu" anlatır.  Yazar, evsiz barksız Poussain'in ağzından  "kendimizi kaybetmezsek, kaybolur gideriz," der.  Ancak böyle bir kayboluştan sonra girdiğimiz arayış sonucunda öz değerlerimizi yeniden bulma imkânına kavuşabileceğimizi  söylemektedir Echenoz.
Yasunari Kawabata Dağın Sesi - Yasunari Kawabata
1968 yılında Nobel ödülünü kazanan Kawabata'nın eserleri, kadîm Japon geleneklerini, Japon insanının zarafetini, doğa düşkünlüğünü, duygusallığını, özlemle ve  melankolik bir şiirsellikle anlatmaktadır.  Duru bir dil ile yazdığı eserleri Japon şiiri "haiku" geleneğinin sadeliğini yansıtır. Yaşlılık üzerine "melankolik bir meditasyon" olarak kabul gören "Dağın Sesi", aynı zamanda 2. Dünya Savaşı etkisiyle değişmekte olan Japon aile yapısını  ve geleneksel Japon değerlerini sorgulamaktadır.
Vladmr Nabokov Solgun Ateş - Vladimir Nabokov
Nabokov'un,  gerçeği, sanatı, yaratım sürecini  irdeleyen "Solgun Ateş"  eseri, John Shade adlı ünlü bir şairin hem aynı isimdeki şiirini, hem de  bu şiirin açıklamalarını içeriyor.  Kitabın önsözünde, John Shade'in öldüğünü, kendisinin Zembla ülkesinin sürgün kralı olduğunu söyleyen Kinbote, yayıma hazırladığı gerekçesiyle Shade'in bu eserinin satır satır açıklamasını yaptığını söylemektedir..  Ancak  dengesiz, umarsız, sanrılar içindeki  anlatıcı Kinbote , esere açıklama yaparken,  onu durmadan kendi çıkarına uygun şekilde  tahrif eder..  Kitap, şair John Shade karakterinin  çeşitlemeleri ile  ilginç bir hal alır.  Hypertext metinlerin ilk örneklerinden olan bu kitabın Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" romanı ile paralellikler taşıdığı söylenmektedir
Latife Tekin Sevgili Arsız Ölüm - Latife Tekin

 "Kendimi, dilimi ve birlikte doğup büyüdüğüm insanların durulmaz bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim.Sevgili Arsız Ölüm bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana armağanıdır.  Keşke onu daha soluk soluğa, daha parçalanmış bir teknikle, daha erken yazabilseydim." – Latife Tekin 
Roberto Bolano 2666 - Roberto Bolano
Roberto Bolano'nun 2666 adlı eseri yirmi birinci yüzyılın ilk başyapıtı olarak kabul ediliyor. Geçen yüzyılın Borges, Marquez. Fuentes, Allende gibi Güney Amerika yazarları masalımsı öğeler taşıyan gerçeküstü motiflerle bezenmiş "büyülü gerçekçilik" olarak tanımlanan eserler vermişlerdir. Buna karşın, dünyadaki acımasız kapitalizm, bunalımlar, darbeler, kitlesel ayaklanmalarla yetişen yeni nesil Latin yazarları, eserlerinde, bu gaddar dünyanın cehennemî acılarını gözler önüne seren romanlar yazmışlardır.  Bolano, 2666 adlı kitabında, Meksika sınırında öldürülen yüzlerce kadının hikayesinden yola çıkarak, yeryüzünün farklı coğrafyalarında  hiç te "büyülü" olmayan bu gerçeklikleri gözler önüne sererken aslında bizlere hayatı anlatıyor.
Gao Xingjian Yalnız Bir Adamın Kitabı - Gao Xingjian
2000 yılı Nobel Edebiyat Ödülüne lâyık görülen Çinli yazar Gao Xingjian Mao döneminin bütün acılarını yaşamış,  hatta rejimin baskısından kurtulmak için o döneme ait bütün eserlerini yakmak zorunda kalmıştır.  Yazar, faşizm , nazizm, Stalinizm gibi bütün baskıcı rejimleri  "...izm Yoktur" adlı yazısıyla kesinlikle reddeder.    Gao Xingjian otobiyografik bir roman olan "Yalnız bir Adamın Kitabı'nda" totaliter rejimler karşısındaki insanın yalnızlığını dile getiriyor. 
 
Edward Said Geç Dönem Üslûbu - Edward Said
Adorno ve Edward Said,  ölümün gölgesinin üzerine düştüğü dönemde sanatçının inatla ama farklı bir bakış açısıyla eserler ürettiği  dönemi “geçlik “ olarak tanımlar. Kitabın alt başlığı olan “Rüzgâra karşı edebiyat ve müzik” hayata tutunmaya çalışan sanatçının bu “geç” dönemdeki yaratma uğraşını anlatır. Said yeni bir ifade düzeyine ulaşan sanatçı için geçlik tanımını şöyle yapar: “Geçlik yolun sonunda, her şeyin bilincinde, anılarla dolu ve hatta doğaüstü bir biçimde, bugünün farkında olmaktır.”

 

Ben Okri Tehlikeli Aşk - Ben Okri
Aç Yol kitabı ile Booker ödülünü kazanan Nijeryalı yazar Ben Okri, "Büyük hikayeler geçmişimizin tınılarını gizemli kökenimizi ve kutsal yazgımızı harmanlayarak bize geleceğimizi sezdirirler," der. Okri Tehlikeli Aşk adlı kitabında imkansız bir aşkın izini sürerken, fonda kaotik ülkesinin çileli panaromasını yansıtır. Yoruba kabilesinin mitler, rüyalar, inançlarla bezenmiş geleneksel sözel anlatıma dayalı kültürü ile beslenen yazar, beyaz adam tarafından talan edilen ülkesinin çözümünü "Rüyalarımız Sorumluluğumuzdur" söyleminde bulur.
Lev Tolstoy Anna Karenina - Lev Tolstoy 
"Anna Karenina benim okuduğum en mükemmel, en kusursuz, en derin ve en zengin roman. Tolstoy’un her şeyi gören, herkesin hakkını veren, hiçbir ışığı, hareketi, ruhsal dalgalanmayı, şüpheyi, gölgeyi kaçırmayan, inanılmayacak kadar dikkatli, açık, kesin ve zekice bakışı, bu romanın sayfaları çevirdikçe okura, “evet, hayat böyle bir şey!” dedirtir." Orhan Pamuk
Jean Genet Çiçeklerin Meryem Anası- Jean Genet
“Terk edilmiş bir çocuktu; kötü huyları, daha çok genç yaşlardayken ortaya çıkmaya başladı: Kendisini evlat edinen yoksul köylüleri soydu. Azarlandığı halde hırsızlığa devam etti; kapatıldığı ıslahevinden kaçtı, hırsızlık ve soygun yapmaya, bu da yetmiyormuş gibi kendini satmaya başladı. Hayatı sefalet, dilencilik ve yankesicilikle geçiyordu; herkesle yatıyor, herkese ihanet ediyor ve hiçbir güç azmini yenemiyordu: Hayatını bilinçli olarak kötülüğe adadığı bir dönemdi.” J.P: Sartre
Bilge Karasu Gece - Bilge Karasu
Bilge Karasu,  "Gece" de  katman katman bir düşsel dünya kurar.  Bir katmanda  toplumsal, kültürel, tarihsel karabasanlar  içindeki bireyin korkuları, umutları, açmazları anlatılır. Bir diğer katmanda ise yazarın, bölümler arasındaki ilginç dipnotlarla okuru yazma edimine dahil etmesi ile kitap ayrı bir boyuta ulaşır. Dört bölümde ele alınan eserde olaylar farklı açılardan ele alınarak aktarılırken bölümler arası ipuçları kitaba ayrı bir polisiye heyecan ekler.  Dildeki amacının  "...benim dilim çiçek derlemek üzere eğilip kalkan bir gövdenin yumuşaklığına, dalgalanışına ulaşmalı." diyen  Bilge Karasu hiç kuşkusuz bu kitabı ile bir "dil ustası" olarak amacına ulaşmıştır.
Orhan Pamuk Saf ve Düşünceli Romancı - Orhan Pamuk Pamuk 2009-10 eğitim yılında Harvard Üniversitesinde verdiği yedi konferansta Schiller'in aynı adlı şiirinden yola çıkarak roman sanatını, hem yazar hem de okur açısından irdelemiş, daha sonra bu  çalışmasını aynı ad altında kitaplaştırmıştır.  Saf romancıyı naif, çocuksu, içinden geldiği gibi yazan, konuyu aklımıza resimlerle  aktaran romancı olarak tanımlarken; düşünceli romancıyı da doğadan uzak düşmüş kendi içine kapanmış, romanın teknik yapısını kendisine dert edinen, ahlâkî meseleleri olan bir yazar olarak çizmiştir.  Pamuk'a göre her iki tanımlamayı da içinde  barındıran yazar başarılı olacaktır.
Ferit Edgü O/Hakkari'de Bir Mevsim - Ferit Edgü
Neden ve nasıl olduğu bilinmeyen bir kaza sonucu bir denizci kendini, Kafka karabasanlarını aratmayan "Hak" kentinde bulur. Bu zamansız, mekansız kente öğretmen olarak gelen anlatıcı kendinden kaçmaktadır ama aynı zamanda bir "kendini bulma" arayışı içindedir.  Bu yolculukta  yaşamın önceden de ezberlenmiş bir biçimi olmadığını “Sessizliğin sesini, ezikliğin, çaresizliğin, baş eğişin, yokluğun eşiğini, çıldırmadan nasıl yaşandığını" öğrenir. Bu süreçte okuma yazma, matematik, hayat bilgisi öğrenen çocuklara ayrılmadan önce öğrettiği her şeyi unutmalarını öğütler. Çünkü doğru herkes için aynı değildir, Ayrıca "bilmek" te beraberinde mutsuzluğu ve umutsuzluğu getirecektir.  Ancak söylemek istediği tek gerçek  “trahom’un ve cüzamın alınyazısı” olmadığıdır.
Orhan Kemal Murtaza - Orhan Kemal
Yirminci yüzyılın ilk yarısında nüfus mübadelesinde ailesiyle birlikte Yunanistan'dan  gelen Murtaza, bir dürüstlük abidesidir. Mal mülk sabibi olmak için devlete yalan söylememiş, yoksulluk pahasına dürüstlüğünden ödün vermemiştir. Çünkü o "damarlarında Kolağası Hasan Beyin mübarek kanını" taşımaktadır. Kural ve disiplin takıntısı ile amirlerinin her söylediğini hiç tartışmadan, harfiyen yerine getirir.   Vazife uğruna feda etmeyeceği hiçbir şey yoktur. Gözü kendi çoluğunu çocuğunu bile görmez. O, âmirleri için ideal bir işçi, ama çevresi için hem alay konusu  olan hem de  nefret edilen bir kişidir. 
Jasmina Khadra Bağdat'ın Sirenleri - Jasmina Khadra
 İkinci Irak Savaşı sırasında bir bedevi köyü olan Kafr Karam’da kendi halinde yaşayıp giden bir aile, Amerikan askerlerinin insanlık dışı saldırısına uğrar. Bu saldırı sırasında bedevi törelerine göre bir babanın en mahrem yerlerinin gözler önüne serilmesi ile kutsal bir tabu yıkılır. "Onur" Arap dünyasının merkezinde olan, üzerine titrenen, her şeyin üstünde tutulan bir kavramdır. Onuru bu şekilde çiğnenen ailenin uslu, hürmetkâr delikanlısı için artık bu utancı ve kirlenmiş özsaygısını kanla temizlemekten başka bir yol yoktur.
 
Tayep Salih Kuzeye Göç Mevsimi -Tayep Salih
"Kuzeye Göç Mevsimi" Arap Akademisi tarafından 20. yüzyılın en önemli kitabı ilan edilmiştir.  Edward Said kitabı, Joseph Conrad'ın "Karanlığın Yüreği" ile bir hesaplaşma olduğunu söyler.  Conrad Londra'dan yola çıkan  beyaz adamın Afrika'nın derinliklerine yaptığı yolculukta yüzleştiği "karanlık yüreğinin" dehşetini anlatırken, Tayep Salih bu yolculuğu Sudan'dan Kuzeye, Londra'ya çevirir.  Avrupa'nın bin yıldan fazla zamandır taşıdığı "zorbalığın virüsü" güneyin barışsever topraklarına bulaşmış ve bu yolculuk sonucunda bir bumerang misali Londra'yı vurmuştur. 
  Arap Medeniyetinin İnsanlığa Armağanı

Arap uygarlığı cebirden, kahveye, gitardan, optik alanındaki katkılarına, üniversitelere, satrançtan tavlaya, haritalardan, astronomi. navigasyona daha pek çok alanda insanoğluna yol göstermiştir.  Bu katkıların dökümünü sayfamızda bulacaksınız. 

 

   
 

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!