Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

Nazım Hikmet Nazım Hikmet - Kendi Sesinden şiirleriyle

Nazım Hikmet'in kendisinin seslendirdiği otuz yedi şiirini, mp3 formatında Nazım Hikmet sayfamızda
 bulabilirsiniz.

 Nazım Hikmet'in imzası

Ray Bradbury Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
Karanlık bir gelecekte, totaliter rejim altındaki bir ülkede özgür irade yokolmuştur.  Devletin her alanda, halkın yanlız eylemlerine değil, düşüncelerine bile hakim olmayı amaçladığı bu distopik romanda,  kitaplar yakılmakta, bireyler tekdüzeleştirilerek sıradanlaştırılmakta, bilgi yokedilmekte, çöp kültürle beyinler  yıkanmaktadır.  Ama herşeye rağmen insanoğlu aydınlığa çıkacaktır.

 
Per Peterson At Çalmaya Gidiyoruz -  Per Peterson
Geçmişini ardında bırakabilmek için Norveç ormanlarında inzivaya çekilen Trond, gerçek yaşamı ile geçmişini iç içe yaşar.   2. Dünya Savaşı sonrasında  yazı geçirmek üzere babası ile gittiği Norveç- İsveç sınırındaki  köyde edindiği arkadaşı ile birlikte "At çalmaya giderken" yaşadığı olay, onu ömrünün sonuna kadar etkilemeyi sürdürecektir.  Trond daha sonra babasına, "Atları çalmıyorduk aslında, yanlızca onlara binmek istiyorduk.  Ama 'çalıyorduk' demek daha heyecanlı oluyordu" der. 

Necip Mahfuz Cebelavi Sokağının Çocukları - Necib Mahfuz
 Ortadoğu'nun Balzac'ı olarak nitelendirilen Necip Mahfuz eserlerinde ülkesi Mısır'ı bir belgesel titizliği ile okuruna aktarır. Adalet-zulüm, özgürlük-kulluk, bilim-din, savaş-barış gibi dualist karşıtlıkları üzerine kurulu olan eserleri, yoğun tasavvufî değerler taşımaktadır.  Fanatizmden nefret eden, etik değerleri herşeyin üstünde tutan,   Mahfuz için  "Cebelavi Çocukları olmasaydı Salman Rüşdi'nin "Şeytan Ayetleri" yazılmazdı," diyen  islamî fanatikler "dine hakaret ediyor," bahanesiyle fetva çıkardılar.  1994 yılında saldırıya uğrayan Mahfuz kılpayı ölümden döndü.

 
Ayşe Sarısayın Karakalem Resimler - Ayşe Sarısayın
"Denizler Dört Duvar" ile Yunus Nadi , "Yorgun Anılar Zamanı" ile Sait Faik Ödülünü kazanan Ayşe Sarısayın "Karakalem Resimler" de kadın kahramanlar üzerinden parçalanmış hayatları ele alıyor.  Çok katmanlı yapıya sahip öyküler,   paralel anılar eşliğinde, iç içe geçen hikâyelerle  işleniyor.  Ardında kırık dökük hayatlar bırakan 12 Eylül travması, öykülerin ana izleklerinden.  Tıpkı silinmesine rağmen ardında izler bırakan "karakalem resimler" gibi.  Sarısayın postmodernist üstkurmaca  yaklaşımı ile de okuru yazma serüvenine ortak ediyor.

Emile Ajar Onca Yoksulluk Varken - Emile Ajar
Kahkahalar ve gözyaşlarının iç içe geçtiği romanda Auschwitz cehenneminden kurtulan "emekli" hayat kadını  Madam Rosa, göçmenlerin yoğunlaştığı varoş kenti Belleville'de, para karşılığında orospuların çocuklarına bakmaktadır.  Hayat kadınları, traverstiler, dolandırıcılar, muhabbet tellallarıyla dolu, toplumca reddedilen ama özü iyi olan insanlar arasında geçen romanda, dokuz yaşındaki Arap Momo ile, ömrünün sonuna yaklaşmış hasta Madam Rosa arasında, edebiyat dünyasının en duygusal bağlarından  biri gelişir. 

 
Yukio Mishima Bir Maskenin İtirafları - Yukio Mişima
Kawabata, Nobel'in kendisinden önce Mişima'ya verilmesi gerektiğini söyler.  Onun için "dünya çapında olağanüstü bir yetenek, 300 yılda bir doğan dahîlerden biri. Benden çok yukarılarda" der. Mişima İkinci Dünya Savaşının kaotik ortamında geçen yarı-otobiyografik çarpıcı romanı "Bir Maskenin İtirafları" nda  ölüm, şiddet, vahşet ve çarpık seks dürtüleri ile kanlı fanteziler içinde yalpalayan  kitap kahramanının, sosyal baskılardan kendisini korumak amacıyla bir "maske" arkasına saklanmasını anlatır.  Mişima'ya göre toplumun kendisi hastalıklıdır ve herkes sanki bir maskeli balodadır...

Yekta Kopan Karbon Kopya - Yekta Kopan
"Karbon Kopya" adlı öykü kitabında, Yekta Kopan, edebiyat   ustalarının  başyapıtlarının "Karbon Kopya" larını yaparak paralellikler kuruyor.  Bizlere metinlerarası edebiyattan beslenen deneysel denemeler sunuyor. Dokuz öykü halinde sunulan eserde, edebiyat dünyası, kitaplar, kütüphaneler, yazarın yaratım süreci, dilin hayat ile ilişkisi gibi konular kurmaca ve gerçeklik arasında  gitgellerle okuyucuya aktarılıyor.

 
Gustave Flaubert Madame Bovary - Gustave Flaubert
Nabokov "Flaubert olmadan Fransa'da Proust. İrlanda'da Joyce, Rusya'da Çehov olmazdı," der.  Yüzeysel burjuva hayatının yapay parıltısına kapılarak, sınıf atlama tutkusu ile kendi öz değerlerini yitirerek kendi çöküşünü hazırlayan "Madame Bovary"  pek çok yazara ilham kaynağı olmuştur.  Romantizme tepki olarak başlattığı realizm akımı ile Flaubert, yazarın olayları, tarafsız bir şekilde, yargılamadan, ders vermeden, açıklamalar yapmadan ortaya koyması gerektiğini savunur. Üslupta mükemmelci olan Flaubert'in alaycı, sinik ve zeki bir söylemi vardır.  Pek çok yazarın az ya da çok öykündüğü, bir yazar olarak kabul gören Flaubert çağdaş romanın tartışmasız en büyük ustalarından biridir.

Güven Turan Cendere - Güven Turan
Güven Turan 2004 yılında Altın Portakal Festivalinde "Cendere" adlı kitabı ile şiir ödülünü kazanmıştır.  Şair şiirin ülkemizde alışıldiği gibi bir "dayanamayıp ta gelen bir patlama...bir iç boşalması ya da 'allah vergisi' olmadığını, konunun bilinçli bir şekilde araştırılıp, incelenerek, üzerinde çalışılarak ortaya konması gerektiğini söylüyor.  Güven Turan şiiri, süsten uzak, sözcük ekonomisi ile yazılmış, yalın, "susmanın" şiirdir.   Şiirinin betimlemeyen, eylemsiz bir şiir olmasıyla eserleri Japon 'haiku' larına yakın durur.

 
 Hülya Soyşekerci  Okuma Yolculukları - Hülya Soyşekerci
Soyşekerci, "İyi Edebiyat" okuru için,  bir başvuru kitabı olan eserinde, okuma yolculuğuna, "İçdeniz" bölümü ile kendi öz edebiyatımızdan yola çıkıyor.  Sonra klasikleri de irdelediği "Buluşmalar"  ve ardından da "Başka Kıyılar" bölümü ile sanat ve edebiyat üzerine yaptığı denemelerle eserini tamamlıyor.  Kitabın son denemesi Italo Calvino'nun "Amerika Dersleri" ve "Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu" adlı üzerine kapsamlı bir çalışma.  Soyşekerci'nin kitabı "Okuma Yolculuklarına" çıkan ciddi edebiyat okuru için aydınlatıcı bir çalışma

Anton Çehov Bozkır - Anton Çehov
Rus tiyatro ve öykü yazarı Anton Çehov eserlerinde, doktorluk mesleğinden gelen bilimsellik ile, sanatçı ruhunun psikolojik anlayış ve duyarlılığını bir arada işler.  Rus kırsalında yoksulluklar ve sert doğa koşullarıyla mücadele eden küçük insanın başından geçen trajik olayları, gündelik hayatın sıradan bir parçasıymış gibi ele alır.  Eserlerinin ana ögesi sürpriz ve gerilim değildir. Umarsız kişilerin başından geçen olaylar, gündelik hayatın iletişimsizliği içinde, sıradan konuşmalar, yarım kalan düşünceler, durağanlık içinde okuyucuya aktarılır.   Mücadeleci olmayan karakterler  sabırlıdırlar ve kaderlerine razıdırlar.  Bazen bir süreç sonunda bir aydınlanma yaşarlar.

 
Sadık Hidayet Kör Baykuş - Sadık Hidayet
Firdevsi, Hafız, Sadi, Attar, Hayyam gibi  ustalarının ülkesini Rıza Şah rejimi  yüzünden terk etmek zorunda bırakılan 20. yüzyılın büyük İranlı edebiyatçılarından Sadık Hidayet, kalemiyle kendine özgü dünyalar yarattığı için "Doğunun Kafka'sı" olarak bilinir.  Hidayet, göçmenliğin acılarını hep yüreğinde taşımıştır.  Hüzünlü bir dille yazılan Kör Baykuş'ta korkular, özlemler, ümitler, ümitsizlikler anlatılırken olaylar zaman ve mekanın dışında kalır.  Kişiler mitik bir şekilde birbirlerine evrilirler.  Anı, rüya, hayal birbirine karışır.  Güzelliği, safiyeti aramak uğruna kendini yiyip bitiren  bir sanatçıdır Hidayet.

Boris Vian Günlerin Köpüğü - Boris Vian
Boris Vian, bağımsız, özgür, aydın tavrı, "kendi olma" felsefesi ile, hiçbir ideolojiye, edebî akıma katılmamıştır.   "Evet, hayır, belki" gibi  üç seçenekli Aristo mantığının  yeterli olmadığını düşünmüş; eserlerinde kişiye, duruma, koşullara özgü işleyen, mantık dışı, hatta mantık üstü dünyalar yaratmıştır.  "Hayali çözümler bilimi" olarak adlandırılan "patafizik" kavramı ile Boris Vian, mizah ögesinden de yararlanarak,  özgün eserler vermiştir.   Yürek burkan, masum bir aşk öyküsü olan  "Günlerin Köpüğü" adlı başyapıtı, aynı zamanda Vian'ın ana felsefesi olan insanın "kendini gerçekleştirme" temasını işlemektedir.

 
Sema Kaygusuz Yüzünde Bir Yer - Sema Kaygusuz
Dersim katliamını yaşamış olan babaanne ile acıyı ve utancı bilmeden içinde taşıyan torununu anlatan  "Yüzümde Bir Yer" adlı eserinde Sema Kaygusuz, acıyı ve utancı miras alanlardaki  "tutulma hali" ni anlatıyor.   "Atalar yaşıyor, yeni kuşak ise o yaşantının izleriyle doğuyor. Tatmadığın bir acı göğsüne yuvalanmış gibi. Tuhaf bir duygu... Ve o içine sirayet eden anlamsız utanç, hayatla uyumunu bozuyor, durduruyor, en önemlisi susturuyor. Romanın ana meselesi bu suskunluk, bir tutulma hali.” Kaygusuz. 

Edgar Allen Poe Edgar Allan Poe - Kısa Hikâyeler
Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında talihsiz bir yaşam süren şair ve kısa öykü yazarı Edgar Allan Poe, Gotik edebiyatının ilk yazarlarındandır.  Esrarengiz ortamlarda geçen, gerilim ve korku yüklü öykülerle dedektif hikayelerinin öncüsü olan Poe,  Sir Arthur Conan Doyle, Hermann Melville, Jorje Luis Borges, gibi yazarları,  eşsiz şiirleriyle de Baudelaire,  Mallarme gibi şairleri etkilemiştir.  Düşsel ortamları kusursuz bir bilimsel  şekilde betimleyen Poe bilim-kurgu türünün de kurucusu olarak görülmektedir. 

 
Eduardo Galeano Aynalar - Eduardo Galeano
Hugo Chavez'in Obama'ya kitabını hediye etmesiyle gündeme gelen Galeano Aynalar adlı kitabında tarihe yepyeni bir yorum getiriyor.  "Evrensel bir Tarih", "Latin Amerika'nın Hafızası", "Dünyanın Vicdanı" gibi sözcüklerle nitelendirilen Galeano'nun kitabı Aynalar eski Yunan'dan bugüne tarihimizin yanlış yorumlarını, ezilenleri, sömüren ve sömürüleni, küçük paragraflarla, ince bir alayla, eğlenceli, bir biçimde ve de tabii yepyeni bir açıdan bizlere sunuyor.

Sofokles Oedipus - Sofokles
Eski Yunan trajedyalarının ana kavramlarından biri olan "Kader" hem Yunan mitolojisinde hem de zamanın edebiyat eserlerindeki ana kavramlardan biridir.  Bu eserler, sonucun boşunalığına rağmen  kaderini değiştirmeye çabalayan kahramanlarla doludur. Kâhinden Oğlu Oedipus'un gün gelip kendisini öldüreceğini öğrenen Kral, lanetten kurtulmak için oğlunu öldürülmek üzere sınırlarının dışına gönderir.  Ancak kaderden kaçılamaz ve lanet yine de gerçekleşir.  Kral olup şaşaalı bir hayat süren Oedipus'un, oyunun sonunda düştüğü durumda Koro "İnsan son gününü görmeden, hiç kimseye mutluluğa ermiş" demeyin der.

 
Nikolay Vasiliyeviç Gogol Ölü Canlar - Nikolay Vasiliyeviç Gogol
Çarlık Rusyasında fırsatçı Çiçikov uçsuz bucaksız Rus topraklarında dolaşarak ölmüş serfleri (Rus toprak kölelerini) satın almak ister Amacı ölü canların listesini hükümete vererek toprak sahibi olmaktır. Gogol'un Balzacvari bir nehir roman olarak planladığı "Ölü Canlar" ikinci cildinde tuhaf bir şekilde yazarını etkisi altına alır. Gogol dine sarılır, günahlarının yükü altında ezilir. Yazdığı son cildi iki kez yakar. Yaşama iradesini kaybeder.

Orlando Figes Nataşa'nın Dansı - Orlando Figes
Uçsuz bucaksız, kısır ve acımasız bir coğrafyada, köylüleriyle, asilleriyle, pırıltılı ve renkli folkloruyla, büyük yoksulluklarla, Puşkin. Tolstoy, Gogol, Soljenitsin, Pasternak, Moussorgski, Rimski-Korsakov, Tschaikovsky, Schostakovitch ve daha nicelerini dünyaya armağan eden Rusya'nın 1933 yılında Nobel Edebiyat ödülüne layık görülen yazarı İvan Bounin Rus paradoksunu şu sözcüklerle dile getirir: ”Rusya sefalet çektikçe evliyalaşır, bir tür kolektif Sokrat, dıştan çirkin,içi zengin!” Orlando Figes Nataşa'nın Dansı'nda  Rüs kültürünün kapsamlı bir tarihçesini dile getiriyor.  Arkadaşımız Yücel Nural'ın yorumlayarak özetlediği çalışmasını Nataşa'nın Dansı sayfamızda bulacaksınız.

 
Riane Eiser Kadeh ve Kılıç - Riane Eiser
Yapılan arkeolojik kazılar, tarihin ilk  çağlarında kadının toplumdaki yerinin  “ana-tanrıça” konumunda olduğunu göstermektedir.  Erkeklerin hakimiyeti ele geçirmesi ile  kadının barışçı ve eşitlikçi dünyası,  şiddet yüklü, hiyerarşik, otoriter bir dünyaya dönüşmüştür.  19. yüzyılda başlayan feminist hareketle birlikte kadın-erkek eşitliğinin yeniden düzenlenmekte olduğunu savunan Eiser, her iki tarafın birbirleriyle "empati"  kurması ile, insanlığın barış düşünün mümkün olabileceğini savunuyor. Kulüp arkadaşımız Silvia Frankonun Riane Eiser'in kitabı üzerinde yaptığı çalışmayı  Kadeh ve Kılıç sayfamızda bulabilirsiniz

Frederick Chopin Chopin Üzerine Notlar - Andre Gide
"Piyanonun Şairi" Frederick Chopin - Gelmiş geçmiş en büyük piyano bestecilerinden biri olan Frederick Chopin'in bu yıl 200. doğum yılı kutlanmakta.  Kulübümüzde bir Chopin Günü düzenleyerek hem "Tarih İçinde Müzik" i,  hem de Chopin'in özgeçmişini inceleyerek eserlerinden parçalar dinledik.  Müzik dolu bir gün içinde Sayın Ünal Öziş'in Donizetti'nin üç İngiliz Kraliçesi hakkında bestelediği üç operanın sunumunu izledik. 

 
Thomas Bernhard Ödüllerim - Thomas Bernhard
"Sanat hayatta kalma maharetinden başka bir şey değildir" söylemiyle  Avusturya edebiyatının "korkunç çocuğu" olarak nitelendirilen Thomas Bernard eserlerinde ölüm, ısdırap, umutsuzluk temalarını işlemiştir.  Ödüllerim adlı eserinde aldığı ödüllerin hem yazar hem de ödül verenler açısından perde arkasını acı bir dille anlatır.  Yazarın geçim sıkıntısı nedeniyle çaresizlikle kabul emek zorunda aldığı ödülleri anlatırken kendi hayatından kesitler veren Bernard kitabında aynı zamanda ödül verenlerin vurdumduymazlığını ve sahteciliğini sergiler.

Miguel de Cervantes Don Kişot - Miguel de Cervantes
Hem roman türünün, hem modern romanın ilk örneği olarak kabul gören Don Kişot, 405. yaşında. Sevdiği kadına zaferlerini sunmak üzere gerçekleşemeyecek  hayaller peşinde maceradan maceraya koşan ama her seferinde de yenilen buna rağmen hiç yılmayan Don Kişot pek çok şekilde yorumlanmıştır. İflâh olmaz bir kaçık, idealleri uğruna herşeyi göze alan bir savaşçı, aşkı yücelten bir romantik  ve onun etrafında karnavallaşan İspanyol halkını anlatan,  iç içe geçen pek çok öyküden oluşan bu dev eser, yüzyıllardır okurların baştacı olmayı sürdürüyor.

 
Alain de Botton Havaalanında Bir Hafta - Alain de Botton
Bir Heathrow Günlüğü olarak da adlandırabileceğimiz bu kitapta, bir havaalanı, orada çalışanlar ve yolcular hakkında bir haftalık bir gözlem sürecinde insana dair her düşünce, davranış, duygu ve inanış ele alınmakta. Bir havaalanı öyküsü bekleyen okuyucu aslında insan gerçekleriyle yüz yüze gelmekte. Alain de Botton sadece havaalanını değil, bir kamera konmuşçasına objektif olarak havaalanındaki olayları ve insanları izliyor. Ama bir yazar olduğu için hemen ardından herkesin hikayesini kurgulamaya başlıyor. Bir bakış, bir davranış onun yazmaya başlaması için yeterli oluyor. Arkadan da felsefi yorumlarını yapıyor.

Raşel Rakella Asal Volga Hüznü - Raşel Rakella Asal
Asal'ın Volga nehri üzerinde Saint Petersburg'dan başlayıp Moskova'ya kadar uzanan gezisinin  notlarını içeren Volga Hüznü yanlızca varılan noktaların panaromasını değil aynı zamanda Rus edebiyatının ustalarına selâm gönderen, Rus tarihinin sayfalarını aralayan şiirsel bir yapıt.    Raşel Rakella Asal Dipnot Kitap Kulübü üyesidir.
Duyuyor musun Kalbim - Raşel Rakella Asal
Asal kitabında Picasso’nun, ünlü ‘Guernica’ tablosundan yola çıkarak İspanya İç Savaşını anlatır. Kitabının özünü Asal şöyle anlatır: "Bu tablonun parçalanmışlığını kavramaya, ana izleklerini yakalamaya çalıştım. Bunu yaparken İspanyol halkının iç savaşta yaşadığı acıları, savaşın kendisini, savaşın yarattığı dehşeti, bir halkın direnişini anlamak ve anlatmak istedim."

Her Şey Sanki Bir Eski Zaman Düşünde Şimdi Raşel Rakella Asal
Raşel Sabanoğlu’nun I. ve II. Dünya Savaşı’nın bütün zorluklarını yaşamış bir insanın, İzmir’de bir Yoksullar Evi kurmak ve yaşatmak için harcadığı insanüstü çabayı yazar, kendi gözlemlerinden, şahitliklerden de yararlanarak öyküleme tekniğiyle bizlere aktarıyor.

 
 

Valid HTML 4.01 Transitional