Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

Max Frisch

Çarpık Sevda - Homo Faber - Max Frisch
Max Frisch türkçeye "Çarpık Sevda" olarak çevrilen  Homo Faber adlı eserinde, aydınlanmanın aklı ön plana çıkaran, teknolojiye ve bilimsel düşünceye inanan bir "aydın" karakterinin,   yaptığı ruhsal yolculuk sonucunda hayata bakışının ve değerlerinin nasıl değişime uğradığını anlatır.   Teknolojinin üstünlüğüne yürekten inanan Walter Faber hayatın beklenmedik dönemeçlerinde nasıl çaresiz kaldığını görür.  Kuru bir mühendis mantığıyle sürdürdüğü yaşamının son evresinde mekanik bakıştan sıyrılarak yaşamı bütün zenginlikleriyle görerek varoluşuna şükran duyar.  

Ahmet Hamdi Tanpınar

Mahur Beste - Ahmet Hamdi Tanpınar
Tanpınar ilk romanı olan Mahur Beste ile maddesiz, insansız, bilinçsiz, kozmik ve "yekpare" zaman anlayışını ortaya koymuştur.  Bu "taksim görmeyen zaman" arayışı onun daha sonraki Huzur, Sahnenin Dışındakiler ve diğer eserlerinde de devam etmiştir.  Mahur Beste, "yaşamın taksim gören" yani cismanileşen zaman olan yaşamın kendisinde  Osmanlı'dan ilginç insan portreleri çizer.  Kitabın sonunda  Behçet Beyin hikayesi olarak başlayan eser, pek çok karakterin katılımı ile bir devrin hikâyesi olur.   Yazar bütün bu kalabalığın sesini orkestrayacaktır.  Ama zaman içinde.  Bu nedenle Mahur Beste bazılarınca yarım kalmış bir eserdir.   

Samuel Taylor Coleridge

Yaşlı Gemici - Samuel Taylor Coleridge
Aydınlanma felsefesine bir tepki olarak gelişen romantizm, aydınlanmanın mantık düzenine karşı, duygusallığı ön plana alan bir akım olarak ortaya  çıkmıştır. Romantik akım, acı ile hazzın birleşimini, doğanın sonsuzluğunu ve yüceliğini, tabiatın saygınlığını aramak üzere yola çıkmıştı.   İngiliz romantik şairlerinin en ünlülerinden olan Coleridge  şiirinde, ruhsal ve dünyevi olanın iç içe geçtiğini. insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü, kırılganlığını, cüceliğini anlatmıştır.  Yaşlı Gemici adlı başyapıtında yaşlı gemiciyi  günaha iterek. okyanusta yapayalnız bırakarak  onun ruhanî güçler karşısındaki çaresizliğini dile getirmiştir.  

Nancy Huston

Fay Hatları - Nancy Huston
2006 yılında Fay Hatları adlı eseriyle Famina ödülünü kazanan Nancy Huston, büyük bir ustalıkla kurguladığı eserinde, 2004, 1982, 1962 ve 1944 yıllarından kesitler alarak bir ailenin dört kuşak çocuğunun gözlerinden bizlere hem bir ailenin geçmişini hem de son yetmiş yılın fay hatlarını ve kırılmalarını anlatıyor.  Çocuk gözlerinin (2004 yılını temsil eden Sol hariç) masumiyeti ile gerçek, naif çizgilerle gözlenirken, paralel olarak büyüklerin gaddar dünyasında 20. yüzyılın en büyük trajedilerinden biri irdeleniyor..  

Dan Brown

Bohemler - Dan Franck
1900-1930  yılları arasında modern sanatın doğuşuna şahit olan Paris'te, bugün artık sanat tarihinin payandaları haline gelen kült sanatçıların yaşamlarına yakından bakan Dan Franck Bohemler'de, Fauvism, Kubizm, Dadaizm and Surrealizm'in doğuşunu ve Picasso, Cocteau, Braque, Soutine, Man Ray, Stein, Fitzgerald, Hemingway ve daha pek çok sanatçının hayatına  dair kesitler veriyor.

Aravind Adiga

Beyaz Kaplan - Aravind Adiga
İngilizcede yazılmış eserler arasından seçilen en iyi kitaba verilen Man Booker ödülünü Beyaz Kaplan kitabıyla 2008 yılında kazanan, Time dergisi gazetecilerinden Aravind Adiga, Çin ile birlikte dünyanın yeni ekonomik yıldızları arasında yer alan Hindistan'ın, bu kalkınma modeli için ödediği bedelleri kitabında dile getiriyor.  Adiga romanında "Tatlı, masum köylü bir salakken yoldan çıkıp, ahlâksızlık, ayyaşlık ve kötülükle dolu, kentileşmiş bir adama dönüşümün hazin öyküsünü " anlatıyor.

Shakespeare

Üç İngiliz Şairi - Shakespeare, Marvell, Donne
Rönensans döneminin üç önemli şairi  William Shakespeare, Andrew Marvell ve John Donne'un şiirlerinden  örnekler   bulabileceğiniz sayfamızda, çevirisi olan şiirlerin Türkçelerine de yer verdik. 
15 Nisan 2009 toplantımıza Sayın Ümit Tarakçı konuk konuşmacı olarak katıldı..  Bu üç şaire ait şiirleri "Üç İngiliz Şairi" sayfamızda bulabilirsiniz.

JMG le Clezio

Ourania - JMG le Clezio
2008 Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Le Clezio son romanı Ourania'da, batılı medeniyet normlarından uzak, kendi kültürü, kendi kuramları çerçevesinde Meksika'da bir dağ köyü olan Campos'ta yaşayan   utapik bir toplumdan söz eder.   Campos'ta birçok milletten insan bir arada yaşar... Okul yoktur, çünkü hayat bir okuldur. Cinsellik serbesttir.   Çocuklar yetişkinlerden önce gelir. Campos'un kendine özgü bir dili de vardır. Orada doğa, toprak, yıldızlar ve emek saygı görür. Paranın hükmü yoktur ve geleneksel aile kurumu bulunmaz.  Campos'ta çalışma yoktur, çünkü boş zaman yoktur... 

Leyla Erbil

Üç Başlı Ejderha - Bir Kötülük Denemesi
Leyla Erbil
Türk Pen Yazarlar Kulübü tarafından iki kez Nobel'e aday gösterilen Leyla Erbil, Üç Başlı Ejderha adlı novellasında Roma, Bizans ve Osmanlı tarihi ile oğlunu yitirmiş "deliremeyen" bir anlatıcının ve Maraş katliamında tüm ailesini kaybetmiş olan "delirebilmiş" Leyla Ünver'in hikayesini üst üste bindirerek. sarmallayarak anlatır.  Erbil eserinde "adil olmayan her şey doğal sayılmıştır uygarlığımızda,,, kimse ses çıkaramaz olmuştur artık,,, binlerce yılın getirdiği düzen,,, uygarlaştırma budur,,, herkesin olanla yetinmesi,,, başkaldırı eskidi,,, " diye haykırır.  

Jose Saramago

Görmek - Jose Saramago
Saramago Körlük kitabına paralel olarak yazdığı Görmek adlı eserinde,   yapılan seçimlerde halkın yüzde seksenbeşinin geçersiz (beyaz) oy vererek yönetimi tedirgin ettikleri bir ülkede, demokrasi adı altında sunulanın bir aldatmaca olduğunu, bu maskenin altında aslında faşizmin yattığını ince bir alayla anlatır.  

Italo Calvino

Klasikleri Neden Okumalı- Italo Calvino
Klasikleri Neden Okumalı adlı eserine "Klasikler, insanların, hiçbir zaman "Okuyorum" demedikleri, genellikle "Yeniden okuyorum" dedikleri kitaplardır" diye  kitabına başlayan Italo Calvino, kitabında, yüzyıllara dayanmış eserlerden yola çıkarak ve pek çok klasikleşmiş eseri irdeleyerek, her biri bir küçük hikaye tadında olan bölümlerle, okuyucuyu klasik eserlerle buluşturuyor.  Okuyucuya okumadığı klasikleri okuma şevki aşılıyor.

Hasan Özkılıç

Gönlümün Şirazesi Bozuldu - Hasan Özkılıç
Esin kaynağını yöresel uzun havaların insan yüreğini derinden titreten ezgilerinden alan Hasan Özkılıç, "Gönlümün Şirazesi Bozuldu" adlı bu eseri ile 2008 Haldun Taner Öykü ödülünü kazandı.   Yoksulluğun. kimsesizliğin, yapayalnızlığın insanın üzerine çöktüğü sert Anadolu topraklarında, aşk ta tutkulu ama imkânsız sevdaya dönüşüyor ve insanın "gönlünün şirazesini" bozuyor.  

Hülya Soyşekerci

Yazarlara ve Yapıtlara Yönelik Okumalar: Hülya Soyşekerci
Hülya Soyşekerci eserinde, özgün bir deneme yöntemiyle, tuttuğu günlüklerden yola çıkarak edebiyat tarihine yer etmiş Cortazar, Zweig, Amiel, Pavese, Tomris Uyar, Oğuz Atay, Sartre, Aragon, Woolf ve daha pek çok ustanın eserlerini irdeler.  Onların yaşam öyküsüne, yazın stiline ve kendisinde uyandırdığı düşüncelere içten bir üslupla odaklanır.  Hülya Soyşekerci'nin kitabı, kitap okumayı sevenler için çok iyi bir başvuru kaynağı 

Honore de Balzac

Goriot Baba - Honore de Balzac
19. yüzyıl Avrupa edebiyatında realizmin yaratıcısı ve klasik roman tekniğinin kurucusu olarak kabul edilen Honore de Balzac, doksan üzerindeki eserinde 2000'in üzerindeki karakterleri birbirleriyle ilişkilendirerek "Insanlık Komedyası" adlı devasa eserini yaratmıştır. Balzac eserlerinde ihtilal sonrası Fransasının edebi kesitini çizerek Fransız burjuvazisinin alışkanlıkları atmosferi, gelenekleri ve yaşam tarzını hicvetmiştir.

Cesare Pavese

Yaşama Uğraşı - Cesaré Pavese
Pavese, henüz kırkiki yaşındayken kazandığı İtalya'nın en saygın ödülü Strega'ı aldıktan üç ay sonra, 1935 yılından beri tuttuğu günlüğü "Yaşama Uğraşı" dışında bütün çalışmalarını yok ederek bir otel odasında intihar etti.  Montaigne'in "Denemeler" i  ve Fernando Pessoa'nın "Huzursuzluğun Kitabı"  ile kıyaslanan günlüklerinde  Pavese,  mitler, semboller, arketipler aracılığıyle, insanın bu değişken dünyada güven arayışına, yalnızlığına, aşka, terkedilmeye, edebiyata ve kendi çalışmalarına dair düşüncelerini  anlatmıştır

Hülya Soyşekerci

Kırılmalar - Hülya Soyşekerci'den
bir Kemeraltı öyküsü

(Öyküden)  "..Duruyorsun, buz gibi karadut şerbetini yudumluyorsun. Damarlarına yayılan serin ve tatlı bir mutluluk... Küçük de olsa mutluluk işte… Süzülmüş bir sevinç damlıyor yüreğine. Sonra yine tutunuyor; dirençle ilerliyorsun. Kemeraltı da yüreğine uymuş, pıtır pıtır atıyor. Kalabalık… Sen yalnızlığını çoğaltıyorsun. Çoğalan(lar) ezemiyor içini. Güçlüsün artık." 

Güven Turan

Zemberek - Güven Turan
Güven Turan, yeni yayımlanan "Zemberek" adlı kitabıyla, tekinsiz ortamlarda gizemli öykülerin dolandığı Borgesvari  hikayeleri, damıtılmış kültür göndermeleriyle bezeyerek, bizleri  düşsel alanlara taşıyor.  Sözsüz soneler, döngüsel adresler, ters-tepen cinayetler, yılanlaşan kadınlar, susuz pınarlar, yaşayan-ölü ressamlar, şeytanlar. şövalyelerle Türk fantastik edebiyatının en güzel örneklerinden birini veriyor.  Kitabın sonundaki  "Kardelen'in Masalı" adlı ışıl ışıl öyküsü ise diğer öykülerin aksine umut vaat ediyor.

Virginia Woolf

Dalgalar - Virginia Woolf
Virginia Woolf'un "Dalgalar" adlı eseri, edebiyat tarihinde daha önce hiç denenmemiş bir formda hem şiir, hem roman, hem tiyatro oyunu, hem düzyazı yapısıyla gerçek bir başyapıttır.  Bilinç akışı tekniği ile hayatı ve evrelerini anlattığı kitap dokuz bölümden oluşur.  Her bölümün başında "düzyazı şiir" diyebileceğimiz bölümlerde güneşin konumu metaforu ile çocukluk, yeniyetmelik, olgunluk, yaşlılık gibi hayatın evreleri ele alınır.  Kitabın anlatıcısı tek değil altı okul arkadaşıdır.  Her birinin hayatın anlamını aradığı bu eserin örgüsü kahramanların "iç sesi" kendi kendine konuşmalarıyla verilir.

Yasunari Kawabata

Karlar Ülkesi - Yasunari Kawabata
1968 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Kawabata, "Karlar Ülkesi" adlı kitabında, yeryüzünün en yoğun karlı bölgesi olan  bölgede geçen, heder edilmiş bir aşkın hikayesini şiirsel tablolarla okuyucuya aktarır.   
Japon edebiyatının bu büyük ustasının Nobel ödülünü alırken yaptığı, Japon insanını, örf ve adetlerini zarif bir şekilde anlatan konuşmasını  "Yasunari Kawabata Nobel Konuşması" sayfamızda bulabilirsiniz. Bu konuşma  Japonya'yı daha yakından tanımak için değerli bir kaynak olarak kabul edilebilir.

Honore de Balzac

>

Tılsımlı Deri - Honoré de Balzac
"Ne kadar büyük olursa olsun, güce sahip olmak, bu gücün nasıl kullanılacağı bilmek değildir." Aşkına karşılık görmeyen, borç batağındaki yeteneksiz yazar Rafaello, kendini Seine nehrine atmayı düşünürken tesadüfen girdiği bir antikacı dükkanında "Tılsımlı Deri" yi bulur. Derinin doğaüstü güçleri Rafael'in her isteğini yerine getirecektir, ama, korkunç bir bedel karşılığında...  "İnsanlık Komedyası" adlı devasa eserinde Balzac doksan romanı birbiriyle ilişkilendirerek 19. yüzyıl Fransa'sına ayna tutmuştur.

Tezer Özlü

Çocukluğumun Soğuk Geceleri - Tezer Özlü
Kırküç yıllık kısa hayatına üç eser sığdıran Tezer Özlü'nün  ilk kitabı "Çocukluğun Soğuk Geceleri"  kendi yaşamından izler taşır.  Tezer Özlü bu orta sınıf burjuvazisini şiddetle eleştirdiği kitabını şöyle anlatmaktadır : “Bu kitapta bir şoku anlatmak istedim. On bir yaşındaki, bir Türk küçük burjuva ailesinin çocuğunun, yirmi yaşına dek okumak için gönderildiği İstanbul kentindeki çeşitli yabancı okullardan biri olan Avusturya okulunda karşılaştığı Batı kültür ve eğitiminin yarattığı şoku."

Julio Cortazar

Andrés Fava'nın Güncesi - Julio Cortazar
Yirminci yüzyıl Güney Amerika yazarları arasında gerçek bir dev olan Julio Cortazar, yazarlık yaşamının ilk yıllarında kaleme aldığı  El Examen- Sınav adlı eserine paralel olarak yazdığı Andrés Fava'nın Güncesi adlı kitabında sanat, edebiyat, felsefe konularındaki düşüncelerini, yazın tekniklerini, otobiyografik göndermelerle okuyucuya sunuyor.
Mırıldandığım Öyküler - Julio Cortazar
Dünyanın en ileri gelen öykü yazarlarından olan Julio Cortazar'ın " Mırıldandığım Öyküler" adı altında toplanan gizemli, tutkulu,  katman katman hikayeleri, yirminci yüzyıl sürrealist edebiyatının en seçkin örneklerindendir.

Tomris Uyar

Dizboyu Papatyalar Tomris Uyar
Tomris Uyar'ın sıradan insanların hikâyelerini olağanüstü bir duyarlılıkla anlatıldığı Dizboyu Papatyalar adı altında toplanan öyküleri, Türk öykü yazınında önemli bir basamak oluşturmuştur.  Ustası Sait Faik'in paralelinde kullandığı sade, dolaysız dil, özgün biçem, yürekten yaklaşım ile okuyucuyu hemen kavrar.  Gündökümü adlı günlükleriyie iç dünyasını okurlarıyla paylaşan Tomris Uyar, edebiyatımızın son dönemlerinin en aydınlık ve en çok düşündüren yazarlarından biridir.

Herta Muller

Tilki Daha O Zaman Avcıydı - Herta Müller
2009 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Herta Muller, Alman asıllı bir Romen vatandaşı olarak diktatör Çavuşesko rejimi altında çekilen acıları kitaplarında şiirsel bir anlatımla dile getiriyor.  Nobel komitesi tarafından "Şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasvir eden bir yazar olarak ödüllendirilen  Herta Müller "Tilki Daha O Zaman Avcıydı" adlı kitabında 1980'li yıllarda kanlı bir otoriter rejim altındaki Romanya kırsalında yaşayan  insanların  çektiği işkenceleri kaleme alır.  Politikanın kişisel yaşama egemen olduğu bir dünyada yanlızlaştırılmış bireyin ıstırabı Muller'in kitaplarının ana konusudur.

Elias Canetti

Körleşme - Elias Canetti
Körleşme, bilimin sığınağında, fildişi kulesinde  yaşayabileceğini sanan aydını simgeleyen Çin Bilimleri uzmanı Profösör Kien’in öyküsüdür.  Kien antik diller hakkında çok bilgili olmasına rağmen güncel dünyayı çözümlemekten acizdir.  Canetti Körleşme’de,  katı, yaşamın gerçeklerinden kopuk, dogmatik  entelektüelliğin, kaos ve yıkımın üstesinden gelebileceğine inanmanın tehlikelerini müthiş bir ironi ile dile getirir.  Kien’nin çabaları boşunadır.  Ne yazık ki binlerce yıllık kültür birikimi, ne  kendisini ne de meteforik olarak temsil ettiği çağını kurtarabilecektir.  İkinci Dünya Savaşı ile birlikte herşey devasa bir yangın yerinde mahvolup gidecektir. 

İhsan Oktay Anar

SUSKUNLAR - İhsan Oktay Anar
Son dönem edebiyatçılar arasında dili müstesna bir şekilde kullanan İhsan Oktay Anar, Suskunlar'da gerilim, tarih, felsefe ve edebiyatı harmanlayarak son derece özgün bir eser yaratmıştır.  Başlangıç noktasını müzikten alan Anar kitabında "Her musiki, sesin değil de, aslında sessizliğin bir taklidi, musiki sessizliğe ne kadar yakınsa,o kadar da mükemmel olur. Kulakları hassas olduğu halde hiçbir şey işitmeyen kişi, O’nu dinliyordur.Sessizlik de bir perdedir. Sessizliği işitebilirsin." der. Kitabını  fantastik parçalarla kurgulayan Anar eserinde mutlak sessizliğe giden yolu anlatır.

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!