Felsefenin_Tesellisi Felsefenin Tesellisi
Alain de Botton



Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

09.07.2016


  Editörün Notu: Kitabı altı bölüme ayıran yazar, her bölümde bir filozofun yaşamından ve yazdıklarından yola çıkarak ayrı bir problemi  ele alıyor. Toplum tarafından kabul görmemenin tesellisini Sokrates'te, yeterince paraya sahip olmamanın tesellisini Epikuros'ta, düşkırıklığı yaşamının tesellisini Seneca'da, kendini yeterince hissetmenin tesellisini Montaigne'de, kırık bir kalbin tesellisini ise Schopenhauer'de buluyor. Başkalarının yaşantısını kıskanarak acı çekenlere Nietzsche'yi öneriyor.

  Felsefenin Tesellisi
http://blog.radikal.com.tr
08.03.2014


Alain de Botton'ı ilk olarak "Proust Hayatınızı Nasıl Değiştirebilir" adlı kitabı sayesinde keşfetmiştim. Botton, bu kitabında, ünlü yazar Marcel Proust'un çoğu zaman sıkıntı ve zorluklarla dolu yaşamından kesitler vererek, günümüzde karşılaştığımız zorluklarla, Proust'un hayatından, hayata ve insanlara dair analizlerinden yola çıkarak nasıl başa çıkabileceğimiz konusunda bizi aydınlatmaya çalışıyordu. Proust'un çocukluğundan itibaren mücadele ettiği hastalıklara ve yeri geldiğinde yıllarca doğru dürüst yatağından çıkmamasına rağmen, tarihin en önemli romanlarından biri olan, yedi ciltlik Kayıp Zamanın İzinde'yi yazmış olduğuna vurgu yapıyordu. Kitapta ayrıca, muazzam bir insan analiz yeteneği olan Proust'un, insanlardaki birçok iyi ve kötü yönü çok çabuk fark ediyor olmasına rağmen, onları kırmadan dostluklarına nasıl önem verdiği ve bunun yanında entelektüel ilgi alanlarıyla, arkadaşlık kavramını birbiriyle karıştırmadan, nasıl sevilen ve dost canlısı bir insan olduğu anlatılıyordu. Onun aradığı fikirlerde mutlak uzlaşım yerine, öncelikli olarak nezaketti ve yaşamını bu ölçüde geçirmeye çalışıyordu.

Hızlıca okunabilen ve hayata dair akılda kalıcı analizlere yer veren, eğlenceli bir kitaptı. "Felsefenin Tesellisi" adlı kitabında ise Botton, felsefeyi renkli bir şekilde anlatmaya girişmiş ve 6 ünlü filozofun hayatından örnekler vererek, bu örneklerde nasıl kendi hayatımızdan birçok öğe bulabileceğimizi bize gösteriyor. Bu şekilde bir bakış açısıyla, hayata çok daha olumlu bir şekilde yaklaşma konusunda önemli bir aşama kaydedebileceğimize vurgu yapıyor. Sokrates ile toplum tarafından kabul görmemenin, Epikuros ile yeterince paraya sahip olmamanın, Seneca ile düşkırıklığı yaşamanın, Montaigne ile kendini yetersiz hissetmenin, Schopenhauer ile kırık bir kalbin, Nietzsche ile ise zorluklar yaşamanın tesellisi üzerine örnekler veriliyor.

Okurken; insan kendi hikayesinden parçalar gördükçe; bu büyük isimlerin dahi yaşamında birçok iniş çıkış olduğunu fark ettikçe; kendi hayatındaki olaylara yüklediği anlam da değişiyor. Sabit düzende ilerleyen bir hayatın aslında insana hiçbir şeye veremeyeceğini, Proust'un da dediği gibi, zihnin en çok jimnastiği acı çektiğinde yaptığını, eğlencenin keyifli ama olgunlaşma açısından insana çok da fazla bir şey katmayacağı belirtiliyor. Sokrates'in o dönemde yaşayan en bilge, en dürüst ve en alçakgönüllü insan olduğunun farkında olsa dahi, asla bu yüzden bir kibre kapılmadan; sonunda kaçınılmaz olanı kabul ediş biçimi; Epikuros'un paramız olsa da dostlarımız, özgürlüğümüz yoksa ve yaşadığımız hayat üzerine inceden inceye kafa yormuyorsak asla gerçek anlamda mutlu olamayacağımızı ama bütün bunlara sahipsek ve paramız yoksa, o zaman da asla mutsuz olmayacağımıza olan inancı; Seneca'ya göre asıl bilgeliğin, gerçekliği ne zaman kendi isteklerimize göre şekillendirebileceğimizi, değiştirilemeyecek olanı ise ne zaman sükunetle kabulleneceğimizi bilmenin gerektiği; eğer zayıflıklarımızı kabul eder, olmadığımız halde üstün olduğumuzu iddia etmekten vazgeçersek, Montaigne'in felsefesine göre, bu yarı bilge, yarı ahmak halimizle dahi kendimizi yetersiz hissetmeyeceğimiz; Schopenhauer'in gerçek aşkın temelinde yatan şeyin, aslında yaşam irademizin en ideal keşfi olduğunun farkına varınca, kırık bir kalbi nasıl kolaylıkla onarabileceğimize dair fikirleri; Nietzsche'ninse, aslında büyük zorluklar olarak görülen şeylerin, uzun vadede bize gerçekten yol gösterecek mimarlar olduğuna dair analizleri; son derece akıcı bir üslupla işleniyor.

Ağır felsefi kitaplara uzun vadede geçmeyi planlayanlar için "Felsefenin Tesellisi" başlangıç aşaması için birebir. Genel olarak Alain de Botton, felsefi konuları, renkli öğeler katarak işlemeyi seven bir yazar. O yüzden kitaplarını, felsefeden sıkılanların dahi ilgi çekici bulacağını düşünüyorum. En azından bir kitabı okumaya değer. Muhakkak ki her insan kendi yaşamından bazı parçalar görecektir.
http://blog.radikal.com.tr
FELSEFENİN TESELLİSİ - Alain de Botton
Gamze Taşın | 11 Kasım 2015

Bugüne kadar hiç, bir felsefe kitabında teselli bulabileceğinizi düşünmüş müydünüz? Kasım ayının ortasındayız, havalar soğudu, gökyüzü suratsız yüzünüzü göstermeye başladı. Bu yüzden içimizdeki enerjiyi kaybetmiş olabiliriz. Yıl sonu yaklaşıyor, sene başında önümüze koyduğumuz bazı hedefleri gerçekleştirememiş olabiliriz. İş yerimizde, okulumuzda, evimizde ya da özel hayatımızda işler yolunda gitmiyor olabilir. Her şey mükemmel gidiyorken hayatımıza farkındalık katmak, motivasyonumuzu pekiştirmek istiyor da olabiliriz ya da niyetimiz sadece felsefeye ufak bir giriş yapmakta olabilir. İşte bu çok sevdiğim kitap bizlere derman olmak için arkadaşlar. Okuyun, tekrar tekrar okumak isteyeceksiniz ☺

Kitaba gelirsek içerisinde, 6 bölüm var. Şimdiye kadar hiç felsefe kitabı okumadıysanız, felsefeyle ilgilenmediyseniz gözünüz hiç korkmasın. Kitabın dili sade, teorik düşüncelerden ziyade pratik düşüncelere sevk eden bir anlatımı var. Bölümlere konu olan felsefecilerimizin ilginç hayatlarına da değiniyor olması kitabı daha da çekici kılıyor.

Şimdi sizi kitabın bölümleriyle ve bölümlerden yapacağım ufak alıntılarla baş başa bırakıyorum. Keyifli okumalar.

1-Toplum Tarafından Kabul Görmenin Tesellisi(Sokrates): …Yalnızca başkalarının düşmanca tavırları değildir bizi mevcut düzeni sorgulamaktan alıkoyan. Şüphe duyma yeteneğimiz içimize yerleşmiş bir inanç tarafından da baltalanabilir; toplum tarafından kabul gören davranış biçimlerinin sağlam temele dayandığına inanırız…

2-Yeterince Paraya Sahip Olmamanın Tesellisi(Epikuros): …Neden pahalı şeyler bize büyük mutluluk getirmediği halde onlara böylesine düşkünüz? Hata yapıyoruz da ondan. Yaptığımız hata migren ağrılarına dayanamadığı için kafatasında bir delik açtıran adama benziyor. Gereksinimlerimiz psikolojik olduğu halde maddi şeylere, nesnelere yöneliyoruz. Kafamızı derleyip toplamamız gerekirken evimiz derli toplu görünsün diye raflar satın alıyoruz. Dost sıcaklığının yerini tutsun diye kaşmir hırkalar giyiyoruz…

3-Düşkırıklığı Yaşamanın Tesellisi(Seneca):
…Tasmasından kurtulmaya çalışan bir hayvan, tasmanın boynunu daha fazla sıkmasına yol açar. Hiçbir tasma yoktur ki hayvan onunla yürümeyi kabullenmektense ondan kurtulmaya çalıştığında boynunu acıtmasın. Ancak bizi canımızdan bezdirecek kadar kötü olaylarla karşılaştığımızda yapabileceğimiz yegane şeyin acılara katlanmak ve kaçınılmaz olana boyun eğmek olduğunu bilirsek teselli bulabiliriz…

4-Kendini Yetersiz Hissetmenin Tesellisi(Montaigne):
…Gerçek bilgeliğin yolu benliğimizin temelini oluşturan şeylerle barışık olmaktan geçiyordu. Bilge kişi zeka ve kültürün insan hayatında sanılandan çok daha küçük bir rol üstlendiğini bilmeli, ölümlü bedenimizin bazı acil, uygunsuz gereksinimlerini kabullenmeliydi… 5-Kırık Bir Kalbin Tesellisi(Schopenhauer): …Doğuştan getirdiğimiz tek bir kusur var:Hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimize inanıyoruz. Bu kusurumuzu gidermedikçe dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer gibi görünecektir…

6-Zorluklar Yaşamanın Tesellisi(Nietzsche):
…Mutluluğa ulaşmanın, yaşamdan tatmin olmanın yolu, acıdan sakınmak değil, acıyı doğal bir şey, iyi olana erişmek için çabalarken karşımıza mutlaka çıkacak bir basamak olarak görmektir…”

Yazar Hakkında:
1969 yılında İsviçre’de doğdu. Eğitimini Cambridge’de tamamladı. Yapıtları on altı dile çevrildi. Hâlâ Londra’da yaşıyor.
Türk okurunun beğenisini kazanan kitapları: Aşk Üzerine, Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir, Romantik Hareket, Öp ve Anlat, Seyahat Sanatı, Felsefenin Tesellisi, Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı, Ateistler İçin Din, Havaalanında Bir Hafta, Görmek ve Fark Etmek, Hayat Okulu Kitapları ve Statü Endişesi



Alıntılar


27 Şubat 2012 Pazartesi

Felsefenin tesellisi--Alain de Botton
fulya korkmaz ile kitap özetleri


Sf 22—insanlar ne zaman Sokrat ile karşılaşıp, konuşmaya başlasa hep aynı şey oluyordu.
Siz bir konudan söz etmeye başlıyorsunuz ama Sokrat sizi yönlendirerek istediği yere çekiyor ve en sonunda geçmiş yaşamınızla ilgili ayrıntılı bilgi edinmeden: yaşamınızı her açıdan didik incelemeden sizi bırakmıyor

Sf 167—sokratese nereli olduğu sorulduğunda Atinalıyım demezdi—dünyalıyım derdi

Sf 75—epikoros ve arkadaşları, hoşlanmadıkları insanlar için çalışmak ve onların kaprislerini çekmek yerine Atina dışında basit bir yaşam tarzı yaşayarak özgür olmak isterler. Az para ile yetinecek ama iğrenç patronlardan emir almayacakladır.

Sf 78—epikuorsa göre insanın yaşamı için Doğal ve gerekli olanlar:Dostlar—özgürlük—düşünmek—yemek—barınacak yer—giysi Doğal ama gereksiz: büyük ev—lüks banyo—yemek davetleri—hizmetçi—balık ve et. Doğal ama gerekli değil—ün—güç

Sf 101—seneca—düş kırıklığının temeli, isteklerimizin gerçeklik duvarına çarpmasıdır. Bizi çevreleyen dünyaya verdiğimiz tepkilerden öfke, dediğim dedik, kendine acıma, huzursuzluk, vs ile daha da çekilmez yaptığımızı öğrenebilse belki bilgeliğe biraz yaklaşmış oluruz

Sf 102—senece—ön görüp, kendimiz hazırladığımız düş kırıklıklarında daha az yara alırız. En büyük yararlı ise beklemediğimiz, başa çıkamadığımız düş kırıklıklarında alırız. Felsefenin görevi, biz gerçekliğin yıkılmaz duvarını aşmaya çalışırken, isteklerimizin mümkün olan en yumuşak biçimde yere inmesini sağlamak.

Sf 104—senece—öfke yalnızca akıl yürüterek vardığımız bazı düşümcelerden ortaya çıkar ve eğer bu düşünceleri değiştirebilirsek, öfke eğilimimiz de ortadan kalkar

Sf—120—alain de botton--huzursuzluk belirsiz bir durumda duyulan rahatsızlıktır. Huzursuzluğun en tipik göstergesi: insanlar keyif alınacak etkinlikte bulunurken örnek kültürel, cinsel, sanat, sosyal gibi, hoş zaman geçirememesidir

Sf 123—seneca—bilge kişinin kaybedeceği hiçbir şey yoktur. O sahip olduğu her şeyi kendinde taşır

Sf 135—zenon gemi batıp da bütün eşyaları suya gömülünce verdiği tepki…demek kader Benim sırtımda daha az yükü olan bir filozof olmamı ister.

Sf 136—seneca—insanlar bir şeyin kaçınılmaz olduğunu kabul etmeyip, imkansız olanı istedikleri gibi, olasılıkları görmeyip kaçınılmaz kaçınılmaz olmayanı da kabullenebilirler. Bu ikisini birbirinden ayırmak içinse akıl yürütmek gerekir.

Sf 137—Roma sokakların toplana bakireler, nerona götürülüyordu. Senatör eşleri toplu sekse zorlanıyordu. Kocaları gözleri önünde öldürülüyordu. Neron roam sokaklarında tebdil-i kıyafetler dolaşıyor ve gözüne kestirdiği kişileri öldürüyordu. Seneca mahkemedeki görevinden 2 kere istifa etmek ve sakın bir hayat yaşamak istedi. Neron her defasında ona zara vermektense ölmeyi yeğleyeceğini söyledi. Ancak senece bu sözlere inanmayacak kadar tecrübeli idi.

Seneca Neron’dan kaçamıyordu. Kendini felsefeye verdi. Huzursuzluk içinde geçen bu günlerde kendini doğayı incelemeye vermişti. Seneca doğa üzerine yazmaya, nerona ilk istifasını sunduktan hemen sonra başlamıştı. Tabii o zaman ömrünün son 3 yılı olduğunu bilmiyordu. Neronun, senecanın idamına karar verdiğini öğrendiğinde emre hiç karşı çıkmadan damarlarını kesti. Seneca, koşullara boyun eğip, arabanın peşinden gitmeyi öğrenmişti.

Seneca…hayatın bize getirdikleri için göz yaşı dökmeye ne hacet? Hayatın kendisine şöyle bir bakmak bizi göz yaşlarına boğmaya yetmez mi?

Sf 168—montaigne yerlilerin yaşamı ile çok ilgileniyordu. Yerli kabilelerinin birbirinde farklı çok değişik adetleri olduğunu tespit etmişti.

Sf 182—montaigne—biz dostlarımız sadece bize eşlik edecek, iyi yürekli ve eğlenceli insanlar oldukları için değil aynı zamanda en çok da bizi olduğumuzu sandığımız kişi biçiminde algılayabilecek ve anlayabilecek kişiler oldukları için seçeriz.

Sf 188—montaigne—engin bilgileri varro ve aristonun ne işine yaradı? Bu 2 insanın nasıl bu kadar bilgili ama o kadar da mutsuz olabildiğini anlamak için bilgi birikimini ikiye ayırdı. Bilgi ve bilgelik. Eğitim sisteminin amacı okullarda bizi iyi ve bilge kişi haline getirmek değil, bilgili bir insan yapmaktı. Heme şu soruyu soruyoruz. Yunanca yada Latince biliyor mu? En önemli soruyu sormuyoruz. Daha iyi bir insan daha bilge biri oldu mu? Oysa kimin daha çok şeyden anladığını değil kimin daha iyi anladığını merak etmeliyiz. Biz sadece belleğimizi doldurmakla uğraşıyor, kavramayı, doğruyu yanlıştan ayırma becerisini kazanmayı o kadar önemsemiyoruz

Sf 221—schopenhauer—insanın dayanabileceği gürültü miktarı ile zihinsel yetileri arasında ters bir orantı vardır.

Sf 246—schopenhauer—sanatçılar ve filozoflar bize yalnızca neler hissettiğimizi göstermekle kalmıyor, aynı zamanda yaşadığımız deneyimleri bizden çok daha büyük bir ustalıkla ve çok daha zekice dile getiriyor, yaşamımızın bize özgü olduğunu bildiğimiz ama kendi başımıza asla tam olarak adlandıramadığımız yanlarını alıp, onlara biçim veriyorlar.

Sf 253—nietzsche—öyle sanıyorum ki 2000li yıllardainsanların yazdıklarımı okumalarına izin verecekler.

Sf 259—nietzsche—mutluluğa ulaşmanın, yaşamdan tatmin olmanın yolu, acıdan sakınmak değil, acıyı doğal bir şey, iyi olana erişmek için çabalarken karşımıza mutlaka çıkacak bir basamak olarak görmektir.

   The complete review
http://www.complete-review.com

Alain de Botton's book suggests that consolation for many things can be found in philosophy. Using six philosophers (and their philosophies) as examples he offers consolations for: unpopularity, not having enough money, frustration, inadequacy, a broken heart, and difficulties. The book is presented as a cross between a self-help book and an introductory philosophy textbook, divided into short chapters and with many illustrations (of typical de Bottonian "cleverness" -- i.e. including pictures of such things as a carton of chocolate milk, Superman, a sleeping baby, a remote control, as well as many art works).

       In an age when philosophy is not taken particularly seriously and when the mere mention of the word "philosophy" is enough to glaze over the eyes of much of the public such a book seems both a brave and laudable undertaking. Philosophy as applied to real life ! Philosophy that can help you too !

       "Philosophy", as de Botton (and practically every writer on any aspect of the subject) reminds us, comes from the Greek, and means a love of wisdom. De Botton emphasizes the idea of wisdom -- it is something to be aspired to, as opposed to mere bookish learning and knowledge. And wisdom also means coming to terms with "the causes of our greatest griefs", something he sees the philosophies of this group of philosophers as being particularly suitable for.

       De Botton begins with Socrates, in the chapter on "unpopularity", focussing on the philosopher's court-imposed sentence of death. Certainly, this is an example of unpopularity. How could one's unpopularity be expressed more strongly than to be sentenced to death by one's fellow citizens ? It is not possible to be more out-cast than Socrates -- cast out not only from Athenian society, but from existence itself.

       So is there a lesson here for the marginalized ? the unpopular kids in high school ? the cranks ... pardon: the visionaries whose ideas are ignored ? De Botton holds that:
We should not look to Socrates for advice on escaping a death sentence; we should look to him as an extreme example of how to maintain confidence in an intelligent position which has met with illogical opposition.

       There is something to this. Socrates is someone we can all look up to. But surely his equanimity is also troubling. And he did wind up dead, which, it would seem to us, is extremely troubling. Of all the objectives one might have in life hanging on to life would seem to be the highest -- by a considerable margin (with only the preservation of other lives coming anywhere close). There is something noble in dying for what one believes in, but nobility is an artificial construct and vastly overrated.

       De Botton writes of Socrates' "intelligent position" -- something apparently worth dying for. One is hard-pressed to argue that the position was not intelligent: Socrates is fairly sacrosanct in this regard -- though, as de Botton himself acknowledges, his positions did not seem particularly intelligent to a significant proportion of the Athenian populace. Still, while most of us have a ridiculous confidence in our positions most of us do not have what could possibly be considered truly "intelligent positions". (Just read some of the reviews at the complete review: brimming with confidence they really don't withstand that much scrutiny. And just read some of the reviews we link to -- or your newspapers' editorial page, or listen to any politician's speech -- for even more confident and less intelligent positions !)

       De Botton lauds Socrates for "maintaining confidence in an intelligent position" in the face of illogical opposition. Well, over the long term that seems to have worked out for Socrates (sort of: he's still dead, last we heard -- though, of course, in the long term we're all dead). Generally, we imagine a bit less confidence and a bit more active disputation with illogical opposition (rather than passive acceptance of a death sentence) is called for. Socrates wound up dead, Athenian democracy went down in flames -- who knows if the democracy might not have been stronger if a more vigorous debate had been fostered by the philosophers. Sure, Socrates was immortalized by Plato and others -- but is that really what was best for him and his fellow Athenians and even for us in the modern world ?  
     
     Marx -- a man not mentioned in de Botton's book -- had something to say about philosophers changing the world (he was for it). But de Botton likes his philosophers not to worry about changing the world. In fact, most of the ones in this book don't seem to want to have much to do with it. Epicurus, who is meant to console us for not having enough money, moved out of town, setting up a latter-day commune for himself. Seneca -- consoling us for frustration -- was actually quite active in politics as an aide to Nero but then did his best to escape that (winding up sentenced to death for his troubles as well). Bookish Montaigne, loveless Schopenhauer, and Alpine tourist Nietzsche are also shown as being outside society. It's the stereotype of philosophers, but a commentator can emphasize it or not -- and de Botton emphasizes it.        

     Are there consolations here for readers ? Well, there is some consolation to be found in entertainment, and de Botton does provide a few hours' worth of not-too demanding entertainment. De Botton harps on biography -- the lived lives (and lived philosophies) -- which allows him to use fun anecdotes from these lives. De Botton also familiarly weaves in his own experiences and personal anecdotes -- including one in which he ... could not rise to the occasion while travelling with a lady-friend. (The Viagra-vendors have little to fear from de Botton's cheaper philosophical solution to this particular problem.) It makes for an amusing read, and many of his examples are neatly chosen and well-explained.        

     De Botton does Montaigne particularly well (quoting him extensively), harping on the widely-read polyglot genius's implied belief that there is "no legitimate reason why books in the humanities should be difficult or boring; wisdom does not require a specialized vocabulary or syntax". This is, of course, de Botton's creed -- his writing is nothing if not straightforward and clear and readily comprehensible. In this book, however, it veers from the anecdotal and the light to the lite. There are fine thoughts here, but there is more complexity to these subjects than de Botton allows for. Consolation is not found as easily as de Botton suggests, and he does a disservice to his readers in suggesting that it is. Perhaps there is a basis for consolation in the philosophies he presents here, but it is not as simple as he implies.        

     De Botton writes that just as we turn to doctors when we are physically unwell "we should turn to philosophers for the same reason when our soul is unwell." While we don't have much faith in the medical profession we do grant that they can generally alleviate most physical ills (through medication or surgical procedures); philosophical treatment is nowhere near as efficacious -- but de Botton wants us to believe that it can be. And unfortunately he does not convince.      
 
     "Only that which makes us feel better may be worth understanding", de Botton also writes -- at least hedging his bets with the "may". In fact, surely, it is also essential to understand that which makes us feel worse (if only so that we may learn to avoid it). Similarly, there is much to be said for the acquisition of knowledge, most of which is bound to be useless, because it can open new horizons that may allow us to enjoy hitherto unknown pleasures of far greater orders of magnitude. De Botton's preference for wisdom over knowledge should be treated with particular care; veneration of what passes for wisdom often has turned out to be a lazy excuse for accepting ignorance. (We admit to a strong bias for knowledge over "wisdom"; certainly de Botton's loose and idealized definition of the latter term make it a preferable concept, but too often it is only a vacuous label, a term applied to something that is undeserving of it.)        

     The Consolations of Philosophy is an enjoyable little book, but it is not entirely harmless. It must be read critically if it is to have any value, and in its presentation it does its best to avoid being examined critically. De Botton's idea of bringing philosophy to the masses and presenting it in an unthreatening manner (and showing how it might be useful in anyone's life), is admirable; the way he has gone about it is less so. If you read it, do so with care. 

       There is an additional concern that we have with this book, which, curiously, was not raised in any of the reviews we read.

       Alain is the son of Gilbert de Botton, who unfortunately passed away in August, 2000 (after the publication of this book). Gilbert de Botton was one of the founders of Global Asset Management, and its chairman. According to The New York Times, he sold GAM to UBS in 1999 for 600 million US dollars (while remaining as chairman). We have no idea of how Gilbert de Botton's estate was distributed, but it seems safe to assume that Alain is ... more comfortable than pretty much anyone of us can ever imagine being (and that he had a rather privileged childhood).

       Certainly, money does not offer consolation for many of life's travails, especially the loss of one's father (or the inability to satisfy one's girlfriend), but Alain de Botton also has consolations which others can only dream of. De Botton does address the question of lack of money in his chapter on Epicurus, offering "consolations for not having enough money". He does not, however, mention that this issue was never really an issue for him. We do not know about other readers, but we don't really want to hear rich boys explaining why money really isn't such a big deal. Sorry, but it just does not ring true. At the very least, de Botton should have explained where he is coming from.   
    
One of Dad's projects, according to The New York Times, was "recreating the private library of the French philosopher Montaigne, tracking down and acquiring the books that were dispersed after his death in 1592" (Paul Lewis in The New York Times, August 30, 2000). Which also puts Alain's interest of Montaigne in a different light, and seems like something he might have wanted to mention. It might even have been more interesting and useful than the information he did share with his readers.

From the Reviews:

"De Botton writes well -- simply, with considerable charm and with what at first looks like a kind of innocence. No doubt that is partly what endears him to so many readers. If you are looking for philosophy, however, you won't find it in this book. (...) Is consolation to be found in it? Not, I think, in the words of the author. They are stylish, urbane and, as I said, charming, but they lack the power one finds in wise words." - Raimond Gaita, The Age

"De Botton does a great service to enter this territory at all: to bring the names of Seneca and Schopenhauer to a wide audience must be a good thing. He also restores to philosophy a long-lost part of its character, the purpose to console. And he proceeds gently. These writers are not difficult, he assures his readers. They can be taken in small doses, like homeopathic medicines." - Ann Wroe, Daily Telegraph

"The Consolations of Philosophy purports to be a self-help manual of the annoying but lucrative kind that led de Botton to write How Proust Can Change Your Life. In both cases, he has pulled a glittering skein over his subjects' depths. De Botton's new book consists of obvious, hopeless or contradictory advice culled from great thinkers on how to overcome certain problems of existence." - Stuart Jeffries, The Guardian

"(T)he book tends towards the condition of television: personality-led, packed with images which break up the words. The suspicion is that the television version merely makes explicit a dumbness inherent in the whole project. (...) As philosophy, this is poor stuff. As a collection of biographical sketches, though, it has style and some wit." - Robert Hanks, The Independent

"(I)f in How Proust the author's wry lovelorn sensibility seemed reasonably matched with his subject (though his cute faux-naif tone threatened to sound precious), here the benign guide simply seems out of his depth." - Sylvia Brownrigg, The Los Angeles Times

"Unfortunately, this literary structure, which was just right for tackling the difficult Proust in a short book, doesn't work here. The chapters are too short, the problems too simple, the thinkers too complex for de Botton to pull off the self help conceit." - Daniel P. Moloney, National Review

"(A) very bad book. (...) It is bad because the conception of philosophy that it promotes is a decadent one, and can only mislead readers as to the true nature of the discipline. (...) Perhaps some readers will find de Botton endearing, with his cocoa, holiday snaps and sexual hang-ups. But I failed to be charmed by these autobiographical touches, because they seemed like a calculated attempt at ingratiation." - Edward Skidelsky, New Statesman

"There is no love of truth in this book (.....) In general, de Botton's consolations are worthy of Polonius." - Jonathan Lear, The New York Times Book Review

"(D)e Botton challenges human reason to overcome the miseries of our existence. He manages the feat with perky resourcefulness, and, in the process, multiplies the solace available to Boethius. (...) The book wickedly veers between sagacity and silliness (.....) I won't pretend that The Consolations of Philosophy changed my life, but it did ease me genially through the day I spent reading it; who can ask for anything more ?" - Peter Conrad, The Observer

"Alain de Botton's new book represents another, equally useless side of dummymania. His The Consolations of Philosophy is essentially "Socrates, Epicurus, Seneca, Montaigne, Schopenhauer and Nietzsche for Dummies," and one has to ask, Who is this book for ? (...) De Botton is a graceful, amusing writer, and the highlight of each chapter is the thumbnail biography." - Virginia Vitzthum, Salon

"De Botton punctuates his text with dozens of illustrations, some incidental, others intrinsic to his point, all funny. He writes with an elegance philosophers might envy and provides the same cheap payback given by historical novels. We're painlessly instructed while we read for fun." - Daniel Blue, San Francisco Chronicle

"The 'guide to living' side of the book, though, is a bit of a delusion. What we have are old-fashioned Brief Lives, succinct and lucid, with pretentious touches that mar but can be passed over quickly." - Paul Ferris, The Spectator

"(A) commentary rather than a work of original thought; but few discussions on the great philosophers can have been so entertaining. De Botton takes us on a brisk, playful tour of the lives and ideas of half-a-dozen of the big names in the history of philosophy (.....) When de Botton sticks to the facts, he always has an excellent story to tell -- and tells it with sparkle. (...) (A)n ingenious, imaginative book." - Humphrey Carpenter, Sunday Times

"De Botton fails entirely to see that if reflection is to be thus directed, then, corrupted by the exigencies of practicality, it ceases to have the kind of reflective distance which makes it work. (...) This is not the dumbing down of philosophy, it is a dumbing out. Nothing in this travesty deserves its title; Boethius must be turning in his grave." - Mary Margaret McCabe, Times Literary Supplement
 
 
 

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!