Turgay Gönenç


Taşın İçinde Gizlenen

Turgay Gönenç

Ana sayfaya
Eleştiri sayfasına

17.Aralık 2003

 


 

Editörün Notu : * Yazarın malzemesi anadilidir. Bir yazarın kusursuz, şiir yüklü bir anadile ulaşmasından daha büyük bir mutluluk düşünemiyorum.  * Günümüz sanatı, kendi alanına kapanan kişiyi artık dışlıyor. Sürekli, yıllardır yazdığım gibi, çok yönlülük günümüz sanatçısının olmazsa olmazıdır. Benim sözünü ettiğim çok yönlülük, ürün verme açısından değil, bilgi ve sanatlara doğru bakmayı öngören bir çok yönlülüktür. Turgay Gönenç


  SÖZCÜKLERİN ANLAM ÖNCESİ ETKİSİ
Turgay Gönenç

Bir sözcük sanatı olan şiirde düz düşüncenin, sözcüklerin yerleşik anlamlarına bağlı düşüncenin yeri yoktur. İmge ve aracı olan sözcük önce anlam öncesi etkisi ile ele alınır, bu etki ile düşünülür. Nedir sözcüklerin anlam öncesi etkisi?

Sözcüklerin duyulup anlam kazanması iki evrede olur. Önce, kullanılan sözcük, bir titreşim, fiziksel bir olay olarak vardır. Fiziksel bir evredir bu. Bu titreşimin kulaktaki düzenekten beyne aktarılması, bu titreşime ait kavramın öne çıkmasıyla psikolojik evre başlar. Anlam psikolojik evrededir. Böylece, daha önce, aynı anda oluşmuş sözcük, nesne ve kavram ilişkisi,bunlardan biriyle diğerini eşler. Başlangıçta bire-bir eşleşmedir bu, daha sonra çağrışımlarla farklı boyutlara ulaşır.

“Suratın ne güzel” demeyiz sevdiğimiz bir insana, “yüzün ne güzel” deriz. Gündelik yaşamda, edindiğimiz sözcük estetiği sonucu, anlamları aynı olan sözcüklerden özenli seçmelere girişiriz çoğu kez. Bu da bize sözcüklerin anlam öncesi etkisinin önemini gösterir. Özellikle şiirin sözcüklerinde bu etki, kılı kırk yararcasına ele alınmıştır tüm usta ozanlarda. Bu nedenle de, şiir öncesi ya da şiirin oluşum aşamasındaki düşünce evresinde, sözcükler düz mantığın kurallarını aşar. Şiirde biçimin, özgün bir şiir dili oluşmasının başarısı sözcüklerle düşüncenin bu başkalaşımı ile bağımlıdır inancındayım. (...) Sanat yapıtı bir biçim, biçem, içerik üçlemesiyle ele alınır. Tüm bunlar estetik bir kaygı gerektirir. Bu üç öğe içinde gerekli estetik bütünlük sağlanmadıkça, gerçek anlamda sanat yapıtından söz edilemez. (...) Günceli sanatın kendi dili içinde geniş zamana dönüştürebiliyorsanız, eskimezliğe ilk adımınızı atmışsınız demektir.

ŞİİR BİRİKİMİ
Benim sanat anlayışım yadsıma üzerine değil, gelişme üzerine kuruludur. Kendinden öncekini özümseyip, kendinden sonrakine yol açan bir bakış açısıdır bu. Bu nedenle, yazdığım her şeyi geçmişe borçluyum. Tüm yazdıklarım, bugüne dek yazılanların bir sonucudur. (...) Tüm sanat yaşamım boyunca kararlılıkla aynı yolu izledim. Geçmişi, gelişimi dikkatle incelemek, bunun sonuçlarından geleceğe yönelik, sanatın kendine özgü dili içinde, özgün bir biçem oluşturmak. Böylesi bir sanat uğraşı sürekli hesaplaşmayı, irdelemeyi, araştırmayı zorunlu kılar. (...)

Her kuşağın bir önceki kuşağa göre avantajı: Kendilerinden önceki şiir birikimidir. Bu birikim ne denli geniş boyutlu ise, geleceğe açılma o denli elverişli demektir. Önemli olan, bu birikimi doğru değerlendirip, kendinden öncekinden, kendini yaratabilmesidir. (...) Günümüz genç kuşak şairlerinin bu birikimden gereğince yararlanmadığına çok tanık oldum. Genelde çoğu, geçmişi üç isimle tamamlıyor. Bu durum da, kendinden önceki şiire ulaşmalarını engelliyor. Birikimlerini kısırlaştırıyor. (...)

Yenilik geçmişi iyi anlamakla başlıyor. Çağdaşlık, sanatın sürekliliği içindeki, her çağ için geçerli ve kalıcı olmakla eşanlamlıdır çünkü.

ÇOK YÖNLÜ SANATÇI
Günümüz sanatı, kendi alanına kapanan kişiyi artık dışlıyor. Sürekli, yıllardır yazdığım gibi, çok yönlülük günümüz sanatçısının olmazsa olmazıdır. Benim sözünü ettiğim çok yönlülük, ürün verme açısından değil, bilgi ve sanatlara doğru bakmayı öngören bir çok yönlülüktür.

ANADİL Yazarın malzemesi anadilidir. Bir yazarın kusursuz, şiir yüklü bir anadile ulaşmasından daha büyük bir mutluluk düşünemiyorum.

Turgay Gönenç

(Cumhuriyet Kitap, sayı:698)

Turgay GÖNENÇ- (Tokat, 1939)

İlk öğrenimini İzmir'de, orta öğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesinde gördü.


Öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nde 1963) tamamladı. Devlet İstatistik Enstitüsünde çalıştı. 1968' de görevinden ayrıldı. özel matematik dersleri verdi. Aynı zamanda ressam olan Turgay Gönenç İkinci Yeni şairlerindendir. Hayatını öğretmenlik yaparak sürdürdü. 1939 yılından beri İzmir’de yaşayan Turgay Gönenç’in sanat yaşamı, 1955 yılında başlar. 1958 yılında başlayan plastik sanatlarla ilgili yazıları 1978’den bugüne yoğunluk kazandı.

Sanat ve eleştiri yazıları, sanat üzerine günlükler yazdı; bunlar bir kitapta toplandı. 1984 Natıroğlu Yazın Ödülü’nde birincilik kazandı.

1958 yılından günümüze TRT radyo ve televizyon programlarında sanat ve insana değin programlar hazırladı. Özellikle 1995 yılında sürekli yayımlanan “Ege’den” TRT 1 programı içinde “Sanat ve İnsan”, Türkiye Radyoları 1. programındaki “Şiir Tadında” konuşmaları ilgiyle karşılandı. Ege ve Dokuz Eylül Üniversitelerinde, Çağdaş Edebiyat, Edebiyat ve Eleştiri Kuramları, Karşılaştırmalı ve Ulusal Edebiyat, Sanat Tarihi, XX. yy. Sanatı ve Estetiği, Sinema Estetiği ve Yazarlık dersleri vererek çalışmalarını sürdürdü.

"'Sanat yapıtı, kendine özgü zaman dilimini ya da zamansızlığını yarattığı sürece eskimezliğe ulaşır" diyen Turgay Gönenç bu coşku ve hüzün gelgitindeki yazılarında, içimizde gizlenen zaman dilimlerine uzanıyor. Sanatın en yoğun, en karmaşık gibi görünen sorunlarını, güç anlaşılır sanılan ürünlerini, heyecan verici bir yalınlık ve açıklıkla gözler önüne seriveriyor. Bu denemelerde, yaşama ve sanata ait görsel incelikler, insanın hem kendisiyle hem de sanat yapıtlarıyla buluşması, hesaplaşması var. Yazar, sanat yapıtlarından yola çıkarak yakaladığı incelikleri, çözümlemeleri, öykü tadında ve şiirsel bir anlatımla okurlarıyla paylaşıyor. (1)

Bir yazısında sanat ve sanatçı için şu görüşleri paylaşır: "Günümüz sanatı, kendi alanına kapanan kişiyi artık dışlıyor. Sürekli, yıllardır yazdığım gibi, çok yönlülük günümüz sanatçısının olmazsa olmazıdır. Benim sözünü ettiğim çok yönlülük, ürün verme açısından değil, bilgi ve sanatlara doğru bakmayı öngören bir çok yönlülüktür." (2)

Şiir Kitapları:

Bozgunda (1962 Kovan Yayınları İzmir),
Ben Severek Büyürüm (1973 Dost Yayınları Ankara),
Yüzün Senin (1983 Dayanışma Yayınları Ankara),
Kuşların Göçerken Çizdikleri (1994 Fe Yayınları Ankara). Benim Çocukluğum Fesleğen Kokar (toplu şiirler) ve

Barok Esintiler (164 resim çalışması): 2003 Bilim sanat galerisi yayınları.

Şiir Çeviri Kitapları: Oza (Andrey Voznesenski –Mehmet Doğan ile birlikte- 1., 2. baskı Ada Yayınları 1984, 4. baskı Opus 1997), Şiirler
(Abdül Vahap El Beyati 1992 İyi Şeyler İstanbul). Antoloji: İkinci Yeni Antolojisi (Mehmet H. Doğan ile birlikte. 1969 Papirüs İstanbul).

Düzyazılar: Zamanın Sularında (Tarihsiz Günlükler. 1989 Sanat Çevresi Yayınları, İstanbul), Beni Irmak Boylarına Götür Anne (Denemeler. 1998 Can Yayınları), Taşın İçinde Gizlenen (Denemeler. 2000 Can Yayınları), Nedim Günsür (Resim. 1993 Ada Yayınları), Burhan Uygur (Resim. Çıkacak). Araştırma: İzmir İl Yıllığı 1967 (1969 İzmir).

Derleme: Hoşbulduk Selim Dede (Halikarnas Balıkçısı’ndan çocuklara uyarlama, yalınlaştırma).
Çeviri Oyun: Öfke (John Osborne’dan 1967 Ataç Yayınları),
Baile Kıyılarında (W. Butler Yeats’den, Kovan Yayınları 1968).

KAYNAKÇA http://www.ilknokta.com/urun/81072/Tasin-Icinde-Gizlenen.html
http://www.soyluedebiyat.tr.gg/turgay-g.oe.nen%E7.htm

 

Kıraç ve Sararan Beyazlıkta

Yüzümde azalan ne
Azalan değil eskiyen belki de
Bir soru işareti mi yoksa
Biten bir günün alacasının yansıması mı alnında
Kanayan bir sevda sureti mi
Sabahın ikonunun solan yaldızında
Eskiyen yitmiyor sanırım acı onda

Yüzüm ki her zaman bir kentin haritasıdır
Belki de ondan yalnızlığın boşluğa dönüşmesi
Şimdi labirentler arasında
Arada bir sevinç sarsan bir sevda tutkusu
İlkyaz kırlarının sedefi yansısa da
Yine hep o donuk ve taşlaşmış gidip gelişler
Sevdaları da ölümleri de uğurlayışımızda
Bakıyorum da bir o anda dostlarla aramızda ortak bir payda.

Kendi suratım gibi hiç bakmadım sana
Bir insanın tarihini yazar gibi çıktım yola
Bir coşkunun dönüştüğü hüznün kaçınılmazlığını
Yıkımlar ne anlatır ki kentin akıntılarına
Bulmak için yanıtını kopmalar boyunca
Adsız ve harfleri düşmüş bir kitabı taradım
Buldum o kıraç ve sararan beyazlıkta
Yazılmamış olan acıları
Sanırım yeni papirüsleriyiz biz
Çürüyeni yazacakları çürütenlerin
Ama bir utkuyu anlatır gibi coşkuyla
Oysa görmeden yeşereni küçüğüm
Yol alan yeni yüzlerdeki acının kuytularında

(Kuşların Göçerken Çizdikleri’nden)

Bir Yazın Tarihi

Anıyorum seni. Eskil bir fresk işler gibi boşluğa.

Günü ilk ışığında beliren güllerin
O düşsel ve gerçek karışımı kokusunda
Şiirler ve şairlerle çizerim yüzünü
Bir yazın tarihini oluşturan sulara.
Nasıl seslenir bilirsin dalgın bir yolcuya
Sarmaşıklar arasından o mor gramofon çiçekleri
Sesin morun beyaz çizgilerde açısında
Ve bilsen nasıl özlerim o durmadan koşan çocuğu
Gözlerinle dudağım arasında.

Yorgun kentler ürkütmesin yüreğini
Yazlıkların sularına kapılma
Nakışla usun ve hüznünle dört mevsimi
Durmadan an ve sesinle çiz çocuklara
Suskunda yol alan ve kararlı treni.
Sevdanın ve inancın traversidir raylarında
Silerken gözlerindeki teri
Geçmiş ve yanılgılar tuzlaşır parmaklarında
Bir de acının umuda toz alan kemiği.

Yetmezlikler çürümüş kentleridir geçmişimizin
Eski gazeteler gibi sararır sonunda
Ve dizersin bir sure gibi yetinmeyi
Küçük puntolarla kıraç bir kağıda
Okumayı ilk söken çocukların erinci
Yeni bir kenti oluştururken alnında.
Yalnızca çocuklardır parkların gündüz bekçileri
Geceyi bırakırken dingin usuna.

An beni. Mahsur kalan sevdanın koyaklarında.

GÜZELLEME

Köşeyi dönünce mosmor bir ağaç
Yüzün senin

Taşlardan evlerden sıkıldığım yerlerde birden o deniz
Yüzün senin

Karanlığın dönüştüğü güneşler
Yüzün senin

Sıcak otsuz kumlarda ansızın bir çiçek
Yüzün senin

Dökülen sıvasında birden o eski evlerin
Yüzün senin

Kim demiş eskir o yüzler korkulan alışkanlıklarla
Yeni bir yüz getirir akşamıma korkular Ve yüzün senin.

Turgay Gönenç

***

Turgay Gönenç daha önce yayınladığımız Beni Irmak Boylarına Götür Anne adlı kitabındaki insana ve sanata yaptığı yolculuklarını Taşın İçinde Gizlenen'de sürdürür. 'Sanat yapıtı, kendine özgü zaman dilimini ya da zamansızlığını yarattığı sürece eskimezliğe ulaşır' diyen Turgay Gönenç bu coşku ve hüzün gelgitindeki yazılarında, içimizde gizlenen zaman dilimlerine uzanıyor. Sanatın en yoğun, en karmaşık gibi görünen sorunlarını, güç anlaşılır sanılan ürünlerini, heyecan verici bir yalınlık ve açıklıkla gözler önüne seriveriyor. Bu denemelerde, yaşama ve sanata ait görsel incelikler, insanın hem kendisiyle hem de sanat yapıtlarıyla buluşması, hesaplaşması var. Yazar, sanat yapıtlarından yola çıkarak yakaladığı incelikleri, çözümlemeleri, öykü tadında ve şiirsel bir anlatımla okurlarıyla paylaşıyor. Turgay Gönenç'in duyarlı bir gözlem gücüyle kaleme aldığı bu kitabının da, öbür kitapları gibi, sürekli gündemde alacağından hiç kuşkumuz yok.

***

Turgay Gönenç sanat ve kültür dünyamızın, çok yönlülüğüyle ve üretkenliğiyle dikkat çeken bir ismi... Matematikçi, şair, yazar, ressam kimliklerini bir kültür potasında eriten Gönenç, Zamanın Sularında adlı kitabında günlüğünden seçmeler sunuyor okuruna. Edebiyatla, şiirler, resimle, müzikle, sinemayla haşır neşir olarak yaşayan; hayata hep sanat penceresinden bakarak coşan, hüzünlenen ve düşünce üreten bir aydının izlenimlerini günler ve yıllar ekseninde okuyoruz. Okudukça Aragon'dan Orhan Peker'e, Burhan Uygar'a; Çaykovski'den Ahmet Hamdi Tanpınar'a, Bach'a; Çehov'dan Visconti'ye Korosawa'ya; Herman Hesse'den Yusuf Atılgan'a, Klee'ye... dünyadan ve bizden kimler kimler geçmiyor "zamanın suları'ndan! Bizi, kendisiyle birlikte, seyre çıkarıyor yazar o sularda ve kimi zaman ufak değiniler, alıntılarla aklımızı çeliyor; kimi zaman adeta önümüze bir tartışma forumu açıyor. Okurun elindeki, günlük biçiminde, deneme tadında kotarılmış bir gezi rehberi sanki. Ama bu rehberin eşliğinde gezilen ülkeler, coğrafyanın değil, kültürün ülkeleri. Onun için de ne sınırları var, ne sınır çatışmaları.

"Otuz yıldır süregelen sanat uğraşı! Ardımda binlerce kitap, dergi, Ne mi kazandırdı bana? Öncelikle, sıradan mutlulukların yedeğine kapılmamayı. İnancın, sevginin, açılmanın doğal sonucu olan acılar; salt bir reflekse dayalı gülüşten daha çok yaşattınız beni!.." diyor Gönenç. Bu duyguyu paylaşmak, çoğaltmak için gün yüzüne çıkartıyor günlüklerini. Zorlanmadan, keyifle okunan bir kitap olmuş Zamanın Sularında. İnceliklere vakit ayırmaya gönüllü olanlar için!
(Arka Kapak)

 

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!