Sara Pardo Dünden Yarına İzmir Yahudileri
Sara Pardo
 


Anasayfaya
Eleştiri sayfasına

 


 

Kavgayı bir ağacın yaprağına yazmak isterdim, sonbahar gelsin yaprak kurusun diye,
Öfkeyi bir bulutun üzerine yazmak isterdim, yağmur yağsın, Bulut yok olsun diye,
Nefreti karların üzerine yazmak isterdim, güneş açsın karlar erisin diye,
Ve Dostluk ile sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yazmak isterdim, onlarla Büyüsün, dünyayı sarsın diye ...

(Dostluk 2007 - Rav Naftali Haleva'nın 1 Eylül 2007 Dünya Barış Günü'nde okuduğu şiir.)

ÖNSÖZ - Sara Pardoİzmir Yahudileri 3

Kitaptan

Bu kitap ufak fakat çok renkli bir etnik grubun tarih ve kültür yolculuğudur. Kitap yazmak kararını vermek için yıllarca tereddüt ettim. Nereden başlamalıydım? Neleri yazmalıydım? Acaba bu işi becerebilecek miydim? 15 yıldan fazla bir süre, sürekli bilgi toplamış ve kendi çabalarımla çeşitli sonuçlara varmıştım. Bunları mutlaka bir araya getirmeliydim. Arkamda beni bu işi yapmaya teşvik eden çok sayıda dostum da vardı. Ve nihayet kararımı verdim: büyük araştırmalar sonucunda uzmanlar tarafından İzmir hakkında yazılmış değerli kitapları, dergileri ve makaleleri, potansiyelim elverdiğince derleyip, kendi bilgi ve yorumlarımı da kattıktan sonra, konuşma dilinde ve kısa, basit cümlelerle kitabımı kaleme alacaktım.

Beni büyük bir tutku ve heyecanla yaptığım bu çalışmaya yönelten etkenler neydi? Amacım ne olacaktı? Köklerine bağlı bir kişi olarak daima inandığım ve söylediğim gibi, kişi, kendine saygı duyulmasını istiyorsa, önce kendisine saygı duymalıdır. Kendine saygı duymak, köklerine ve tarihine saygı duyup onları araştırmak, öğrenmek, korumak ve gelecek nesillere bu duygu ve bilgilerini aşılayıp yok olmasını önlemeye çalışmaktan başlar.

Son yıllarda Yahudi Cemaatinin elbirliğiyle gerçekleştirdiği birçok yenilik ve onarım çalışmaları neticesinde tüm toplumun ve yabancıların gözünde saygınlığımızın arttığını görmek hepimize gurur veriyor. Beni en çok mutlu eden husus ise, Yahudi Cemaatinin özgüveninin gözle görünür bir şekilde arttığını izlerken büyük bir heves, canlılık ve heyecan kazandığını, özellikle genç neslin tarihine ve kültürüne sahip çıkmaya hazır olduğunu görmektir. Ben de İzmir Yahudilerinin tarihini, kültürünü, sanatını, eğitimini, geleneklerini ve bugününe ilişkin bilgilerini tek bir kitapta toplayarak bu bilgileri gelecek nesillere sevdirerek aktarmayı, kaybolmaya yüz tutmuş değerleri, bilgileri, kişileri gündemde tutmayı amaçladım. Bu arada cemaatin içindeki saklı bilgi ve hatı­raların inanılmaz boyutlarda olduğunu ve kayıtsızlık yüzünden heba edildiğini fark ettim. Gönül isterdi ki hepsini buraya alabileyim! Bu büyük projenin genç neslin yeni bir ideali olmasını dilerim.

Bu kitabı hazırlamada ki diğer bir amacım, 46 yıllık bir Tercüman Rehber ve gerçek bir İzmir Sevdalısı olarak, şehrimizin renkli mozağininin bir parçası olan İzmir Yahudilerini, hem İzmir halkına hem de dünyaya daha iyi tanıtarak, İzmir'imizin gelişmesine katkıda bulunmaktır. Binlerce yıllık parlak tarihi olan İzmir'in gerçek değerinin küçümsenmesi bana büyük hüzün vermektedir. İşte bu nedenle, bu kitabın, aynı zamanda Tercüman Rehber dostlarıma da bir klavuz olmasına çalıştım. Bir rehberin gözü ve diliyle, kolay okunabilen, gerekli tüm bilgileri gerektiği kadar yazmaya çalıştım. Bazı daha önce işlenmemiş veya çok merak edilen konularda ise daha fazla ayrıntıya inmeye gayret ettim. Hatalarım, eksiklerim, unuttuğum isimler, mutlaka vardır. Özellikle dipnotlarda yapmış olabileceğim eksikler ve hatalar için değerli ustalarımın affına sığınıyorum.

Kitabıma büyük fotograf ustası sevgili Yusuf Tuvi ve İzzet Keribar'ın fotoğraflarını da ekleyince, kitabın canlılık ve İzmir Yahudilerini merak eden herkesin daha çok ilgisini çekebilecek bir boyut kazandığına inanıyorum.

Bu kitabı yazarken her zaman bildiğim bir gerçeği tekrar yaşadım: İzmir mozağinde tarihimizin ve kader­lerimizin birbirine ne kadar bağlı olduğu, gelenek ve göreneklerimizin birbirine ne kadar benzediği, anılarımızın ne kadar birbirinin içine geçtiğini bir bütünün ayrılmaz parçaları olduğunu bir kez daha anladım. 

Yazdığım bilgilerin birbirimizi daha da yakınlaştırması dileğimIe


Yaşar Aksoy İzmirli bir hanımefendi, uzun yıllar çalıştı, çabaladı, iğne ile kuyu kazarcasına araştırdı ve "Türklükleri" ile gurur duyan "İzmir Musevi Cemaatı"nın tüm kültürel birikimlerini sergileyen kitabı yazdı. Turist rehberi, iki evlat ve üç torun sahibi bu saygın ve seçkin Sara Pardo hanımefendiyi gönülden kutluyorum..

SARA PARDO, kendini "İzmir Aşığı" olarak tanımlar. Bu gerçek hanımefendinin aşkı, kentin tarihine, kültürüne, geleneklerine olduğu kadar, insanlarına, çocuklarına, yardıma muhtaç kişilerine ve kendi cemaatının yaşlı ve hasta üyelerine de dönüktür. Bu yüzden, kendisine, "İzmir Aşığı" deyişimin hemen ardından "Hizmet Aşığı" da derim.

Uzman turist rehberi, tarih araştırmacısı, kültür insanı Sara Pardo’yu, İzmir’in özellikle Musevi tarihi konusundaki öncü ve titiz çalışmalarıyla tanıdığımız kadar, çocuklarımıza nice hizmeti ile de tanır ve takdir ederiz.

HİZMET SEVDALISI

Türk Kadınlar Birliği’nin "Çocuklar Sokağa Düşmesin" kampanyasına destek olarak, Necmiye Bilgin İlköğretim Okulu’na "Atam Kütüphanesi"ni armağan etmesi gibi nice hizmeti olan Sara Pardo, 7 yıl İzmir Musevi Cemaatı Yönetim Kurulu’nda görev yaparak, cemaatın fakirine, hastasına, yaşlısına hizmet götürmüş ve toplumsal görevler üstlenmiştir. Sara Pardo, bu hizmet aşkını şöyle anlatır:

"- Ben İzmir aşığıyım. İzmir’e hizmet etmek deyince, hem tarihine, kültürüne sahip çıkmayı, hem de insanına hizmet etmeyi anlıyorum. Kentin gizli tarihini araştırıp, sonra turistlere ve meraklılara anlatıyorum. Bu gurur verici görev. Ama gerisini getirmeliyim.. Yani kentin yaşayan insanına da katkı sağlamalıyım. En son ünlü yazar Marc Levy’i, İzmir’de gezdirdim, bana gurur verdi. Ancak kentin muhtaç insanına da, karşılık beklemeden yardım etme duygumu erteleyemiyorum. Dernek ve okullara katkımı eksiltmem. Elimden geldiğince her yere koşarım. Sadece kendi cemaatıma değil, her yere hizmette kusur etmem. Sıkıntı çeken herkese elimi uzatmaya çalışırım. Çünkü ben, Atatürk yolunda ülkesine hizmet için çaba harcayan bir Türk’üm.."

EŞSİZ KİTAP

Şu anda, elimizde bu hizmet aşığı hanımefendinin, uzun yıllar araştırarak kaleme aldığı "İzmir Yahudileri" isimli, şehrimizde 300’e yakın kitap basmış olan mütevazi ve titiz yayıncı Adem Kargı’nın yönettiği "Etki Yayınları"nca basılmış, 220 sayfalık, nefis baskı ve içerikli bir prestij kitabı bulunmakta.

Dünya Yahudiliği’ni tanıtan bölümlerden sonra, İzmir Yahudileri Tarihi’nin tozlu raflarına el atan, kavimsel köklerden cemaatın okullarına, kültürüne, Karataş’a, Asansör’e, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu değerli kitabın sayfaları, daha sonra, cemaatın müzik, atasözleri, tiyatro, oyun, kumaş, el işlemeleri, kutsal gümüş objelerine doğru ilerliyor ve toplumun din bilginlerinden havralarına kadar yayılıyor. Daha sonra mirasa dayalı şimdiki çağdaş İzmir Musevi toplumunun özellikleri, dernekleri, vakıfları ve sportif faaliyetlerinde noktalanıyor. Yusuf Tuvi ve İzzet Keribar gibi ülkece ünlü iki fotoğraf sanatçısı tarafından bu nefis çalışmanın süslenmesi, ayrıca övgüye değer.

KÖK BİLGİSİ

Sara Pardo, kökünü araştırarak ve yayınlayarak, gerçekte "İzmir Kültürü"ne de büyük hizmet etmiş olmakta. Halkların, şehirlerin, semtlerin, insanların, hatta edebi metinlerin bile köklerini araştırmak bazen kutsal görevdir.

Çünkü kökünden kopmuş toplumların bu acımasız dünyada ayakta durması çok zordur. Sara Pardo, kökünü araştırarak, kutsal görevi yerine getirdi. Umarım, kökleri onu unutmaz!

Zoru başaran araştırmacı Manisalı Jack Bencuya ile İzmirli Kaden Linda Arditti’nin çocuğu olan, İzmir doğumlu Sara Pardo, Hakimiyeti Milliye ve Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. 1962’den beri Profesyonel Turist Rehberi olarak Ege Bölgesi Tarihi ve Kültürü konusunda uzmanlaştı.

Turizmci Jack Pardo ile evlendi. Ege Üniversitesi Psikiyatri Bölümü Doçenti Sonia Amado ile Diş.Dr.Albert Pardo isimli iki evladı, Erol Amado isimli damadı ve Can, Selen, Deniz isimli üç torunu bulunmakta.

Uzun yıllardır "İzmir Musevileri" tarihini, amatör heyecanlarla araştıran Sara Pardo’nun giderek bilimsel bir tabana yaslanarak, ünlü fotoğraf sanatçıları Yusuf Tuvi ve İzzet Keribar’ın fotoğraflarıyla süslediği kitabı, "Etki Yayınları"nca basıldı.

Kitap edinme: Etki Yayınları, Tel: 0232 4820900 e-mail: etkiyayin@ymx.net
Kıbrıs Şehitleri Yakın Kitap Evi Tel: 0232 4218169



Yaşar Aksoy
Kutsal Görev

Halkların, şehirlerin, semtlerin, insanların, hatta yaşanmış öykülerin köklerini araştırmak, bazen kutsal bir görevdir. Günümüzün tarih ve yazın dünyasında kök araştırması, yepyeni modern bir disiplin olarak karşımıza çıkmakta. Acaba bu yeni disipline "Kökoloji" mi, demek lazım? Çağdaş yaşamda ne yazık ki, insani değerlerin azalması, yabancılaşma, kimliksizlik ve bunalım gerçeği ile karşı karşıyayız. Kökünü kaybetmiş topluluk veya bireylerin psikolojisinin pek düzgün olmaması önemli bir araştırma konusudur.

"İzmir Musevileri", bundan 15 sene öncesine kadar, köklerini birer hafıza kaydı olarak nesilden nesile aktarmaktaydılar, yazılı ve belgeli tarihleri ne yazık ki yoktu. Avram Galante'yi saymaz isek, koskoca "Türkiye Musevileri Tarihi" de, belgesiz ve kitapsız bir yalnızlık içindeydi. Haklı olarak yaşlılar, genç kuşakların geleceğinden kuşku duyuyorlardı.

İzmir'de Sara Pardo isimli bir bayan bu gidişe "dur "dedi. Siren Bora isimli bir araştırmacıdan sonra, İzmir Musevileri konusunda kollarını sıvayan Sara Pardo, 1992'lerde tüm araştırma notlarını teksir haline getirdi ve kırmızı kaplarla ciltleyerek dostlarına dağıttı. O dostların arasında ben de vardım. ''Aman, ben yazar filan değilim, ne olur bu çalışmam amatör bir karalama olarak, yalnızca aile arşivlerinizde kalsın" dedi. Alçakgönüllü ve mütevazi bir hanımdı. Oysa, kaleme aldığı kırmızı ciltli çalışma, tam bir doktora tezi değerindeydi.

Sara Hanım, iki çocuk ve üç torun sahibi, saygıdeğer bir turist rehberidir, tıpkı ablası Silviya Franko gibi. Bu iki değerli hanımefendi ile Museviler'in Anadolu'ya gelişlerinin 500.Yılı etkinlikleri'nde İzmir komitesi olarak omuz omuza çalıştık. Başkanımız Jozef Özel'di, komitemiz ise Sara Pardo, Silviya Franko, Avram Ventura, Moris Bencuya, Yusuf Tuvi, Jacky Pardo, Bünyamin Fins ve Yaşar Aksoy'dan oluşmuştu. İzmir'de kendi çapımızda önemli et­kinliklere imza attık.

Bu etkinlikler kapsamında "Sara Pardo-Yaşar Aksoy" ikilisi, Türk Amerikan Derneği Salonuında hınca hınç bir kalabalığa, İzmir Musevileri tarihini anlattılar. Tarih, ilk kez sözlü olarak köklerin uzantılarına sunulmuştu. Alkıştan salon yıkılacaktı adeta. Konferansın üzerinden 1,5 saat geçmişti ki, yine alkışlar patlayınca, önderlerimiz Jozef Özel ile Moris Bencuya sahneye ellerinde plaketlerle fırlayıp, bizleri yanaklarımızdan kutlayıp onurlandırdılar. Konferansın bittiğini sanmışlardı. Alkış, gümbürtü sustuk­tan sonra, elimde plaket hafifçe doğrulup şunları söyledim: "- Değerli dostlar, Sara hanım ile konferansımızın bittiği zannedildi galiba, büyüklerimiz bizi plaketle onurlandırdılar. Oysa, konferans, bitmedi ki .. Daha yeni başlıyoruz. Saatler sonra işimiz bitecek!"

Aradan tam 15 yıl geçmiş .. Sara Pardolnun, kırmızı ciltli ilk çalışmasından doğan köklü kİtabını şimdi elinizde basılmış halde tutuyorsunuz .. O, herşeyi araştırdı ve yazdı. Kutsal görevi başardı.. Umarım, kökleri onu unutmaz!

Yaşar Aksoy
Gazeteci -Yazar
Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi Genel Yönetmeni
  İzmir Yahudileri (4)Kitaptan
SONUÇ

Sosyolog Doç. Dr. Hale Okçay, uzun araştırmaların sonucunda bugünkü İzmir cemaatinin fiziksel ve sosyolojik tanımını son derece isabetli bir şekilde yapıyor ve İzmir Yahudi cemaatinin değişik fertleriyle yaptığı görüşmelerde şu sonuçlara varıyor. "İzmir Yahudi erkeği, iş hayatında çalışkan, alçak gönüllü, başarı arzusuyla dopdolu, güvenilir; işini iyi yapmak için çabalayan, kendine güveni olan, dikkatli ve işinden mutlu bir vatandaştır. Aile hayatı ise çok dengelidir. Ailesine çok değer veren, kuvvetli aile bağları olan, çocuklarına sağlam bir gelecek hazırlamanın çabası ve mutluluğu içinde olan bir kişidir. Artık Judeo Espanyol lisanını ve kendi mesleğini çocuklarına devredemeyeceğinin bilincindedir. Dinî bakımdan ise zayıf sayılır. Dindar olmayan, dini ahlâk kuralları olarak gören, dini kuralları tam olarak yerine getirmesede bazı ritüelleri yapan bir mümindir. İzmir yahudisinin sosyal bağları hem çok kuvvetlidir hem de bazen yoktur. Kimisi cemaat için çalışır kimisi de işini ileri sürerek buna katılmaz. Geçmişte çalışmış olanlar ise artık görev yapmaktan kaçınır durumdadır. İzmir şehri ile olan sosyal bağlantısına gelince: İzmir'de doğmuş, büyümüş ve İzmir kimliğine sahip bir olarak, şehrin şimdiki durumundan ve ekonomik geleceğinden endişe duyan, İzmir'e aşık bir İzmir'lidir." (Okçay,2007)

Peki! İzmir Yahudi kadınının bu günkü sosyal konumu ve ruh hali nedir? Bunu tamamen kendime, aileme ve çok iyi tanıdığım çevreme bakarak kendimce analize ettim ve görüşlerimi yazdım. İzmir Yahudi kadını, geçmiş dönemlerdeki kadınlardan çok daha açık görüşlü, daha Avrupai olmakla birlikte çoğunlukla geleneklerine son derece bağlıdır. Aile hayatı aynen erkeğinki gibidir. Çocuklarına ömür boyunca kanat gerer ve sorumlulukların çoğunu üstlenir. Ev, ondan sorulur. Yahudi erkeği, her nekadar batılılaştıysa da genellikle evin yükü kadının omuzlarındadır. Erkek eve geldiğinde belli bir düzeni hazır görmek ister. Çocukların sadece okul değil, spor sanat, müzik alanında da en iyi eğitimi görmesi için çabalarlar. Sosyal bağları erkeğinkinden daha kuvvetlidir. Bugün İzmir Yahudi kadınlarının bir kısmı dışarıda çalışmakta ve aileye katkıda bulunmaktadır. Geriye kalan büyük ekseriyet, sosyal yardımlaşmaya daha çok vakit ayırabildik-lerinden oldukça aktiftir. İlerde, çalışan kadınların sayısı arttıkça bu durumunda değişime uğrayacağı bellidir. Fakat gerçek şudur ki, İzmir'li kadınların sosyal faaliyetlerdeki başarılarının kaynağında eşlerinin, maddi ve manevi destekleri çok büyüktür. Okçay'a göre; "Son yüzyılda yaşanan modernizasyon sürecinde büyük güçlükler yaşamış olan Yahudi cemaati, sonunda bugünkü başarısını elde etmiş, İzmir'deki yerini almış ve sonuçta büyük bir transformasyona uğramıştır. Buna kan kaybı denilebilirse, evet, İzmir Yahudi cemaati kan kaybetmektedir. Ticaret, , itahalat ve ihracat eski canlılığını yitirmekte, şehrin endüstri ve ticaret üstünlüğünün İstanbul'a geçmesiyle genç nesil artık burada kalmamaktadır. Bu durumda elli yıl içinde İzmir Yahudi Cemaati büyük değişimlere uğrayacaktır. "(Hale i 91- ı 92) Her ne kadar sevgili Okçay'ın tüm söylediklerine katılıyorsam da, olaylara daha Poliannavari bir gözle bakmayı tercih ediyor, zorluyor ve kan kaybı olayını başka şekilde yorumlamaya odaklanıyorum. "İzmir'e aşık bir İzmir'li olarak", daha ufak da olsa burada daima bir Yahudi cemaatininin var olacağını ümit ederek yaşıyorum. Yılların verdiği hayat tecrübem ve gözlemlerim beni şu sonuca ulaştırdı; İzmir'in Yahudi Türk'leri, eskisinden çok daha fazla Müslüman Türk toplumu ile kaynaşmış durumdadır. Doğduğu günden ölene kadar, okullarda, iş hayatında ve sosyal yaşamında daima beraberdir. İzmir'in kosmopolit yapısına tamamen uyan Yahudi Cemaati özellikle Müslüman Türk'lerle entegre olmuş, aynı duyguları paylaşan, aynı yollarda yürüyen bir bütünün parçasıdır.


İzmir Yahudileri (1)Henri Nahum gözüyle Izmir Yahudileri

http://www.tulumba.com/

19.-20. Yüzyil

Izmir, eski Osmanli Imparatorlugu'nun çok cemaatli yapisini en iyi sekilde temsil eden sehir olmustur. Sam ve Kahire'nin çogunlugu Arap, Selanik'in de çogunlugu Yahudi iken, Izmir; Türk, Rum, Ermeni ve Frenklere (yani uzun süredir oraya yerlesmis Batili Latinler) ev sahipligi yapiyordu. Avrupa'nin iktisadi ve kültürel etkisi burada kendini çok çabuk gösterdi: Sehir ve liman 17. yüzyilin ilk yillarindan itibaren gelisti ve Izmir faal ve basarili bir uluslararasi antrepo haline geldi. O dönemde gayrimüslim koloniler sehre yerlesti: Rumlar, Ermeniler, ayni zamanda da Venedikliler, Fransizlar, Ingilizler, Hollandalilar. 1700 yilinda Izmir, 20. yüzyila kadar koruyacagi yari-sömürge şehri görüntüsüne sahipti. Izmir Yahudi cemaati ise 16. yüzyildan itibaren Iber Yarimadasi'ndan bir göç sonucunda olustu. Bu cemaatin Izmir tarihinde özel bir yeri vardir. Birinci Dünya Savasi'na kadar farkli ve çogu zaman karsit etkiler altinda kalan Izmir Yahudi cemaati, '20'li yillardan itibaren, -göçe ragmen- kentin neredeyse tek gayrimüslim cemaati olacaktir. Henri Nahum bize Izmir Yahudilerinin bir durgunluk döneminden sonra, Avrupalı katkılar, özellikle de karmaşık bir egitim ve kültür sistemi aracılığıyla cemaati modern bir dünyaya sokan Alliance Israelite Universelle'in etkisiyle nasil canlandigini göstermektedir. Siyonizm ve göç gibi yeni egilimler ortaya çikarken, Türkiye Cumhuriyeti, Yahudileri laik ve milliyetçi bir devlete tamamiyla entegre etmeyi hedeflemektedir. Bu entegrasyonun zorluklari, sonunda da başarrısızlığı bizi, türdes bir ulus-devlette bir azinlik cemaatinin yeri hakkinda düsünmeye sevk etmektedir. Paris Tip Fakültesi'nin seçkin bir profesörü olan Henri Nahum, Izmir'de uzun süre içine kapanik yaşadıktan sonra dünyaya açilan bir cemaatin serüven ve mücadelelerini canli ve ayrintili bir sekilde anlatmaktadir.


İzmir Yahudileri (5)Sara Pardo`nun İzmir Yahudileri>

Avram Ventura

http://www.salom.com.tr/

Sara Abla, diline, kalemine sağlık! Yıllardır bizlere olduğu kadar İzmir’i görmeye gelenlere tarihsel geçmişimizi, kültür ve geleneklerimizi anlattın. Sürekli bir arayış içinde, yeni kaynaklar peşinde koşarak bilgilerini çoğaltmaya, kitap ve makalelerin yetersiz olduğu yerlerde, kişilerin anılarından yararlanarak araştırmalarındaki boşlukları doldurmaya çalıştın. Bir araya geldiğimizde hep konuştuk: Söz uçuyor, anlatılanlar unutuluyor; bunların bir şekilde yazıya dökülmesi gerekir! Sonunda imzanı taşıyan kitap gün yüzüne çıktı: Sevgili İzmir Beni Tanı, Dünden Yarına İzmir Yahudileri.

Senin de önsözünde belirttiğin gibi, bu bir tarih kitabı değil; ama dilinin döndüğü, ulaştığın kaynakların ışığında, dünden bu güne, konuşma dilinin akıcılığı içinde tarihimizi anlatıyorsun. İzmir Yahudilerinin geçmişini, son on beş yıla kadar, ancak birkaç yazarın yüzeysel anlatımlarıyla öğrenmeye çalıştık. 500. yıl etkinliklerinin tetiklemesi, araştırmacı yazarların özverili çalışmaları, yayınevlerinin bu konuya biraz daha olumlu yaklaşımlarıyla, farklı yapıtları okuma olanağımız doğdu. Kuşkusuz, bu araştırmacıların çalışmaları yanında, kitapta verdiğin bilgiler, bunlardan tümünün kısa bir özeti sayılabilir. Uzun yıllardır karanlıkta yolunu arayan birçoğumuz için, bu bilgiler bile doyurucu niteliktedir.

Bölüm başlıkları sözlerimi güçlendirmekte olduğu kadar, bu kitabın içeriğini tanıtmak için yeterli olabilir:

Yahudileri Tanıyalım,
İzmir Yahudilerinin Tarihi,
İzmir Yahudi Kültüründen Bir Demet,
İzmir Yahudilerinin İlahiyat ve Entelektüel Çalışmaları,
Sosyal Yaşam - Doğumdan Ölüme, İzmir Yahudilerinin Yaşayan Kültür Mirası, Her Yönüyle Bugünkü İzmir Yahudi Cemaatine Toplu Bakış.


Bana göre, bu kitabın en önemli özelliği günümüze tanıklık etmesidir!

İzmir’de azalan Yahudi nüfusunun, yüzyıllardır süren kültür ve geleneklerini koruması giderek güçleşmektedir. Yıkılan sinagogların bir kısmı onarılabilirken, bir kısmı da üzülerek söylemek gerekir ki gözden çıkarılmak zorunda kalınmaktadır. Bu yüzden kentimizde yalnız toplum bireylerimiz değil, onlarla birlikte kültürel değerler eksilmekte, yaşam şekilleri çağa uygun bir değişim geçirmektedir. Biz, nasıl ki birkaç kuşak önceki bilgi ve belgelere ulaşmakta zorlanıyor, yitirilen kültür ve değerleri yerine koyamıyorsak, bizden sonraki kuşakları düşünerek, kalıcı çalışmalara yönelelim. Bu amaçla onlara, günümüzü yansıtan her türlü yazılı ve görsel bilgiyi bırakmayı bir görev saymalıyız.

Sevgili Sara Abla, anlattığım bu nedenlerden dolayı, yılların birikimi olan bu kitabının önemi daha çok ortaya çıkıyor.

Özenli baskısı yanında, ülkemizin iki ustasının, Yusuf Tuvi ve İzzet Keribar’ın, bu çalışmada fotoğraflarıyla yer almaları, daha önce vurguladığım günümüze tanıklığı yönünden, kitaba ayrı bir değer katmakta, farklı bir önem kazandırmaktadır.

Bu ilk kitap, umarım yeni doğumları da müjdeler!


İzmir Yahudileri 67)
İzmir Yahudileri (7)
'
 
Sara Pardo öncülüğünde İzmir Yahudi cemaati tarafından restore edilen Havra Sokağı civarındaki Sinagog'lardan ikisi.