Dümeni Yaratıcılığa Kırmak

Ursula la Guin



Anasayfaya

Eleştiri sayfasına

15.11.2017

 

  Editörün Notu: Yazıların güçlü akışından dolayı varsın dümen kırılsın; nasıl olsa Ursula'nın dediği gibi, "metin kendi gideceği yolu biliyor,kendini sessizce yazdırıyor"yazarına. Yeter ki biz bu akışa kendimizi uyumlandırıp metnin sesine kulak vermeyi başaralım, hangi bakış açısından yazacağımıza ve neler yazacağımıza karar verelim.  Cümlelerin akışına, netliğine, anlam ve ses değerlerine; birbirleri arasındaki uyum ve dengeye  dikkatli ve duyarlı olalım. Noktalamanın ve imlanın önemini unutmayalım. vb...(Hülya Soyşekerci)

 

Dümeni yaratıcılığa kırınca kimler kırılır en çok?

“Dümeni Yaratıcılığa Kırmak” içinde bilinç oluşturmaya yönelik alıştırmaların bulunduğu bir çalışma kitabı. Bunun için de ilk olarak, yazıyla uğraşanların ve yazarların bilmesi gereken konulara odaklanıyor Ursula K. Le Guin: Elimizdeki malzemeyi en etkin ve yetkin biçimde kullanmaktan dilbilgisine, diyaloglardan gerekli/gereksiz tekrarlara kadar...

ÖZEN YULA

http://vatankitap.gazetevatan.com/

Ursula K. Le Guin deyince birçok okurun kafasında benzer bir imge canlanır sanırım. Bu, bilimkurguyu edebiyatla besleyen bir yazarın “marka”sıdır. Usta bir yazarın marka olduğunu söylemek edebiyatın doğasına uygun düşmez. Ama işin aslı, bir reklam terimi olmak hiçbir hakiki yazarın işine gelmez. Markalar onlu yıllarla ve trendlerle beslenir. Oysa edebiyatçı zamanın süreğen olma niteliğiyle ve bütün trendlerin ötesinde kalma halleriyle beslenir. Ursula K. Le Guin iyi bir yazar, has bir edebiyatçıdır. Bilimkurguyu edebiyatın gerçek bir parçası kılmak onun işidir. Felsefeyi anakronizmlerle besleyerek, sarmalayarak alegorileri inanılır kılmaktır onun ustalığı. Meşakkatli bir yolu seçer Le Guin. Bu nedenle de en nev’i şahsına münhasır yazarlardan biri olarak belirir dünya edebiyat sahnesinde. 1929 doğumlu yazar “Karanlığın Sol Eli”, “Mülksüzler”, “Yerdeniz Öyküleri” gibi romanlarıyla gerek eleştirmenler gerekse okurlar bakımından yetkin bir yere konulmuştur. Günümüzde Oregon’da yaşamaktadır.

Böylesine etkileyici bir yazar, “yaratıcı yazarlık” üzerine yazmaya karar verdiyse orada bir durmak gerek. Zira her türlü biçimi, kurguyu, anlatı hünerini bilen bir yazarın hem işin ehli olanlara hem de bu alana yeni girmeye karar verenlere eşsiz bir kılavuz olacağı tartışma götürmez bir gerçek.

Yazarın saptamasıyla,“Dümeni Yaratıcılığa Kırmak” içinde bilinç oluşturmaya yönelik alıştırmaların bulunduğu bir çalışma kitabı. Bunun için de ilk olarak, yazıyla uğraşanların ve yazarların bilmesi gereken konulara odaklanıyor. Öncelikle elimizdeki malzemeyi en etkin ve yetkin biçimde kullanmamız gerektiği ortaya konuyor. Malzememiz kelimeler ve noktalama işaretleri olduğu için, gramer bilgilerimizi, noktalama işaretlerinin kullanımı konusundaki deneyimlerimizi yeniden gözden geçirmemizi öneriyor. Bu konuda çok da haklı. Noktalı virgülden tireye, ünlemden üç noktaya varıncaya dek bütün noktalama işaretlerini nerede ve nasıl kullanacağımızı bilmek elzem. Bunun yanı sıra kelimeleri anlamlarını bilerek, birbirleriyle ikâme edilebilecekleri durumları netleştirerek değerlendirmemiz üzerine alıştırmalar veriliyor. Fazla ve gereksiz bağlaç kullanımı konusuna dikkat çeken yazar, cümle uzunluğu ve karmaşık sözdizimi konularında da cümle içinde kelimeleri nasıl yanlış yerleştirdiğimize ve anlamı kaydırdığımıza ilişkin belirlemelerde bulunuyor. Yazıda tekrarların ne zaman önem kazandığını, ne zaman manasız ve yorucu olduğunu göz önüne seren yazar, alıştırmalarla pekiştirici örnekler kuruyor konunun meraklılarına.

Ustalardan örnekler

Bu saptamalar arasında konuları daha net anlamamız için verilen örnekler usta yazarların eserlerinden seçilmiş. JaneAusten’danCharles Dickens’a, Harriet Beecher Stowe’dan Virginia Woolf’a dek birçok usta ismin nitelikli eserlerinden alınan bölümler okura verilen örneklerin nasıl işlediğini göstermeye yönelik. Sıfatlar, zarflar, fiiller üzerinde durup net belirlemelerle yazının esasının “doğru kelimeyi seçme” meselesinden geçtiğinin üzerinde de duruyor Ursula K. Le Guin.

Bakış Açısı ve Anlatıda Ses başlıklı bölümdeayrıntılı olarak anlatıcı kavramını irdeliyor. “Güvenilir anlatıcı”dan “Müdahil yazar” ve “Mesafeli yazar”a ses kavramını tartışıp birinci tekil şahıs, üçüncü tekil şahıs kullanımlarını örneklerle gösteriyor. Roman içinde bakış açısı değiştirmenin ne kadar özenle yapılması gereken bir iş olduğunu vurguluyor. Aksi takdirde anlatılanlar okurda kafa karışıklığı yaratacaktır.

Öncelikle yazarın kendisi neyi hangi bakış açısıyla anlattığı konusunda emin ve hassas olmak zorundadır. Ursula K. Le Guin verdiği alıştırmaların genelinde yazarlık denemesi yapan kişilerden, verilen konuyu en net biçimde ortaya koymalarını, sabırlı olmalarını, yeniden farklı biçimde yazmalarını öneriyor.

Hatta bazen mümkün olduğunca az diyalog kullanarak anlatıcı kimlikleriyle anlatmalarını istiyor. Bütün bu alıştırmalar yazarlar ve yazı meraklıları için gayet iyi denemeler. Son bölümde “Okullarda verilen ve genelde pek de faydalı olmayan ‘yaratıcı yazarlık’ eğitimi, yerini yazı atölyelerine bıraktı” (s.131) saptamasını yapan Ursula K. Le Guin’in “Çalışma Grubu Atölyeleri” üzerine sözlerine özellikle dikkat etmek gerek.

Günümüzde özellikle “yaratıcı yazarlık” konulu kitapların sayıca artması güvenilir kaynak bulma sorununu da beraberinde getirdi. Her alanda olduğu gibi bu alanda da bir nitelik sorunu yaşanıyor. Ama yazıyla ilgilenenlerin “hikâye denizine yelken açmak için bir 21. yüzyıl kılavuzu” alt başlığını taşıyan bu kitabı almaları ve önemseyip çalışmaları iyi olur. Özellikle usta bir yazarı en anlaşılır biçimde Türkçeye kazandıran ve karmaşık bir yapıyı düzgün ve anlaşılır bir terminolojiyle Türkiye’deki yazı meraklılarına sunan çevirmen Damla Göl zor bir işin üstesinden hakkıyla gelmiş.Bu kitabı okursanız yazmanın ne kadar meşakkatli bir uğraş ya da yaşam biçimi olduğunu bir kez daha görürsünüz ve belki, düşünürsünüz.  


 

Okumadan dümen kırmak

Yaşayan en büyük edebiyatçılar arasında gösterilen Ursula K. Le Guin’in notlarından oluşan “Dümeni Yaratıcılığa Kırmak” Hep Kitap’tan çıktı. Le Guin, hevesli yazarlara kelimelerin rotasını işaret ediyor ancak önce okumak gerektiğini atlıyor. 20 Haziran 2017 - ZEKİ DURSUN

Türk toplumu yazıya ne zaman geçti desek? Birileri bana ezberi bir şekilde, Türkler 8. yüzyıldan beri yazıyorlar, diyecek olursa size tavsiyem o birilerinin yanından hemen ışık hızıyla uzaklaşın. Neden mi? Kastımın yazılı kültür oluşturmak olduğu aşikar. Yazılı kültür için de yazılı ortam gerekli. Bugün için yazlı ortam imkanları, yeterince fazla. Ama bir problem ile karşı karşıyayız: “Yazı dayatması”. Hatta bir adım daha ileri götürecek olursak “görsel şiddet”. Yazılı ve görsel bir şiddete maruz kalmış durumdayız bugün. Neden mi? Okumadan yazdığımızdan olsa gerek. İlk yazılı çoklu ortam bağlamında gazete, okuma’sı zayıf bir toplumun içine doğdu. Yazmak bizim için yeni bir şey. Yepyeni aşaması aşıldı ama yeni de bir “şey”.

YAZMAMAK ERDEMDİR

Yazmakla ilgili bütün teoriler, bu “şey”den başlıyor. Batı toplumu için anlamlı “şey”in ne olduğunu anlatmak. Çünkü Batı toplumu yazı kültür üzerinden iletişim kurabilen bir birliktelik. Ursula K. Le Guin’in Dümeni Yaratıcılığa Kırmak adlı çevirisini okurken yazmanın “şey”sinin Türkçe karşılığını düşündüm. Türkçede yazmak “şey”si nedir?

Birilerinin, yazmak meraklısına, “Okumadan yazmak mümkün değildir”i bağırarak söylemesi lazım. Bir de okumasına rağmen yazamayanlar var. Ama çok okuyup hiç yazamayanlar “hal”lerini bildikleri için yazma “şey”sinden uzak duruyorlar. Gayet erdemli bir davranış. Asıl sorun hiç okumayıp ya da az okuyup da yazma “şey”sini elde etmek isteyenler.

Bütün bu olumsuz duruma rağmen yazma “şey”sinin bir ustaya ihtiyaç duyduğu kanaatini de hem taşıyorum hem de koruyorum. Le Guin de kitabının zihninde yazma “şey”si olanlara yönelik olduğunu söylüyor. Bir yazı “şey”si çalışma kitabı hazırlamış. Düşüncelerini alıştırmalarla pekiştirmeye çalışmış. Bir hikaye kurgusu için 8 ara başlık belirlemiş. Alıştırmaları da güzel fakat kitapla ilgili aklımda iki eleştiri beliriyor: 1- Kitap yazılı kültürün bir ürünü. Bizim gibi yazıyı geç tanımış bir toplum için “herkes hikaye edebilir” demek ne kadar gerçekçi? 2- Kitap çevirmenine ve kitap editörüne itirazlarım var özellikle alıştırma bölümleri için. Le Guin, bu çalışmayı İngilizce yazan bir toplum için hazırladığı için verdiği örnekler İngiliz okurun bildiği ve İngilizcenin etkisini gösterdiği metinler. Elbette zaten okuyan biri bu metinlerden haberdar olmak zorunda ama alıştırmalardaki vurguların İngilizce düşünce kurgusu ile yapılmış olması, yazarın anlatmak istediklerini belirsizleştiriyor. Bu yüzden olsa gerek çevirmen de bazı yerlerde dipnot ile açıklama yapmak zorunda kalmış. Yeterli mi? Yeterli değil. Madem bir çeviri olacak üzerinde biraz daha çalışmak gerekirdi. Le Guin’in İngilizce kurduğu kurgu sisteminin Türkçe metinler üzerinden verilmesi daha anlamlı olurdu.

Kitabın bir faydası şu bence: Le Guin gibi bilim kurguda meşhur olmuş, bugün Türkçe’ye Yerdeniz Serisi, Karanlığın Sol Eli, Mülksüzler ve Sürgün Gezegeni gibi kitapları çevrilmiş bir yazarın kurgu dünyasını anlamak bakımından önemli. Kitabı, bilimkurgu severler, Ursula’nın kitaplarındaki kurguyu yakalamak isteyenler için tavsiye ederim. Bir daha başa dönelim: Okumadan yazarın “şey”si anlaşılmaz.

 

Dümeni Yaratıcılığa Kırmak - Ursula La Guin

 

Dümeni Yaratıcılığa Kırmak
M. İhsan Tatari

Fantastik ve bilimkurgu kadar, genel anlamda yazın dünyasının da yaşayan en büyük ustalarından Ursula K. Le Guin‘e duyduğumuz saygı ve hayranlığın haddi hesabı yok sanırım. Hepimiz onun yazdığı hemen hemen her şeyi büyük bir beğeniyle okuyor, daha fazla eserine kavuşmayı dört gözle bekliyoruz. İtiraf etmesek de gizliden gizliye istediğimiz bir başka şey de günün birinde onun kadar iyi yazabilmek…

İşte tam da bu noktada devreye giriyor Dümeni Yaratıcılığa Kırmak ve muazzam bir kaynak olmayı vadediyor bizlere. Le Guin’in 1996 yılında verdiği 5 günlük yaratıcı yazarlık atölyesi sayesinde ortaya çıkan kitap, yazarlık tavsiyelerinden tutun da püf noktalarına dek pek çok kıymetli bilgi içeriyor kraliçemizin ağzından. Bakın Le Guin kitabın önsözünde bu çalışmasını nasıl tanımlıyor:

Bu elinizde tuttuğunuz kitap, hikâye anlatıcıları için bir el kitabıdır. Öncelikle şunu söylemem gerek, bu kitap yeni başlayanlar için değil. Hedef kitlesi, zaten yazdıkları üstünde yoğun şekilde çalışan insanlar. On beş ya da belki de daha fazla sene önce, atölyelerime gelen öğrencilerim oldukça ciddi ve yetenekli yazarlardı; ancak noktalı virgül kullanmaktan korkuyor, metindeki bakış açısını manzaraya baktıkları açıyla karıştırmaya meylediyorlardı. Gemileriyle Pasifik’i aşmadan önce, zanaatları üzerine çalışmaları, işin tekniğini öğrenmeleri ve bazı seyrüsefer becerilerini kazanmaları gerekliydi. Bu yüzden 1996 senesinde noktalama işaretleri, cümle uzunluğu ve dilbilgisi gibi oldukça seksi konuları içeren ve yazının göz alıcı özellikleri üzerine yoğunlaşan “Dümeni Yaratıcılığa Kırmak” adlı bir atölye hazırladım. Bu beş günlük atölye, karşılarına çıkacak tüm noktalı virgüllerle yüzleşmeye, her türlü fiil kipini ehlileştirmeye hazır ve nazır on dört gözü pek yazarı bir araya getirdi. Onların bilgileri ve geri bildirimleri benim için çok değerliydi. Notlarımı ve onların yanıtlarını kullanarak, bu atölye çalışmasını tek bir yazarın yahut küçük bir grubun kendi kendilerine kullanabilecekleri tartışma başlıklarını ve alıştırmaları içeren bir kitaba dönüştürdüm. hep kitap tarafından Damla Göl çevirisiyle dilimize kazandırılan kitabın arka kapak yazısı şu şekilde: Bir içgüdüdür aslında yazarlık. Kimseye tam olarak anlatılamayacak bir çağrı gibi ele geçirir insanı ve kurulan bir hayal bütün gerçekliğe baskın çıkar. Kâğıda dökülenden çoğu kez memnun kalınmaz, eksiklikler fark edilir ancak adı konulamaz. İşte bu noktada, Amerika’nın yaşayan en önemli yazarlarından Ursula K. Le Guin size kendi sırlarını açıyor ve yaratıcılık denen bu fırtınalı denizde tüm yazarların elinden tutup, onlara dalgalarla nasıl boğuşacaklarını gösteriyor.

Modern çağda yazı yazmanın zorlukları da var bu kitapta; “Doğru yerde doğru kelimeyi kullanarak bir ritim yakalamak mümkün mü?”, “Bakış açısında tutarlılık metni nasıl etkiler?” gibi soruların yanıtları da. Dümeni Yaratıcılığa Kırmak, yalnızca bir kitap değil; alıştırmalar ve püf noktaları ile dünya edebiyatına damga vurmuş isimlerin gizemlerinin peşine düşeceğiniz bir harita, sizi ve hayallerinizi yutmak üzere olan bilinmezlere karşı rotanızı belirlemenizi sağlayacak bir pusula da aynı zamanda. Haydi, siz de dümeni yaratıcılığa kırın!

Kitabın önsözünü de içeren 16 sayfalık ön okumasına yayınevinin sitesinden ulaşabilirsiniz. Bu eşsiz hazineyi kaçırmayın!


Yazdığının bir sesi var, duyuyor musun?
Dümeni Yaratıcılığa Kırmak
URSULA K. LE GUIN
Çeviri: Damla Göl


Ursula K. Le Guin’in tavsiyeleriyle bir metin yazmayı, mutluluğu, korkuyu, kederi onun söylediği yöntemlerle tasvir etmeyi, yüksek sesle okumayı, kulağınıza iyi gelmeyen yerleri bir daha çalışmayı deneyin.

PELİN ALPASLAN

Yazmadan yaşayamıyorsunuz. Yazıyorsunuz, yırtıyorsunuz, beğenmiyorsunuz. Ya da tam tersi yazdığınız her şeye büyük bir hayranlık besliyorsunuz. İkisi de mümkün. Ama ortada bir gerçek var, yazmak istiyorsanız bunun için büyük bir emek harcayacaksınız ve en önemlisi nasıl yazacağınızı bileceksiniz. Bunu size kim anlatsın istersiniz? Ursula K.Le Guin’e ne dersiniz? Bence ceketinizin önünü ilikleyin ve ustanın dersine kulak verin.

Kitabın adı Dümeni Yaratıcılığa Kırmak/ Hikâye Denizine Yelken Açmak İçin Bir 21. Yüzyıl Kılavuzu. Ursula K. Le Guin’in atölyelerinden yola çıkarak hazırladığı bu kitap bir kere baştan söyleyelim, yeni başlayanlar için değil. Hedef kitlesi, zaten yazdıkları üstünde yoğun şekilde çalışan insanlar..

Le Guin’in atölyelerinden örnekler verdiği, her başlıkta önemli bilgilerle karşılaşacağınız bu kitap, eğer yazarlığa baş koyduysanız, en çok “başardım” dediğiniz noktada bile “başucu kitabı”nız olmalı..

Kitap editörlüğü yapanlar bilirler, yazarlardan gelen metinlerde noktalama işaretleri kimi zaman özensiz kullanılabilir. Bu, her cümleyi iki kere okumak zorunda bırakır sizi. Çünkü noktalama işaretini nereye koyduğunuza göre cümlenin anlamı fevkalade değişebilir. İşte Le Guin’in kitapta önem verdiği maddelerden biri de bu: “Noktalama işaretleriyle pek alakanız yoksa veya onlardan korkuyorsanız, bir yazarın çalışmak için sahip olduğu en güzel, en zarif araçlardan bazılarını ıskalıyorsunuz demektir. Zira noktalama işaretleri, bir okuyucuya yazdıklarını nasıl duyacağını söyler!”.

Yüksek sesle oku

Ustaya göre, dilin sesi her şeyin başladığı yer. Başta garip hissedebilirsiniz ama sesli okumak gerekiyor metinleri. Bir cümleyi sınamanın yolu da bu: Kulağa düzgün geliyor mu, gelmiyor mu? Dilin temel unsurları var ve bunlar fiziksel. Kelimelerin çıkardığı tınılar, aralarındaki ilişkiyi belirten ritimleri oluşturan sesler ve sessizlikler… .

Ve yazıya gönül verenler. Lütfen şu cümleyi çalışma masanızda bir yere yazın: “İyi bir yazar, tıpkı iyi bir okur gibi, metni zihninde duyar! […] Yazarlar, kendi yazdıklarını dinlemek ve yazarken duyabilmek için kafalarının içindeki bu kulağı eğitmeliler.”.

Muhteşem olmak Ursula K. Le Guin’in kitaptaki alıştırmalarını önemsemenizi tavsiye ederim. Bunlar “Muhteşem Olmak” başlığı altındaki dersler. Hocamız ilk önce zevk için yazmanızı, yazdığınız cümlelerin seslerine ve ritimlerine kulak vermenizi istiyor. .

Fakat, “serbest yazın” demek istemiyor. Ama kontrolü biraz daha gevşetin. Kelimelerin seslerini, vurgularını ve yankılarını, size yol göstermeye teşvik edin. O muhteşem dilinizin size sunduğu orkestrayı tam kadro kullanın. .

Ursula K. Le Guin’in tavsiyeleriyle bir metin yazmayı, mutluluğu, korkuyu, kederi onun söylediği yöntemlerle tasvir etmeyi, yüksek sesle okumayı, kulağınıza iyi gelmeyen yerleri bir daha çalışmayı deneyin. Resim yaparken nasıl ki yaptıkça bileğiniz antrenmanlı oluyor ve ilk çizdiğinizden, ikinciden, yedinciden, onuncudan daha farklı çizgiler ortaya çıkarıyorsanız, bu alıştırmaları yaptığınızda da sonuç epey farklı oluyor. .

Gereksiz bağlaçlar

Tavsiyelerden en dikkat çekenlerinden biri de “Bağlaç Zehirlenmesi” bölümüydü. Bakın ne diyor Le Guin: “Bağlaç kullanarak kısa cümleleri birbirine iliştirmek, meşru bir biçimsel üsluptur; ancak bilinçsizce kullanıldığında, hikâyeyi takip etmeyi zorlaştıran çocukça bir monotonluk oluşturur.”.

Yani özetle, yerli yersiz bağlaç kullanmayın diyor. Kitapta bolca alıştırma var.

Gazeteciler ve öğretmenlerle ilgili bir tespiteyse gülümseyerek bakıyorum ama katılmamak mümkün değil ey okur! .

“Gazeteciler ve öğretmenler iyi niyetli olabilirler, ama kaçınılmaz şekilde de otoriter ve buyurgandırlar. Onların tuhaf keyfi kuralları, aynı kelimeyi aynı sayfada birden fazla kez kullanmamızı yasaklar. Bu yüzden zoraki karşılıklar ve yerine kullanabileceğiniz alternatifler bulmak için umutsuzca eşanlamlılar sözlüğüne sarılırız.” .

Şimdi size kitaptan bir cümle vereceğim: “Çalışma odasında çalışıyordu. Üzerinde çalıştığı kitap Platon’du…” Kitabı okumaya başlamadan buradaki yanlış üzerine düşünür müsünüz lütfen? .

Ve bu cümleyi lütfen yüksek sesle okuyun. .

Bir sıkıntı hissettiniz mi? .

Hissetmediyseniz bu kitapta sizin için çizilecek çok satır olduğunu belirtmeliyim. .

Bu aslında bir çalışma kitabı. Verilen alıştırmalar, bilinç oluşturmaya yönelik. Bu alıştırmaların hedefi, düzyazının belli unsurlarıyla hikâye anlatıcılığının belirli teknikleri ve biçimleri hususunda farkındalığınızı netleştirip pekiştirmek. .

Yazı yazmak var olma nedeniniz olabilir. Ve biraz desteğe de ihtiyaç duyabilirsiniz. .

Bu destek size Ursula K. Le Guin’den geliyorsa, şansınıza teşekkür etmelisiniz.

 

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!