Frederyck Chopin


Chopin ve Tarih içinde Müzik

 

Anasayfaya
Eleştiri sayfasına


 
Editörün Notu :
"Piyanonun Şairi" Frederick Chopin - Gelmiş geçmiş en büyük piyano bestecilerinden biri olan Frederick Chopin'in bu yıl 200. doğum yılı kutlanmakta.  Kulübümüzde bir Chopin Günü düzenleyerek hem "Tarih İçinde Müzik" i,  hem de Chopin'in özgeçmişini inceleyerek eserlerinden parçalar dinledik.  Müzik dolu bir gün içinde Sayın Ünal Öziş'in Donizetti'nin üç İngiliz Kraliçesi hakkında bestelediği üç operanın sunumunu izledik. 

 

Tarih İçinde Müzik

Hazırlayan : Eren Arcan

Müziğin Başlangıcı

Müzik kelimesi, Yunan mitolojisinde sanat ve bilim konularında ilham veren perilerin ortak adı olan “muse” sözcüğünden türemiştir. Müziğin, insanoğlunun doğanın seslerini taklit etmesi ile başladığı düşünülmektedir. Yapılan arkeolojik kazılarda MÖ 10,000 yıllarından kalan müzik aletleri bulunmuştur. Batıda müzik ilk kez MÖ 500 yılında Pitegoras tarafından belgelenmiştir.

GiottoOrta Çağda Batı Müziği 500- 1400

Kökleri hıristiyan klisesine dayanan batı müziğinin temeli Yahudi ve Bizans dinsel ”chant”’lerine dayanır.. İlk müzik parçaları olan bu “chant” ler. monoton şekilde söylenen dinsel melodilerdi. “Gregorian chant” olarak tarihe geçen monofonik – tek sesli– müzik şekli, İlk olarak, Papa Gregori I tarafından notaya dökülmüştür. Dindışı müzik, gezgin Fransız ozanlar olan trubadur, trubadirler tarafından seslendirildi.

Chant’lere ek olarak polifonik, yani iki ya da daha fazla melodinin armoni içinde aynı zamanda seslendirilmesine yine Orta Çağda, XI yüzyılda başlandı.

TinterettoRönesans Ezgileri 1420-1600

Hümanizma ve bireyselliğin ön plana çıktığı büyük bir kültürel uyanış olarak tanımlanan Rönesans devrinde, sanat, fen ve edebiyat büyük aşama kaydetti. Teknolojinin gelişmesi ve matbaanın bulunması ile basılan müzik partisyonları geniş kitlelere ulaştı. Müzik kilisenin boyunduruğundan kurtuldu.

Bu dönemde genelde dört, altı sesten oluşan, enstümansız söylenen şarkılar olan madrigaller, müziksiz çok sesli ilahiler olan motetler ve şarkılar repertuarlarda yerini aldı. Enstrumental müzik ve dans müziği sıklıkla icra edildi. Plestrina’nın eserleri ile Polifoni altın devrini yaşadı.

Rönesans RubensRönesansa Tepki: Barok 1600-1750


Yüksek Rönesans stiline karşı bir tepki olarak ortaya çıkan barok dönemde, mimari gibi müzik te de süslü bir tarz oluştu. Johann Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, Domenico Scarlatti dönemin önemli müzisyenleri arasında yer aldı. Resimde Vermeer, Rembrandt, edebiyatta Cervantes, Milton, Racine, bilimde Newton ve Galileo önemli tarihi kişilikler arasına girdi.

Canon ve fügler polifonik müziğin yeni örnekleri oldu. Fügün üstadı olan Bach 300 yıl sonra bile, caz sanatçılarına ilham verdi. Polifoni hala popüler olmasına rağmen homofonik (eşsesli) müzik gelişti. Opera Yunan tiyatrosunu modelleyen yeni bir müzik türü olarak ortaya çıktı. Claudio Monteverdi Floransa’da ilk operayı yazdı.

Önceleri kibar salonlarda icra edilen eserler daha sonra büyük sahnelere taşınarak yeni müzikal fikirlerin ve tekniklerin denendiği türleri oluşturdu. Dans müziği enstrumental suitler halinde sunulurken, oratoriolar George Frederic Handel’in eserlerinde ölümsüzleştı

FrangonardKlasik Dönem 1750-1820

Antik Yunan’daki denge, oran ve disiplinli anlatıma bir dönüş olduğu için 1750-1820 yılları arasındaki döneme “klasik dönem” adı verildi. Klasik müzik sade ve temiz niteliğiyle, önceki süslü, kalabalık polifoniyle bezenmiş müzikten farklıydı.

Yeni oluşan aristokrasi, daha önce kilisenin ve kralların üstlendiği sanatkarları hamisi olma görevini üstlendi. Yeni patronlar kişisel olmayan ama, aynı zamanda melodik ve zarif olan parçalar sipariş ediyorlardı Eskinin minuet ve gavotlarının yerini serenad ve divertimento’lar alıyordu. Italyancada eğlendirici anlamına gelen Divertimento 18. yüzyılın müzik türlerinden biri oldu.

Homofonik müzik dönemin gözdesiydi ve sonat bu dönem müziğinin ana formuydu. Klasik sonat iki ana temanın eser boyunca çatışarak son bölümde çözüme ulaşması olarak form buldu. Bu düzenleme kompozitörlerin enstrumental parçalara dramatik vurgu yapmasını sağlıyordu. Kuartet, senfoni ve konçertolar bu ana kavram etrafında bestelendi.

Merkezi Viyana olan müzik imparatorluğunun üç dev kompozitörü Wolfgang Amadeus Mozart (1756-1791), Franz Joseph Haydn (1732-1809) and Ludwig Von Beethoven (1770-1827) oldu.

ConstableRomantizm 1820-1900
Neoklasik Düşünceye Başkaldırı

Aydınlanmaya ve endüstriyel devrime tepki olarak gelişen Romantizm döneminde sanatçılar klasik düşünce sistemine başkaldırdılar. 18. yüzyıl insanı akıl, mantık ve yargılamayı vurgularken romantik dönemin insanı düşgücünü, duygusallığı ön plana çıkardı. Duyguların mantığa galebe çaldığı sanat eserlerinde aşk, düşsellik, ulvî duygular, macera, dehşet, kahramanlık, egzotik dünyalara merak işlendi. Doğanın muhteşemliği ve gizil gücü karşısında duyulan hüşû, yeni estetik kanallar oluşturdu. Halk sanatına ve eski geleneklere ilgi arttı. Duygusallığın akıcılığı ve sınır tanımayan özgürlüğü eserlere yansıdı.

Neoklasiklerin toplum değerlerini ön plana çıkarmasına karşın romantikler bireyi baştacı ettiler. Neoklasikler otoriteye ve kurallara önem vererek, aristokrasiyi savunurken, romantikler özgürlüğe önem vererek sıradan insanı savundular. Gerçek dünyadan kaçış olan romantizm ekolüne dahil olan bu sanatçılar fen ve teknoloji yerine, doğaüstüne ve gizemli olana merak sardılar. Gecenin ilham verdiği müzik parçaları olan nokturnler, ve duygu yüklü rapsodiler, akıcı ve doğaçlama müzik olarak ortaya çıkan impramtu’lar sıklıkla görülmeye başlandı. Bu devirde Chopin, Mendelsohn, Berlioz, Brahms, Bizet. Debussy, Liszt, Schubert, Puccini, Verdi, Tchaikovsky ve daha nice besteci, olağanüstü eserler verdiler.

Romantizm yanlızca müziği değil doğal olarak sanatın her alanını etkiledi. Blake, Wordsworth, Coleridge, Byron, Keats, and Shelley gibi şairler Gericault, Delacroix, Friedrich, Goya, Turner gibi ressamlar eserlerini büyük bir özgürlük içinde meydana getirdiler.

Bir olay, ya da bir resim veya bir sahne canlandıran muzik türü olan program müziği gelişti. Beethoven bu türde senfonileriyle öncülük yaptı. Mussorgsky, Bir Sergiden Enstantaneler ile müzikle resim çizdi. Verdi Aida’le operasıyla Mısır’I betimledi. Mahler senfonik şiirler besteledi, Mendelssohn ve Chopin piyano için kısa tasfirler yazdı. Schumann sanatsal şarkılarını besteledi.

Romantik dönemde ayrıca kompozitörler ulusal kimliklerini müzik yolu ile ifade etmek istedikleri için vatanperverlik ana temalardan biri oldu. Halk ezgileri klasik müzik parçalarına dahil edildi. Chopin’in polonezleri, Liszt’in Macar Rapsodileri, Brahms’ın Macar Dansları gibi pek çok yerel motifli eser meydana geldi. Ayrıca romantik dönem, Liszt, Chopin gibi virtüöz yorumcuların altın devri oldu.

KandinskyModern Müzik: 1900 den Günümüze

Yirminci yüzyıl, yeni deneysel müzik türlerini araştırmanın ve bulgulamanın heyecan veren dönemi oldu. Giderek yaygınlaşan heterojen müzik coğrafyasında İzm- ler çoğaldı Posmodernizm, post romantizm, yeni romantizm, minimalizm, ekspresiyonizm, impresiyonizm gibi akımlar oluştu.

Radyonun yaygınlaşmasıyla müzikte bir devrim gerçekleşti. Müziği kaydetmek, çoğaltmak ve dağıtmak için kullanılan yeni teknolojiler ile müzik, konser salonlarının sınırlarını aşarak evlere girdi. Teknolojinin büyük ölçüde ivme kazanması ile elektronik müzik, digital müzik, geleneksel müzik türlerine ve aletlerine dahil edildi. Televizyon, sinema, internet aracılığı yayımlanan konserler, video klipler ile insanlar dünyanın bütün müziklerini tanıma imkanına sahip oldu. Konserler televizyon kanallarında yayınlandığı için fakir-zengin herkesin erişebileceği alana girdi.

Yirminci yüzyılın başlarında Rachmaninhoff, Strauss, Puccini, Elgar gibi sanatçılar eski formlara bağlı kalarak eserler verdiler. Ama daha sonra Skriabin, Debussy, Richard Strause, Mahler, Stravinsky, Schoenberg gibi sanatçılar yeni formlar, tonaliteler ve orkestrasyonlarla denemeler yaptılar. Ravel ve Gershwin gibi müzisyenler caz ile klasik müziği harmanladılar. Prokofiev, Hindeminth, Shostokovitch, Villa-Lobos romantik palete, akortsuz sesler ekleyerek, genişlettiler.

Yirminci yüzyıl, daha eski dönemlerin kabul gören formlarına meydan okuyan sanatçılar için yeni özgürlükler getirdi. Pop olarak kısaltılan popüler müzik, rock, blues, country jazz, rockn’roll, reggea, heavy metal, funk, salsa, disco, hiphop, rap, elektronik, new age, soul ve daha nice müzik türleri müzikseverlerle buluştu.

Günümüzde digital teknolojinin tanıdığı yeni imkanlar ile binlerce müzik parçasını içinde barındıran küçücük Ipod’lar, cep telefonları, orta boy bir kütüphaneyi A4 boyunda bir aygıtta taşıyan e-okuyucular, laptoplar, MP3 çalarlar. sürekli internete bağlı olan netbook’lar vb. elektronik aletlerle, yanlız müzik değil, tüm sanat ve billgi arşivlerimiz bireyselleşti. Tüm kişisel bilgilerimiz facebook, twitter, clasmates, friendfeed, linkedin vb. gibi sitelerde yerlerini aldı. Bütün bu bilgiler inanılmaz boyutlardaki küçücük aletlerle cepte taşınır hale geldi.

Bilginin taşınabilir hale gelmesi ile belki de insanlık bir “Mobil Çağa” evriliyor.


28.4.2010

Music History 102: a Guide to Western Composers and their music Designed, compiled and created by Robert Sherrane
The Sound of Music A Developmental History of Music in Western Culture
The Romantic Era - http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Romantic-era_composers
History of Music - http://en.wikipedia.org/wiki/
Music History of Music Styles and Periods -  http://www.essortment.com/in/Music.History/ 


Chopin ve Müzik Terimleri

Hazırlayan Eren Arcan

Balad - Üç bentten ve bir de ağırlama mısraından meydana gelen bir nazım şekli olan balad türü, müzikte genellikle piyano için yazılmış romantk ya da dramatik bir müzikal şiirdir.

Barkarol - Sandalcıların ya da gondolcuların şarkısı. Mendelssohn, Chopin, Tchaikovsky, Faure, Rachmaninoff barcarolle’lar bestelemiş ama Chopin’in ustalığına erişememişlerdir. Chopin’in barcarolle’u “suyun içinde süzülen Venedik gondollarını, aşk şarkılarını “ çağrıştırır ve yapısı ve armonisi itibariyle en üst düzey eserler arasındadır. Barcarolle’u pek çok piyanist çalsa da eserin özünü yakalayanı pek azdır.

Berceuse - Bir ninni

Bolero - 18. yüzyıldan kalan bir İspanyol dansıdır.

Koncerto - Bir enstrüman tarafından orkestra eşliğinde çalınan müzik eseri

Etüd - Müzisyenin teknik, bazen de virtüözlük yeteneklerini geliştirmesi için yazılan müzik parçalarıdır. Sanatçının belirgin bir çalış tekniğini geliştirmek üzere özellikle yazılan zor parçalar olan etüdler Chopin’e gelinceye kadar müzikalite değeri taşımıyorlardı. Etüdleri sanatsal bir müzik formuna dönüştüren Chopin’dir. Chopin’nin etüdleri kuru birer müzik parçaları olarak değil, virtüözite gerektiren eserler olarak yazılmıştır.

Fantasi - Belirli ve forma ya da kompozisyona sahip olmayan bu müzik türü kompozitörün, düşgücüne yaslanır.

Impromptu - Tek muvmanlı önceden hazırlanmadan, doğaçlama yapılan icra.

Mazurka - Polkaya benzeyen bir Polonya dansı.

Nokturn - Bir gece tablosunun betimlenmesi. Ya da özellikle piyano için yazılan sakin, düşünceli, düşsel bir ruh durumunu anlatan parça.

Polonez - Askeri tavırlı çiftlerin gösterişle piyasa yapışını anlatan Polonya dansı

Prelüd - Daha uzun bir parçaya öncülük eden kısa müzik parçası. Robert Schumann, Chopin’in Prelüdlerini dinledikten sonra “Şapka çıkarın Beyler, karşınızdaki bir deha!’ demiştir. Liszt ise prelüdlerin, “altın düşlerini ruhunun beşiğinde sallayan ve onları ideallerin alanına yücelten, muhteşem bir çağdaş şairin müzikal şiirlerine” benzetmiştir. Bu prelüdlerin dinleyicide, bir resim bir imge uyandırmaktan ziyade, her birinin kendi belirgin müzik fikrini taşıdığını ve seyirciye mükemmel bir müzik deneyimi yaşattığını söylemiştir.

Skerzo - 19 yüzyıl öncesinde genelde senfonilerin, sonatların ya da kuartetlerin üçüncü bölümleri olan ciddi minuet’in yerine gelen hafif, neşeli, şakacı, dinamik beste.

Sonata - Bir soloist ve küçük bir ensamble ile icra edilen müzik parçası

Vals  - Chopin yirmiden fazla vals bestelemiş ancak bir müzik eleştirmenin görüşüne göre bu valsler dans etmek için değil, insanın ruhu için bestelenmiştir. Chopin’in valsleri ince işçilik, asalet, zerafet şaheserleridir.

 

Piyanonun Şairi Chopin

Hazırlayan Eren Arcan

http://www.ourchopin.com/images/b88.jpgPolonyalı piyanist ve kompozitör Fryderyk Franciszek Chopin 1 Mart 1810 tarihinde Sochaczew yakınlarındaki Varşova Dükalığının bir parçası olan Mazovia bölgesinde Zelazowa Wola’da, dünyaya geldi. Aslen Fransız olan babası Mikolaj (Nicolas) Chopin, Kont Skarbek ‘in çocuklarına öğretmenlik yapıyordu. 1806 yılında Skarbek ailesinin hizmetkarı olan Tekla Justyna Krzyzanowska ile evlendi. Dört çocukları oldu. Aile Varşova’ya taşındı.

Çok küçük yaşlarda dehası keşfedilen, henüz yedi yaşında iken iki polonez besteleyen Chopin, Mozart ile karşılaştırılıyordu. “Tanrı Almanlara Mozart’ı Polonyalılara da Chopin’i ihsan etti.” deniliyor, gazeteler sıklıkla küçük Chopin’den bahsediyordu. 1816 ile 1822 yılları arasında Chopin’e ders veren müzik öğretmeni Wojciech Zywny, Chopin oniki yaşına gelince öğrencisinin kendisini aştığını söyleyerek derslerine son verdi.

http://www.ourchopin.com/images/b55.jpg 1823 ile 1826 yılları arasında babasının da öğretmenlik yaptığıi Varşova Lisesinde okudu. Yazları arkadaşlarının sayfiye evlerine konuk oluyordu. Burada, yerel adetleri ve folk müziğini inceliyor halk müziğinin özgün tonalitesini, ritmin zenginliğini ve dans melodilerinin canlılığını keşfediyordu. Heniz onbeş yaşındayken Polonya halk danslarından olan mazurkaları ve pololonezleri besteledi. Kendisine ilham veren Polonya halk ezgileri, ömrünün sonuna kadar onun ana esin kaynağı oldu.

1826 yılında Chopin üniversiteye bağlı Varşova Lisesinde beste ve müzik teorileri üzerinde eğitim görmeye başladı. Chopin’in melodi buluşu, doğaçlama ve mükemmel armoni yeteneği ile, parlak efektlerinin farkında olan öğretmeni Josef Elsner onun ciddi ve disiplinli bir şekilde, yapısal düzenlemeyle birlikte, her notanın anlam ve mantığını anlama konusunda, sağlam bir temel almasını sağladı.

Chopin , op. 14 Rondo á la Krakowiak (6) eserini bestelediğinde henüz onaltı yaşındaydı. Lise döneminde C minor sonatı, Mozart’ın Don Giovanni operasından bir tema üzerine çeşitlemelerini, Op. 13 Fantaisie’yi, Op. 8 piyano, keman ve çello için Üçlüyü besteledi. 1929 yılında Lise eğitimini tamamlayan Chopin’in karnesine hocası Elsner “Hayret verici bir yetenek,. müzikal deha” notlarını düşmüştür.

http://www.ourchopin.com/images/b44.jpgDaha önce kısa süreli olarak Berline’e ve aşağı Silezya’ya seyahat eden Chopin, lise tahsilini bitirdikten sonra Avrupa müziğini incelemek için Viyana’ya gitti. O günlerde Viyana Avrupa’nın müzik başkentiydi. Evlerden sokaklara piyano sesleri yayılıyordu. Kız çocukları mutlaka piyano dersleri alıyor, eve misafir geldiği zaman yemekten sonra evin kızının piyano çalması isteniyordu. Chopin Viyana’da bir piyano dehası olarak kabul gördü ve eserleri ilk kez kendi yurdunun sınırlarını aşarak Avusturya’da basıldı.

Varşova’ya döndüğünde iki konçerto besteledi. Bunlardan bir tanesinde konservatuvarda şan eğitimi gören Konstancja Gladkowska’ya olan duygularını dile getirdi. Valsler, ve Stefan Witwicki adlı şairin sözlerine şarkılar yazdı Polonya dans ezgilerinden biri olan Mazurka formunda eserler besteledi. Yaşamı boyunda altımışa yakın mazurka besteleyen ve her birinde ülkesinin farklı renklerini notaya döken Chopin için İdil Biret mazurkaların “bir günce gibi Chopin’in hayatına yayıldığını” söylüyor.

http://www.ourchopin.com/images/b11.jpg1830 yazında doğduğu yer olan Zelazowa Wole’ye Skabek ailesini ziyarete gitti. Doğduğu evin huzurlu ve pastoral ortamında Mi Minör Konçerto’yu besteledi. O dönemde İrlandalı besteci John Field’ın ay ve geceyi çağrıştıran “Noktürn” leri müzik dünyasının ilgisini çekiyordu. Chopin de Zelazowa Wole gecelerinin büyüsünü noktürnlerine aktardı.

22 Ekim 1830’da Varşova’da E minör Konçertonun icra edildiği bir veda konseri düzenlendi ve daha sonra Chopin ülkesinden ayrıldı. Yolculuğa çıkmadan önce arkadaşı Tytus’a yazdığı mektubunda “Yolculuğuma ne zaman başlamam gerektiğine bir türlü karar veremiyorum. Sanki bu kez evden tümüyle ayrılacakmışım gibi bir duyguya kapılıyorum. Sanki bu yolculuk beni ölüme götürecek. İnsanın hep yaşadığı yerden uzaklarda ölmesi ne acı olmalı. Son nefesimde en sevdiklerimin yüzü yerine bir doktorun buz gibi yüzünü ya da yabancı bir hizmetçiyi görmek ne korkunç olurdu.” der. Mektubu sanki bir önsezi gibidir. Viyana’ya giden Chopin tutkuyla bağlı olduğu ülkesine bir daha hiç dönemeyecektir.

 http://www.ourchopin.com/images/b1.jpg

Bu sırada Polonya’da Rus hükümranlığına karşı aylarca süren bir savaş başladı. Ailesi zayıf naif yapıya sahip olan Chopin’in savaş ortamına girmesini istemiyordu. Chopin Viyana’da kaldı. Verdiği ilk konser çok başarılı geçmesine rağmen o dönemde revaçta olan “brillante” tarzı yani gösterişli bir icra yapmadığı için “Delikanlı çok narin çalıyor,” diye eleştirildi. Ailesine yazdığı mektupta “Genel kanı biraz hafif ya da çok narin çaldığım yönünde. Çünkü burada insanların piyanoyu parçalamaları olağan karşılanıyor, ” der.

Savaş içindeki vatanından uzakta, güçlü dramatik duygular altında kalan sanatçı Viyana’da geçirdiği bu sekiz ay içinde önceki parlak stilinden farklı tonda, B minör Skerzo ve Etude – Revolutionary (15) (İhtilâlci Etüd) dahil olmak üzere yeni Etüdler ile, farklı bir tarz oluşturdu.

Edebiyatta 1800’lerin başından itibaren gelişen “Romantik dönem” müzikte 1830’larda Mendelssohn, Schumann, Liszt , Berlioz ve Chopin ile birlikte, doruğa ulaşmıştı. Duyguları hiç bir engelle karşılaşmadan müziğe döken bu “Romantik” bestecileri Aydın Büke şöyle anlatıyor : “Zerafet ve inceliğin ardından çılgın bir öfke krizi her yanı kaplayabilirdi. Doğaüstü güçler, rüyalar, fantaziler, sesler aracılığıyla yeniden yaratılıyordu. Müzik görünmeyeni görünür yapar olmuştu. “ (s 87)

İtalya’nın Avusturya karşıtı tutumları nedeniyle bu ülkeye yapacağı seyahati iptal eden Chopin, Paris’e gitmek üzere Viyana’dan ayrıldı. Münih’e uğrayarak orada bir konser verdi. Sonra Stuttgart’a geçti. Polonya kuvvetlerinin Ruslara karşı büyük bir yenilgiye uğradığını öğrenen sanatçı büyük bir depresyona girdi. Günlüğüne “Düşman evimin içinde... Tanrım sen gerçekten var mısın ? Moskof cinayetlerinden bıkmadın mı? Yoksa kendi de Moskof musun? Burada ben işlevsiz, burada ben eli boş. Yalnızca acı ile inliyorum ve kederimi piyano tuşlarına döküyorum.” diye yazar.

http://www.ourchopin.com/images/b7.jpg1831 yılında Chopin Paris’e gitti. Tytus’a yazdığı mektupta “Rüzgâr beni buraya attı...Paris her ne istersen o olabilen bir şehir. İstersen eğlenirsin, ya da sıkılırsın, güler ya da ağlarsın, istediğin herşeyi yapabilirsin, kimse seninle ilgilenmez, dönüp bakmaz çünkü herkes kendi yoluna gidiyordur. Paris’ten başka nerede bu kadar çok piyanist vardır bilmiyorum. Bir sürü dangalak, bir sürü virtüöz.” (s 97)

Yenilgiden sonra pek çok Polonyalı aydın Paris’e kaçmıştı. Chopin, “Büyük Göç” olarak adlandırılan bu kaçış ile yurdunu terketmiş olan bu entellektüel topluluk ile yakın ilişki kurdu. Hayır kurumları yararına pek çok konser verdi.

Paris’te üne kavuşmaya başladı. Viyana’dan getirdiği tavisye mektupları onun hemen müzik dünyasına kabul edilmesini sağladı Liszt, Mendelssohn, Hiller, Berlioz ve Franchomme ile arkadaş oldu. 1835 de, onun çalışmalarından övgü ile söz eden Schumann ile arkadaşlık kurdu. Chopin’in ününü duyan ve o dönemde piyanonun kralı olarak tanımlanan Kalkbrenner onun için bir konser düzenledi. Konser muhteşem bir başarı ile sonuçlandı. Basımevleri kendisi ile ilgilenmeye başladı. 1832 yazında o zamanın en önde giden nota basımevi Schlesinger ile kontrat imzaladı. Aynı zamanda Avrupa’nın bazı kentlerinde de eserleri yayımlanmaya başladı.

Ama Chopin’in Paris’teki ana kazancı verdiği özel derslerle karşılanıyordu. Babasının bütün ısrarlarına rağmen pasaportu için Rus elçiliğinden vize almıyor ve bu nedenle vatanını ziyaret edemiyordu. 1935 yılında Karlsbad’a giden ailesi ile bu kentte buluşabildi.

http://www.ourchopin.com/images/b66.jpgBir süre sonra, Polonya’da babasının kurduğu öğrenci yurdunda kalmış olan Wodzinski kardeşlerin kız kardeşi olan Maria ile Paris’te tanıştı ve onunla evlenmek istedi. Ancak bir sene süren nişanlılık dönemi Chopin’in sağlığındaki bozulma nedeni ile kızın ailesi tarafından bozuldu ve ilişki evlilik ile sonuçlanmadı. Chopin bu ilişkiye ait mektuplarını bir araya toplayarak üstüne “Hüznüm” diye yazdı.

Üzüntüsünü unutmak için Londra’ya gitti. Daha sonra, esas adı Aurore Dupin olan ünlü Fransız yazar Geroge Sand’la tanıştı. Erkek gibi giyinen George Sand’in dostları arasında Baudlaire, Liszt, Flaubert yer almış, Sand Prosper Merimee, Alfred de Musset gibi devrin en ünlü yazarlarıyla birlikte olmuş, çalkantılı bir yaşam yaşamıştı. Chopin ile tanışınca ona büyük ilgi duydu.

Chopin George Sand’ın israrlı davetlerini geri çevirdi. Arkadaşına yazdığı mektupta Chopin “Sand ne kadar itici bir kadın. Gerçekten kadın olduğundan kuşku duyasım geliyor,” der. 25 Nisan 1838 günü Kontes Marliani’nin evinde konser veren Chopin’e bir kez daha hayran olan George Sand bir kağıt parçasının üzerine “Size tapıyorum, George,” diye yazar. Aynı davette bulunan bir tiyatro sanatçısı notun altına “ben de” diye ilave eder. Chopin herkesi kendine hayran bırakır.

Sanatçı kendisinden altı yaş büyük iki çocuklu, eşinden boşanmış olan George Sand'den  olağanüstü yakınlık, özen, anne şefkati gördü. Birlikte yaşamaya başlamaları kolay olmadı. 1838-39 yıllarını Mayorka adasında daha önce bir manastır olan Valdermosa’da geçirdiler. Chopin ciddi şekilde hastalandı ve tüberküloz emareleri gösterdi. Haftalarca evden dışarı çıkamamasına rağmen yoğun şekilde çalışmaya devam ettti ve 24 prelud, C minor Polonaise, F major Ballade, ve C minor Scherzo’yu besteledi.

1839 da Majorka’dan Fransa’ya dönen hasta Chopin, George Sand’ın Nohant’taki malikanesine yerleşti. Bu dönem Chopin için ailesinden ayrıldığından bu yana geçirdiği en mutlu dönem oldu. Hiçbir zaman evlenmemelerine rağmen dostları onlara evli çift muamelesi yapıyordu. Çift çok mutlu olmasına rağmen George Sand’ın oğlunun şiddetli karşı koyuşu aralarında ciddi anlaşmazlıklara yol açtı. Temmuz 1847 de ayrıldılar.

Hem sevdiği kadından hem Nohant’tan ayrılmak Chopin’in sağlığı ve yaratıcılığı üzerinde çok yıkıcı bir etki yarattı. Beste yapmayı hemen hemen bıraktı. Ve hayatının sonuna kadar birkaç ufak bestenin dışında birşey yapmadı. 1848 yılında İskoç talebesi Jane Stirling’in teşviki ile İskoçya’ya gitti. İskoçya’nın rutubetli ikliminden ve konserler nedeniyle yaptığı yolculuklardan yorgun düşen Chopin’in sağlığı giderek kötüledi. Kasım ayında Polonyalı göçmenler yararına verdiği konserden sonra Paris’e geri döndü.

http://www.ourchopin.com/images/b77.jpgHastalığı süratle ilerledi,. 1849 yılında kardeşi Ludwika Jedrzejewiczowa Varşova’dan gelerek onun bakımını üstlendi. 17 Ekim 1849 yılında Paris’te tüberkülozdan öldü. Chopin’in vasiyeti gereği kalbi bedeninden çıkarıldı. Bedeni Paris’te Pere-Lachaise mezarlığına gömüldü. Kalbi vatanı Polonya’ya götürülerek bir kavanoz içine kondu ve Krakowskie Przedmiscie’de Holy Cross klisesinin bir sütununun içerisine yerleştirildi.

Chopin sürgündeki diğer vatansever dostları gibi hep, yabancı hegemonyasından uzak, özgür bir Polonya düşledi. Baskı altındaki ülkesi için duyduğu elemi, şiirsel Polonya topraklarından ayrı kalmanın özlemini müziğine yansıttı.

Müziği güçlü bir şekilde ülkesinin karakerini taşımaktadır. Chopin ülkesinin kültürel sembolüdür.

28.04.2010

Kaynaklar : Chopin Üzerine Notlar – Andre Gide
Chopin – Aydın Büke
http://www.ourchopin.com/biography.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Fr%C3%A9d%C3%A9ric_Chopin  http://en.chopin.nifc.pl/institute/