![]() |
| Anasayfaya |
Editörün Notu: | ||
Romantik KomünistNâzım Hikmet'i gerçekten okumak ve anlamak, onun evrensel boyutlarını kavramak istiyorsanız, şiirini hayatından, komünistliğinden ayıklamaya kalkışmamalısınız. Nâzım'ı bütünlüğü içinde okur ve severseniz korkmayın, komünist olmazsınız MURAT ÇELİKKAN Çağdaşımız Büyük dünyanın büyük şairiİsteseniz bile Nâzım Hikmet'in şiirini yaşamından ayıramazsınız. O, bir yandan Tevrat'a ve Kuran'a bir yandan Marx ve Engels'e göndermeler yapan bir şairdir. DÜNYA ŞAİRİ NÂZIM HİKMET(Nedim Gürsel, Can Yayınları, 2001, 379 sayfa) 'Benim kuvvetim: bu büyük dünyada yalnız olmamaklığımdır.' Nâzım Hikmet'in doğumunun yüzüncü yıldönümünü kutlamaya hazırlandığımız günlerde yayımlanan 'Dünya Şairi Nâzım Hikmet', şairin haklılığını kanıtlayan bu dizelerle başlıyor. Nedim Gürsel, Nâzım Hikmet'in şiirini siyasal yaşamı ve edebiyat kuramları ışığında incelediği kitabını, 1979 yılında Sorbonne Üniversitesi'nde savunduğu 'Çağdaş Türk ve Fransız Şiirinde Yenilik / Gelenek Sorunu' başlıklı karşılaştırmalı yazın doktora tezinden yola çıkarak kaleme almış. Temel olarak Nâzım Hikmet'in Türk şiir geleneğindeki ve şairin şiirlerinin kendi içindeki gelenek ve yenilik sorunsalını ele alan 'Dünya Şairi Nâzım Hikmet' birbirinden bağımsız olarak da okunabilecek yedi ayrı bölümden oluşuyor. Gürsel, şairin farklı dönemlerde yazdığı şiirlerden yola çıkarak, Nâzım Hikmet şiirinin toplumsal ve yazınsal yapısını ve şiirini besleyen unsurları inceliyor. Gürsel, Nâzım Hikmet'i siyasi kimliğinin ötesinde, bir sanatçı ve bir şair olarak ele almak istemiş. Fakat Nâzım Hikmet söz konusu olduğunda, siyasal ayrıntılara değinmenin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şairin yaşamından ve şiirinden ayrı tutulamayacak kimi toplumsal ve ideolojik ayrıntılara da büyük yer ayırmış. İlk iki bölümde Nâzım Hikmet'in aşık geleneğiyle ve halk hikayeleriyle kurduğu ilişkiden yola çıkan Gürsel, bu ilişkiyi şairin fütürist dönemiyle karşılaştırarak açıklıyor. 'Türk Köylüsü', 'Memleketimden İnsan Manzaraları'nda Köylü Tipleri' ve 'Masalların Masalı' başlıklı bölümler ise, şairin yenilikçi sorunsaldan uzaklaşarak yeniden halk yazınına dönüşünü konu alıyor. Kitapta büyük yer tutan 'Şeyh Bedreddin Destanı' bölümü, Gürsel'in 1976 - 77 yılında yayımlanan 'Şeyh Bedreddin Destanı Üzerine' adlı inceleme kitabından oluşuyor. Bu destan aracılığıyla Nâzım Hikmet'in Türk şiirindeki -hatta tarihindeki önemine dikkat çekiyor Gürsel; 'Bedreddin Destanı'nın ikinci önemli özelliğiyse bu konuda yazılmış ilk sanat yapıtı oluşudur. Tarihimizi sınıfsal açıdan değerlendirme gereğini duyan ilk şairimizdir Nâzım. Egemen ideolojinin kendi sınıf çıkarları doğrultusunda yorumladığı ya da unutturmaya çalıştığı halk ayaklanmalarını yeniden ele almıştır...' Destanı incelerken karşılaştırmalı yöntem, Marksçı yöntem ve dilbilim verileri gibi alanlardan faydalanan Gürsel, tarihsel metinlerde kullanılan dilin, Nâzım Hikmet tarafından destanda nasıl devrimci ve yenilikçi bir söyleme dönüştürüldüğünü de ortaya koyuyor. Geleneksel ve devrimci 'Kıyamet Sureleri' ve 'Rubailer' başlıklı bölümlerde ise, geleneksel ve devrimci söylemin Nâzım Hikmet şiirindeki bir aradalığına ve bunun kültürel işlevlerine değiniliyor. Gürsel, 'Kıyamet Sureleri'nde bir yandan Kuran ve Tevrat'a, diğer yandan Marx ve Engels'e yapılan göndermelere, 'Rubailer'de ise, Yeni Platoncu düşünce ve diyalektik maddecilik arasındaki karşıtlığa dikkat çekiyor. Gürsel'e göre, farklı düşünce sistemlerini aynı metinde eriterek belli başlı sorunsalları tartışabilmek Nâzım Hikmet'in edebiyat alanında ve fikirsel alandaki başarısının da kanıtı. 'Dünya şairi'nin yaşamını, dönemin önemli toplumsal ve yazınsal olaylarıyla birlikte ele almak isteyen Gürsel, kitabın sonuna bir de Nâzım Hikmet kronolojisi eklemiş. | Nazım Hikmet, Türkiye'nin ve Türkçenin bu en yüce şairi, sonsuz bir derya...Zeynep Oral Nazım Hikmet'in tüm eserlerini ve bugüne dek Nazım üzerine yazılmış her kitabı okumaya çalışan ( okuduğunu sanan) biri olarak, "Romantik Komünist " beni çok etkiledi. Sarsıldım. Hala da etkisindeyim... Oysa kitabı okumadan önce, bir süre de uzak durmaya çalışmıştım. Çünkü, günlük popüler bir gazetede öyle bir tanıtımı yapılmıştı ki, sanki bir aşk resmi geçidi ... Baştan aşağı yanlış bir tanıtım. Bu kitap dört dörtlük, çok geniş kapsa mlı bir araştırma. Son zamanlarda Türkiye'de Nazım Hikmet'in şiirlerini, dileyen , dilediği gibi kullanır oldu. Hani neredeyse komünistliği, siyasal inançları, ideolojisi, yok sayılır oldu. .. Oysa bu kitapta ulusal kimliğine tutkun, yurtsever şairle, yaşamını enternasyonalizme adamış, politik ideallerinden inançlarından ödün vermeyen , dönemin tarihsel determinizmine meydan okuyan, ideal bir gelecek inancına bağlılık duyan şair bir bütün. "Romantik Komünist Nazım Hikmet'in Yaşamı ve Eseri" iki yazar tarafından İngilizce yazılmış, 1999'da İngiltere 'de yayınlanmış ve Türkçeye, Barış Gümüşbaş tarafından çevrilmiş. İki yazar, Saime Göksu ve Edward Timms, iki bilim insanı. Saime Göksu, terapist , Edward Timms, tarihçi, Sussex Üniversitesi'nde profesör, edebiyat ve siyaset üzerine yayınlanmış eserleri var. Evliler. Önsözden, Saime Göksu'nun, babası İbrahim Göksu'nun 1940'larda Malatya'da sağlık memuru olduğunu ve cezaevindeki sağlık koşullarını denetlemekle görevli olduğunu öğreniyorum. İbrahim Bey , Kemal Tahir'i Malatya Cezaevinde tanımıştır ve Nazım Hikmet'in o tarihlerde elden ele dolaşan şiirlerini eve taşımıştır. Saime Göksu o şiirlerle büyümüştür. Göksu ve Timms on yıl çalışmışlar bu eser üzerine. Yalnız çeşitli ülkelerde yayınlanan sayısız yazılı kaynağa , kitap ve dergilere, gazetelere değil , Moskova, Budapeşte, Amsterdam gibi kentlerde radyo, tiyatro , edebiyat arşivlerine girmişler, kimi belgelere ilk kez ulaşmışlar, İngiltere Türkiye arasında gidip gelerek onlarca kişiyle konuşmuşlar. Kılı kırk yaran bir araştırma yapmışlar. Anlatılan her olaya kaynak gösteriyorlar. Siyasetin aynasıBaştan beri araştırmaları, sistemli çalışmayı, belge ve kaynaklara dayanmayı vurgulamam sizleri yanıltmasın, " Romantik Komünist" edebiyat tadı olan bir biyografi. Nazım Hikmet'in yaşamı ve yaratıcı gücü, eserleri, bir arada irdeleniyor bu kitapta. "Nazım'ın yaşamı 20. Yüzyıl siyasetinin aynasıdır" diyor "Romantik Komünist"in yazarları. Doğru. Kitapta Nazım Hikmet'in adımlarını izleyerek , özellikle 1920'lerden başlayarak yalnız Türkiye siyasetini değil, dünya siyasetini de izliyoruz. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İstanbul'un işgali, antiemperyalist direniş, Ankara , Kurtuluş Savaşı, Sovyet Devrimi sonrasına Lenin'in politik misyonu, dünya sanatında yeni arayışlar, uluslararası ilişkiler, Harp Okulu ve Donanma davaları, 1938'de 28 yıl hapse mahkumiyet , İkinci Dünya Savaşı ... 1950'de ilan edilen af , Soğuk Savaş'ın antikomünist ortamında baskılar, yurtdışına kaçış... 1951'den, hayata gözlerini yumduğu 1963'e dek Barış Elçiliği, Avrupa ve Asya kentleri, Stalinizm, TKP ile ilişkiler ve çatışmalar, dünya aydınlarıyla ilişkiler, dünyada ve Türkiye'de yaşananlar, Hruşçev, Menderes, gericilere karşı tepkileri, radyo konuşmaları... Evet doğru, Nazım'ın yaşamını izlerken, dünya ve Türkiye'nin politikasını izliyordum aynı zamanda. İnönü'nün SorumluluğuBu arada yazarlardan bir saptama : Nazim'ın davalarında bütün yanlışlar, saçmalıklar, adli hatalar ortaya çıktığı halde, 13 yılını içeride doldurduğu halde, sağlık durumu daha çoğunu kaldıracak durumda olmadığı halde af ya da adalet sağlanamaması konusunda şöyle diyorlar: "Bu dava konusunda en büyük sorumluluğun kimde olduğu sorusuna , 'Nazım hapiste olduğu sürece görevde bulunan cumhurbaşkanında' yanıtı verilebilir. Bilindiği üzere, komünistlere karşı cadı avını başlatan Fevzi Çakmak olsa da , güç bakımından kıyaslandıklarında, İnönü , Çakmak'ı etkisiz kılabilecek durumdaydı.(...) Almanya'nın yenilgisiyle birlikte , İnönü'nün temkinli tarafsızlık politikası tamamiyle haklı çıkmıştı. İnönü 1945'ten sonra başlayan liberalleşme sürecine de sahip çıkarak, çok partili sisteme geçişte önayak olmuştu. Nazım'ın mahkumiyetinin sürmesinden de bütünüyle Cumhurbaşkanı İnönü sorumluydu. Nazım, ancak İnönü iktidarı yitirdikten sonra özgürlüğüne kavuşacaktı." Tüm duygulara yanıt"Romantik Komünist"in başında Yevgeni Yevtuşenko'nun (Rusya'da Nazım'a suikast planını da içeren ), ve Memet Fuat'n birer önsözünün yer aldığını belirtmeliyim. 2002, Nazım Hikmet'in yüzüncü yıldönümü."Romantik Komünist", Şairin yüzüncü yaşında, bizlere verilebilecek en güzel armağanlardan biri... Yazarlara teşekkürüm sonsuz. "Şiirlerim, okurlarımın tüm sorunlarına yanıt versin istiyorum. Bir delikanlı bir kızı sevdiğinde, şiirlerimi okusun. Yaşlı bir adamı ölümün kederi kapladığında, şiirlerimi okusun. (...) Bürokratın biri size kötü bir oyun oynadığında, şiirlerimi okuyun. Komünist yazar, tüm insan duygularını yanıtlamak zorundadır." diyordu Nazım Hikmet. "Romantik Komünist"in yazarları ise son söz olarak şunu diyorlar: "Nazım'ın şiirleri, oyunları, mektupları ve otobiyografik eserleri, insan ruhunun baskı altındaki dayanma gücünün çarpıcı birer kanıtıdır: 'mesele esir düşmekte değil, / teslim olmamakta bütün mesele!"Nâzım'ı tanımakhttp://www.radikal.com.tr/ Nâzım'ı en iyi tanımanın yolu elbette yapıtlarını okumak. Ama onun kişiliğini tanımak, yapıtlarının arka planını görmek isteyenler için yazılmış otuzun üzerinde kitap var. Yani hiç bir Türk yazara nasip olmayan, ama Nâzım Hikmet'e yakışan bir toplamla karşı karşıyayız. Bu kitaplar Nâzım'ın şiirini, diğer ürünlerini inceledikleri gibi özel yaşamına, sürgün yıllarına, siyasi kimliğine de odaklanıyorlar. Kimi inceleme, kimi anılar kimi de mektupları sunuyor okura. Kemal Sülker'in kapsamlı incelemesi, İbrahim Balaban'ın, Ekber Babayev'in anıları gibi önemli kitapların baskısı tükenmiş. Onları ancak sahaflardan bulabilirsiniz. Kitapçılarda sizi bekleyen kitapların en önemlilerini hatırlatmak istedik. Partisine muhalif bir komünistSEVDALINIZ KÖMÜNİSTTİR Emin Karaca, Gendaş Kültür, 2001, 87 sayfa. Evet bir Nâzım Hikmet patlaması yaşanıyor. Bunun olumsuz yönü, bir dönem muhalif olmuş bir düşünce ve kimliği belli kalıplar içinde içselleştirilmesi, giderek içeriğinden kopartılarak dönüştürülmesi ve popüler kültürün malzemesi haline getirilmesi. Bir başka yönü ise, Nâzım Hikmet üzerine bu güne kadar kısıtlı koşullar içinde yapılmış, dönemin kısaltmaları nedeniyle gündeme getirilememiş birçok konunun, giderek tartışmanın gündeme getirilmesi. Emin Karaca'nın yeni kitabı 'Sevdalınız Komünisttir', bu ikinci işleve hizmet ediyor. 'Eski Tüfeklerin Sonbaharı', '1925 Komünist Tutuklaması', 'Nâzım Hikmet Şiri'nde Gizli Tarih' ve 'Nâzım Hikmet'in Aşkları' adlı kitapların da yazarı olan Karaca, bu kitabında, hem bu konudaki uzmanlığından hem de TKP, dönem ve Nâzım üzerine çıkan diğer kitaplardan yararlanmış. Nâzım ve TKP Karaca, kitabında Nâzım Hikmet'in komünizmle ilk tanışmasından yani 1920 başlarından 'Sovyetler Elinde Mültecilerin TKP'sinde' geçirdiği yıllara 1960'lı yıllara kadar serüvenini ele alıyor. Bu serüvenin odağına da Nâzım'ın TKP ile ilişkisini oturtuyor. Nâzım'ın Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde eğitim gördüğü yıllardan ölümüne kadar, aslında parti ile ilişkisinin hep netameli olduğuna ve Nâzım'ın hep bir muhalif kimliğini koruduğuna, en azından parti yöneticileri tarafından hep öyle görüldüğüne ilişkin bir dizi belge sunuyor. Kitapta, Nâzım Hikmet'in kişisel serüveni, mahkumiyetleri, çalışmaları kadar arka planda bir TKP tarihini de okumak mümkün. TKP içinde özellikle kuruluş ve bunu takip eden yıllarda iktidar kavgaları ve o dönemin örgütlenme koşulları nedeniyle herkesin birbirini suçladığı, ya da birbirine muhalif olduğu düşünülürse, sonuçlara titizlikle varma çabası anlaşılabilir. Belli iddialar bu konuda yapılmış yayınlar ve anlatımlar referans alınarak tartışılıyor, tartışmalı kısımları ortaya konuyor ve bazıları çürütülüyor. TKP'nin 10-13 Eylül 1920'de Bakü'de yaptığı 1. Kongresi'nde Genel Sekreterliğe seçilen Mustafa Suphi'nin 15 arkadaşıyla birlikte Türkiye'ye dönerken Trabzon açıklarında katledilişleri, Türkiye'de yapılacak II. Kongre için (1924) Nâzım'ın Mokova'dan dönüşü, onun komünistliğinin ve TKP'nin ilk yıllarına tekabül ediyor. Nâzım'ın parti ile muhalif ilişkisi en baştan başlıyor: Türkiye'ye gidişi için "gidebilir, ama sıkı bir denetim altında tutulmalıdır orda" değerlendirmesi yapılıyor. Gerekçe, "bireyci küçük burjuva davranışlara kapılmasından korkulması". 1929 İzmir Davası'nda polislikle suçlanıyor; aynı yılın yaz aylarında bir grup arkadaşıyla 'Muhalif Türkiye Komünist Partisi" örgütlenmesine gidiyor. Pendik açıklarındaki Pavli adasında yapılan bir toplantıyla 'Muhalif TKP'yi kuruyor. 1927 Komünist Tevkifatı'ndan sonra TKP muhalifi grup Nâzım hikmet'in etrafında toplanıyor. Grubun amacı, Şefik Hüsnü grubunu iktidardan düşürmek, III. Enternasyonal'in Türkiye Temsiliciliği'ni ele geçirmek; ödeneklere el koyarak bunları profesyonel devrimcilerin kullanımına sunmak. TKP'nin öteki yöneticilerinin tavrı ise 1930 tarihinde Nâzım Hikmet'i partiden ihraç etmek oluyor, onları Hafiyeler Fırkası olarak adlandırıyor. 1932 yılında yayımlanan 37 numaralı Kızıl İstanbul'un bir yorumunun başlığı şöyle: 'Nâzım Hikmet ve Hempasının Hakiki Çehreleri'. TKP'nin birçok yayını bu dönemde Nâzım'ın muhalefetine karşı bildirilerle dolu. Bu saldırılar 1937 yılına kadar sürüyor. Nâzım Hikmet'in partisinden atılmasından duyduğu acı ise "Benerci kendini niçin Öldürdü?", destanında ifadesini buluyor. Nâzım hapiste geçirdiği yıllarda artık yönetimine Reşad Fuad'ın geldiği partiyle de barışma yolları arıyor. 1950 yılında hapisten çıkan Nâzım, 1951 yılında Refik Erduran'ın ayarladığı bir deniz motoruyla Boğaz'dan Rusya'ya kaçıyor. Ancak bu dönemde de karşılaştığı olaylara eleştirel yaklaşımları parti bürokrasisinin Nâzım Hikmet'e kuşkulu bakmasına yol açıyor. Ancak Nâzım'ın isyankar tabiatı ile birlikte komünizme ve parti disiplinine inancıyla el ele yürüyor, ömrü boyunca. Karaca'nın kitabı, Nâzım'ın TKP ile ilişkilerini derli toplu ve detaylı olarak ele alan bir çalışma. Aynı zamanda içinde Şefik Hüsnü, Hikmet Kıvılcımlı, Serteller, Mustafa Börklüce, Abidin Dino, İsmail Bilen gibi alternatif tarihin efsane isimlerinin kol gezdiği bir kitap olarak da okunabilir. Üstelik kitapta, Nâzım'ın bazı şiirlerini hangi dönem, hangi etkiler altında kalarak yazdığına da yer veriliyor. Tartışma çıkarma ihtimali var. *** Nâzım Hikmet külliyatı 2002'ye kadar Nazım Hikmet'in tüm kitapları Adam Yayınları'ndaydı. Adam Yayınları, şairin 29 kitabını yayınladı. Memet Fuat tarafından hazırlanan bu edisyonlar en doğru Nazım Hikmet baskıları olarak kabul ediliyor. Şiirlerin yanı sıra Nazım Hikmet imzalı tüm oyunları, romanları, siyasi ve edebiyat yazıları da bu toplama dahil. Birinci hamur ve üçüncü hamur olarak ayrı ayrı basılan kitapları, pazarlama şirketlerinden topluca ve taksitle almak mümkün. İstanbul'da yaşayanlar Adam Kitabevi'nden dört taksitle, diğer kentlerdekiler, 0 212 293 41 05'ten bağlantıya geçerek üçüncü hamuru 193 milyon lira olan seti yayınevi indirimiyle edinebilir. 2002'den itibaren Yapı Kredi Yayınları, Nazım Hikmet'in yeni baskılarını yapıyor. Yine Memet Fuat'ın denetiminde hazırlanan bu kitapların ilk sekizi yayınlandı. Tabii öncelik şiirde. Dileyenler Nazım Hikmet'in tüm şiirlerini kapsayan Yapı Kredi edisyonlarını toplam 50 milyon liraya tüm kitapçılarda bulabilir. | |||
29 Aralık 2001 |