Bahar Vardarlı


Biz Kolejliyiz

Bahar Vardarlı
 

Anasayfaya
Eleştiri sayfasına


 

Eski Yıllarda bir Amerikan Koleji Mezuniyet Töreni Editörün Notu   Bahar Vardarlı Çeşme'yi ayrıntılı bir şekilde anlatan Çeşme, Çeşme romanından sonra Lise eğitimini yaptığı İzmir Amerikan Koleji ile ilgili anılarını büyük bir sevecenlik ve duyarlıkla anlatırken İzmir Amerikan Kolejinin tarihini de belgeledi. İzmir Amerikan Kolejinin 130. kutlama yılı nedeniyle okuluna bir şükran göstergesi olarak yayımladığı kitabında Vardarlı " ..yaşantım boyunca bana çok şey kazandıran okuluma bir armağan vermek ve teşekkürlerimi belirtmek üzere bu kitabı yazdım. Kitabımda bizi bize anlatmaya, anıları canlandırmaya çalıştım." diyor. 

 

 

 

BİZ KOLEJLİYİZ

Raşel Rakella Asal

Hani bilirsiniz, bazen gündelik telaşlar veya bir başka yola koyulma halleriyle yorulduğumuz günler olur. Günün hay huyu arasında, yaşama telaşının sarhoşluğuyla zaman akıp gider. Ona bir türlü tutunamazsınız. Zamana tutunmak mı, dediniz? Ne mümkün!

Ben, bugün size Bahar Vardarlı’nın son yazdığı ‘Biz Kolejliyiz” adlı kitabından söz etmek istiyorum. Neden mi? Çünkü o geçip giden zamanın akışını derin bir hüzünle içinde hissedenlerden. Bir vakitler olduğu, bir daha asla olmayacağı “öğrenci Bahar”ı kitabına taşımış. Zaman geçmiş! Ah, evet! Geçmiş zamanı, okul yaşamının her anısında, okulunun kampüsündeki her binada, her yerde duyumsamış Bahar. Yaşarken koca bir zaman parçasını arkasından peşi sıra sürüklediğini, onu gölge gibi izlediğini anlayınca ona ulaşmak istemiş. Ve ulaşmış ta. Nasıl mı? Anlatayım.

İlk önce Bahar’ı tanıtmak gerekecek size, o kitabına ismini verdiği gibi, bir kolejli…. Üstelik okulunun l960’lı, yıllarını yaşamış biri. Kimi insan vardır, içeriye girdiği anda içinizi bir sıcaklık kaplar ya…Hani kabına sığmayan coşkun bahar ırmağı gibi cıvıltılıdır . Hani pozitif enerjisi, ve gülümseyişi içinizi ısıtır ya… Bahar Vardarlı da böyledir; komplekssiz, duru, doğal, pozitif ve her şeyden öte yaşama dönük yüzü ile capcanlıdır her an.

Doğup büyüdüğü İzmir’de, büyük bir mutlulukla kolej yıllarını okumuş. Kolej onu hep kucaklamış, bir sıkıntısı olduğunda onu teselli etmiş, onu kollarına alıp onu yatıştırmış, tıpkı bir anne gibi. Mezun olmuş, okulundan ayrılmış, ama bu ayrılık onu okulundan koparacağına aradaki zaman diliminde okuluna tarifsiz bir büyü ile bağlandığını keşfetmiş. Bakın nasıl anlatıyor okuluna duyduğu sevgiyi:

“…Okulumun kapısından adımımı attığım andan itibaren, tüm zamanları birlikte yaşarım. Alt kapıdan girdiğimde, gözlerimin önünde ürkek küçük bir kız, sınava koşan bir lise öğrencisi, mezuniyet törenine katılmak üzere acele eden bir heyecan topu, Yetişenler Derneği’nin olgun bir üyesi, okulda gerçekleştirilen kültür faaliyetlerine meraklı bir mezun ve daha nice değişik kimliklerim canlanır. Ben okulumdan başka hiçbir yerde böyle çoğalamam. Benim kişiliğimin temellerinin oluştuğu bu mekân, ayni özelliklerini korudukça, benim yaşamımın tüm kesitlerini içinde barındırdıkça, beni zenginleştirir.”

Kolejli yılları onu yetiştirirken ona evreni öğretmekle kalmamış ona evreni aydınlatmanın yollarını öğretmiş. Bahar yetişkin olarak okulundan mezun olmuş. Ama okulunun öğretilerini hiç aklından çıkarmamış. Çünkü evreni aydınlatabilmek için önce çevresini, bağrından çıktığı toplumunu aydınlatması gerektiğini öğrenmiş. Bugünden düne bakarak, okulundan öğrendikleri ile okuluna karşı duyguyu vefa borcu ile yola çıkmış Bahar Vardarlı; öğrencilik yıllarını kaleme almış. Genç kızlığının kolej anılarını kâğıda dökmüş. Zamanın olanca acımasızlığına karşın, inatla atlayıp yılların üzerinden, sevgi çiçekleri derlemiş kolejli günlerinden. Geçmişin üstüne üstüne yürüyüp bir eğitim sürecinin izlerine dokunmuş. Anılarını düşündükçe ve düşledikçe güçlenmiş kalemi... Ardı arkası kesilmez anlatılara dönüşmüş. Onca öğretmen ve okul arkadaşlarıyla, onca anı dökülmüş kalemine. Genç kızlıktan yetişkinliğe adımlayan o renkli günler kanatlanıp sözcelere dönüşmüş. O günkü genç kızların yüreklerini alıp avuçlarımıza uzatmış.

Kitabı okudukça yorgun takvim yapraklarını birer birer aralıyorsunuz. Savurduğunuz her bir yaprakta yüzünüze yayılan gülümseme sizi de takip ediyor.

“Biz Kolejliyiz” okul kavramının anlamını kavramada bir mihenk taşı gibi duruyor önümde. Kısaca “Biz Kolejliyiz” Bahar Vardarlı’nın okul anılarıyla oluşturduğu İzmir Amerikan Lisesinin tarihçesi. Okudukça heyecanıma heyecanlar ekledim. En çok heyecanlananlardan da sanki bendim. Neden mi? Hemen açıklayayım. Anımsamak yaşamak değil midir? Okudukça kolejli yılların silinip giden zamanın sisleri arasında içimde nice anı yankılandı. Okul yıllarımın geçmiş, unutulmuş, genç kızlık anılarını bir bir görür gibi oldum. Görmekle kalmadım, yeniden yaşadım, duyumsadım her birini. Her dakika daha gençleştim, daha çocuk oldum. Hayatımın bir yansımasıydı sanki. Bu anlatılan dünya, aşinası olduğum, bana daha yakın, bana daha doğal bir dünyaydı. Bir an bütün o dönemi taa içimde hissettim, sanki daha dünmüş gibi. Kayıp bir dünyaya yeniden doğmuş gibi tatlı bir baş dönmesine bıraktım kendimi.
Bahar nelerden mi söz ediyor? Örneğin öğrencinin el kitabından, sakız çiğneme cezasından, “geç kaldım” kâğıdından, okul kurallarından, sınıf düzeninden, saç ve tırnak düzeninden, kılık kıyafet düzeninden, kopya türlerinden, biz kolejlilerin korkulu rüyası tez çalışmalarımızdan, (Research Paper), okulun helva piknikleri için yazılan ve oynanan piyeslerinden, Mrs. Blake’in okul kampüsünde yerden kâğıt toplayışından, okul gezilerinden, öğretmenlerinden, Mrs. Blake’ten, İzmir Amerikan Kız Koleji’nde Yetişenler Derneği’nde anlam kazanan yıllarından… Okudukça önünüze gittikçe genişleyen bir panoroma açılıyor.

Şimdi, sözü Bahar’a verelim, onun ağzından bir okul anısını dinleyelim, ne dersiniz?

“Ben Karşıyakalı olduğum için Karşıyaka’dan okul otobüsüne biner, Göztepe’ye okula, bir saatte gelirdim. Diğer bir ulaşım tarzı da vapurla Konak’a gitmek, sonra da troleybüsle okula ulaşmaktı. Anlatacağım yolculuk anılarım Karşıyaka otobüsüne aittir ama Alsancak otobüsündekilerin anılarının da benimkilerden pek farklı olacağını sanmıyorum. (Çünkü devir ayni devir, bizler ayni kızlardık.)

Bugünkü Altın yol daha yapılmadığından, Naldöken, Turan, Salhane, Bayraklı, Çınarlı güzergâhından, şehrimizi epey dolaşırdık. İlk başlarda otobüsler biletçisiyle birlikte gelirdi. Biletçiler bir otobüs dolusu kızın gürültüsünden o kadar rahatsız olmuş olmalılar ki sonraları biletçileri aldılar otobüslerden. Bir tek zavallı şoförlerimiz kaldı.

Otobüslerde herkesin grubu ve her grubun kendine özel yeri vardı. Hiç unutmam en arkaya oturanları, onlar (Beatlemania’ya tutulmuş) şarkıcılardan oluşurdu. Bir gece önce radyodan dinledikleri şarkıların listesini yaparlar, üşenmeden defterlerine sözlerini yazarlar ve yol boyunca bağırış çığırış listedeki şarkıları söylemeye çabalarlardı.(Love Me Do, She Loves You Yea Yea, I Want to Hold Your Hand, Yesterday, Elenor Rigby) Bu şarkıları onların akordsuz seslerinden defalarca dinlerdik. Neşenur Üçer Balkanlı’68 ve Sema Korkan’68 bu koronun başını çekerdi.
Diğer yandan arka sırada oturabilmek bir ayrıcalıktı çünkü otobüsü takip eden erkeklerin arabaları en iyi oradan görülürdü. Her otobüsün arkasında, otobüsteki konuştukları veya hayran oldukları kızları takip eden erkeklerin arabalarının oluşturduğu kortej olurdu. Onlar uçurtmanın kuyruğu misali otobüsün arkasından hiç eksik olmazlardı.

Bir de ‘spot’ erkek hayranlar vardı. Bu erkekler belli noktalarda otobüsü bekler, bir bakış için yağmur, çamur, kar, kış demez; bazen saatlerce ayaküstü çile doldururdu. Hangi noktada kimin kimi beklediğini herkes bilir, otobüste o yana doğru yığılma olurdu. O yaşlardaki çoğu kız ince, zayıf olduğundan otobüs devrilmezdi. ‘Spot’ erkek hayran görüldüğü anda çığlıklar kopar, “Bak seninki bugün şunu bunu giymiş, saçını değişik taramış, briyantin mi sürmüş?” diye nidalar yükselirdi. ‘Spot’ erkek ile otobüsteki kız göz göze gelince, ikisi de kıpkırmızı olurlardı. Bunun adı AŞKTI!”

İsterseniz, bir başka anıya, sakız çiğneme cezasına, bir göz atalım. Yine Bahar’dan okuyalım, o günlerin cezaları nasıl uygulanıyormuş:

“Ben böyle bir cezanın olduğunu bilmezdim ama el kitabına konmuş. Sakız çiğnemek okul içinde kesinlikle yasak ve para cezası uygulanıyor. Eğer öğrenci sakız çiğnerken ikinci kez yakalanırsa, geometrik bir artışla para cezası büyüyor.
Elbette alınan disiplin önlemleri bizim çocukluk taşkınlıklarımızı bir ölçüde engellerdi. Öğrencilik psikolojisi içinde argo konuşmaya özenir, moda olan küfürleri, öğretmenler tarafından duyulmayacağımızı sandığımız ortamlarda söylerdik.
Bir gün Mualla Pekinçelebi İmre, Mrs. Blake’in arkasında olduğunu fark etmemiş ve “B” ile başlayan üç harfli kelimeyi söylemiş. Mrs. Blake hemen kolundan tuttuğu gibi, onu Parsons Hall’un yanındaki tuvaletlere götürdü ve ağzını sabunla yıkattı. Bu ağız sabunlatma olayı ve sevgili Mualla’nın afacanlıkları sınıfımızca efsaneleştirilmiştir…( Ağız yıkatma öyküleri Mrs. Blake döneminde, her sınıf tarafından anlatılmıştır. Beacon’da (okul gazetesinde) Zeynep Birsel Oral’ın da okul anılarında rastladım.)”

Bu çalışma kolejin 130 yıllık tarihine ışık tutuyor. Daha ötesi, bu kitap çevresini, kentini, kolej eğitiminin neleri kapsadığını anlamak isteyenler için de bulunmaz bir kaynak oluşturuyor. Kolej eğitiminin içinde yer alan değerlere, öğretmen öğrenci ilişkilerine ışık tutması açısından önemini ayrıca vurgulamak isterim.

“Biz Kolejliyiz” anı yüklü bir tarihi belge niteliği ile yakın tarihimize, o döneme tanıklık eden bir eğitim yuvasının yaşamını dile getiriyor. Türkiye’nin modernleşme projesi içinde kimliğini oluşturmuş Türk kadınını da gözler önüne seriyor. Bu kitabı eğitim yuvasının imkânlarından yararlanmış, meslek ve kimlik kazanmış çağdaş Türk kadınının bir portresi olarak da okumak mümkün. Kolejli anılarından yola çıkan Bahar VARDARLI, cumhuriyete, Türk modernleşmesinin temel sorunlarından biri olan kaliteli eğitimin toplumdaki önemine de böylece değinmiş.

Sözün kısası, “Biz Kolejliyiz!” binbir anıyı içinde barındırıyor. Yaşadığı çağın tanıklığını yaparak kentin ortak bilincine katkı sağlıyor. O bir kolejli, hem de koleje aşık olanlardan. Koleje hizmet etmek deyince, tarihine, kültürüne sahip çıkmayı, insanına hizmet etmeyi benimsemiş. Kitabını okulunun tarihini araştırıp, okul anılarıyla harmanlarken okulun her faaliyetinden, her kıpırtısından, her deviniminden de yararlanmış. Adeta bir belgesel çalışma niteliğinde bir eser oluşturmuş. Bu gibi belgesel çalışmalar toplumların hafızasıdır. Ayrıca kent kültürüne de güçlendirici işlevleri vardır. Bahar Vardarlı bu gurur verici görevi kendinden sonra gelen kuşaklara armağan ediyor. Kentin yaşayan insanına katkı sağlamaya çalışıyor. Kitabın gelirini İzmir Amerikan Kolejinden Yetişenler Derneği’ne bağışlamakla mezun olduğu İzmir Amerikan Lisesi’ne katkısını eksiltmeden, elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. Dilerim bu çalışma İzmir kent kültüründe yerini alır, yankıları sürer.

Not: Kitabı aşağıdaki adresten edinebilirsiniz.

Kedi Kültür Sanat Merkezi
Atatürk Caddesi 386/A, Alsancak / İzmir
Tel: 0(232) 464 99 35 ~ 464 98 35
E-Posta: info@kedikültürsanat.org ~ kedikultursanat@gmail.com
www.kedikultursanat.org
 

 


Bahar Vardarlı ;

“Yazmak sancılı bir doğumdur,  ne yazarsam yazayım, sürekli olumlu ve aydınlık mesajlar vermeye çalışırım" diyen Bahar Vardarlı, ilhamını hayattan alıyor. Kitaplarında yaşamının bir yankısını bulabileceğiniz yazarın üçüncü kitabı "Biz Kolejliyiz" de Vardalı okuyucularına anılardan bir demet sunuyor.

**********

KİTAP SONA ERERKEN

Bu kitapta okuluma dair anlattıklarımın çoğunun övgüler oluşu, beni düşündürüyor. Acaba ben öğrenciliğim süresince okulumu bu kadar mı sevmiştim? Hiç mi kırılmadım, kızmadım, gözyaşı dökmedim, isyan etmedim ve hatta okulu bırakmak istemedim?

Hepsi olmuş olabilir ama geçti, aklımdaki izleri bile silindi. Sadece güzellikler kaldı, güzellikler sadece…

Ünlü Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marquez,
“Hayat insanın yaşadığı değildir; asıl olan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır,” der.


Urla, 19 Kasım 2009


 

Kitabının gelirini okuluna bağışladı
(Yeni Asır)

Biz Amerikan Kız Kolejliyiz


Yaşar AKSOY 24.01.2010

Amerikan Kız Koleji 1968 mezunu Bahar Vardarlı’nın kitabı, bir yazarın genç kızlık heyecanlarını yansıttığı gibi seçkin bir okulun belgeseli niteliğini de taşımakta..

KEDİ Sanat Galerisi’nde anlamlı bir imza gününe katıldım. Kordonboyu’nda limana yakın bir yerde açılan bu galeride arkadaşımız Bahar Vardarlı’nın, “Amerikan Kız Koleji (ACI)” anılarını yansıttığı “Biz Kolejliyiz!” isimli yeni kitabı tanıtıldı ve imza günü gerçekleşti.

Aynı mekanda Selami Yıldırım’ın resim sergisi de vardı. Güniz Gürsoy Can ve M.Cengiz Can’ın yönettiği Kedi Sanat Galerisi’nde çok nitelikli sergilerin açılacağına, resim atölyesi, pasta atölyesi, yemek atölyesi, kitap kulübü, reiki seminerleri gibi çalışmaların başarıyla gerçekleşeceğine inanıyorum.
Geçtiğimiz cuma günü açılan Nuran Tanrıverdi’nin resim sergisi de gerçekten İzmir’in nitelikli bir sanatçısının yapıtlarını sunmakta. (Kedi Sanat Galerisi: Tel: 464 99 35)

İMZA GÜNÜ
Bahar Vardarlı’nın imza gününü bir görmeliydiniz..1968 mezunu tüm arkadaşları kendisini yalnız bırakmadı. ACI Müdürü Mr.Hanna, ACI Müdür Başyardımcısı Anette Gomel, Amerikan Kız Koleji’nden Yetişenler Derneği Başkanı Sevin Oran, kolejli yazar Rakella Asal ve Şükran Yücel başta olmak üzere bir çok seçkin konuk Bahar Vardarlı’yı yürekten kutladı.
1949 İzmir doğumlu Bahar Vardarlı, Amerikan Kız Koleji ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. TRT’de yıllarca oyun yazarlığı yapmış ve üç ödül kazanmıştır. “Su ile Pınar’ın Mektupları” ve “Çeşme Çeşme” isimli iki kitabı daha olan yazar, evli ve iki çocuk annesidir.
Velut, yani çalışkan ve bereketli bir yazar olan Bahar Vardarlı, hoş ve nazik bir üslupla kaleme aldığı ve Tükelmat tarafından basılan, “Biz Kolejliyiz” isimli yapıtıyla hem okul heyecanlarını ve anılarını çok geniş bir okuyucu kitlesiyle paylaşıyor, eski mezun binlerce arkadaşlarını duygusallaştırıyor, hem de 130. yılını kutlayacak olan okulunun bir belgeselini sunmuş oluyor. Kutlamamak elde mi?..

MRS Blake: HALKA AÇILIYOR

Bahar Vardarlı kitabı için şunları söyledi:

“- İzmir Amerikan Kız Koleji’nin 130. yıldönümünü kutladığımız bu yıl, yaşantım boyunca bana çok şey kazandıran okuluma bir armağan vermek ve teşekkürlerimi belirtmek üzere bu kitabı yazdım. Kitabımda bizi bize anlatmaya, anıları canlandırmaya çalıştım. Bu kitap daha çok benim okul yıllarıma ait notlarımdır. Benim devrim, ‘Mrs.Blake Çağı’ olarak da adlandırılabilir.
Ayrıca 3 değerli ablamın da katkılarıyla kitabım daha zenginleşti. Sevgili Ayşe Mayda, Efser Kayral ve İsmet Noonan iyi ki varsınız.. Bizlerle gençliğinizi ve geçmişinizi paylaştınız. Benim ardımdan daha nice kitapların yazılacağına inanıyorum. (Yazarla İletişim: baharvardarli@gmail.com)

Çeşme’den sonra okulunu yazdı

Geçtiğimiz yıl yayınladığı “Çeşme Çeşme” isimli yapıtından sonra yetiştiği okulunu kaleme alarak, “Biz Kolejliyiz!” eserini okuyucularına sunan Bahar Vardarlı’yı gönülden kutladık.

Bir eski kolejliyi kaybettik

Amerikan Kız Koleji (ACI) 1939 mezunlarından, İzmir Kız Lisesi İngilizce öğretmeni, U.S.A. Detroit Ulusal Kütüphanesi yöneticilerinden Seniha Altınkalem Talay, geçtiğimiz hafta İzmir’de vefat edip Soğukkuyu Aile Kabristanı’nda toprağa verildi. Merhum İzmirli Hafız Hattat Hacı Nazmi Altınkalem ile merhum ciciannem Hatice Altınkalem’in büyük kızı olan Seniha Hanım, tüm eski ACI mezunlarının sevgi ve saygı duyduğu, melek ruhlu, sevimli ve seçkin bir çağdaş “Türk Kadını” idi. 11 Nisan 1954 tarihinde Bergama Antik Kenti gezisinde çektirdiği bu fotoğrafı, annemin özel albümünden alıp yayınlıyorum. Güle güle Seniha Teyze.. Allah Rahmet Eylesin. (Son dakika: 1936 ACI mezunu, İzmirli avukat H. Fitnat Saltuğ’u da kaybettik)

Sınıf arkadaşları buluştu

Bahar Vardarlı’yı Kedi Sanat Galerisi’ndeki imza gününde yalnız bırakmayan sınıf arkadaşları eski okul günlerini özlemle andı. Arka sıra: Selma Aysular, Güner Tungar Ansal, Füsun Yavuz, Perizat Baradan, Bahar Vardarlı, Vedia Yöndem. Ön sıra: Tuna Özgiller, Sema Korkan.

ACI 1968 mezunları

Çok uzun yıllar geçti.. Okullarından mezun olduktan sonra çocuklara, torunlara karıştılar.. Ama Amerikan Kız Koleji 1968 mezunu hanımlar, yılın belli günlerinde buluşup çok sevdikleri okullarının çatısı altında hasret gideriyorlar.. Ne mutlu onlara..

Sevin Oran’dan şükran plaketi

Amerikan Kız Koleji’nden Yetişenler Derneği Başkanı Sevin Oran, sevgili arkadaşı Bahar Vardarlı’ya, ACI Müdür Başyardımcısı Anette Gomel ve ACI Müdürü Mr.Hanna’nın katılımıyla şükran plaketi sundu (Fotoğrafları çeken okul fotoğrafçısı Emre Aydın’a teşekkür ederim).
 


Kitaptan

 

BİZ “KOLEJLİYİZ !...” NASIL YAZILDI?


Bahar Vardarlı

Nereden gelirse gelsin, ottan, çiçekten…
Gelsin de nereden gelirse gelsin!
Bir “hişt…” sesi gelmedi mi fena…
Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları…
“Hişt hişt…”

Sait Faik “Son Kuşlar”

(Bana “Hişt, hişt!” diyen okuluma teşekkürlerimle,)

Ben 1968 mezunuyum. Mezuniyetimden bu yana kırkiki yıl geçmiş... Okula giriş tarihimden hesapladığım zaman ise elli yıl olmuş... Yarım yüzyıl boyunca ben, okuluma her gidişimde; ayni merdivenleri çıkıyor, aynı amfi tiyatroda oturuyor, aynı ofisin kapısını açıyorum!

Bu nedenle ben okulumun kapısından adımımı attığım andan itibaren, tüm zamanları birlikte yaşarım. Alt kapıdan girdiğimde, gözlerimin önünde ürkek küçük bir kız, sınava koşan bir lise öğrencisi, mezuniyet törenine katılmak üzere acele eden bir heyecan topu, Yetişenler Derneği’nin olgun bir üyesi, okulda gerçekleştirilen kültür faaliyetlerine meraklı bir mezun ve daha nice değişik kimliklerim canlanır. Ben okulumdan başka hiçbir yerde böyle çoğalamam. Benim kişiliğimin temellerinin oluştuğu bu mekân, ayni özelliklerini korudukça, benim yaşamımın tüm kesitlerini içinde barındırdıkça, beni zenginleştirir.

Kendi özel yaşantıma baktığımda, İzmir’in değişimiyle birlikte çok şeyi yitirdiğimizden, artık boşluktayım; ne şehrim, ne doğduğum ev, ne komşularım, ne de gittiğim ilkokul var ortada. Hepsi yerle bir olmuş, modernlik adına yapılan çirkinliklere karışmış, yitmiş gitmiş…

Bugüne dek en az on ev değiştirdiğimi anımsıyorum; inanın küçüklüğümden kalma bir sandalyem dahi yok elimde… Kalanlar sadece resimlerde görebildiklerim.
Ben okulumun varlığıyla birlikte nasıl çoğaldığımı hissediyorsam, diğer mezunların da ayni duyguları yaşadığının bilincimdeyim. Geçmişin hoyratça parçalandığı, eskiye dair hiçbir kalıntının bırakılmadığı, saldırganca her bağın koparılıp atıldığı günümüz kültüründe, okulumun uzun geçmişi ile onur duymaktayım.

Böyle bir kitap yazmayı düşündüğümü ilk önce sevgili İsmet Noonan’a açtım, fikrimi büyük bir sevinçle alkışladı. O sırada İsmet Noonan’ın yaşam öyküsü olan, kendi yazdığı, “Halikarnas Balıkçısı’nın Kızından, Anılar Akın Akın…” kitabı üzerinde çalışıyorduk, Bu yüzden bana engel olduğunu bile düşünmeye başladı. Oysa ben İsmet Noonan’la birlikte olmaktan büyük zevk alıyor; Bodrum’un yaratıcısı, büyük sanatçı ve yazar, Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı hakkında, ondan çok şey öğreniyordum. Özellikle bana kendi yaşamını açtığı, beni özel hayatına dahil ettiği için minnet duyuyordum.

Birlikte çalıştığımız günlerden birinde İsmet Noonan, elinde uzun bir telefon listesiyle geldi; bunlar bilgi için ulaşabileceğim mezunlarımızın adları ve telefon numaralarıydı. Kolej hakkındaki projemi gerçekleştirmemi gönülden istiyordu. Hatta ben vazgeçmeyeyim diye, benim bulunmadığım İzmir Amerikan Koleji’nde Yetişenler Derneği’nin bir yemeğinde, okul hakkında bir kitap yazacağımı duyurmuş. Bir baktım Yetişenler Derneği başkanımız, sevgili Sevin Oran, sevinçle beni telefonda arıyor, teşebbüsümden ötürü kutluyor.

Ben şaşkınlıkla, “Ortada bir şey yok Sevin Abla, sadece niyetim var,” diyebildim. Ama işe de koyuldum.

Önce bu kitabı yazmaya nasıl cesaret ettiğimi açıklamam gerek diye düşünüyorum çünkü bu atılım siz Kolejlilerin verdiği güçle oldu.

“Çeşme Çeşme” adlı kitabım, o kadar ilgi gördü ve övgü topladı ki, sonunda bana, “Ne mutlu Kolejliyim!” dedirtti.

Olmazdı böyle kültür birliği, gönül birliği, bakış birliği, algılayış birliği… Ben bu ruhu herkese duyurmalıydım. “Kolejli Olmak Ruhunun” ne demek olduğunu çevreme yansıtmalıydım…

Aslında benim, kişisel olarak anılarımı yazacak ne bir ünüm, ne bir başarım ne de ailemden gelme bir kültür mirasım var; bu gerçeğin bilincindeyim. Anıların yazılması ve okunması için toplumun merak edeceği, mutlaka öğrenmek ve tanımak isteyeceği değerlere sahip olmak gerekir diye düşünmekteyim. Ama kabul etmek gerekirse, benim büyük bir şansım var; ben “KOLEJLİYİM!” Okulumu,130.yılımızı kutlayışımızı ve birlikteliğimizi önemsiyorum.

Okulum hakkındaki notlarımı yazarken çabam, ayni deneyimi yaşayan okuldaşlarımla bütünleşmektir.

Okulumuz hakkında ilk kitap yazan ben değilim! En son olarak, Şule Gürsoy Erkun,un’43 okulumuzla ilgili, ‘Anılar Solmasın’ adlı bir kitap yazdığını biliyorum. Şule Gürsoy, kitabını, değerli yöneticimiz, Miss Olive Greene’e, öğretmenimiz Zeki Baran Bey’e ve sınıf arkadaşlarına ithaf etmiş.

Umuyorum benim kitabımı da daha nice Kolejli’nin yazacağı kitaplar takip eder. Kitabıma başlamama neden olan ilk randevuyu, sevgili Efser Kayral’40 dan, 2008 yazında, onun kendi ısrarıyla aldım. Sevgili Efser Kayral, Dipnot Kitap Kulübü’nde beni her görüşünde,

“Bak Bahar, bana bir şey olursa eğer, sen gelip beni dinlemediğin için kitabın eksik kalacak,” diye espri yapıyordu.

Ben ise, yaşı olmayan, bu her daim genç arkadaşıma,

“Siz çok çok yaşayacaksınız, kitabımı beraber okuyacağız,” diyordum; karşılıklı gülüşüyorduk. Bu kitabı okudukça, sizler de benimle birlikte zaman tünelinde geriye bir yolculuk yapacaksınız.

Kolejimizin 130. kuruluş yılında, benim de okuluma karşı bir görevim, bir şükran borcum olduğunu, beni yetiştiren bu eşsiz kuruma bir armağan verebileceğimi düşündüm.

Son yıllarda, Amerikan Kolejinde Yetişenler Dermeği’nin belirlediği slogana uyup,

“ACI BİZLERİ YETİŞTİRDİ; BİZLER DE ONU YAŞATACAĞIZ, “ diyerek, amatörce geliştirdiğim yazma yeteneğimle, bu kitabın satış gelirinin, gereksinim duyan ACI öğrencileri için burs kaynağı oluşturmasını amaçladım ve başladım yazmaya…

Okul anılarımı yazmak benim için bir keyif olacak. “Ne mutlu bize, biz Kolejliyiz !” diyelim ve başlayalım anlatmaya…





 
 

Valid HTML 4.01 Transitional

Valid CSS!