|
|
|
|
| |
 |
Adorno ve Edward Said, ölümün gölgesinin üzerine düştüğü dönemde
sanatçının inatla ama farklı bir bakış açısıyla eserler ürettiği
dönemi “geçlik “ olarak tanımlar. Kitabın alt başlığı olan “Rüzgâra
karşı edebiyat ve müzik” hayata tutunmaya çalışan sanatçının bu
“geç” dönemdeki yaratma uğraşını anlatır. Said yeni bir ifade düzeyine
ulaşan sanatçı için geçlik tanımını şöyle yapar: “Geçlik yolun
sonunda, her şeyin bilincinde, anılarla dolu ve hatta doğaüstü bir
biçimde, bugünün farkında olmaktır.” |
| |
 |
“Terk edilmiş bir çocuktu; kötü huyları, daha çok genç yaşlardayken ortaya
çıkmaya başladı: Kendisini evlat edinen yoksul köylüleri soydu. Azarlandığı
halde hırsızlığa devam etti; kapatıldığı ıslahevinden kaçtı, hırsızlık ve
soygun yapmaya, bu da yetmiyormuş gibi kendini satmaya başladı. Hayatı sefalet,
dilencilik ve yankesicilikle geçiyordu; herkesle yatıyor, herkese ihanet
ediyor ve hiçbir güç azmini yenemiyordu: Hayatını bilinçli olarak kötülüğe
adadığı bir dönemdi.” J.P: Sartre
|
| |
 |
Aç Yol kitabı ile Booker ödülünü kazanan Nijeryalı yazar Ben Okri,
"Büyük hikayeler geçmişimizin tınılarını gizemli kökenimizi ve kutsal
yazgımızı harmanlayarak bize geleceğimizi sezdirirler," der. Okri
Tehlikeli Aşk adlı kitabında imkansız bir aşkın izini sürerken,
fonda kaotik ülkesinin çileli panaromasını yansıtır. Yoruba kabilesinin
mitler, rüyalar, inançlarla bezenmiş geleneksel sözel anlatıma dayalı
kültürü ile beslenen yazar, beyaz adam tarafından talan edilen ülkesinin
çözümünü "Rüyalarımız Sorumluluğumuzdur" söyleminde bulur. |
| |
 |
Virginia Woolf "Yıllar" adlı eserinde da, yarım yüzyıla yakın bir
zaman parantezi içinde, Londralı Partiger ailesinin fertlerinin
izini sürer. Woolf bu eserinde kahramanların kuşaklar boyu gelgitleri,
düşünce farklılıkları, yeni gelen yüzyılın talep ettiği hızlı değişime
tepkilerini ele alırken kendine has bilinç-akışı, izlenimcilik,
çok odaklı zamanlama, bilinçdışı motiflerinin kullanılması gibi özelliklerinin
dışına çıkarak geleneksel ben-anlatıcı romana döner. Büyük bir ailenin
yarım yüzyıl içinde yaşadıkları savaş acılarını, birbirleriyle tatlı-acı
ilişkilerini. özel açmazlarını harika bir şekilde kurduğu Londra
sahnesinde okuruna yaşatır. |
| |
 |
"Kuzeye Göç Mevsimi" Arap Akademisi tarafından 20. yüzyılın en önemli
kitabı ilan edilmiştir. Edward Said kitabı, Joseph Conrad'ın
"Karanlığın Yüreği" ile bir hesaplaşma olduğunu söyler. Conrad
Londra'dan yola çıkan beyaz adamın Afrika'nın derinliklerine
yaptığı yolculukta yüzleştiği "karanlık yüreğinin" dehşetini anlatırken,
Tayep Salih bu yolculuğu Sudan'dan Kuzeye, Londra'ya çevirir.
Avrupa'nın bin yıldan fazla zamandır taşıdığı "zorbalığın virüsü"
güneyin barışsever topraklarına bulaşmış ve bu yolculuk sonucunda
bir bumerang misali Londra'yı vurmuştur. |
| |
 |
"Kutsal Gece" adlı eseri ile Goncourt Ödülünü alan Faslı yazar Tahar
ben Jelloun, "Tanca'da bir Çay" adlı tiyatro oyununda Beckett
ve Genet'i Tanca'nın Hafa kahvesinde bir araya getirir. Bu
iki ölümsüz yazarın düşsel atışmalarında hem kişilikleri hem de
dönemin ruhu yavaş yavaş ortaya çıkar. Irkçılığa acıtıcı göndermeler
yaparken. birbirlerinin yazınına zekice dokundururlar.
"Godot'yu Beklerken"'in boş sahnesindeki tek söğüt ağacının yapımcısı
ünlü heykeltraş Giacometti'yi beklerler. |
| |
 |
Yirminci yüzyılın ilk yarısında nüfus mübadelesinde ailesiyle birlikte
Yunanistan'dan gelen Murtaza, bir dürüstlük abidesidir. Mal
mülk sahibi olmak için devlete yalan söylememiş, yoksulluk pahasına
dürüstlüğünden ödün vermemiştir. Çünkü o "damarlarında Kolağası
Hasan Beyin mübarek kanını" taşımaktadır. Kural ve disiplin takıntısı
ile amirlerinin her söylediğini hiç tartışmadan, harfiyen yerine
getirir. Vazife uğruna feda etmeyeceği hiçbir şey yoktur.
Gözü kendi çocuğunu çoluğunu bile görmez. O, âmirleri için ideal
bir işçi, ama çevresi için hem alay konusu olan hem de
nefret edilen bir kişidir. |
| |
 |
İkinci Irak Savaşı sırasında bir bedevi köyü olan Kafr Karam’da
kendi halinde yaşayıp giden bir aile, Amerikan askerlerinin insanlık
dışı saldırısına uğrar. Bu saldırı sırasında bedevi törelerine göre
bir babanın en mahrem yerlerinin gözler önüne serilmesi ile kutsal
bir tabu yıkılır. "Onur" Arap dünyasının merkezinde olan, üzerine
titrenen, her şeyin üstünde tutulan bir kavramdır. Onuru bu şekilde
çiğnenen ailenin uslu, hürmetkâr delikanlısı için artık bu utancı
ve kirlenmiş özsaygısını kanla temizlemekten başka bir yol yoktur.
Arap
Medeniyetinin İnsanlığa Armağanı sayfamızda Arap medeniyetinin
insanlığa katkılarını alfabetik sırayla inceleme imkanını bulacaksınız.
|
| |
 |
Neden ve nasıl olduğu bilinmeyen bir kaza sonucu bir denizci kendini,
Kafka karabasanlarını aratmayan "Hak" kentinde bulur. Bu zamansız,
mekansız kente öğretmen olarak gelen anlatıcı kendinden kaçmaktadır
ama aynı zamanda bir "kendini bulma" arayışı içindedir. Bu
yolculukta yaşamın önceden de ezberlenmiş bir biçimi olmadığını
“Sessizliğin sesini, ezikliğin, çaresizliğin, baş eğişin, yokluğun
eşiğini, çıldırmadan nasıl yaşandığını" öğrenir. Bu süreçte okuma
yazma, matematik, hayat bilgisi öğrenen çocuklara ayrılmadan önce
öğrettiği her şeyi unutmalarını öğütler. Çünkü doğru herkes için
aynı değildir, Ayrıca "bilmek" te beraberinde mutsuzluğu ve umutsuzluğu
getirecektir. Ancak söylemek istediği tek gerçek “trahom’un
ve cüzzamın alınyazısı” olmadığıdır. |
| |
 |
Bilge Karasu, "Gece" de katman katman bir düşsel dünya
kurar. Bir katmanda toplumsal, kültürel, tarihsel karabasanlar
içindeki bireyin korkuları, umutları, açmazları anlatılır. Bir diğer
katmanda ise yazarın, bölümler arasındaki ilginç dipnotlarla okuru
yazma edimine dahil etmesi ile kitap ayrı bir boyuta ulaşır. Dört
bölümde ele alınan eserde olaylar farklı açılardan ele alınarak
aktarılırken bölümler arası ipuçları kitaba ayrı bir polisiye heyecan
ekler. Dildeki amacının "...benim dilim çiçek derlemek
üzere eğilip kalkan bir gövdenin yumuşaklığına, dalgalanışına ulaşmalı."
diyen Bilge Karasu hiç kuşkusuz bu kitabı ile bir "dil ustası"
olarak amacına ulaşmıştır. |
| |
 |
"Kendimi, dilimi ve birlikte doğup büyüdüğüm insanların durulmaz
bir coşkuyla bana taşıdıkları sevgiyi koruyabilmek için direndim.Sevgili
Arsız Ölüm bu direnişim için aralarında büyüdüğüm insanların bana
armağanıdır. Keşke onu daha soluk soluğa, daha parçalanmış
bir teknikle, daha erken yazabilseydim." – Latife Tekin |
| |
 |
James Joyce'un Dublinliler adlı kitabının son
öyküsü Ölüler John Huston tarafından filme alınmıştı. Filmin
sonundaki çok etkileyici İrlanda folk şarkısını ve filmin final
bölümünü video sayfamızda bulabilirsiniz
"Yaygınlaştırmaya değer fikirleri" bulup, yaymak amacı ile 1984
yılında kurulan TED -"Technology, Entertainment, Design"
Teknoloji, Eğlence, ve Tasarım konusunda yılda iki konferans
düzenlemektedir. Konferanslarla ilgili videolardan ikisini
aşağıda sunuyoruz.
www.ted.com/ adresinde
bu alanlarda pek çok yenilik dolu fikirler bulacaksınız.
|
| |
|
|
| |
|
Dipnot
Kitap Kulübünu anasayfanız yapmak ister misini? |
| |
|
|
|
| 23.05.2012 |
Çiçeklerin Meryem Anası -
Jean Genet
 |
| 06.06.2011 |
Tıpkı Hayat Gibi - Raşel Rakella Asal
Artakalanlar - Okuduklarımızı Anımsama
|
| 20.06.2012 |
Toplantı yapılmıyor |
| 04.07.2012 |
2666 - Roberto Bolano |
| 18.07.2012 |
2666 - Roberto Bolano |
| 01.08.2012 |
Solgun Ateş - Vladimir Nabokov |
| 15.08.2012 |
Anna Karenina - Lev Tolstoy |
| 29.08.2012 |
Anna Karenina - Lev Tolstoy |
| 12.09.2012 |
Yalnız Bir Adamın Kitabı - Gao Xingjian |
Bu sayfalarımızda, eleşirilerimizi, çalışma sorularını,
kitap, yazarı, dönemi, felsefesi, edebiyat akımları
gibi bilgileri bulacaksınız. Lütfen
TIKLAYINIZ
Norveç Kitap Kulüpleri, dünyayı ele geçiren televizyon
ve bilgisayara karşı klasik edebiyatı yüceltmek
için tüm zamanların en iyi yüz kitabını belirledi.
Liste, aralarında Salman Rüşdi, Milan Kundera, John
Le Carre, John Irving, Nadine Gordimer, Carlos Fuentes
gibi isimlerin de bulunduğu 54 ülkeden çok sayıda
yazarın katılımıyla belirlendi. Ülkemizden Yasar
Kemal, Orhan Pamuk, Ahmet Altan
Mehmed Uzun listeye katkıda bulundular. En
çok oyu Don Kişot'un aldığı listeyi, açıklandığı
gibi, sıra gözetmeden yayımlıyoruz
Fransız yayın perakendecilerinin Fnac ve Paris gazetesinin
Le Monde yaptığı anketlerden çıkan, yirminci yüzyılın
en iyi yüz kitabı olduğu düşünülen kitapların sınıflandırılmış
bir listesidir.
Kulübümüzde okuduğumuz
kitaplar mavi linkler ile işaretlenmiştir. Tıkladığınızda
kitap ile ilgili sayfamıza ulaşabilirsiniz.
|
Kulübümüz çalışmaları hakkında fikir edinmek ve bizleri
yakından tanımak için tıklayınız.
|
Her yorum yazımız kendi kitap sayfasında yayımlanmaktadır.
Ayrıca yorumlarımızın dökümünü
Bizim Yorumlarımız sayfamızda
bulabilirsiniz. |
Son Giren Çalışmalar -
Bilgili Seyirci ve Anlamlandırma
Süreci
(Anayurt Oteli filmi üzerine) - Semiramis Yağcıoğlu
Işığa Adanmış Bir Yaşam
- Hülya Soyşekerci
Erasmus * Deliliğe Övgu - Yücel
Nural
Deliliğin Tarihi Kötü Ruhlar
Karışınca - Yücel Nural
AKLISELİM DÜNYADA DELİLİK TEK
ÖZGÜRLÜK MÜ? Stefan Zweig penceresinden Erasmus ve Deliliğe Övgü
- Şule Bölükoğlu
Yeraltında İç Savaşlar
- Deniz Şarman
19.yy Rus politik
ve kültür ilişkisi - Derleyen - Nevcihan Oktar
İslamiyet
Öncesi Orta Asya Türkleri - Silvia Franko
İnançlar ve Mitoloji -
Silvia Franko
Kitapların
Sonu mu Geldi? Eren Arcan
Engin Geçtan “Zamane” Üstüne Düşünceler
Yücel Nural
Düşlerindeki İnsanları Kendine Daha Yakın
Hisseden bir Roman Kahramanı : Emma Bovary- Raşel Rakella Asal
At Çalmaya Gidiyoruz -
Şule Bölükoğlu
Ayşe Sarısayın
ve "Karakalem Resimler- Hülya Soyşekerci"
"Karbon Kopya'da" Gerçeğin
Halleri - Hülya Soyşekerci
Sema Kaygusuz ve "Yüzümde bir
yer" için düzeltilmiş Notlar - Deniz Şarman
Yazar ve Okurun Cervantes'in Kaleminde
Buluşması - Şule Bölükoğlu
Havaalanında Bir Hafta
- Bahar Vardarlı
İçimize Bir Yolculuk - Şule Bölükoğlu
Piyanonun Şairi Chopin - Eren Arcan
Tarih İçinde Müzik - Eren Arcan
Silvia Franko'nun Riane Eiser'in
"The Chalice and the Blade adlı kitabı üzerine yaptığı "Kadeh ve
Kılıç" adlı çalışması
Yücel Nural Orlanda Figis'in
Nataşa'nın Dansı eseri üzerine
Gogol ve Ölü Canlar - Yücel Nural
Yorumlarımızın tüm dökümünü
Bizim Yorumlarımız sayfamızda
bulabilirsiniz.
|
|